ÇOCUKLARIN CİNSEL İSTİSMARINDA OLAY TARİHİNDE REŞİT OLAN TARAFIN BU UYGULAMADAN YARARLANMASI ENGELLE

ÇOCUKLARIN CİNSEL İSTİSMARINDA OLAY TARİHİNDE REŞİT OLAN TARAFIN BU

UYGULAMADAN YARARLANMASI ENGELLENMELİDİR.

 

Cinsel saldırı ve  çocukların cinsel istismarı Türk Ceza Kanununda insanlığa karşı suçlar içinde sayılmıştır (TCK md.77/f)., çocukların cinsel istismarı ise 103.maddede özel olarak düzenlenmiş ve 15 yaşını doldurmamış her çocuk için her tür cinsel davranış 15 yıla kadar, cinsel ilişkinin varlığı halinde cezanın alt sınırı 16 yıl olarak düzenlenirken, 104.maddede 15 yaşını bitirmiş kişiler ile rızaen cinsel ilişkiye girilmesi halinde ise şikayet halinde 2 yıldan 5 yıla kadar cezalandırılması düzenlenmiştir.

Bu suçların mağdurlarının mutlaka kız çocukları olması gerekmemektedir. Erkek çocuklara yönelik 18 yaşını bitiren kız-kadınlar tarafından gerçekleştirilecek eylemlerde suç kapsamındadır.

Burada korunan kız çocuğu değil bütün çocuklardır.

Kamu oyunda bugünlerde tartışılan konu ise 15 yaştan küçük olmasına rağmen rıza ile ilişkiye giren kişilerin daha sonra resmen evlenmeleri halinde failin bir defaya mahsus olmak üzere hapis cezasının infazından kurtarılması çalışmalarıdır.

Alan ceza hukukçularının alanı olmakla birlikte,

Kanunun amacının çocuğa yönelik tüm eylemleri yasaklamak olduğu açık olduğuna göre bu suçun sanığının sadece erkekler olması bu şekilde kabulü doğru değildir. Kızın 13 erkeğin 14 yaşında olduğu bir olayda sanık en az bir erkek değil ayrıca kızda sanık durumundadır. Ancak her nedense çocuk sayılsalar da sanık en az 2 kişi kız ve erkek olmalı, ayrıca ailelerde çocukların suçunu azmettirenler, suçun ortakları olarak ceza davasının muhatabı olmaktan kurtulmamalıdır.

 

Bu kişiler baştan rızaen kanun dışı evlenmiş, reşit olunca resmen evlenmiş olsalar bile bir kezde olsa yaptırımların hafifletilmesi kural tanımaz insanları cesaretlendirecek, çocukların korunma amacı gerçekleşmeyecektir.

 

Olay bazı kesimler bakımından islam hukukunun evliliğe izin verme düzenlemelerine yollama yapılarak suskunluk sağlanmak istense de, düzenlenmek istenen hususun ceza kanunu olduğu unutulmamalıdır. Bütün hukuk sistemleri ancak bütüncül uygulandığında koruma sağlamaktadır. Bu nedenle kurallar karmasından sağlıklı sonuçlar elde etme umulmamalıdır.

Günümüzde gelişmenin daha çok tarım toplumu olunan dönemler ile mukayese edilmesi de doğru değildir. Tarım toplumunda erkek veya kız çocukların önceliği eğitim yerine hayata en çabuk  sürede atılma, üretime katılma olarak tanımlandığında,  bugüne nazaran hayata daha önce hazırlandığını müşahade edebiliriz. Bugün belediye otobüsü ile evinden okuluna gidip gelemeyen bir çok çocuğumuz ile tarım toplumunda aynı yaşta tarlasını ekip hasat eden, yahut evin tüm işinin tamamını gören çocuklar ile kıyaslama yapmak mümkün değildir. Doğrudur bedensel gelişme günümüzde daha sağlıklı ve daha erken olsa da fikri gelişme çok geçtir. Nasıl ki İstanbulun fethini 21 yaşında gerçekleştiren Fatih Sultan Mehmet Han gibi aynı yaşta liderlerimiz olmadığı gibi, o yaşta üniversite okumayan gençler askerden gelebilmekte, üniversite okuyanlar ise 23-25 yaş aralığında mutad sürede üniversite mezunu olabilmektedirler. Bir çok gencin elinin işe yatkın olması, insan ilişkilerini makul düzeyde sürdürebilmesi, hele hele bir ömür sürecek bir evliliği sürdürebilecek olgunluğa erişmesi ise 20 li yaşlardan sonra arzu edilen düzeye gelmektedir. Bir çok siyasinin çocukları da mutlaka bu şekildedir. Günümüzün bilgi çağı olması, öğrenileceklerin çokluğu ve sürekli yenilenme gereği hayata atılma yaşını geciktirmektedir. Yine günümüzde uzayan ömürde evlilik yaşı fiilen erken olabilse de, erteleme zorunluluğunu getirmektedir. Mutlu bir yaşam sürdürebilecek 20 yaşındaki gençlerin önlerinde 50-60 yıldan fazla bir süreyi eşleri ile geçirebilecekleri bir ömürleri bulunmaktadır.

Reşit olan erkeklerin 10,11 veya 12 yaşındaki kız çocukları ile gayri resmi rızaya dayalı evlenmelerinin makul sayılabilir bir kabul şekli olamaz. Nasıl ki ergenliğe 12 li yaşlarda giren erkek 6 yıl bekleyebilmiş ise, 2-3 yıl daha bekleyerek, kızların en azından 15 yaşını bitirmelerini bekleyebilirler. En kabul edilemez şekil ise erkeklerin yaşça çok daha büyük olmaları halidir. Çocukta olsa rızası var dense de anne ve babaların çocuklarına bakamayacak derece yokluk içinde olmaları ve onları bir geçim-gelir kaynağı veya masraftan kurtulma nedeni olarak kabul etmemeleri gerekir. Bu koşullarda geçim veya gelir kaygısı ile verilen kararların rızaya dayalı kabulü düşünülemez. 12-13 yaşındaki erkek çocuklarını yaşı büyük reşit kadınlar ile evlendiremeyen anne babaların, sıra kızlara geldiğinde aynı hassasiyeti göstermemeleri kız çocuklarının islam öncesi dönemlerde değersiz kabul edilmelerinin bir başka şekli olarak kabulüde mümkündür. Ömür sevgi,güven,sağlık,kazanç ve hayırlı işlerle dolu olmalıdır. Özellikle küçük yaştaki kız çocuklarımız için erken gelen evliliklerinin hayata dair güveni topluma ve toplumdanda bu genç kesime sunduğunu erken evlilikte sunduğu söyleyenemez.Devletin çocukları koruyucu önlemleri artırması daha doğru çözüm tarzı olmalıdır.

Mutlaka bir düzenleme yapılacaksa  yaşı büyük olan kişilerin bu hükümlerden yararlanması önlenmeli ve hükme şu eklemenin yapılması bir çare olarak düşünülebilecektir.

“…sanığın olay tarihinde reşit olmaması ve resmi evliliğin kurulması koşulu ile…” eklemesinin yapılması,

Hem erkek ve hem de kızın olay tarihinde çocuk olmaları koşulu ile rızaya değer verilebilecek, yaşı büyük kişilerin bu hükümden yararlanması önlenmiş olabilecektir.