12.07.2017-SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNDAN GAZİLERE KÖTÜ SÜPRİZ

Aslında sosyal güvenliğin temel amaçlarından birisi de gazileri korumak.

Gazilerimiz ise canından bir parçayı güzünü kırpmadan vermiş yiğitlerimiz. Haklı bir neden olduğunda canlarını vermekten çekinmeyen kişiler.

Devletin varlığı, bekası için gerek güvenlik kuvvetlerinden, gerekse bu amacı gerçekleşmesine hizmet eden sivillerin hayatları  kaybedenlerine şehit, hayata tutunabilenlere ise gazi olarak adlandıran sistem sosyal güvenlik bakımından 5434,5510,2330,3713 gibi yasalar ile koruma sağlıyor. Olağan hizmetlerde 5434 eski, 5510 yeni kamu görevlilerini korurken terör gibi nedenlerle zarar görenleri ise 2330 ve 3713 sayılı yasalar koruyor.

2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanmasına dair kanun 6.11.1980 tarihinden bu yana yürürlükte ve özellikte erler bakımından uygulama alanı bulunuyor. Ve kanun gereğince Erlere memurlar gibi aylık bağlanırken, SSK ve BAĞ-KUR veya diye sosyal güvenlik (bazı bankalar gibi) kapsamında olanlara bağlanacak aylıkların % 25 artışla aylık bağlama imkanı getiriyor.

2330 aylığı alan kişilerin yaygınlığı bakımından erlerin bu aylığı alırken memur olarak atanmaları, SSK lı olarak başkasının işinde çalışmaları veya BAĞ-KUR’lu olmaları halinde 2330 aylıkları kesilmemekte ve özellikle başkasının yanında çalışanlar bakımından mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu md. 4 C Fıkrasında  kanunun baştan itibaren  malül ve vazife malüllerinin yazılı istekleri halinde yeniden ikinci kez emekli olabilecekleri uzun vadeli sigorta ödemesini seçebilecekleri düzenlenmiş, hükümde 1978 ve  1986 yıllarında yapılan değişiklikler ile SGDP li çalışma veya uzun vadeli prim ödeme seçeneği yazılı isteklerine bırakılmıştı.

İşte bu kişilerden 2330 aylığı alanların gerek aylık alma öncesi gerek sonrası SSK lı çalışmaları nedeni ile vergi indirimden yararlananlar bakımından 2330 aylığı yanında yeterli gün çalışılınca SSK yaşlılık aylığı alma hakkı verilmekteydi. Bu haktan binlerce kişi yararlanarak hem SSK aylığı hem de 2330 aylığı ile çift aylık alabilir duruma gelmişler ve 2013 yılına kadar bu uygulama sürmüştü.

2330 sayılı yasanın 4.maddesinde 2013 yılında bir değişiklik yapılarak (6495 md.80) değişikliğin 01.01.2014 tarihinden geçerli olacağı düzenlenmiş (6495 md.103) SGK’nın 2013/40 sayılı genelgesi ile uygulamanın ayrıntıları açıklanmış ve genelgede de değişikliğin 01.01.2014 tarihinden yürürlüğe gireceği tekrar edilmişti.

Yeni değişiklikte neler geldi;

1-Eskiden 2330 aylığından önceki SSK ve BAĞ-KUR’lu gibi süreler tasfiye edilmez, yeniden yaşlılık aylığı alırken esas alınırken, yeni düzenleme ile 2330 aylığı öncesi sürelerin 2330 aylığı ile birlikte tasfiye edilmiş sayılacağı, yeni aylık için 2330 sonrası dönemde aylık bağlamaya yetecek kadar hizmet aranır hale gelmiştir. Bu 2330 dan sonraki ikinci aylık için daha geç yaşta ve daha çok günle emekli olmak anlamına gelmektedir.   Eski uygulama bu süre genel olarak yaş koşulu aranmaksızın 15 yıl 3600 gün olarak söylenebilir. Yenisinde ise 55 yaş sonrası en 5.000 gün gibi süreler aranacaktır.

2-  2330 engeli artık yeni alınacak sonraki aylık için esas alınmayacak, 2330 engelinin dışında en az % 40 engeli olan,vergi indiriminden yararlanacaklara erken emeklilik hakkı tanınmıştır. Örneğin eskiden bir bacağını kaybeden hem aynı nedenden 2330 aylığı alırken, % 40 ve üzeri vergi indiriminden yararlanma halinde aynı engelden yeni aylığa hak kazanırken, yeni düzenleme sonrası sakat kalan ayak dışında örneğin gözden, kalpten,şekerden yeni rahatsızlıkların % 40’ı geçmesi halinde bu hakka sahip olacaklar, örneğin ayaktan yani ilk arızadan yararlanamayacaklardır.

