4447 İŞSİZLİK KANUNU GENEL DEĞERLENDİRME ÖNERİ

12 Şubat 2019

4447 sayılı kanun 1999 yılından bu yana bir çok kez değişti. En son 7161 sayılı yasanın 25.maddesi, öncesinde ise son bir yıl içinde 700 sayılı KHK, 7103, 7076 ve 7071 sayılı kanunlar ile değişiklik gördü.

Artık paranın biriktiği bir kaynak olan bu alanda, kaynakların acil ve daha etkin kullanımına yol açan bir çok düzenleme değişikliğine gidildi.

Belki kurumsal değişiklik Ek madde 6 ile gelen  Esnaf Ahilik Sandığıdır. Bu uygulama daha önce sayfa yazarlarımızdan Vedat İlki bey tarafından incelendiğinden bunun dışındaki hususlara değinmek istiyoruz.

Öne çıkan hususlar;

1- 50.Maddesinde yer alan ; prim ödeyerek sürekli çalışmış ibaresi hizmet akdine tabi  şeklinde değiştirilmiştir. Bu değişiklik sonrasında hükmün ilgili bölümünün eski ve yeni hali şöyledir.

Eski Yeni
Hizmet akdinin sona ermesinden önceki son 120 gün prim ödeyerek sürekli çalışmış olanlardan, son üç yıl içinde;  Hizmet akdinin sona ermesinden önceki son 120 gün hizmet akdine tabi olanlardan, son üç yıl içinde; 

TEMELDE SON 120 GÜNDE SÜREKLİ ÇALIŞMA YERİNE SADECE 120 GÜN HİZMET İSTENİLMEKTEDİR. Kısaca sigortalının önceki işyerlerinden tazminatsız-haklı nedenle çıkış yapılması halinde işsizlikten yararlanma koşulları kolaylaştırılmış, son işte 120 gün aranır olmuştur.

2- 700 Sayılı KHK ile yapılan değişiklik sadece merci değişikliğidir. Bakanlar Kurulu ibaresi Cumhurbaşkanlığı olarak değiştirilmiştir.

3- Son yıllarda yapılan değişiklikleri çoğu, istihdamı artırmak amacı ile, ilave istihdam, genç istihdamı, kadın istihdamı gibi artırılması istenen istihdamlara teşvik değişikliği şeklinde olmuştur.

4- İş-Kur ödeme tutarlarını değiştiren 2008 değişikliği (md.50) sonrasında alınabilecek ödeme tutarları bir kesintiye tabi olmaksızın  Brüt asgari ücretin % 40-80’i olarak belirlenmiş ve uygulama böyle devam ettiğinden 2019 için brüt 2.558,40 TL brüt asgarinin % 40’ı üst sınırı % 80’i geçemediğinden alt sınır  1.023,36- üst sınır 2.046,72 TL olarak uygulanacaktır.

Özellikle yüksek ücretliler bakımından korumanın yeterli olmadığını söylemek gerekir.

Kural kendi içinde tutarlı mıdır ? diye baktığımızda, örneğin Ücret Garanti Fonu  kapsamında ödenecek tutarların Ek md. 1’te bu sınırın üstünde olabildiğini, yani SGK tavan kazanca kadar güvencede olduğunu ancak ödenecek tutarın 3 ayla sınırlı olduğuna baktığımızda halen tavan tutarın asgari ücretin 7,5 katı olması karşısında, ki bu tutarlar net ücret olmalıdır. Garanti Fonu kapsamında 2558,40*7,5*3= 57.564,00TL bir ödeme karşısında en uzun süre olan işsizlik ödemesi olan 10 ay (üç yüz gün) için 2.046,72*10 ay= 20.462,72 TL güvence kapsamındaki ödemenin 57.564,00/20.462,72= 2,81 fazlalığına tekabül etmektedir. Kısa çalışma ödeneğinde üst sınır brüt asgari ücretin 1,5 katını geçememektedir.

İşsizlik ödemeleri özellikle üst gelir grupları için yeterli güvence vermemektedir. Halbuki prim kesilirken tavan kazanca kadar ödeme tutarı dışında başka sınır gözetilmeksizin tahsil edilmektedir.

İşsizlik sigortasından sağlanan teşvikler bakımından kural olarak asgari ücret bazlı bir teşvik sağlansa da geçici 10 kapsamında sağlanan teşvikte, buna nitelikli istihdam teşviki dense yeridir. Alt sınır uygulaması bulunmadığından tavan kazanca kadar destek verilmektedir.

İşsizlik sigortasının işlevleri yetersiz olsa da üst sınır ve sürenin uzatılması-yükseltilmesi veya yeniden işsiz kalma halinde sağlanacak ek imkanlar yanında, özellikle kredi kullanarak borçlanan kişilerin işsizlik sigortası dışında kredi işlemleri sırasında kendilerini sigortalayan özel sigortalarda, risk sürelerini uzatan özel sigortalara yönelmeleri yararlıdır.

