19.03.2018-696 SAYILI KHK İLE ŞEKER ÖZELLEŞTİMESİ ARASINDA ZITLIK VE BENZERLİKLER

Şeker özelleştirmesinde üretime  devam edileceği, sektörün ve ülkenin zarar göremeyeceği taahhüt edilmektedir. Ancak bunun dışındaki hususlar neler olabileceği değerlendirilmeye çalışılmıştır.

Özelleştirmede 2014 yılındaki Anayasa Mahkemesinin iptal kararı öncesi yaşlılık aylığına hak kazananlara iş kaybı tazminatı ödenmez kuralı artık uygulanamadığından, yalnızca kendilerine iş bulunulan süre ile iş kaybı tazminatı ödeme sürelerinden hangisi önce gerçekleşirse artık işsiz kalan işçilere tazminat ödenemeyecektir.

İş kaybı tazminatları 2 asgari ücretle sınırlandırılmıştır. Bir diğer sınırlama Memur olup yüksek maaş alanların gittikleri kurumlarda daha az maaş hakkı olsalar da 3 yıl süre sabitlenen bir ödemeye kazanmaları, güvencenin 3 yıl sonra bitmesi şeklinde gerçekleşmektedir.

Özelleştirmede gerçekleştirilen amacın gerçekte özellikle yüksek ücret ve işçi maliyetleri nedeni ile  rekabet şansı olmayan maliyeti yüksek ürünlerin ancak TEKEL şeklinde oluşan fiyatlar ile sağlanabiliyor olması idi. Yüksek maliyetlerin tabii eleme sonucunun gerçekleştiği sıcak para beklentisi yanında yüksek maliyete neden olan işçilerinde tasfiyesini getirdiğini hatırlayabiliriz.

Her ne kadar özelleştirmenin geçmişi eski olsa da Şeker  Fabrikalarının özelleştirilme sürecinin 2001’de başlaması ve sürdürülmesi dönemin iktidarı olan DSP-MHP ve ANAP ortaklığı olan hükümet dönemi olması, ülkenin içinde bulunduğu kriz, milli olan imkanların Kemal Dervişoğlu gibi bir siyasinin tekeline bırakılan ve kullanılan banka kredilerinin sevilen gruplara kullandırıldığı, ekonominin dibe vurduğu, intiharların arttığı ve IMF bağımlılığının arttığı bir dönemde verilmiş olmasının dahi salt bu nedenle tarihsel gelişimine bakılarak doğru mu yapılmaktadır  sorusunu bir kez daha düşünmekte yarar vardır.

Kamu işçi maliyetinin artması gerçekte bu özelleştirilmenin nedeni sayılabilir mi. Zira 696 sayılı KHK ile kamu alt işverenlerinde çalışan yarım milyondan fazla çalışan işçinin Kamuya alınması, sürekli kadrolara geçirilmesi karşısında kamu işçi yükünden kaçıyor mantığı yeterli olmayacaktır. Her ne kadar işçilerin ücretleri yüksek olmasa da şeker  işçilerinin toplam maliyeti 30.000 sürekli işçi maliyetline yakın olacağını söyleyebiliriz.  Belki nispeten yüksek sayılan ücretleri Şeker işçileri için bir dezavantaj gibi olsa da iradi olarak yüksek ücretlerden kısmen  geri atım atılabilme seçeneği de gündeme getirilebilecek teklifler olabilmelidir.

