MİLLETİMİZE GEÇMİŞ OLSUN (MAĞDUR OLANLARIN HAKLARI)

15 Temmuz ve sonrası devam eden kalkışma da;

  1. Darbe teşebbüsünde bulunanlardan
  2. Güvenlik güçlerinden müdahalede bulunanlardan,
  3. Sivil halktan darbeye karşı duranlardan,

Olmak üzere üç ayrı gruptan kişiler veya yakınlarının mağdur olmaları söz konusudur.

Esasen konular 18.08.2015, 07.11.2015 ve 12.10.2015 tarihli yazılarımızda incelenmiştir.

2.GRUPTAN ZARAR GÖRENLER (GÜVENLİK GÜÇLERİNDEN)

Darbe teşebbüsünde zarar gören güvenlik güçleri ve kamu görevlileri esasen 2330,

3713, 5434 ve 5510 sayılı kanunlar ile korunduğundan bir eksiklik olması düşünülemez, yeterli olan zararı giderme ve aylık bağlama kuralları yalnızca bu uğurda fedakarlık göstermiş olan aziz şehit ve gaziler için ile bir teşvik,ödül sistemi ile taçlandırılabilir.

 

3.GRUPTAN DARBEYE KARŞI DURAN SİVİL VATANDAŞLAR.

Esasen terör olaylarından zarar gören vatandaşlar 5233 sayılı kanunlar karşılanmaktadır. 5223 kapsamında kabul edilen, terörle mücadelede aktif görevde olanlar değildir. Normal yaşamını sürdürürken zarara uğrayanlardır.

Nitekim 2330 sayılı Kanunun 2.maddesinde;

Fıkra e) Güven ve asayişin korunmasında hizmetlerinden yararlanılması zorunlu olan ve yetkililerce kendilerine bu amaca yönelik görev verilen kamu görevlileri ve sivilleri;

Fıkra f) (Ek: 7/6/1990 - 3658/1 md.) İç güvenlik ve asayişin korunmasında veya kaçakçılığın men, takip ve tahkiki ile ilgili olarak güvenlik kuvvetlerine kendiliklerinden yardımcı olmuş ve faydalı oldukları yetkililerce tevsik edilmiş şahısları;

Denilmek sureti ile asıl olan güvenlik güçlerine yardım olduğu vurgulanmıştır. Esasen Cumhurbaşkanının çağrısı ile bu çağrıya uyanların sosyal güvenlik anlamında 2330 sayılı kanun kapsamında hak kazanmaları konusunda bir eksiklik olmadığı gibi yapılacak özel bir kanuni düzenleme ile bu kişiler açıkça sayma yolu ile gelecek nesiller nezdinde kanunen de unutulmaz bir anı olacaklardır.

 

  1. GRUPTAN DARBE TEŞEBBÜSÜNDE BULUNANLAR

Bu konu 18.08.2015 tarihli yazımızda incelenmiştir.

Daha önce açıklamaya çalıştığım bu hususta maalesef 5510 sayılı Sosyal Güvenlik kanununda özellikle ölümde hakları sınırlayan bir uygulama bulunmamaktadır. Eş ve çocuklar mevcut haklardan yararlanacaktır. Bunlar 1.10.2008 sonrası göreve başlayanlardır. Zira uzun vadeli sigorta kolları arasında SSK ve BAĞ-KUR'luların iş kazası halinde 22.maddede yer alan ceza sorumluluğu olmayanlar hari. ibaresi veya kasdi hareketi yüzünden iş kazasından zarar görenlerin hakları sınırlanmış ise da uzun vadeli sigortalar bakımından sınırlayan bir başka hüküm yoktur. Yani ölüm,malullük, yaşlılık hallerinde aylık bağlanabilecektir. Gerçi 22.maddede yer alan malül ibaresi iş kazasında kullanılabilecek bir kavram olmadığından yasa koyucunun sınırlamayı uzun vadeli sigortalar bakımından da düzenlemek istediği sonucuna varılabilir. Ancak hüküm bu hali ile yaşlılık aylığının önüne geçen bir düzenlemeyi içinde taşımamaktadır.