3-Eski sistemde 2330 aylığı +Memur Emekliliği, SSK veya BAĞ-KUR aylığı alınabilirken, 2330 gereği aylığını % 25 zamlı alan işçi ve bağ-kurlulara aynı türden aylık bağlanması imkanı tartışmalı ve ancak tek aylığın kesilerek, sonraki çalışmalar nedeni ile artışlı tek bir aylık hakkı olabilirken, gerek SSK gerekse BAĞ-KUR aylığını 2330 kapsamında alanlar sonraki hizmetleri ile aynı kapsamda yeni bir aylık alabileceklerdir. Böylece bir kişi 2 tane SSK aylığı alabilecektir. Yani 2330 SSK aylığı ve bu aylıktan sonraki günler ile ikinci SSK Yaşlılık aylığı imkanı getirilmesi olmuştur. Kanun bu yönü ile bir imkan getirmektedir.

2330 değişikliği  nedeni ile özellikle 01.01.2014 sonrası 2330 aylığı alanların SSK veya BAĞ-KUR kapsamında aylığa başvuruları halinde 2330 öncesi sigortalı günler esas alınmayarak ve 2330 arızası nazara alınmayarak aylık bağlanacağından yeni dönemde ikinci aylık koşulları zorlaştırılmıştır.

KÖTÜ SÜPRİZ İŞTE TAM BU AŞAMADA BAŞLATILDI

Bir çok 2330 aylığı alan kişi aslında 01.01.2014 tarihinden önce 2330 aylığı yanında ikinci aylıklarını özellikle SSK aylıklarını alarak çift aylık alır hale geldiler. 2013 yılında kanun çıktıktan sonra aslında dedikodular çıkmış ve SGK’nın eski bağladığı aylıkları keseceği (SSK aylıklarının) düşünce olarak ifade eden görüşler dillendirilmişti. SGK 2013,2014,2015 ve 2016 yıllarında aslında konuya ilişkin bir adım atmadı, kişisel olarak şahsım gaziler bakımından getirilen özellikle aynı arızadan 2330 dan yararlanan kişiden SSK aylığında yararlanamamasını eleştiri olarak düşünmekte ve uygulamanın değişmesi için kamuoyu oluşturmaya çalışmaktaydık. Ancak SGK 2016 yılı sonunda 2330 ve SSK aylığı alan kişilerin dosyasını inceleme almış ve SÜPRİZ olarak Haziran 2017  sonu itibari ile SSK aylıklarından 2330 madde 4 değişikliği öncesi SSK aylığı alan kişilerin aylıklarını kesip, geçmiş 5 yılı borç çıkarmakta ve faizsiz 5 yılın geri ödenmesini talep  etmektedir. Somut dosyada kişinin 2330 aylığı öncesi 1246 günden fazla günü olmakta, 2330 sonrası günü ise 3502 olduğundan 2330 öncesi 1.246 günü tasfiye edilmiş hizmet olarak kabul ederek yetersiz güne dayalı iptal işlemi gerçekleştirmektedir. (Sigortalının % 52  oranında vergi indiriminden yararlanması nedeni ile en az 3600 günü gerekmektedir). Halbuki sigorta 01.07.2008 tarihinde yaşlılık aylığı almaya başlamıştır. 2330 sayılı kanunun 2013 yılında değiştirilen 4.maddesinde yahut diğer hükümlerde kanunun eskiden aylığa hak kazanmış olanlara uygulanacağına dair bir hüküm bulunmamaktadır. Her ne kadar 2829 sayılı kanunun 5.maddesinin son fıkrasında yer alan hüküm " Ancak, kurumlardan birinden aylık bağlanmış (malûllük ile vazife malullüğü aylığı bağlananlardan kontrol muayeneleri sonunda aylığı kesilmiş bulunanlar hariç) veya aylık alma haklarını kaybetmiş olanların, söz konusu devrelere ait hizmet süreleri yapılacak birleştirmede dikkate alınmaz hükmü bulunmakta ise de özellikle 2330 aylığı alan erler prim ödemeden aylıpa hak kazandıklarından askerlik öncesi SSK lı çalışmaları 2330 aylığında birleştirilmez ve bağlanacak 2330 aylığına etkisi olmadığından tasfieye giren hizmet  kabul edilemez. Ayrıca .5510 sayılı kanun md.38 son fıkrasında vazife malullüğü bağlanan sürelerden önceki sürelerin tasfiye edilmiş sayılacağına dair bir hüküm bulunmakta ise de örnek olayda SSK aylığı kesilen kişinin 2330 aylığı almaya başladığı dönemden önce SSK lı günlerin tasfiye edileceğine dair hiçbir kural bulunmamakta ayrıca iş bu sigortalının Temmuz 2008 de SSK aylığına hak kazanması nedeni ile  Ekim 2008’de yürürlüğe giren 5510 kapsamında hiçbir sigortalı günü bulunmamaktadır.

