Derneğimizin izmir toplantısı

Derneğimizin izmir toplantısında emeği geçen katılım sağlayan tüm insanlarımıza teşekkürlerimizi sunarız…

« 1 arasında 10 »

Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerin ve YMM’lerin Başka Bir İşyerinde Hizmet Akdi İle Çalışma Yasağı Kaldırılmalıdır

Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerin ve YMM’lerin Başka Bir İşyerinde Hizmet Akdi İle Çalışma Yasağı Kaldırılmalıdır

Ahmet AĞAR

Sosyal Güvenlik Müşaviri

I- Giriş:

Bilindiği gibi, 3568 sayılı Kanun’un 45. maddesine göre; Serbest muhasebeci mali müşavirler ve yeminli mali müşavirler, aynı zamanda bir başka işyerinde hizmet akdi ile sigortalı olarak çalışamazlar, ticari faaliyette bulunamazlar.

Bu makalenin konusu, Serbest muhasebeci mali müşavirler ve yeminli mali müşavirler için telafisi güç ve imkânsız olan maddi zarara yol açmanın yanında, insan haklarına ve evrensel hukuk ilkelerine tamamen aykırı bulunan “Başka Bir İşyerinde Çalışma Yasağı”nın kaldırılması gerektiği ile ilgili açıklamalar olacaktır.

II- Meslek Mensuplarının Başka Bir İşte Çalışma Yasağı İle İlgili Mevzuat:

3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanun’un 45 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Serbest muhasebeci mali müşavirler bu unvanlarla, yeminli mali müşavirler ise bu unvan ve tasdik yetkisiyle; 2.maddede yazılı işlerin yürütülmesi amacıyla gerçek ve tüzelkişilere tabi ve onların işyerlerine bağlı olarak hizmet akdi ile çalışamazlar, ticari faaliyette bulunamazlar, meslekle ve meslek onuru ile bağdaşmayan işlerle uğraşamazlar.” hükmüne yer verilmiştir.

03.01.1990 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavirlerin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin “Hizmet akdi ve çalışamama” başlıklı 44. maddesinde “Serbest muhasebeci mali müşavirler ve yeminli mali müşavirler gerçek ve tüzel kişilere tabi ve onların işyerlerine bağlı olarak hizmet akdi ile çalışamazlar.” şeklinde düzenleme yapılmıştır.

Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Birliği (TÜRMOB) tarafından yayımlanan 2011/1 sayılı Genelgede, 6111 sayılı Kanun’un 33.maddesi ile 5510 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişikliğe (sigortalılık statülerinin aynı kişi üzerinde birleşmesi halinde, özellikle 4/a sigortalı ve 4/b Bağ – Kur’lu statülerinin çatışmasında önceliğin 4/a sigortalı statüsüne tanınacağı yönündeki değişiklik) atıf yapıldıktan sonra;

3568 sayılı Kanunun 2 nci, 45 inci maddeleri hükümleri ile Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavirlerin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik maddeleri uyarınca, 3568 sayılı yasa uyarınca ruhsat alarak bağımsız büro faaliyetinde bulunan yahut mesleki şirketlerde imza yetkili olan meslek mensuplarının aynı zamanda bir işverene bağlı olarak çalışmaları mümkün değildir.

Açıklanan nedenlerle, bağımsız büro faaliyetinde bulunan yahut mesleki şirketlerde imza yetkili olan meslek mensuplarının aynı zamanda bir başka işyerinde 5510 sayılı Yasa’nın 4.maddesinin (a) bendi kapsamında çalışmasına olanak bulunmamaktadır.” düzenlemesini getirmiştir.