Kamu görevlileri bakımından vazife malullüğünü düzenleyen 47 maddede yeni memurlar bakımından vazife malülü olan veya vazife malüllüğüne hak kazanacak şekilde ölenlere ölüm aylığı bağlanmasında  "b)Kanun, tüzük ve emir dışında hareket etmiş olmaktan, c)yasak fiilleri yapmaktan " şeklinde belirtilen düzenlemenin benzere 5434 sayılı kanunun 48.maddesinde bulunmaktadır. Bu şekilde eylemlerde vazife malüllüğünden doğan haklar kalkmakta yerine adi malüllüğe ilişkin hükümler uygulanmaktadır.

Genel olarak eski memurların emeklilik haklarının düşmesine ilişkin hüküm 5434 sayılı yasanın 92.maddesinde düzenlenmiştir. Bu Türk Vatandaşlığından çıkarılma halidir. Türk Vatandaşlık Kanunu 5901 md.29 ve 30. maddelerinde kaybettirmeye dair hükümler var ise de 30 maddesinde kaybettirmenin eş ve çocukları etkilemediği kabul edilmiştir. Örneğin ölümlerde vatandaşlığı kaybettirmek anlamsız kalacağı gibi sosyal güvenlik yalnızca vatandaşlarımız için değil sigortalı olan yabancılar içinde hak sağladığından her zaman vatandaşlığa bağlı sonuçlar yeterli olmayacaktır.

5510 sayılı Kanunun 106.maddesinin 8 nolu başlığında 5434 sayılı kanunun 90 ila 100.maddelerinin kaldırıldığı kayıtlı isede geçici 4.madde uyarınca eski memurlar hakkında uygulanmaya devam edilecektir. 5510 sayılı Kanunda 22.madde dışında ki o huküm de açıkça anlaşılır değildir ve yalnızca ölüm, malüllük hallerinde işlerlik kazanmaktadır.

Memur olanlardan ölen kişilerin yargılanmaları ve vatandaşlıktan çıkarılmaları mümkün olmadığından geride kalanlara aylık bağlama zorunluluğu doğmaktadır. 1.10.2008 sonrası memurlar ile genel olarak 4a(SSK) ve 4b (BAĞ-KUR) sigortalılarının ölüm ve malül aylıkları 22.maddede yer alan ceza sorumluluğu olmayanlar hariç ve kasti hareket,malül ibarelerinden bu aylıkların bağlanmasının önüne geçececeği düşünülebilse de, 5434 sayılı kanunun 92.maddesinin yaşayan ve vatandaşlıktan çıkarılma cezasına çarptırılacak kişiler bakımından uygulanması mümkün ise de kesin hüküm elde edilene kadar uygulanma imkanı bulunmamaktadır.

Sorun, kamu görevlisi iken veya özel kesimde işci iken, BAĞ-KUR'lu iken terörist eylemlerde bulunan kişler bakımından geçerli olduğu kadar, son kalkışmada suç işleyenler bakımından da geçerliliğini korumaktaktadır.

Sosyal güvenlik haklarının  tümden kaldırmak sosyal güvenlik ve adalet ilkelerine aykırı kabul edildiği ölçüde sınırlayan-azaltan bir yöntem, kabul edilmez ise tümden sınırlayan bir  kanun değişikliği ile geçmişe yürür halde kabul edilmelidir.

Bu anlamda kanuni düzenlemeye kadar kişilerin dosyalarında aylık bağlama ve ikramiye ödemesine bloke koyan idari işlemler yapılmalı, kurumun personeli dahi işlem yapmak istese bunu önleyen yazılım eklenmelidir.

Bazı sözler ancak sukuna eriştikten sonra sarfedilebilecektir.

Milletimize geçmiş olsun.

1.Ordu Komutanının  şahsında tüm onurlu görevini hakkıyla yapanları ve kahraman milletimizi ,polisimizi, askerimizi  tebrik eder,

Sayın Cumhurbaşkanımıza demokratik bir yönetim içinde uzun, sağlıklı bir ömür dilerim.

Avukat Abdulhalim Eke