KORNAVİRÜS VEYA BAŞKA NEDENLERLE EKONOMİK SIKINTIYA DÜŞEN        İŞVERENLER, KISA ÇALIŞMA VE  KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİNE BAŞVURARAK YARARLANABİLİRLER.

KORNAVİRÜS VEYA BAŞKA NEDENLERLE EKONOMİK SIKINTIYA DÜŞEN        İŞVERENLER, KISA ÇALIŞMA VE  KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİNE BAŞVURARAK YARARLANABİLİRLER.

            I- GİRİŞ:                                                              

Bilindiği üzere, son günlerde dünyada etkisini artıran Koronavirüs Salgını, Türkiye’de de her geçen gün hızla yayılmakta, etkisini artırmakta ve gittikçe endişe verici bir şekilde kendini göstermektedir. Hiç kuşkusuz, artarak devam eden bu Kononavirüs Salgını, çalışma hayatını da oldukça olumsuz yönde etkilemekte ve başta turizm olmak üzere, birçok büyük perakende firmaların peş peşe faaliyetlerine geçici olarak ara vermelerine, işçileri işten çıkarmalarına veya ücretsiz izine ayırmalarına ve bazı işyerlerinin ise tamamen kapanmasına yol açmıştır..

Bu makalenin konusu, Koronavirüs Salgını veya başka nedenlerle ekonomik sıkıntıya düşen işverenlerin, işyerinde kısa çalışma yapmaları ve kısa çalışma ödeneğinden nasıl ve ne şekilde yararlanabilecekleri ile ilgili açıklamalar olacaktır.

 II- KISA ÇALIŞMA VE KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİNDEN YARARLANMAK:

            1- Kısa Çalışma Yapmanın Şartları Ve Süresi:

4857 sayılı İş Kanunu’na göre, Genel ekonomik, sektörel veya bölgesel kriz veya zorlayıcı sebeplerle işyerindeki haftalık çalışma sürelerinin geçici olarak önemli ölçüde azaltan veya işyerinde faaliyeti tamamen veya kısmen geçici olarak durduran işveren, durumu derhal gerekçeleri ile birlikte Türkiye İş Kurumuna, varsa toplu iş sözleşmesi tarafı sendikaya bir yazı ile bildirmesi gerekir. İşyerinde üç ayı aşmamak üzere kısa çalışma yapılabilir. Bu süre, Cumhurbaşkanı kararıyla altı aya kadar uzatılabiliyor.

Bu Kanuna göre sigortalı sayılan kişileri hizmet akdine tabi olarak çalıştıran işveren, kısa çalışma talebini, derhal gerekçeleri ile birlikte (Ekli Talep Formu ile)  Türkiye İş Kurumuna, varsa toplu iş sözleşmesi tarafı sendikaya bir yazı ile bildirir. Bu talebin uygunluğunun tespiti, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının İş Müfettişlerince yapılır.

Yukarıda belirtilen nedenlerle işyerinde geçici olarak en az dört hafta işin durması veya kısa çalışma hallerinde işçilere çalıştırılmadıkları süre için işsizlik sigortasından kısa çalışma ödeneği ödenir. Kısa çalışma süresi, zorlayıcı sebebin devamı süresini ve herhalde üç ayı aşmamak üzere işyerinde kısa çalışma yapılabilir.

 Kısa çalışma halinde İşsizlik Sigortası Fonundan kısa çalışma ödeneği ödenir. İşçinin kısa çalışma ödeneğine hak kazanabilmesi için, hizmet akdinin feshi hariç işsizlik sigortası hak etme koşullarını yerine getirmesi gerekir. 

            2- İşçinin Kısa Çalışma Ödeneğinden Yararlanmanın Şartları:

İşçinin kısa çalışma ödeneğinden yararlanabilmesi için, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanun’un Ek 2. maddesine göre;

            1- İşverenin kısa çalışma talebinin Aile, Çalışma Ve Sosyal Hizmetler Bakanlınca uygun bulunması,
2- İşçinin kısa çalışmanın başladığı tarihte, 4447 sayılı Kanun’un 50’nci maddesine göre çalışma süreleri ve işsizlik sigortası primi ödeme gün sayısı bakımından işsizlik ödeneğine hak kazanmış olması, buna göre,
Kısa çalışmanın başladığı tarihten önceki son 120 gün hizmet akdine tabi olanlardan son üç yıl içinde en az 600 gün süreyle işsizlik sigortası primi ödemiş olması,
3- Kısa çalışmaya katılacaklar listesinde işçinin bilgilerinin bulunması,
Gerekmektedir.

            III- KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİNİN MİKTERI VE ÖDENMESİ: 

            Günlük kısa çalışma ödeneği; sigortalının son on iki aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancının %60’ıdır. Bu şekilde hesaplanan kısa çalışma ödeneği miktarı, aylık asgari ücretin brüt tutarının %150’sini geçemez. Kısa çalışma ödeneği, çalışmadığı süreler için, işçinin kendisine ve aylık olarak her ayın beşinde ödenir. Ödemeler PTT Bank aracılığı ile yapılır. Ödeme tarihini öne çekmeye Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yetkilidir.

1- Kısa çalışma ödeneğinin süresi üç ayı aşmamak üzere kısa çalışma süresi kadardır.
2- Kısa çalışma ödeneği, işyerinde uygulanan haftalık çalışma süresini tamamlayacak şekilde, çalışılmayan süreler için aylık olarak hesaplanır.
3- Kısa çalışmanın günlük, haftalık veya aylık çalışma süresi içerisinde yapılacağı zaman aralığı işyerinin gelenekleri ve işin niteliği dikkate alınarak işverence belirlenir.

            Kısa çalışma ödeneğinden yararlananlara ait sigorta primlerinin aktarılması ve sağlık hizmetlerinin sunulmasına ilişkin işlemler 5510 sayılı Kanunda belirtilen esaslar çerçevesinde yürütülecektir.

