02.01.2018-2-İŞE İADE DAVASI SÜRENLER-KAMU ALT İŞVERENLERİ-696 SAYILI KHK

İşe iade davası süren kişilerin süreci ne kanun ne de 01.01.2018 tarihinde yayımlanan tebliğ ile belirlenmemiştir.

Konunun anlaşılması bakımından örnekler üzerinden gitmek daha yararlı olacaktır.

2016 yılında işten çıkarılan işçi işe iade davası açmış Ekim 2017 de kesinleşme üzerine işyerine başvuru yapmış ve Kasım 2017 işçi işe başlatılmıştır.  Bu koşulda işçi sürekli kadroya geçirilebilecektir.

Aynı işçinin işe başlatılmadığını ve boşta geçen süre ve başlatmama tazminatının ödendiğini varsaydığımızda  bu işçi sürekli işçi kadrolarına atanamayacaklardır.

Belki bu işçinin 04.12.2017 tarihinden önce işten çıkan işçiler gibi geçici işçi kadrolarına başvurması mümkün olacaktır.

 

İşe iade davası süren veya karar verildiği halde kesinleşmemiş olan kişilerin durumları ne olmalıdır.

İşe iade davası süren kişilerin sözleşmeleri mahkeme kararı kesinleşene kadar askıda olan sözleşme türleridir.

Mahkeme kararının kesinleşmesi ile birlikte işçinin işe iade için başvuru yapmamış olması halinde fesih baştan geçerli hale geleceğinden işçinin öncelikle işe iadesi için başvuru şarttır.

Başvuruya rağmen işveren işe başlatmaz ise işçiye boşta gelen sürelerden 4 aya kadar olan işçilik haklarının veriliyor olması nedeni ile bu 4 aylık süre SGK ya çalışma olarak bildirilmektedir. Ancak bu süre işe iadeye konu son çalışmadan sonraki 4 aya kadar olan sürelerdir. Örneğin 01.10.2016 da işten çıkarılan kişinin işe iade davasını kazanması ve işverene başvuru yapması halinde 01.10.2016+ 4 ay 01.02.2017 tarihine kadar olan süreler SGK hizmet olarak bildirilecektir. Kişi işe iade kararından sonra işe başlatılmaz ise 04.12.2017 tarihine işbaşında sayılmayacaktır.

İşçinin işe başlatılması halinde ise işe başlatmanın örneğin  02.02.2018 tarihinde yapıldığını kabul ettiğimize kişi yine 04.12.2017 tarihinde  çalışıyor kabul edilmeyecektir.

İşte bu noktada askıya ilişkin hükümler uygulanmalıdır. Nasıl ki sağlık nedeni ile çalışmayan, askerde olan için 04.12.2017 tarihinde işbaşında olmasa dahi süre koşulu uygulanmıyor ise işe iade süreci devam edenler içinde uygulanmamalıdır.

Davası sürenler ne yapsın;

1-İşe iade kararları artık İstinaf (Bölge Adliye incelemesine tabi eski olanlar Temyize tabi idi) incelemesine tabi olmakla, Bölge Adliyeler isteseler kendilerine gelmiş olan bu tip dosyaları inceleyip, kesin karar olabilecekleri varsa verebilirler. Ancak kimse yargıya talimat veremez. Anayasal güvencesi bulunmaktadır. O halde bu tamamen kendi inisiyatiflerinde olan bir husustur. Ancak karar verilenler için işe iade artık kesin mahkeme kararı olacağından daha güvenli bir ortam oluşmaktadır.

2-Her işe iade davası kazanılacak diye bir husus yoktur. O halde kesinleşmeden idarenin işe iade kararları varmış gibi beklentiye girmek çokta doğru olmayacaktır.

3-İşe iade davası varken, sürerken başvuruyu yasal sürede yapılması halinde, sürekli işçi kadrolarına atanma halinde başvuru ekinde yer  alan sulhnameye hazır olduklarına dair beyan devreye girecek ve işe iade davasından sürekli kadroya atanma dışında hiçbir hak çıkmayacaktır. Davası süren bu kişilerin  devam eden davalardan bu aşamada vazgeçmeleri-feragat etmeleri gerekmiyor. Başvuru yapılacak, sınav geçilecek, işe başlatılma halinde iste bu aşamada  feragat edilecektir.

4- Davası kesinleştikten sonra başvuru yapacakların önünde hukuken bir engel olacağını düşünmemekteyim.

Ancak gerek işe iade davası kesinleşmeden 11.01.2018 tarihine kadar yapılacak başvuruların

Gerekse işe iade davası kesinleştikten sonra yapılacak başvuruların reddi halinde artık yargılama alanı iş hukuku-iş mahkemesi alanı olmayacaktır. Davalar idari yargı davasına dönüşeceğinden idari yargının iptal davalarına dönüşecektir. Süreler ise ret kararlarından itibaren  60 gün olacaktır. Sürenin kaçırılmaması gerekir. Süreyi kaçıranlar yalnızca kesinleşen işe iadenin sonuçlarından yararlanırlar. İşveren veya işveren yerine geçen Kamu isterse başlatmayabilir. İşe iade tazminatlarını ödeyebilir.

Muhatabın kamu olması mutlaka işe iade anlamına gelmez. Ancak Kamuda işe iadelerde işe başlatma hali asıl, başlatmama hali ise istisnadır.

Bu noktada önümüze iki sorun çıkmaktadır. Bunlardan biri kamunun sürekli işçi kadrolarına geçirilme işçi devrimidir? Kamu artık devralan işveren midir?  Eski ve yeni kıdem tazminatlarından sorumluluk olarak  bu sonuç koşulsuz evet olarak cevaplanırken, bütün işçilerin devri mi bakımından bu kadar kolay cevaplanamamaktadır. Zira sınav koşulu eklenmiştir.

İşe iade davaları konusuna gerek 696 sayılı KHK ile gelen değişiklik gerekse tebliğde hiç girilmemiş olması,

-Sorunun yargıya bırakılmış olması anlamına gelebileceği gibi, işten çıkarılan ve işe iade davası açan işçilerin gerçekte işveren fesihlerinin  birçoğunun ilgili ihale makamının isteği ile gerçekleşmiş olması ve bu kişiler ile çalışma ilişkisinin sürdürülmediği olarak da yorumlanabilir. Ancak bu düşünce tarzı sadece şüpheci bir yaklaşımın eseri olur. Hukuk devleti olan ülkemizde işe iade davasını açanların açılacak sınavları kazanacak kapasitede olması halinde kişisel kanaatimiz önlerinde uzun bir hukuki uğraşı ve bilinmezlik süreci olsa da, idarenin izin vermediği ölçüde kişisel hak mücadelesini sürdürmelerini gerektirmektedir.

Ancak getirilen tebliğ bağlayıcı değil md.6 metninde açıkça yol gösterici olarak açıklanmış olmakla işe davaları sürecinin çok sayıda  hukuk sorunu oluşmaması  Çalışma Bakanlığınca yeniden değerlendirilebileceğine inancım bulunmaktadır.