Kanunun bağlanmış aylıklar bakımından geçmişe yürütüleceğine dair hiçbir düzenleme bulunmamasına rağmen;

SGK’nın kanun uygulamasını 2013 ve öncesi bağlanmış yıllarca geçerli bir şekilde  ödenmiş aylıkları kesme hakkının kullanılması tarafımca kabul edilebilir bir gerekçeye dayanmamıştır.

2330 aylığı alan kişilerin haksız bir şekilde aylıklarının kesilmesi bütçe bakımından bir kar değildir. Zira terörle mücadelede gazi olanları KAMU KURUMLARINDA İSTİHDAM HAKKI BULUNMAKTADIR (3713 sayılı Kanun,680 sayılı KHK, 11.12.2012 tarihli ve 28494 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan; Terör Eylemleri Nedeniyle Şehit ve Malul Olanların Yakınlarının ve Çalışabilecek Durumdaki Malullerin Kamu Kurum ve Kuruluşlarında İstihdamı Hakkında Yönetmelik ) O halde bağlanacak SSK aylığı kadar bir tutarı gazi olanlar istihdam talep etmeleri halinde yaklaşık bir düzeyde çalışarak maaş-ücret olarak almak sonunda ikinci aylık hakkına sahiptir. Yani bu husus genel bütçe harcamaları bakımından bir kar sağlamamaktadır.

SGK’nın gazilerin kanun değişikliği öncesi hak kazanılan SSK aylıklarını kesmesi haklı bir gerekçeye dayandırılamamaktadır denilebilir  ise bu defa amaç gaziler ile devleti karşı karşıya getirmeyi  isteyen  bir anlayışın sonucu denebilir ki, özellikle bir darbe girişimi savuşturmuş ve halen yoğun mücadele edilen bir dönemde gazilere zarar verebilecek bir anlayışın bir an için haklı dahi olsa uygulamaya konulması kabul edilemez bir sonuçtur. Olağan koşullarda yapılması istenilmeyen gaziler aleyhine bir uygulamanın başlatılması ve devam ettirilmesi tarafımca anlamsız, zamansız ,yararsız olarak mütalaa edilebilmektedir. Diyelim ki SGK uygulaması doğrudur. Örnek olayda kişi 9 yıldır aylık almaktadır. Kurum hatası nedeni ile son beş yıl istenebilmektedir.Halbuki kanun 3 yıl önce kabul edilmiş ve 2,5 yıl önce yürürlüğe girmiştir. Yani SGK bu gazi grubuna fazladan 2,5 yıldır aylık ödemekte, SGK kurumunu rücu hakkından 2,5 yıldır mahrum ettiğinden örnek 1.1.2014 ten 5 yıl geri 1.1.2009 dan itibaren borç çıkarılabilir iken halen 2012 yılından borç çıkarılabilecektir. Yani 3 yıla yakın bir süre rücu edilemez bir şekilde fazla ödeme yaparak GÖREVİ İHMAL VEYA KÖTÜYE KULLANMIŞLARDIR. O HALDE ŞU AN İŞLEM YAPAN ANCAK 3,5 YILDIR İŞLEM YAPMARAK KURUMA ZARAR VEREN KİŞİLER olarak SGK yetkilileri sorumlu tutulmalıdır.

Arzu edilen bu hassas günlerde, benzer uygulamalara gidilmemesi, kazanılmış eski hakların korunması, tesis edilen işlemlerin geri  alınması, aksi halde Yargı, Ombusman, Sayın Cumhurbaşkanlığı Makamı,Başbakanlık Makamı ve Kurum teftiş kurulu, ceza yargılaması da dahil olmak üzere bir çok yola başvurular olacaktır. Yargının Kurum işlemlerini iptali yanında ilgililerin ayrıca tazminat isteme hakları da gündeme gelecektir.

Tekrar etmek gerekirse bu hassas günlerde uğraşılacak kişiler Gaziler değil terör örgütü mensuplarıdır. Arzu edilen bir diğer husus ise 2330 md.4 e getirilen aleyhe hüküm olan 2330 engelinden aynı engel nedeni ile kolaylaştırılmış aylık hakkını engelleyen mevcut düzenlemenin değiştirilmesidir.