            IV- İŞSİZLİK ÖDENEĞİ  İLE İLGİLİ  DİĞER UYGULAMALAR:

            1- İşçinin kısa çalışma ödeneği aldığı süre için 5510 sayılı Kanun gereği ödenecek sigorta primi, İşsizlik Sigortası Fonu tarafından SGK’ya ödenecektir.

            2- Kısa çalışma ödeneğinden yararlanan işçi, işsizlik sigortasından yararlanmak için 4447 sayılı Kanunda öngörülen koşullar gerçekleşmeden işsiz kalırsa, kısa çalışma ödeneği aldığı süre düşüldükten sonra,  daha önce hak ettiği işsizlik ödeneği süresini dolduruncaya kadar işsizlik ödeneğinden yararlanacaktır.

            3- Kısa çalışma yapan işçinin çalışılmayan hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günlerine ilişkin ücret ve kısa çalışma ödeneği miktarı, kısa çalışma yapılan süreyle orantılı olarak işveren ve Kurum tarafından ödenecektir.

            4- İşveren hatalı bilgi ve belge vermesi nedeniyle yapılan fazla ödemeler, yasal faizi ile birlikte işverenden, işçinin kusurundan kaynaklanan fazla ödemeler ise yasal faizi ile birlikte işçiden tahsil edilecektir.

         5- Kısa Çalışma Ödeneğinin SGK’ya Bildirilmesi:

             Kısa çalışma yapılan süreler için, kısa çalışmaya tabi tutulan işçiler adına SGK Aylık Prim ve Hizmet Belgesi ile eksik gün gerekçesi 18 Kısa Çalışma Ödeneği Kodu ile bildirilmesi gerekir.

         V-  KISA ÇALIŞMANIN SONA ERMESİ VE BİLDİRİMİ:

         İşverenin, kısa çalışma uygulaması devam ederken, normal faaliyetine başlamaya karar vermesi halinde durumu Türkiye İş Kurumuna ve  varsa toplu iş sözleşmesi tarafı işçi sendikasına ve işçilere altı işgünü önce yazılı olarak bildirmesi zorunludur. Bildirimde belirtilen tarih itibariyle kısa çalışma sona erer. Geç bildirimlere ilişkin oluşan yersiz ödemeler yasal faizi ile birlikte işverenden tahsil edilecektir.

            VI- KORONAVİRÜS VEYA BAŞKA NEDENLERLE FAALİYETİNE GEÇİCİ                              ARA VEREN İŞVERENLER İŞÇİLERİ ÜCRETSİZ İZNE ZORLAYAMAZ:

            Koronavirüs Salgını veya başka nedenlerle ekonomik sıkıntıya düşen ve işyerindeki faaliyetlerine geçici olarak ara vermek zorunda kalan işverenler, İş Kanunu’na göre çalışanlarını ücretsiz olarak izin kullanmaya zorlayamazlar. Ancak, bu konuda işçi ile işverenin karşılıklı anlaşmaları ile mümkün olabilir. Şöyle ki;

1- İş Kanunu’na göre, işveren tarafından çalışanına ücretsiz izin kullandırılmasına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Yani, işverenin çalışanlarını tek taraflı olarak ücretsiz izine gönderebilmesi ile ilgili bir hakkı bulunmamaktadır. Ancak, işçin rızası ve işverenin de uygun görmesi durumunda belli bir süreyle sınırlı olmak üzere çalışana ücretsiz izin verilebilir.

            2- İşyerinde geçici olarak faaliyetine ara vermek isteyen işverenlerin yapmaları gereken hususlar şunlardır:

  1. a) İşyerindeki çalışma faaliyetine hangi tarih itibarıyla ara verileceğini işçilere ilan etmeleri,
    b) Yıllık ücretli izini olan işçilerin yıllık izinlerini kullanmaları  için bir planlama yapmaları,
    c) Eğer işçilerin bir kısmına veya tamamına ücretsiz izin verilecek ise, bunun işçilere yazılı olarak tebliğ edilmesi gerekir. İşçi ücretsiz izini 6 iş günü içinde kabul ederse, ücretsiz izin başlamış olur. Ancak işçi ücretsiz izine gitmeyi kabul etmezse bu durumda işveren işçinin geçerli neden kapsamında tazminatını ödeyerek iş akdini feshedebilir. İşveren fesih yapmaması halinde bu durumda işçi iş akdini haklı nedenle feshedebilir.

Bir işyerinin herhangi bir nedenle ekonomik krize girmesi, sürdürülebilir imkanı olmaması halinde, iki tarafın da bu durumu iyi niyetle, objektif ve sağ duyulu olarak değerlendirmeli, imkanlar elverdiği ölçüde öncelikle yıllık ücretli izin kullanımı seçeneği üzerinde durulmalıdır. Ücretsiz izin kullanma konusunda ise İş Kanunu’na göre  işçi ve işveren zaten birbirini zorlayamamaktadır. İşçinin rızası olmadan ücretsiz izin kullandırılması haklı fesi nedeni olarak değerlendirilecektir.

            VII- SONUÇ :

            4857 sayılı İş Kanunu ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu hükümleri uyarınca, gerek Koronavirüs Salgını veya gerek  başka nedenlerle ekonomik sıkıntıya düşen işverenlerin, işyerinde kısa çalışma yapmaları ve kısa çalışma ödeneğinden yararlanma hakları bulunmaktadır. Koronavirüs Salgını nedeniyle işyerindeki faaliyetine geçici bir süre için ara vermek zorunda olan işverenlerin, aşağıda yazılı bulunan Kısa Çalışma Talep Formunu doldurarak Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın duyurduğu gibi 23.03.2020 tarihinden itibaren  Türkiye iş Kurumuna baş vuruda bulunabileceklerini belirtir, tüm Ülkemizin bu Koronavirüsten olabildiğince en az zararla kurtulmasının dilerim.