III- Özel Kanunla Meslek Mensuplarına Getirilen Bu Yasak,
Genel Çalışma Hayatına Ait 5510 Sayılı Kanuna Aykırıdır:

Genel çalışma hayatını düzenleyen 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun, meslek unvanı üzerinde durmaksızın, başka kanunlarda yer alan istisnai düzenlemeleri dikkate almaksızın bir veya birkaç işveren tarafından hizmet akdi ile çalıştırılan herkesi zorunlu sigortalı (4/a statüsünde) olarak nitelendirmiştir. Meslek mensupları örneğinde olduğu gibi, vergi mükellefiyeti nedeniyle 5510 sayılı Kanun’un 4/b kapsamında zorunlu sigortalı olup da aynı zamanda da hizmet akdiyle çalışanların keza (4/a statüsü) sigortalılık hizmetlerin çakışmasında, 6111 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanunun 53. maddesinde yapılan değişiklikle ortaya konulmuştur. Söz konusu 53. maddeye göre 4/b statüsünde bulunan bir sigortalının bir başka işyerinde ya da aynı işyerinde hizmet akdiyle çalışmaya başlaması halinde sigortalılık statüsü, önceden başlayan sigortalılığa üstünlük tanımak yerine, 4/a statündeki sigortalılık hali esas alınacaktır.

Sosyal güvenlik mevzuatı düzenlemesiyle sınırlı değerlendirildiğinde, bağımsız büro faaliyetinde bulunan yahut mesleki şirketlerde imza yetkili olan meslek mensuplarının 6111 sayılı Kanunla değiştirilen 5510 sayılı Kanun 53 üncü maddesi ile aynı Kanunun 3 üncü, 4 üncü ve 92 nci maddeleri gereği “4/a” statüsünde sigortalı sayılmalarına mani bir düzenleme bulunmamaktadır. Kaldı ki, 5510 sayılı Kanun’un “sigortalı sayılmayanlar” başlıklı 6. maddesinde yer alan kapsam dışı kişiler arasında “meslek mensupları” yer almamaktadır.

Ancak, 3568 sayılı Kanun’un “Yasaklar” başlıklı 45. maddesinin birinci fıkrasında “Serbest muhasebeci mali müşavirler bu unvanlarla, yeminli mali müşavirler ise bu unvan ve tasdik yetkisiyle; 2. maddede yazılı işlerin yürütülmesi amacıyla gerçek ve tüzel kişilere tabi ve onların işyerlerine bağlı olarak hizmet akdi ile çalışamazlar, ticari faaliyette bulunamazlar, meslek ve meslek onuru ile bağdaşmayan işlerle uğraşamazlar.” Denilmektedir.

Kanun’un bu düzenlemesine göre, 3568 sayılı Kanun ile meslek mensuplarının hizmet akdine dayalı olarak, bağımlı biçimde ve 5510 sayılı Kanunun 4/a (Sigortalı) çalışamayacaklarına ilişkin kısıtlama sadece “serbest muhasebeci mali müşavir unvanı” ile sınırlandırılmıştır.

Bağımsız büro faaliyetinde bulunan ruhsat sahibi bir serbest muhasebeci mali müşavirin veya yeminli mali müşavirin ”bu unvan ve sıfatından ayrı olarak” örneğin şirketin finanstan sorumlu genel müdürü, genel müdür yardımcısı, mali işler koordinatörü gibi unvanlarla 5510 sayılı Kanun’un 4/a statüsünde bağımlı çalışmasının önünde yasal hiçbir engel bulunmadığı gibi, bu şekilde hizmet akdiyle çalışan bir kişi zorunlu olarak 4/a kapsamında sigortalı sayılacaktır.

Bilindiği gibi, 5510 sayılı Kanunun 4. maddesine göre, bir kişinin birden fazla işyerinde çalışması mümkündür.

 

 

IV- Meslek Mensuplarının Başka Bir İşyerinde Çalışma Yasağı
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına Aykırıdır:

Anayasamızın Çalışma ve sözleşme hürriyeti başlıklı 48.maddesi “ Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir..” hükmüne amirdir. Maddenin açıklamasından da anlaşılacağı üzere, çalışma hakkı herkes için Anayasal bir haktır. Bu hakkın özel bir kanunla ve yönetmeliklerle engellenmesi olamaz, olmamalıdır.

