MEMLEKETİN EKSİKLERİ = SANATÇILAR MEZARLIĞI – HAİNLER MEZARLIĞI, SOSYAL GÜVENLİK KARŞISINDA DURUMLA


Sanatçılar toplumun estetik değerlerini, algımızı geliştiren bize farklılık katan topluluklar. Sanatın alçısı toplum olduğuna göre ya sanat toplumsal değerleri geliştirmek için kullanılmakta yada toplumun değerlerinin aksine toplumu değiştirmek için kullanılmakta, bu koşulda değişimi toplumun çoğunluğuna eriştiremeyen düşüncelerin tarafları azınlık olarak kalmakta. Sanatın hemen etkileri yanında kendilerini yüzyıllar sonra anlayabildiğimiz hala etkilerini sürdüren sanatçıları düşündüğümüzde sanatın tüm geleceği etkilediği ortada. Hattan Yeşilçam filmlerinin yüzde yüze yakını İstanbulda çekildiğinden Anadoluda izlendikçe İstanbula göçün artmış olabileceğini düşünmeden edemiyorum. Yeşilçam filmleri olmasa idi İstanbul bu nüfusa bu tarihte erişemezdi.  Ayrıca sanatçıların üretken zihinleri ile bir çok buluş ve yenilik ile bizi etkiledikleri bilinen gerçekler. O halde hangi tarz olursa olsun sanatın dışlanması söz konusu olamaz .

Sanat orijinal hali ile mesleki vasfı olan tüm işleri anlatırken artık günümüzde sanat ve sanatçı denince medya ve sosyal güvenlik anlamında müzik, tiyatro, film, resim, heykel gibi işler anlaşılmaya başlanmış bulunmakta.

Sanatçının toplum değerlerini değiştirmesi toplumun var olan halini kabul ve kendi yeteneklerinin toplumca kabulü sabırla bekleyerekten geçmekte iken darbeci, terörist gibi unsurların tavırları silahlı eylem ile toplumu sindirme, dayatma, çoğunluk olmadan ellerindeki tekelci güçle zorakilik vasıflarını taşıyor. Bu nedenle sanatçılar unutulmazlar hainler ise zihinlerde yer edemezler.

Sosyal güvenlik boyutundan baktığımızda sanatçıların sosyal güvenlik –emeklilik hakları konusunda yeterli duyarlılığı göstermedikleri, zaman zaman sanatçı borçlanmasına ilişkin yasal değişiklikler yapılarak, sosyal güvenlik alanında koruma getirildiğini görmekle birlikte şaşaalı bir yaşam sürerken sanatçıların sosyal güvenliği gerek yeterli bulmamalarından gerekse duyarsızlıklarında sosyal güvenliksiz kaldıklarını görüyoruz. Ancak sosyal güvenlik anlamında en az aylığın 900TL en çok aylığın halen 4.500 Tl aylık olduğunu bu alana ilgi göstermelerini sigortalı olmaları ve yüksek prim ödemelerinin kendilerine ileride yarar sağlayacağını düşünüyoruz.

Daha önceki yazılarımızda konuyu incelediğimiz, bu yazımızda ise hain diye nitelediğimiz ve devlet aleyhine suç işleyen kişilerin vatandaşlıktan çıkarılanlar hariç sosyal güvenlik haklarında hala bir sınırlama getirilmediği üzüntü ile izlemekteyiz.

Sanatçıların ölümünden sonra yaşadıkları hayata yakışır ve estetik değerlerin geliştirildiği sanatçı mezarlıklarının diğer mezarlıklardan ayrılması, bunun arazilerini sanatçılar birleşip kendileri de alabilirler. Bu mezarlıklarda en azında daha yeşil, daha çiçekli, sadece bitkilerden oluşsa bile daha sanatsal mezarlıklar olabileceği beklentisi ise ve isteyen sanatçıların buraya istemeyenlerin normal mezarlıklara gömülmesi için özellikle İstanbulda bir sanatçı mezarlığı oluşturulması  bana iyi bir teklif olarak geliyor. Bu aynı zamanda gerek fikri ayrılık gerek cinsel tercih farklılığı gibi sanatçılar ile yan yana mezarlıkta yatmak istemeyen toplumun diğer bireylerinin de hakkı olmalıdır.

Sanatçının mezarından daha önemli bir husus hainler mezarlığıdır. Hainler mezarlığının yasal yapısı oluşturulması, eski yeni tüm hain mezarları bu alana toplanmalı, gerek bu mezarlara zarar verilmesinin önlenmesi, gerekse yakınları dışında hain sevenlerin takibi için  bu mezarlıklara giriş ve çıkışlar kontrol altında olması yapılabilecek işler olarak düşünülmelidir.

Bu gün itibari ile hainleri sosyal güvenlik olarak mezara sokmamış,yaşarken ölü hale getirmemiş ülkemizin bir sosyal güvenlik anlayışının hainler mezarlığını gerçekleştirmesinden önceki zorunlu toplumsal beklentimizin eylemlerinin ağırlığına göre ,sosyal güvenlik haklarının en ağır suçlular için tümden kaldırılması, daha hafif suçlar için sınırlanması işlemi tesis edilebilecek yasal alt yapının gerçekleştirilmesi olabilecektir.