 

                                                                                            Ahmet  AĞAR

                                                                                    Sosyal Güvenlik Müşaviri                                                    

 

Büklüm Sokak No: 9/4 Kavaklıdere- ANKARA                                                                           Tel: 0312- 4199369  Fax: 0312- 4199371
e-posta: ahmetagar@ahmetagar.com
Web : www.ahmetagar.com

 

 

KISA ÇALIŞMA TALEP FORMU

1 İşyeri Unvanı  
2 İşyeri Adresi  
3 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge Müdürlüğü İşyeri Numarası  
4 Sosyal Güvenlik Kurumu İşyeri Sicil Numarası  
5 Kısa Çalışmanın Başlatılacağı Tarih  
6 Kısa Çalışmanın Sona Ereceği Tarih  
7 Başvurunun Gerekçesi (Genel Ekonomik Kriz veya Zorlayıcı Neden)  
8 Başvuru Zorlayıcı Neden Gerekçesiyle Yapılmış İse Zorlayıcı Nedenin Ne Olduğu  
9 İşyerinde Çalışan Toplam Kişi Sayısı  
10 Kısa Çalışma Uygulanacak Kişi Sayısı  
11 İşyerinde Daha Önce Kısa Çalışma Uygulandı mı? Uygulandıysa Sebebi ve Süresi  
12 Kısa Çalışmanın Hangi Yöntemle Uygulanacağı (Haftalık Çalışma Süresinin Azaltılması veya Faaliyetin Kısmen/Tamamen Durdurulması)  
13 İşyerinde İrtibat Kurulacak Yetkilinin Adı Soyadı Unvanı  
14 İrtibat Kurulacak Yetkilinin Elektronik Posta Adresi  
15 İşyerinin Telefon ve Faks Numaraları  

13 Ocak 2009 tarih ve 27109 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kısa Çalışma ve Kısa Çalışma Ödeneği Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde;

  1. İşyerimde uygulanacak kısa çalışmaya ilişkin (varsa) kanıtları belirteceğim.
  2. Bakanlık iş müfettişi tarafından yapılacak inceleme esnasında; kısa çalışma yaptırılacak işçilere ilişkin bilgileri http://statik.iskur.gov.tr/tr/kisacalisma/kisacalismabildirimlistesi.xls adreste yer alan formatta hazırlayarak, manyetik ortamda Türkiye İş Kurumu ………………… İl/Şube Müdürlüğüne, yazılı olarak da Bakanlık iş müfettişine teslim edeceğim.
  3. Varsa toplu iş sözleşmesi tarafı sendikaya, kısa çalışma başvurusu ve sonucu hakkında bilgi vereceğim. Kısa çalışma talebi uygun görüldüğünde işyerinde yazılı olarak ilan edeceğim.
  4. Kısa çalışma ödeneği alanların işe girmesi, yaşlılık aylığı almaya başlaması, herhangi bir sebeple silah altına alınması veya herhangi bir kanundan doğan çalışma ödevi nedeniyle işinden ayrılması veya geçici iş göremezlik ödeneğinin başlaması halinde bu durumu Kuruma bildireceğim.
  5. Normal faaliyete başlamaya karar vermem halinde durumu; Kurum birimine, varsa toplu iş sözleşmesi tarafı sendikaya ve işçilere altı işgünü önce yazılı olarak bildireceğim
  6. Yukarıdaki bilgilerin doğruluğunu kabul ve taahhüt ederim.

 

İşveren Adı Soyadı    :

Kaşe ve İmza              :

Tarih                           :…../…./……..

 

 

 

 

ŞİRKET ORTAKLARININ KENDİ İŞYERİNDE 4/A KAPSAMINDA SİGORTALI OLMALARI HALİNDE EMEKLİ AYLIKLARI İPTAL EDİLECEKTİR.

ŞİRKET ORTAKLARININ KENDİ İŞYERİNDE 4/A KAPSAMINDA SİGORTALI

OLMALARI HALİNDE EMEKLİ AYLIKLARI İPTAL EDİLECEKTİR.

I – GİRİŞ :

Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu 25.12.2019 tarihli kararı ve 5510 sayılı Kanun’un 53. maddesi hükmüne göre, şirket ortakları ve 4/b ( Bağ-Kur) kapsamında sigortalı sayılanlar, kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinde, 4/a (SSK’lı) olarak bildirilemezler.

SGK tarafından yayımlanan 2019/9 sayılı genelgeye göre, ortağı olduğu işyerinden 4/a kapsamında sigortalı bildirildiği ya da sonradan ortak olduğu işyerinde 4/a kapsamındaki sigortalılığını devam ettirdiği tespit edilenlerin 4/a (SSK) kapsamındaki sigortalılıkları ve buna bağlı olarak emekli olanların emeklilikleri iptal edilmektedir.

Bu makalenin konusu, Ekim 2008 tarihinden önce kurulmuş anonim şirketlerin kurucu ortaklarından olup, 1479 sayılı mülga Bağ-Kur Kanunu’nun 24. maddesine göre Bağ-Kur’a kayıt ve tescillerini yaptıran ve halen bu şekilde (yani 4/b’li) olarak prim ödemeye devam eden anonim şirket kurucu ortakları ile şirketlerin ortakları ve yönetim kurulu üyelerinin, ileride herhangi bir hayal kırklığına uğramamaları için sigortalılık durumlarına açıklık getirmek olacaktır.

II- ANAYASA MAHKAMESİ’NİN ŞİRKET ORTAKLARI İLE İLGİLİ KARARI:

Anayasa Mahkemesi, 5510 sayılı Kanun’un 53. maddesine 5754 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle eklenen “ 4. maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sayılanlar, kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden dolayı, 4/a bendi kapsamında sigortalı bildirilemezler” biçimindeki fıkranın iptali ile ilgili talebi reddetmiştir.