İşsizlik sigortasının istihdamı teşvik eder halindeki iyileştirmeler bir yönü ile ekonominin daralmasının önüne geçilmesini hedeflemektedir.  Ekonomik daralmanın sürmesi halinde ise bizde ekonomik olarak-sosyal devlet uygulamaları daha gelişmiş ülkelerdeki gibi (işsiz kalınan süre kadar, asgari-zorunlu geçim koşullarına yetecek tutarların Belediyelerce ödenmesi-Almanya örneği) imkanlar sağlanana kadar işsizlik sigortasının işlevsel ve geçici kullanımı söz konusu olabilmelidir.

EYT BİR HAK MI NE KADAR HAK ALTERNATİFİ VAR MI ?

12 Şubat 2019

EYT= Emeklilikte Yaşa Takılanlar için yeniden yasama hareketleniyor.

EYT topluluğu giderek büyüyor. Seçim dönemlerinde oy beklentisi olan siyasi partilerin EYT’ye yakınlaşma ve desteği ile daha büyük etkinlikler gerçekleşebiliyor. Bunlardan sonuncusu 10 Şubat tarihinde Anıtkabir ziyareti ile başlayan ve Yenimahalle Belediyesine ait Nazım Hikmet Kültür Salonunda devam eden kısmen şenlik havasında etkinlikti. Salon dolmuştu, siyasi temsilciler de vardı ve salonun 10 katı kadar bir topluluk dışarıda kalmıştı.

EYT Dernek Başkanının konuşmasında biz 38 yaşında emeklilik istemiyoruz. !999 öncesi koşulları istiyoruz sözleri ile ne istediklerini bildirdi. Dernek Başkan yardımcısı ve Sn. Ali Tezel’in önemli vurgular yaptığı konuşmasında, EYT düzenlemesinin çıkacağını, bunun sebebinin soruna ilgililerin sahip çıkması olduğu vurgulandı.

Daha önce EYT’nin nedenleri ile izah etmeye çalışmıştık. Bu yazımda daha farklı açılardan EYT  gerçek bir ihtiyaç mı, neler değişti, süreçte neler etkin aklımın erdiği kadar sıralamaya çalışıp kendi görüşlerimle çözümleri iletmeye çalışacağım.

1- EYT SORUNU 1999 DA DEĞİL 2002 DE OLUŞMUŞTUR. HER İKİ TARİHTEDE DSP-MHP-ANAP HÜKÜMETİ VARDIR.

Daha  ileri yaşta emekliliğe ilişkin düzenlemeler 01.01.2000 tarihinden yürürlüğe giren 4447 sayılı yasa ile yapılmış (Örneğin SSK bakımından geçici 81.Md) ancak bu düzenlemenin kademeli yaşı düzenleyen B ve C Fıkraları Anayasa Mahkemesince İptal edildiğinden bu defa 01.06.2002 tarihinden yürürlüğe giren 4759 sayılı yasa ile yeniden düzenlenmiştir. Buna göre İptal kararı olduğundan artık EYT sorunu 2000 değil 2002 yılında oluşmuştur.

Peki bu dönemde iktidarda kim vardı. Seçimler 3 kasım 2002 de yapıldığı için AKP öncesi DSP-MHP-ANAP ortaklığı döneminde çıkmıştı. Peki 1999 da kim iktidarda idi. Nisanda yapılan seçimlerinden birinci çıkan parti aslında ANAP idi ancak hükümeti kurma görevi verilen ve kuran Rahmetli Bülent Ecevit idi. İşte EYT ister başı 1999- İster son düzenleme 2002 her hali ile DSP-MHP-ANAP döneminin eseridir.

Peki gerçek irade midir? Hayır IMF baskılarının sonucu çıkan bu düzenlemeler, kısmen Avrupa Birliğine uyum etkilerini de taşımaktadır. O halde içeriğe bakmadan IMF’ya hayır diyen, bu düzenlemeye hayır demelidir. Ancak Avrupa Birliğine evet diyen Evet demelidir.

2- SADECE EMEKLİ YAŞIMI UZATILDI HİÇ LEHE DÜZENLEME OLMADI MI ?