Meslek mensuplarının çok önemli sorunlarının yanında bir de başka bir İşte çalışamamasının sorunu vardır. Avukatlar, doktorlar, mimarlar, mühendisler ve Şirket ortakları başka bir işyerinde 4/a kapsamında sigortalı olarak çalışırken Mali Müşavirlerin ve YMM’lerin çalışamamaları, eşitlik ilkesine, evrensel hukuk normlarına ve insan haklarına tamamen aykırıdır.

V- Başka Bir İşyerinde Çalışan Meslek Mensuplarına Verilen Disiplin Cezaları Geçersizdir:

Yukarıda açıklandığı gibi 3568 sayılı Kanunun 45. maddesine göre meslek mensupları bu unvan ve tasdik yetkileri ile çalışamazlar.

Nitekim, T.C Ankara 9. İdare Mahkemesi 2013/1385 Esas no ve 2015/504 sayılı Kararında; “Bakılan uyuşmazlıkta; her ne kadar davacının 24.09.2001 – 30.09.2011 tarihleri arasında bir işverene hizmet akdiyle bağlı ve SSK’lı olarak çalıştığı ve meslek ruhsatını alarak çalışanlar listesine kaydolduktan sonra da hizmet akdi ile çalışmaya devam ettiği hususları sabit ise de, dava konusu işlemin dayanağını teşkil eden yukarıda açıklanan kanun ve yönetmelik hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, serbest muhasebeci mali müşavirlerin bu unvan ve tasdik yetkilerine ilişkin olarak gerçek ve tüzel kişilere tabi hizmet akdiyle çalışmalarının yasaklandığı, bir başka anlatımla, serbest muhasebeci mali müşavir unvanını kullanmadan bir başka gerçek veya tüzel kişiye tabi olarak hizmet akdiyle çalışmasının önünde yasal yönden bir engel bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.” denilerek TÜRMOB Disiplin Kurulu’nca verilen cezayı iptal etmiştir.

VI- Sonuç:

Tüm vergilerin tahakkuk ve bildirimlerini, SGK’nın tüm sigorta primlerinin bildirimlerini yapan serbest muhasebeci ve mali müşavirler, ikinci sınıf vatandaş muamelesine tabi tutulamazlar. SMMM ve YMM’lerin Ülkemize ve özellikle vergi ve sigorta primlerinin tahakkuk ve tahsilatı için yaptıkları mesleki faaliyetlerinden dolayı taltif ve takdir edilmeleri ve yeşil pasaport verilmesi gerekenlerin başında gelmektedirler.

Çalışmak herkes için Anayasal bir hak olması nedeniyle, SMMM ve YMM’ler için özel olarak çıkarılan ve Anayasamıza aykırı olan 3568 sayılı Kanun ile meslek mensuplarının başka bir işyerinde 4/a kapsamında sigortalı olarak çalışmalarının önündeki bu yasal engelin mutlaka kaldırılması gerekmektedir. Meslek mensupları için çok önemli olan bu sorunun biran önce halledilmesi için TÜRMOB Yönetimi tarafından gerekli çalışmaların yapılacağına inanıyorum.

Büklüm Sok. No: 9/4 Kavaklıdere- ANKARA

Tel: 0312- 4199369-4199374 Fax : 0312- 4199371

e-posta : ahmetagar@ahmetagar.com

Yurtdışı Borçlanması İle Emekli Olma Şartlarında Yapılan Çok Önemli Değişiklikler.

Yurtdışı Borçlanması İle Emekli Olma Şartlarında Yapılan Çok Önemli Değişiklikler.

Ahmet AĞAR
Sosyal Güvenli Müşaviri

I- GİRİŞ:

Bilindiği üzere, 19.07.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak 1 Ağustos 2019 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 7186 sayılı Gelir Vergisi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla ile 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Borçlanması Hakkındaki Kanunda, yurtdışı borçlanması ile ilgili çok önemli ve köklü yeni değişiklikler yapılmıştır.