Şirket ortağı olup, 4/b kapsamında çalışanlar 4/a kapsamında çalışmaya başladıklarında 4/a kapsamında sigortalı sayılırken; itiraz konusu kuralın, 4/b kapsamında sayılanların kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden dolayı 4/a kapsamında sigortalı bildirilememelerine sebep olması nedeniyle eşitlik ilkesine aykırı olduğu belirtilerek, ödenen emekli aylıkları ile sağlık giderlerinin borç çıkarılması işlemine karşı açılan dava ile ilgili olarak, Anayasa Mahkemesi, bu iddiayı reddederek, SGK tarafından yapılan bu uygulamanın kanuna aykırı olmadığına ilişkin verdiği kararda şöyle denmektedir:

5510 sayılı Kanun’un 53. maddesi, sigortalının 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statüleri ile (c) bendinde yer alan sigortalılık statüsüne aynı anda tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde ise aynı maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılır. Ancak, sigortalılık hallerinin çakışması nedeniyle Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalılığı esas alınanlar, yazılı talepte bulunmak ve Kanunun 82 nci maddesine göre belirlenen prime esas kazanç alt sınırı ve üst sınırına ilişkin hükümler saklı olmak kaydıyla, esas alınmayan sigortalılık statüsü kapsamında talep tarihinden itibaren prim ödeyebilirler. Bu şekilde ödenen primler; iş kazası ve meslek hastalığı sigortasından sağlanan haklar yönünden, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalılık statüsünde, kısa vadeli sigorta kollarından sağlanan diğer yardımlar ile uzun vadeli sigorta kollarından sağlanan yardımlar yönünden ise Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalılık statüsünde değerlendirilir. Bu fıkra hükümlerine göre ödeme talebinde bulunulduğu halde ait olduğu ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenmeyen primlerin ödenme hakkı düşer.

5510 sayılı Kanunu 4. maddesinin (b) bendi kapsamında sayılanlar, kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden dolayı, 4. maddenin (a) bendi kapsamında sigortalı bildirilemezler.

III- KENDİ NAM VE HESABINA ÇALIŞANLAR VE ŞİRKET ORTAKLARI:

1- 5510 Sayılı Kanun Gereğince Sigortalı Sayılanlar, Sayılmayanlar, Sigortalılığın Başlangıcı, Kuruma Bildirilmesi ve Sona Ermesi Hakkında Tebliğ’de getirilen bir düzenleme ile “ 01/10/2008 tarihinden önce 5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı oldukları halde, kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden, bu Kanunun 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendine tabi (SSK’lı ) olarak prim ödemesi olanların sigortalılıkları kesintiye uğrayıncaya kadar devam ettirilir.” Hükmü getirilmiştir. Ancak bunların sigortalılığı kesintiye uğradığı tarihten itibaren 5510 sayılı Kanun’un 4/b kapsamında (Bak-Kur) sigortalı olmaları zorunlu olacaktır.

2- Kendi şirketlerinde SSK’lı (4/a) olarak çalışamayacak olan anonim şirketlerin kurucu ortakları ve sermaye payına sahip yönetim kurulu üyeleri, kendilerine ait olmayan başka bir işyerinde veya şirkette, 5510 sayılı Kanunun 4/a kapsamında (SSK’lı) olarak çalışabilirler. Bu şekilde çalışmaya başladıkları tarihten itibaren, kendi şirketlerindeki Bağ-Kur’lu sigortalılığı askıya alınır. Ancak bu şekildeki sigortalılıkları kesintiye uğradığı taktirde, kendi şirketindeki statüsüne uygun olan Bağ-Kur sigortalılığı devreye girecektir.

3- Gerek 5510 sayılı Kanun’un 53. maddesi hükmüne ve gerekse, bu maddenin uygulamasına ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu karara göre, anonim şirketlerin kurucu ortakları ve sermaye payına sahip yönetim kurulu üyeleri ile Limitet Şirketlerin Tüm ortakları ve kendi nam ve hesabına çalışanların, kendilerine ait ve ortak oldukları işyerlerinde 4/a kapsamında (SSK’lı) olarak gösterilmeleri mümkün bulunmamaktadır.

Bu durumdaki kişilerin kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinde 4/a kapsamında sigortalı olduklarının tespiti halinde bu kapsamdaki sigortalılığı İPTAL edilmektedir. Bu tespitin emeklilik başvuru talebi sırasında yapılması halinde, emekliliği Hayal Olacaktır. Emekli olduktan sonra bu durumun tespit edilmesi halinde ise. Emekliliği İPTAL edilecek ve yapılmış olan tüm emekli aylıkları ile sağlık giderleri yersiz ödeme olarak geri tahsil edilecektir.

IV- AYNI ANDA SSK VE BAĞ-KUR KAPSAMINDA ÇALIŞANLARIN DURUMU:

1- Bir kişinin aynı anda hem SSK (4/a) ve hem de Bağ-Kur (4/b) kapsamına tabi olacak şekilde çalışması halinde, öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde ise aynı maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılır. Ancak, sigortalılık hallerinin çakışması nedeniyle Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalılığı esas alınanlar, yazılı talepte bulunmak ve Kanunun 82 nci maddesine göre belirlenen prime esas kazanç alt sınırı ve üst sınırına ilişkin hükümler saklı olmak kaydıyla, esas alınmayan sigortalılık statüsü kapsamında talep tarihinden itibaren prim ödeyebilirler.

2- 6111 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanun’un 53. maddesinde yapılan değişikliğe göre, 01.03.2011 tarihinden itibaren sigortalının, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerine aynı anda tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde öncelikle 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalılık statüsü geçerli sayılır. Yani SSK’lı olarak kabul edilir.