696 sayılı KHK ile gelen bir kısım sınırlamalar bulunmaktadır. Bu kadroya geçen işçilerin, işten herhangi bir nedenle ayrılmaları halinde (ölüm hali dahil) sürekli işçi kadrosu iptal edilecektir. Bir diğer takip sistemi işe girişte aranan koşullarının işin devamında da aranmasıdır. Bununda eleyici bir yönü olacağı şüphesizdir. Bu kadro ilanihaye devam etmesi düşünülmeyen bir pozisyondur. Yani bu statünün bir gün tümden kalkması söz konusudur. 696 geçici 23 ve 24.maddelerinde aranan “ b) Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik, yaşlılık veya malullük aylığı almaya hak kazanmamış olmak”   ve bunun işin devamı süresince aranıyor olması, hak kazanmamış kavramının kadroların kişiye bağlı olması, amacın statünün kalkmasına yönelik olması düşünüldüğünde ister istemez aylığa hak kazanmış olmak kavramını aylığa başvurmak için gereken ve başvuru hariç diğer koşullar olarak anlaşılması gerekmesine rağmen Sayın Çalışma Bakanının 09.03.2018 tarihli yönlendirici açıklamalarında görüleceği gibi başvuru dahil aylığa hak kazanma olarak düşünülmüş işçileri koruyucu davranılmıştır.

Kişisel kanaatimiz istisna hükümlerin dar yorumlanmasına dair kurallar gözetildiğinde, özelleştirme kanununda yer alan iş kaybı tazminatlarının 2014 öncesi dönemde yaşlılık aylığına hak kazananlara ifadesinde de emekli olmamış ama başvuruya hak kazanmış kişiler olarak kabul edilmesi karşısında emsal uygulama yorum şeklimizi bir kez daha doğrulamaktadır. Zira KHK da yer alan koşulları taşımayanları  işe alan veya çalışmaya devam etmelerine izin verenlerin sorumluluklarını düzenleyen hükümde dar yorumu gerektirmektedir.Nihayet 5335 sayılı yasaya göre emekli olan kamuda aylığı kesilmeksizin çalışamayacağına göre (bazı malüller hariç) burada amaçlananın emekli olanlar değil emekliliğe hak kazanlar olarak yorum daha doğru olacaktır.

Madem geniş yorum şekli kabul edilmiş kamu kesimine sürekli işçi kadrosunda emekliliği gelmiş kişiler dahi çalıştırılabilecekler ise, istihdam ihtiyacı karşısında işçiyi yorum şekli sürdürülmektedir. (Ki bu yorum şekli devam ederse sürekli işçi kadrolarının kişiye bağlı ve olabilecek en kısa süreli olması beklentisi boşa çıkacaktır) O halde Ak Parti İktidarından önce başlayan ve ekonomik krız döneminde başlayan özelleştirme kararı Şeker sektörü için bir kez daha sorgulanabilmeli ve Özelleştirme kapsamında Şeker işçisi sayısı tümü 6.800 civarında olmakla birlikte pancar üreticilerinin yüzbinler ile ifadesi karşısında hem işçi örgütlü yapısının, hem örgütlü üretici grubunun gerekirse özelleştirmenin alıcısı olabileceği, daha çoğulcu yapılar seçilebileceği gibi, ekonomik olmayan yatırımların daha verimli olması için yapılandırılması yolu seçilebilmelidir. Şükür 15 yıla yakındır. Çayım şekersiz, yiyeceklerim tatlısızdır. Pancar veya Mısır tatlısı sonuçta beni hiçte ilgilendirmiyor. Aslında özellikle NBŞ ve ikincil derecede Şeker ve tatlı ürünlerinin insan gıdası yerine, bunlarının yem bitkisi olması halinde  hayvansal  ürünler olan  et ve süt gibi gıdaların üretimi daha çoğalacak, beslenme tarzımızda değişebilecektir. Şeker pancarı sulamasının bir çok ilde taban sularının ciddi ve telafi edilemez  kaybına neden olması karşında gerçekte her tür şeker ve ürünleri yerine hayvancılık girdisi üretimlerde düşünülebilmelidir.

Memleket idare etmek zor sanattır. Ancak en olumsuz koşulda  dahi şeker işçileri  ve pancar üreticisi  örgütlü topluluklar özelleştirmenin alıcısı olmanın yolunda bulaşabilmelidir.