7168 sayılı Kanunla yapılan bu yeni düzenlemeye göre, yurtdışı çalışma sürelerinin ve yurtdışında ev kadını olarak geçen sürelerinin borçlanması, birçok kişi için artık önemini ve cazibesini yitirmiş ve dezavantaj durumuna gelmiş olduğu ve 1 Ağustos 2019 tarihinden sonra yapılacak yurtdışı borçlanması ile ilgili yapılan yeni değişikliklerin neler olduğu, bu makalenin konusu olacaktır.

II- Yurtdışı Borçlanması Kimler Yapabilir.

3201 sayılı Kanuna göre, Türk vatandaşları ile doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin on sekiz yaşını doldurduktan sonra Türk vatandaşı olarak yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri, bu Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri hâlinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilir. Hükmü bulunmakta olup, yurtdışında çalışan ve ev kadını olarak bulunan vatandaşlarımız, yurtdışında geçen bu hizmetlerini borçlanabilirler.

III- Yurtdışı Borçlanması İçin Ödenecek Prim Tutarı.

7186 sayılı Kanunun 9. maddesiyle 3201 sayılı Kanunun 4. maddesinde yapılan yeni düzenlemeye göre, 1 Ağustos 2019 tarihinden itibaren yurtdışında çalışan vatandaşlarımızın yapacakları yurtdışı hizmet borçlanma başvurularında, Kanun uyarınca hesaplanacak bir günlük borçlanma tutarı, başvuru tarihinde geçerli olan günlük prime esas kazancın alt ve üst sınırları arasında kalmak kaydıyla başvuru sahibince seçilen günlük kazancın yüzde 45’i oranında sigorta primini ödeyecektir. Daha önce bu oran yüzde 32 olarak uygulanmaktaydı.

2019 yılı sonuna kadar yürürlükte olan asgari ücrete göre prime esas kazancın bir günlük alt sınırı 85,28 TL, bir günlük üst sınırı ise 639,60 TL’ dir. Yapılan bu yeni düzenlemeye göre, 2019 yılında yapılacak yurtdışı borçlanması için ödenecek olan sigorta primi şöyle olacaktır:

  1. Bir günlük kazancın alt sınırı: 85,28 X % 45 = 38,38 X 30 gün için = 1.151,40 TL,

  2. Bir günlük kazancın üst sınırı: 639,60 X % 45= 287,82 X 30 gün için= 8.634,60 TL

Sigorta Priminin ödenmesi gerekecektir. Borçlanacak olan kişi, prime esas kazancın alt ve üst sınırı arasında olmak üzere dilediği bir günlük kazancı seçebilir ve seçeceği bu bir günlük kazancı % 45 ile çarpılıp çıkan rakam, borçlanılacak toplam gün sayısı ile çarpılmak suretiyle ödenmesi gereken borç miktarı tespit edilerek, tebliği tarihinden itibaren ödenmek üzere, borçlanma talebinde bulunan kişiye tebliğ edilecektir.

IV- 1.8.2019 Tarihinden Sonra yurtdışı Borçlanmaları Bağ-Kur’a Sayılacaktır.

Yurtdışı borçlanması ile ilgili 7186 sayılı Kanunla değişiklik yapılmadan önceki uygulamaya göre, yurtdışı borçlanmasıyla kazanılan günler, Türkiye’de son olarak tabi olunan sigortalık statüsüne, Türkiye’de sigortası olmayanların da 5510 sayılı Kanunun 4/-b (Bağ-Kur) sigortalılık statüsüne sayılmaktaydı. Daha önce Türkiye’de sigortası olmayan vatandaşların, borçlanma yapmadan önce Türkiye’de sigortalı bir işte çalışarak SSK’ya prim ödedikten sonra yurtdışı çalışma sürelerini borçlanıp, borçlanmayla kazandıkları günlerin SSK’ya (4/a) sayılmasını sağlayarak daha uygun şartlarla SSK’dan emekli olabiliyorlardı.