V- SONUÇ :

1- 01.10.2008 tarihinden önce 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı oldukları halde, kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden, Kanunun 4/a bendine tabi (SSK’lı ) olarak Kuruma bildirilmiş ve prim ödemesi olanların sigortalılıkları kesintiye uğrayıncaya kadar bu şekildeki çalışmalarını devam ettirebileceklerdir. Ancak bunların sigortalılığı kesintiye uğradığı tarihten itibaren 5510 sayılı Kanun’un 4/b kapsamında sigortalı olmaları zorunlu olacaktır

2- Gerek 5510 sayılı Kanun’un 53. maddesi hükmüne ve gerekse, Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararına göre, anonim şirketlerin kurucu ortakları ve sermaye payına sahip yönetim kurulu üyeleri ile Limitet Şirketlerin Tüm ortakları ve kendi nam ve hesabına bağımsız çalışanların, kendilerine ait ve ortak oldukları işyerlerinde 4/a kapsamında (SSK’lı) olarak gösterilmeleri mümkün olmadığı için, kendilerine ait işyerlerinde 4/a (SSK’lı) kapsamında sigortalı olarak bildirmemelerini, ileride emekliliğe başvuru sırasında herhangi bir hayal kırklığına uğramamaları için bu kapsamda boş yere prim ödememeleri gerektiğini ve bunun kendi aleyhlerine olacağını özellikle belirtmek isterim.

Ahmet Ağar

Sosyal Güvenlik Müşaviri

Büklüm Sok. No: 9/4 Kavaklıdere- ANKARA

Tel: 0312- 4199369-4199374 Fax : 0312- 4199371

E-Mail: ahmetagar@ahmetağar.com

www.ahmetagar.com

SGK ÇAĞRILARA BAŞLADI UYANDA YANACAK UYMAYAN DA YANACAK ?

SGK Stratejik eylem planında yer verilen ve bilhassa Eylül 2020 tarihine kadar tamamlanması gereken maddeler göre   ücretleri gerçek değerinden göstermeyen firmalar  ile ilgili eylem planda 3 önemli yaptırım ile ilgili çalışmalara hız verdi.

3 Aşamada yürürlüğe girecek tedbirler uygun planları yürütmeye başladı,

  1. Muhtasar beyan ve SGK bildirimlerinin birleştirilmesi.(Kaçak personel tespitleri, ve düşük gösterilen ücretler),
  2. Şubat 2020 tarihine kadar vergi idaresi ile tam entegrasyon ve takipler,
  3.  Eylül 2020 Tarihine kadar sisteme uymayan firmaların mükellefiyet kayıtlarının iptal edilmesi ve Cumhuriyet Savcılıklarına bildirim yapılarak 2 ile 5 ayıl arasında hapis cezaları istenmesi.
  4. Bu maddeleri dışında tedbir amaçlı 36 madde daha bulunmaktadır.

SGK ve Vergi İdaresi ve bankalar yatan ücret ödemeleri ile yapılan analizlerden elde edilen sonuçlara göre yapılan analizler sonucu düşük ücret beyan ve elden ödeme yapan firmalar yazı gönderilerek beyanlarını değiştirmeleri istenmektedir.  Aksi halde inceleme yapılacağı konularına yazılarında yer vermektedir.

1-    Yazının gereğini yapan firma riskleri; Yazıyı alan firmaları ciddi yaptırımlar beklemektedir.  Ücretlerde bu yazıyı esas alarak yükselttiği takdirde SGK 10 Yıl geriye girecek inceleme başlatarak SGK, İşsizlik, kayıtlarının düzeltilmesini talep edecektir. 10 yıllık geriye dönük verilen düzeltme beyanları nedeniyle alınan tüm teşvikler faizleri ile birlikte geri alınacaktır. Meslek Kodlarını bilerek doğru göstermedikleri için yeni kodlara göre yeni ücretler üzerinden ayrıca düzeltme beyanları istenecektir.

2-    Yazının gereğini yapmayanlar: SGK yazısına olumsuz cevap veren ücretlerin ve SGK kayıtlarının doğru olduğu konusunda israr eden firmalar ise bakanlık denetimine alınacaklar sonuç değişmiyor. Aynı cezalar ve sonuçlar onları da bekliyor.  Sadece gerçek ücret üzerinden doğru işlem yapan firmalar bu olumsuz durumdan etkilemeyecek.

Firmaları zaman zaman yazılarımız ile 2-3 yıldır uyarmamıza rağmen maliyetler nedeniyle sağlıklı yapı kurmak gerektiği konularında  uyarılara rağmen Sistem Kurmayan firmalar önünde zaman kalmadığı için yapacak fazla bir şeyleri olmayacak, yani 1-2 ayda ne kadar doğru toparlanmaları  ile kısmen kurtuluşlar yaşayacaklardır.

 Elden ücret ödeyen firmalar, gider pusulası ile iş yaptıran firmalar 23 Şubat 2020 tarihine kadar verecekleri beyanlar nedeniyle SGK ve vergi idaresi kıskacına uğramaları kaçınılmazdır. Kendi ayağına kurşun sıkmak zorunda kalacaklardır.

Bir anda yüksek miktarda SGK ve Vergiye esas Matrahlardaki artış SGK ve Vergi idaresinin beklentilerini karşılayacak ancak düzensizliği alışmış firmalar ise yapılacak ek tahakkuklar, her ay için kesilecek İdari Para Cezaları, Vergilerin ödeme imkanı olmadığı için 30. Eylülde işveren kayıtlarının silinmesi ile şirketlerini kapatmak zorunda kalacaklardır.

Bütün bu aşamalardan sonra kayıt dışı işçi çalıştıran ve elden ücret ödeme neden ile ve SGK kaçakları nedeniyle Cumhuriyet Savcılıklarına gitmek ve belki de hapis yatmak zorunda kalacaklar,

Firmalar ne yapmalı: Firmalar çok vakit kalmasa da tedbir alarak bazı riskleri ortadan kaldırma imkanı elde edebilirler. Risklerini öğrenmek ve tedbir almak için ciddi çalışmalar yapmalarına gerek bulunmaktadır.  Denetim ve analiz çalışmaları yaptırarak  sağlıklı yapıya kavuşma imkanlarını yakalamak için hızlı hareket etmelerinde fayda bulunmaktadır.

