BOŞANAN SAYISI NASIL AZALTILIR- SOSYAL GÜVENLİK İLİŞKİSİ-KADIN VE SGK KARŞILIKLI NASIL GÜVENDE OLUR

Kız çocuklarının boşanmaları halinde sigortalı-anne ve babaları üzerinden,

Sigortalı anne baba yaşıyorsa genel sağlık sigortası sağlanıyor olması,

Sigortalı anne baba ölmüş ise ölüm aylığı bağlanma hakkının verilmesi,

Kız çocukları kendileri SSK, BAĞ-KUR sigortalısı olsalar da Emekli Sandığına tabi anne babalarından  bekar oldukları veya boşanma sonrası  dul-yetim aylığı verilmesi,

Sigortalının özellikle asgari kazanç ile çalışanların kendi emeklilik haklarının anne ve babadan gelecek aylık hakkından bazen daha olması nedeni ile kendi emekliliğini özendirmeyip kaçınılır ve anne babadan aylığın tercih edilir hale gelmesi,

Gibi bir çok neden ile kadınlar boşanma yolunu seçerek anne ve babalarından sosyal güvenlik hakkı elde etmektedirler.

Bu amaçla boşananlardan bir çoğu gerçekte, boşandığı eşlerinden ayrılmamakta aynı  evi paylaşmaya devam etmektedirler.

5510 sayılı kanun öncesi sadece birkaç ceza davasına konu olan boşanma sonrası aynı eşle birlikte yaşama olgusunun tespiti halinde  bağlanan aylıklar  56.maddesinde getirilen özel düzenleme nedeni ile geri alınmaktadır.

Öncelikle belirtmek gerekir ki ortada gerçekçi bir boşanma isteği olmayan bu durumda, kişilerin yani eşlerin amacı kadının ölen anne babasından, eski kocasından, memur olan kendi çocuğundan SGK aylığı olmaktır.

Ancak kanunlar Medeni  Hukuk anlamında bu boşanmayı geçerli bir boşanma kabul etmektedirler. Buna göre boşanan eşler birlikte yaşasalar da bir birinin mirasçısı olamazlar, biri diğerinin sosyal güvenlik hakkından yararlanamaz hale gelmektedirler. Eşlerin biribirinden bu hakların doğabilmesi için yeniden nikah kıyılması gerekmektedir.

Binlerce kişi boşandığı eşi ile birlikte yaşadığı için artık durum SGK tarafından tespit edildiğinde geçmiş yıllarda aldıkları tutarları, asıl, faiz, mahkeme masrafları, icra masrafları, mahkeme ve icra vekalet ücretleri ile ödemek zorunda kalmaktalar ve ödenen tutarlar alınan tutarların iki katına çıkmaktadır.

Bu anlamda şu çözümler mutlaka düşünülmelidir.

1-Boşanıp eşi ile birlikte yaşayan kadın, bu paraları birlikte yaşadığı eşi ile birlikte yemiştir. Üstelik  hukuka aykırı sonucu boşanma kararı ile birlikte gerçekleştirmişlerdir.  O HALDE AYLIK ALAN EŞ İLE BİRLİKTE KOCAYADA   YANİ BOŞANAN EŞLERDEN İKİSİNE BİRLİKTE DAVA AÇILMALIDIR. Zira gerek sebepsiz zenginleşme gerekse haksız fiil hükümleri mevcut yasalarımızda buna izin vermesine rağmen muhatap sadece kadın olmaktadır. Borcu göre nikahsız kalan koca bazen evden gidip yeni bir yaşamı seçmektedir. Bu aslında kadının sömürünün de önüne geçecektir. YANİ DAVA-GERİ ÖDEME TALEBİ  BOŞANAN PARAYI BİRLİKTE YİYEN-HARCAYAN HER İKİ İŞİ YÖNELTİLMELİDİR. Gerekir bu anlamda 56.maddeye ek yapılmalıdır.