SGK’nın 15.08.2019 tarih ve 2019/16 sayılı genelgesinde, 1.8.2019 tarihinden itibaren yurtdışı sürelerini borçlanma talebinde bulunanların borçlanma işlemleri talep tarihindeki en son sigortalılık statüsüne bakılmaksızın 4/1-(b) (Bağ-Kur) kapsamında sonuçlandırılacağı belirtilmiştir. Böylece, 7186 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonucu 1.8.2019 tarihinden itibaren yurtdışı borçlanma talebinde bulunanların, borçlanmayla kazanacakları hizmet süreleri artık Bağ-Kur’a sayılacaktır. Bu da, yurtdışında çalışan birçok vatandaşın artık SSK şartlarıyla erken emekli olması imkânsız olmamakla birlikte çok zor olacaktır. Çünkü yapacakları yurtdışı borçlanma süreleri Bağ-Kur’a sayılacağından ya daha fazla prim gün sayısı ile ve daha az emekli maaşıyla Bağ-Kur’dan emekli olacaklar, ya da borçlanmadan sonra Türkiye’de sigortalı bir işte girerek en az 1261 gün daha prim ödeyerek 4/a (SSK) kapsamında emekli olabilecekler.

V- Yurtdışındaki Başlangıç Süresi Türkiye’de Sigorta Başlangıcı Sayılmayacaktır.

Daha önceki mevzuata göre, yurtdışına gidip Almanya, Arnavutluk, Avusturya, Azerbaycan, Belçika, Bosna Hersek, Çekya, Fransa, Gürcistan, Hollanda, İsviçre, Kanada-Kebek, Kuzey Kıbrıs TC, Lüksemburg, Makedonya, Slovakya, Kore ve İtalya ülkelerinde çalışan Türk vatandaşlarının, bu ülkelerde ilk defa çalışmaya başladıkları tarih, Türkiye’de ilk işe giriş tarihi olarak kabul edilmekteydi ve emeklilik süresi için bu tarih baz alınırdı.

7186 sayılı Kanunun 10. maddesiyle, 3201 sayılı Kanunun 5. maddesine eklenen yeni fıkraya göre, Türkiye’deki sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki sürelerin borçlandırılması hâlinde bu süreler 5510 sayılı Kanunun 41. maddesinde yer alan hükümler esas alınarak Türkiye’deki sigortalılık başlangıç tarihinden, Türkiye’de sigortalılık yok ise borçlanma tutarının tamamen ödendiği tarihten geriye götürülen süreye ait ilgili aylara mal edilir. Şeklinde yeni düzenleme yapıldığından dolayı, bundan sonra yurtdışında ilk defa çalışmaya başlanılan tarih, Türkiye’de ilk işe giriş tarihi olarak kabul edilmeyecektir.

VI- Sonuç Olarak.

7168 sayılı Kanunla yapılan bu yeni değişikliklere göre, 1 Ağustos 2019 tarihinden sonra yurtdışındaki çalışma sürelerinin ve ev kadını olarak geçen sürelerinin hizmet borçlanması yapılarak Türkiye’de emekli olmak, birçok kişi için artık çok zor olacağından, yani şartları uygun olmayanlar için yurtdışı hizmet borçlanması yapılarak Türkiye’de emekli olmanın bir avantajı ve cazibesinin kalmadığını belirtir, yurtdışında hayatlarını idame ettirmek için çok zor şartlarda çalışan ve memleket hasretini çeken tüm vatandaşlarımıza kolaylıklar dilerim.

Büklüm Sokak No: 9/4 Kavaklıdere- ANKARA

Tel: 0312- 4199369 Fax: 0312- 4199371

e-posta: ahmetagar@ahmetagar.com

Web : www.ahmetagar.com