Şakir Gülsever

İK Yönetim Danışmanı

İş ve Sosyal Güvenlik Danışmanı,

SMMM-Eğitmen

2020 YILINDA İNSAN KAYNAKLARINI NELER BEKLİYOR?

Şirketler; bugüne kadar yapılanma  maliyetleri nedeniyle İnsan Kaynakları konusunda yatırım yapmadıkları gibi  iş yerlerini kendi bildikleri usuller ile yönetmeye çalıştıkları gözlenmektedir.

 

2020 Yılına kadar muhasebe birimleri ile personel ilişkilerini yürüten şirketler dava açılınca Hukuk birimleri ve Avukatlar ile sorunlarını çözmeye çalışmaktadır. 2020 Yılında bu çalışma şeklini devam ettirmeye çalışan şirketleri önemli zorluklar beklemektedir.

Şirketleri yapılanmaya ve tedbir almaya yönelik çalışmaları Ocak 2020 ayından itibaren başlatmak için kaynak ayırmaları zorunlu hale gelmiştir. Bunun durumun nedeni 2020 yılının başından itibaren şirketler yapılanmadıkları takdirde önemli para cezaları ile karşılaşmaları kaçınılmaz hale gelecek,alınan teşvikleri faizleri ile birlikte iade etmek zorunda kalacaklardır.

İnsan Kaynaklarını Hangi Sorunlar Bekliyor:

1) SGK firmalara yazı göndererek düşük ücret gösteren firmaları ücretleri doğru beyan etmeleri için uyarmaya başladı. 1 Aralık 2019 tarihinden itibaren yazılar gönderilmeye başlandı,

2) Muhtasar beyanname ve prim hizmet belgeleri 01.01.2020 tarihinden sonra birleştirme işlemleri başladı,

3)  28.02.2020 Tarihine kadar SGK ve Vergi İdaresi tam entegrasyona geçerek VERGİ ve Prime tabi kazançları kontrol edecek.

4) 30.09.2020 Tarihine kadar bordrolarını gerçek duruma geçirmeyen firmalar için ciddi denetimler ve işverenlerin Cumhuriyet savcılıklarına sevk edilmeye başlanacak,

5) 30.09.2020 Tarihine kadar düşük ücret ve elden ücret ödeyenlerin kuralları dinlemedikleri vergi ve SGK kaçaklarına neden oldukları için  firmaların mükellefiyet numaraları iptal edilecek.

6)    Kıdem ve Zorunlu BES yasası değişikliklerinin getireceği değişiklikleri ve yenilikler firmaları maliyetler yönünden zorlayacak,

7)   Kimlik Verileri Koruma Kanunu ile ilgili yapılacak çalışmalar.( 30.06.2020 Tarihine ertelendi)

8)    Meslek Kodlarının yanlışlıklarının düzeltilme süreçleri,

Tüm bu değişiklikler ve zorunluluklar nedeniyle firmaların İnsan Kaynakları Süreçlerini yapılandırılması çok önemli hale geliyor. Zamanın çok kısa olması ve tedbirlerin yoğunluğu firmaları önemli ölçüde etkileyecek.

İşletmelerin bu zorlu dönemdeki sorunlarını çözmeleri bu süreçlerin yan etkenleri ortadan kaldırmak ve zarar görmemeleri için DENETİM Çalışmaları yaptırmak ve ortaya çıkacak sorunları çözmek için İnsan Kaynakları süreçlerini yapılandırarak riskleri ortadan kaldırmaları ile kendilerini koruma altına almaları kaçınılmaz hale gelmektedir.

İnsan Kaynakları Fonksiyonlarına göre şirketler organizasyon ve görev tanımlarından başlayarak, işe alım, kariyer planları, ücret yönetimi, performans sistemi ile çalışan ilişkilerine yön vermeleri oldukça önemlidir.

Bilhassa personel ücretleri konusunda yapılacak çalışmalara ile personel ücret dengeleri kurulması,elden ücret ödeme sisteminin kaldırılması,meslek kodlarının organizasyon esas alınarak verilmemesi halinde ciddi  sorunların yaşanmaması kaçınılmazdır.

Genel Müdüre Elektrik mühendisi kodu verilmesi nedeniyle eksik beyan edilen SGK ve Vergi matrahları arasındaki ciddi ücret farklılıkları için firmalar incelemeye alınmaya  başlandı, Bu durumda olan firmalar için 10 yıl geriye dönük bordroların yapılması, SGK ve Vergi cezaları,İdari para cezaları hesaplanması ile faizleri ile birlikte   alınan teşvik bedellerinin geri alınması firmalar için oldukça önemli maliyetlere neden  olacaktır.

Davet ve düzeltme yazıları alan firmaların alınan yazıların  gereğini yapacak çalışmalara tedbir almadan başlanması  da ayrı bir sorun oluşturacaktır.  Firmalar geçmişte bilerek veya bilmeden yaptıkları bu hatalı işlemler nedeniyle bilinçli olarak riskleri önleyici tedbir almadıkları takdirde 2020 yılı sonu olmadan hem mükellefiyetlerinin silinme durumu ortaya çıkacak ve hem de Cumhuriyet Savcılıklarına hapis istemiyle sevk edileceklerdir.

39 Eylem planından 3-4 planda geçen bu tedbirler ve diğer tedbirler için SGK tarafından yayınlanan Stratejik eylem planının şirketlerin okumalarını tesviye ederim. İlk planda ücretlerin mukayesesi için Kasım  2019 ve önceki aylarda incelemesi biten firmaların ücretlerin  düşük gösterilmesi nedeniyle   düşük ücretlerin gerçeği yansıtacak şekilde  düzeltilmesi için Aralık 2019 ayı içerisinde firmalara yazılar gönderilmesi ile fiilen çalışmalar başlamıştır.