Bu yaptırımın varlığı dahi ciddi caydırıcı olacaktır

2-SGK’ya aylık alan eş için boşadığı eşine karşı nafaka isteme hakkı verilmelidir. Bu aslında gerek gerçek gerekse birlikte yaşam amacı ile yapılan her tür boşanmaya uygulanmalıdır. Kadının boşanma davasındaki ben nafaka istemiyorum beyanı SGK bakımından bağlayıcı kabul edilmemeli, aynı şekilde yetersiz nafaka tutarları da bağlayıcı olmamalıdır. Nafaka alan kadınların nafaka tutarları ödenecek aylık tutarını geçmedikçe ödeme yapılmamalı, nafaka ile ödenmesi gereken aylık arasındaki fark kadar aylık ödemesi yapılmalı, anne babadan aylık için Boşanan kocaların nafaka yükümlülüğü mali güçleri olduğu sürece hiçbir şekilde azlatılmamalıdır. Bu husus üzerinde düşünülmesi çalışılması gereken en ciddi husustur. Sosyal güvenlik açıklarının hatta gelecekteki sosyal güvenlik açıklarının en ciddi-parasal karşılığı olmayan kısmını bu aylıklar oluşturmaktadır.  BOŞANMA SONUCU AYLIK ALAN HER KADININ KOCASINA NAFAKA TUTARI KADAR RÜCU HAKKI KURUMA YASAL OLARAK TANINMALIDIR.

3-Asgari kazançla çalışan kişilerin asgari aylık tutarları kendi çalışmalarından aylık almayı teşvik edecek hatta anne babasından alacağı aylıktan en az dörtte bir fazla olacak şekilde alt sınır aylığı yükseltilmelidir.

4-Boşanmış-Bekar tüm kadınlara anne-baba-koca-oğuldan en fazla bir dosyadan  en yüksek aylığın tam ödenmesinin diğer aylıkların kişisel tercihime göre ödenmemesini, ödenecek ise 506 sayılı yasanın 96.maddesine getirilen ve 5510 sayılı yasaya her nedense alınmayan 29.07.2003 tarih 4958 sayılı yasanın 43.maddesi ile getirilen ikinci ve sonraki aylık ve gelirlere asgari aylık uygulanmayacağına dair hükmü benzerinin ivedilikle sisteme kazandırılması ile örneğin 2000 memur badadan, 1.300 TL SSK lı kocadan aylık alan kadının aylık tutarı 3.300 TL den ikinci aylıktan asgari aylık çıkarılacağından 3.300 yerine 2000+400= 2.400 rakamına inecektir.

5-Evlenen kızlara verilen 2 yıllık aylık tutarınca evlenme ödeneği (37.madde) örneğin her çocuk doğumunda bir yıllık yeni ödemeler ile takviye edilmeli ve doğum sayısı 3 ile sınırlanmalıdır. Örneğin 2010 yılında evlenen 24 aylık ödeme alan kıza, birinci bebeğinde 12 aylık, 2. Bebeğinde 12 aylık ve üçüncü bebeğinde 12 aylık olmak üzere evliliği devam ederken evlenme ve çocuk ödemesi altında ödeme yapılmalıdır. Bu husus kız kardeşlerin birbirini gerçek aylıklar anlamında kendiliğinden denetlemesi gibi bir sonucu getirecek evliliğin sürmesini ve çocuk sayısını teşvik edecektir. Doğumda kadını, aileyi teşvik eden uygulamalar olsa da, örneğin iş kur yarım çalışma nedeni ile haklar sınırlı ve yetersizdir.  Anne baba yaşarken anne baba desteği ile çocuklara bakılabilse de büyük anneye teşvikte verilse ölen anneler bakımından bu sonuç imkansız olduğundan bu ödeme ile telafi yolu seçilebilmelidir.

 

SONUÇ   : Ölen anne babalardan aylık almak için yapılan boşanma sonrası birlikte yaşamda SGK ödemeleri karı-koca tarafından birlikte tüketildiğinden özellikle KOCAYA SGK nın rücu yolunun bulunması, Boşanma ister ayrı yaşama ister birlikte yaşam sonucuna yönelik olsun SGK’ya aylık tutarları kadar kocaya nafaka yükümlülüğü yerine rücu hakkı tanınması ve kadının bu yöntemleri seçmeyeceği şekilde sosyal güvenlik hakkının asgari sınırlarının tanınması ve birden fazla aylıklarında boşanmayı özenir olmaktan çıkaracak şekilde sınırlanması yolu ile sosyal güvenliğin en büyük açığı olan kız çocuklarına aylık konusu sosyal yara olmaksızın makul bir çözüme ulaştırılabilir.