05.05.2018-ALİMİN ÖLÜMÜ ALEMİN ÖLÜMÜ GİBİDİR.

Alimin ölümü alemin ölümü gibidir. Bu söz bir hadis.

Prof.Dr.Ali Naim İnan hocamız rahmetli olunca bu hadisi anlamını bir kez daha yaşamış oldum.

Hocamız hukukçu ve 50 yıla yakın öğrenci yetirdi. Son iki yıla kadar sürdürmüştü.

Öğrenci sayısını yirmi bin kişi olarak ifade etmek abartı olmayacaktır. Bir medeni hukukçu olan hocamızın bir çoğumuz borçlar hukuku hocalığını bilse de, belki de daha değerli çalışmalarını çocuk hukukunda ve son yıllarda hukuk metodolojisinde vermesiydi.

Hukuka sevgimin temeli Hocamdır desem yeridir. Borçlar hukukunun bedensel zararlar, kaydi hayat şartıyla bakım sözleşmeleri zamanla beni sosyal güvenliğe daha çok yaklaştırdı ve kendimi sosyal güvenliğin içinde buldum.

Bir çoğumuzun hocamızla bir çok anısı olsa da benim unutamadıklarım,  öğrencilik yıllarımdan ziyade son yıllarda kendisinden dinlediğim bir kısım hatıralardan oluşuyor. Bunlardan bir kısmını şöyle aktarabilirim.

-Öğrenciliğimden kalan en iğneliyici sözü “Hiffetinden” kavramını yaşlı erkeklerin, genç kızlara olan düşkünlükleri nedeni ile olağanın dışında yaptıkları hukuki işlemler olarak tanımlamasıdır.

-Gençlik yıllarında İsviçre Federal Mahkemesinde bir duruşmanın konusu vatandaşın devlete karşı açtığı bir davada devletin avukatı zamanaşımı savunmasına dayanmaktadır. Mahkeme başkanı (Schönenber) kürsüsünden iner mahkeme salonunda kendi etrafında bir kez döner (revörans) ve devletin avukatına devlet vatandaşına karşı zamanaşımı savunmasında bulunamaz. Başka savunmanız var mı der. (Bu olay 70 yıl önce gerçekleşmiştir).

-Hocam Hukuk Fakültesi Dekanıdır. 80 öncesi olaylarda öğrenciler Dekanın önünde, Dekana karşı da  eylem yapmışlardır. Ancak Dekan şikayetçi olmasa da, polis olaylara müdahale etmiş. Dekana gelip sizin önünüzde eylem yapan öğrencileri gösterir misiniz demişler. Hocamız bunların hepsi tavuk civcivi gibi hepsi birbirine benziyor ben nasıl ayıracağım diye eylemcileri bilmesine rağmen hiç birisinin ne ismini ne resmini polis ile paylaşmamıştır.

-İki yıl önceki görüşmemizde eskiden ailelerin neden çok çocuk istediklerini şimdi daha çok anlıyorum. Anne ve babalar yaşlansalar da böylece yalnız kalmıyorlar diye çocuklarından uzakta olmanın özlemini anlatmaya çalışıyordu.

Hocamın doktora süresinde Almanya’da geçirdiği bir küçük kazada ayağından rahatsız olması aslında onu sakat bırakmamıştı ama bana sorarsanız, ilerleyen yaşında aldığı fazla kilolara neden olması zihnimi hep bir zararın tazminini 10 yıl gibi kısa zamanaşımı sürelerine bağlayan kuralların hiçte isabetli olmadığını sorgulamama neden oluyordu. İşte 70 yıl önceki küçük bir kaza hareketsizlik ve kilolu olmaya, yaşlılıkta yaşamı zorlaştırmaya yetiyordu. Zara sürüyordu aslında.

 

 

Avukatlığını yaptığım hocamın çocuklarına olan özlemini ifade eden bu sözleri benim içimde fırtınalar kopardı. Yurtdışında kızı,damadı ve torun, İstanbul’da da oğlu vardı. Aslında sık sık ziyarete gelirler, özlem süresini uzatmazlardı. O günden sonra sebepsiz bir şekilde, sebebini hocama hiç açıklamadan hocamla görüşmedim ve kabahatliyim ama telefonlarını da cevaplamadım. Hiç kimse bu sebebi bilmedi aslında. Ancak bu süreçte özellikle oğlu hocamın bu özlemini doldurdu. Babasını yalnız bırakmadı, benim yapacağım her şeyi fazlasıyla layıkı ile yaptı. Oğulluk görevini de yaptı. Hocamın çok çocuk özlemi oğlunun yoğun ilgisi ile tatmin edilmiş oldu.

Hocam yarın Cebeci Asri mezarlığında sevenlerinin eliyle uğurlanacak. Bir çok öğrencisi Mekanı cennet olsun, Bir kısım öğrencisi ışıklar içinde uyu diyecek.

Hocam tam bir bilgi kaynağı idi, sakınmadan eksiltmeden bütün bilgileri öğretirdi. Ancak yine öğretme yolunda bir üzüntüsü oluştu. İleri yaşında hazırladığı ve kitap olmasını arzuladığı hukuk metodolijisi ders notlarının bir araştırma görevlisi veya bir öğrenci tarafından kopyalanıp arzusu dışında başkalarının bilgisine sunulması olmuştu.

Hocam Ankara’nın yerleşik ailelerinden, Cumhuriyetin önemli simalarından bir ailenin çocuğu olarak, bir ömür mutlu olduğu eşini seçip, 2 fidan yetiştirmişti. Her birimizin sevdiği hocası vardır. Ben hocamı rahmetli anıyorum. Hocamın en güzel yönlerinden birisi , yaşarken ölmüş gibi mallarını sağlığında çocuklarına teslim ederek çocuklarımıza öz güven göstermemiz gerektiğini bizlere öğretmesiydi. Hocamın dirayeti,bilgisi kadar bizim olan sevgimiz destansıdır.