SGK tarafından yazı gelmeden sağlıklı çözümler geliştirmek ve incelemeden sorunsuz çıkmak için tüm firmaların İnsan Kaynakları ve personel ücretleri konusunda çalışmaları bazı sorunlardan kurtulmalarını sağlayacaktır.

Saygılarımla,

Şakir Gülsever

İnsan Kaynakları Yönetim Danışmanı

İş ve Sosyal Güvenlik Danışmanı

SMMM-Eğitmen

Derneğimizin izmir toplantısı

Derneğimizin izmir toplantısında emeği geçen katılım sağlayan tüm insanlarımıza teşekkürlerimizi sunarız…

« 1 arasında 10 »

Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerin ve YMM’lerin Başka Bir İşyerinde Hizmet Akdi İle Çalışma Yasağı Kaldırılmalıdır

Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerin ve YMM’lerin Başka Bir İşyerinde Hizmet Akdi İle Çalışma Yasağı Kaldırılmalıdır

Ahmet AĞAR

Sosyal Güvenlik Müşaviri

I- Giriş:

Bilindiği gibi, 3568 sayılı Kanun’un 45. maddesine göre; Serbest muhasebeci mali müşavirler ve yeminli mali müşavirler, aynı zamanda bir başka işyerinde hizmet akdi ile sigortalı olarak çalışamazlar, ticari faaliyette bulunamazlar.

Bu makalenin konusu, Serbest muhasebeci mali müşavirler ve yeminli mali müşavirler için telafisi güç ve imkânsız olan maddi zarara yol açmanın yanında, insan haklarına ve evrensel hukuk ilkelerine tamamen aykırı bulunan “Başka Bir İşyerinde Çalışma Yasağı”nın kaldırılması gerektiği ile ilgili açıklamalar olacaktır.

II- Meslek Mensuplarının Başka Bir İşte Çalışma Yasağı İle İlgili Mevzuat:

3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanun’un 45 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Serbest muhasebeci mali müşavirler bu unvanlarla, yeminli mali müşavirler ise bu unvan ve tasdik yetkisiyle; 2.maddede yazılı işlerin yürütülmesi amacıyla gerçek ve tüzelkişilere tabi ve onların işyerlerine bağlı olarak hizmet akdi ile çalışamazlar, ticari faaliyette bulunamazlar, meslekle ve meslek onuru ile bağdaşmayan işlerle uğraşamazlar.” hükmüne yer verilmiştir.

03.01.1990 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavirlerin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin “Hizmet akdi ve çalışamama” başlıklı 44. maddesinde “Serbest muhasebeci mali müşavirler ve yeminli mali müşavirler gerçek ve tüzel kişilere tabi ve onların işyerlerine bağlı olarak hizmet akdi ile çalışamazlar.” şeklinde düzenleme yapılmıştır.

Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Birliği (TÜRMOB) tarafından yayımlanan 2011/1 sayılı Genelgede, 6111 sayılı Kanun’un 33.maddesi ile 5510 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişikliğe (sigortalılık statülerinin aynı kişi üzerinde birleşmesi halinde, özellikle 4/a sigortalı ve 4/b Bağ – Kur’lu statülerinin çatışmasında önceliğin 4/a sigortalı statüsüne tanınacağı yönündeki değişiklik) atıf yapıldıktan sonra;

3568 sayılı Kanunun 2 nci, 45 inci maddeleri hükümleri ile Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavirlerin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik maddeleri uyarınca, 3568 sayılı yasa uyarınca ruhsat alarak bağımsız büro faaliyetinde bulunan yahut mesleki şirketlerde imza yetkili olan meslek mensuplarının aynı zamanda bir işverene bağlı olarak çalışmaları mümkün değildir.

Açıklanan nedenlerle, bağımsız büro faaliyetinde bulunan yahut mesleki şirketlerde imza yetkili olan meslek mensuplarının aynı zamanda bir başka işyerinde 5510 sayılı Yasa’nın 4.maddesinin (a) bendi kapsamında çalışmasına olanak bulunmamaktadır.” düzenlemesini getirmiştir.

III- Özel Kanunla Meslek Mensuplarına Getirilen Bu Yasak,
Genel Çalışma Hayatına Ait 5510 Sayılı Kanuna Aykırıdır:

Genel çalışma hayatını düzenleyen 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun, meslek unvanı üzerinde durmaksızın, başka kanunlarda yer alan istisnai düzenlemeleri dikkate almaksızın bir veya birkaç işveren tarafından hizmet akdi ile çalıştırılan herkesi zorunlu sigortalı (4/a statüsünde) olarak nitelendirmiştir. Meslek mensupları örneğinde olduğu gibi, vergi mükellefiyeti nedeniyle 5510 sayılı Kanun’un 4/b kapsamında zorunlu sigortalı olup da aynı zamanda da hizmet akdiyle çalışanların keza (4/a statüsü) sigortalılık hizmetlerin çakışmasında, 6111 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanunun 53. maddesinde yapılan değişiklikle ortaya konulmuştur. Söz konusu 53. maddeye göre 4/b statüsünde bulunan bir sigortalının bir başka işyerinde ya da aynı işyerinde hizmet akdiyle çalışmaya başlaması halinde sigortalılık statüsü, önceden başlayan sigortalılığa üstünlük tanımak yerine, 4/a statündeki sigortalılık hali esas alınacaktır.

Sosyal güvenlik mevzuatı düzenlemesiyle sınırlı değerlendirildiğinde, bağımsız büro faaliyetinde bulunan yahut mesleki şirketlerde imza yetkili olan meslek mensuplarının 6111 sayılı Kanunla değiştirilen 5510 sayılı Kanun 53 üncü maddesi ile aynı Kanunun 3 üncü, 4 üncü ve 92 nci maddeleri gereği “4/a” statüsünde sigortalı sayılmalarına mani bir düzenleme bulunmamaktadır. Kaldı ki, 5510 sayılı Kanun’un “sigortalı sayılmayanlar” başlıklı 6. maddesinde yer alan kapsam dışı kişiler arasında “meslek mensupları” yer almamaktadır.

Ancak, 3568 sayılı Kanun’un “Yasaklar” başlıklı 45. maddesinin birinci fıkrasında “Serbest muhasebeci mali müşavirler bu unvanlarla, yeminli mali müşavirler ise bu unvan ve tasdik yetkisiyle; 2. maddede yazılı işlerin yürütülmesi amacıyla gerçek ve tüzel kişilere tabi ve onların işyerlerine bağlı olarak hizmet akdi ile çalışamazlar, ticari faaliyette bulunamazlar, meslek ve meslek onuru ile bağdaşmayan işlerle uğraşamazlar.” Denilmektedir.

Kanun’un bu düzenlemesine göre, 3568 sayılı Kanun ile meslek mensuplarının hizmet akdine dayalı olarak, bağımlı biçimde ve 5510 sayılı Kanunun 4/a (Sigortalı) çalışamayacaklarına ilişkin kısıtlama sadece “serbest muhasebeci mali müşavir unvanı” ile sınırlandırılmıştır.

Bağımsız büro faaliyetinde bulunan ruhsat sahibi bir serbest muhasebeci mali müşavirin veya yeminli mali müşavirin ”bu unvan ve sıfatından ayrı olarak” örneğin şirketin finanstan sorumlu genel müdürü, genel müdür yardımcısı, mali işler koordinatörü gibi unvanlarla 5510 sayılı Kanun’un 4/a statüsünde bağımlı çalışmasının önünde yasal hiçbir engel bulunmadığı gibi, bu şekilde hizmet akdiyle çalışan bir kişi zorunlu olarak 4/a kapsamında sigortalı sayılacaktır.

Bilindiği gibi, 5510 sayılı Kanunun 4. maddesine göre, bir kişinin birden fazla işyerinde çalışması mümkündür.

 

 

IV- Meslek Mensuplarının Başka Bir İşyerinde Çalışma Yasağı
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına Aykırıdır:

Anayasamızın Çalışma ve sözleşme hürriyeti başlıklı 48.maddesi “ Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir..” hükmüne amirdir. Maddenin açıklamasından da anlaşılacağı üzere, çalışma hakkı herkes için Anayasal bir haktır. Bu hakkın özel bir kanunla ve yönetmeliklerle engellenmesi olamaz, olmamalıdır.

Meslek mensuplarının çok önemli sorunlarının yanında bir de başka bir İşte çalışamamasının sorunu vardır. Avukatlar, doktorlar, mimarlar, mühendisler ve Şirket ortakları başka bir işyerinde 4/a kapsamında sigortalı olarak çalışırken Mali Müşavirlerin ve YMM’lerin çalışamamaları, eşitlik ilkesine, evrensel hukuk normlarına ve insan haklarına tamamen aykırıdır.

V- Başka Bir İşyerinde Çalışan Meslek Mensuplarına Verilen Disiplin Cezaları Geçersizdir:

Yukarıda açıklandığı gibi 3568 sayılı Kanunun 45. maddesine göre meslek mensupları bu unvan ve tasdik yetkileri ile çalışamazlar.

Nitekim, T.C Ankara 9. İdare Mahkemesi 2013/1385 Esas no ve 2015/504 sayılı Kararında; “Bakılan uyuşmazlıkta; her ne kadar davacının 24.09.2001 – 30.09.2011 tarihleri arasında bir işverene hizmet akdiyle bağlı ve SSK’lı olarak çalıştığı ve meslek ruhsatını alarak çalışanlar listesine kaydolduktan sonra da hizmet akdi ile çalışmaya devam ettiği hususları sabit ise de, dava konusu işlemin dayanağını teşkil eden yukarıda açıklanan kanun ve yönetmelik hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, serbest muhasebeci mali müşavirlerin bu unvan ve tasdik yetkilerine ilişkin olarak gerçek ve tüzel kişilere tabi hizmet akdiyle çalışmalarının yasaklandığı, bir başka anlatımla, serbest muhasebeci mali müşavir unvanını kullanmadan bir başka gerçek veya tüzel kişiye tabi olarak hizmet akdiyle çalışmasının önünde yasal yönden bir engel bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.” denilerek TÜRMOB Disiplin Kurulu’nca verilen cezayı iptal etmiştir.

VI- Sonuç:

Tüm vergilerin tahakkuk ve bildirimlerini, SGK’nın tüm sigorta primlerinin bildirimlerini yapan serbest muhasebeci ve mali müşavirler, ikinci sınıf vatandaş muamelesine tabi tutulamazlar. SMMM ve YMM’lerin Ülkemize ve özellikle vergi ve sigorta primlerinin tahakkuk ve tahsilatı için yaptıkları mesleki faaliyetlerinden dolayı taltif ve takdir edilmeleri ve yeşil pasaport verilmesi gerekenlerin başında gelmektedirler.

Çalışmak herkes için Anayasal bir hak olması nedeniyle, SMMM ve YMM’ler için özel olarak çıkarılan ve Anayasamıza aykırı olan 3568 sayılı Kanun ile meslek mensuplarının başka bir işyerinde 4/a kapsamında sigortalı olarak çalışmalarının önündeki bu yasal engelin mutlaka kaldırılması gerekmektedir. Meslek mensupları için çok önemli olan bu sorunun biran önce halledilmesi için TÜRMOB Yönetimi tarafından gerekli çalışmaların yapılacağına inanıyorum.

Büklüm Sok. No: 9/4 Kavaklıdere- ANKARA

Tel: 0312- 4199369-4199374 Fax : 0312- 4199371

e-posta : ahmetagar@ahmetagar.com