A- AYNI DÖNEMDE GELEN VE 4 YILDAN FAZLA SÜREYİ GÜVENCE ALTINA ALAN DÜZENLEME

1999 da yapılan ve iptale tabi tutulan 4447 sayılı kanun aslında bize hiçte yabancı değildir. Nedir efendim. İşsizlik Sigortası Kanunudur. Hayatımıza ileri yaş emekliliği ile birlikte işsizlik sigortasından faydalanma hakkı getirilmiştir. Her iki düzenleme de 4447 sayılı Kanunla gelmiştir. Kanun koyucu bir yandan emekli yaşını uzatırken, diğer yandan bekleme sürelerinde olası gelir/kazanç kayıplarını bu yolla önlemek istemiştir.4447 md.50 düzenlemesinde son üç yılda 600 günü olanlar 180, 900 günü olanlar 240 tam çalışmış olanlar ise  300 gün süre ile işsizlik sigortasından yararlanabilmektedirler. Günler Toplamı 600+900+1080=2580/3= 860 gün yararlanma süresi 180+240+300=720/3= 240 gün kısaca ortalamada 860 gün prim yatıran 8 ay işsizlik sigortasından yararlanabilir.  Toplam 5400 gün ile yaşlılık aylığı alacak bir sigortalı  5400/860*8= toplamda 50 ay emekli olana kadar işsizlik sigortasından yararlanabilmektedir. Bu da süre olarak 4 yıl 2 aya karşılık geldiğinden sırf bu nedenle emekli yaşının 4 yıl civarında uzatılması, özellikle SSK’lı  veya işçi olan sigortalılar bakımından ötelenmesi bir kayıp değil gerçekte kayıpların bir başka yöntemle dönem içinde telafi edildiğini gösterir.

B- İŞE İADE DAVALARI İLE GELEN ÇALIŞMADAN HAK KAZANILAN SÜRE

4857 sayılı İş Kanunu Md.20 ve 21. Maddelerinde düzenlenen işe iade hakkından  yararlanmak için 6 aylık işçi olmak, işyerinin 30 işçiden fazla olması koşulları var ise haksız çıkarılan işçinin işe iade davasında 4 aylık sürede işçilik hakları aynen verilir. Buna sigortaya prim yatırmakta dahildir. İşe iadeyi önlemek için işveren tarafından ikale yoluna gidilmektedir. Bir işçinin farklı işyerlerinde karşı defalarca işe iade davası açma hakkı olsa da genel  ortalamada bir istatislik olmadığından her işçiye ortalama 4 aylık  bir sürenin çalışma yaşamı boyunca ortalama süre olarak düştüğünü kabul edebiliriz.

C- YARIM ÇALIŞMA GİBİ LEHE DÜZENLEMELER

Örneğin doğum yapan kadın işçilerin yarım çalışmalarında tanınan haklar ile genel olarak sigortalıların raporlu olunan sürelerde geçici iş göremezlik ödemesi almaları nedeni ile yapılan ödemelerin her sigortalı için çalışma yaşamının 8 ayına karşılık geldiğini tahminen kabul edelim.

O halde işsizlik sigortasından 4 yıl, işe iade davalarından 4 ay, yarım çalışma, hastalık raporları nedeni ile 8 ay toplamda 5 yıllık bir sürenin sigortalıların çalışma yaşamları boyunca güvence altında olduğu ancak çalışılmamasına rağmen hakkın tanınmasının emekli yaşının 5 yıl kadar uzatılmasının gerçekte sadece güvence altına alınan süreler kadar uzadığını anlamına geldiğini düşünüyoruz.

3- ARTAN ÖMÜR OLAYI -EMEKLİ OLUNABİLİR DÖNEMDE ÖMÜR 4,45 YIL ARTMIŞTIR.

  Ülkemizde TRH-2010 tabloları oluşturulmuş ve SGK işlemlerinde de kullanılmaktadır. SSK döneminde oluşturulan tablolarda  PMF Fransız tablosu esas alınmakta idi. (İş Kazalarında bağlanan gelirin peşin değeri belirleme yöntemi)

BAKİYE ÖMÜR SÜRELERİ

Yaş Erkek  PMF TRH 2010 Artan Fark Yaş
40  29,80  34,93   5,13
50  21,10  25,79   4,69
60  14,10  17,62   3,52
Ortalama 13,34/3= 4,45 yıl

Görüldüğü gibi yaşam koşullarının iyileşmesi, hastalıkların azalması gibi nedenler ile insan ömrü uzamaktadır. Milli verilere  göre ömür uzamıştır. Uzamanın etkisi 4,45 yıl olarak ortalama değer olarak kabul edilebilir. İşte artan ömür kadar veya bir miktarı kadar emekli yaşının uzatılması mümkündür.

EYT Başkanı Gönül hanımın güzel ifadesi (10 Şubat 2019 tarihli ) EYT Orta yaştır.

Bende diyorum ki Emeklilik Orta yaşın sonundadır.

4-BABASI ÖLEN EŞLER BOŞANSIN BABA-ANNE  AYLIĞI MI ALSIN YOKSA EYT SORUNU BİR ŞEKİLDE ÇÖZÜLSÜN MÜ ?

Milletimiz mutlaka bir kısa yol buluyor, 2008 yılı ve sonrası boşanıp, birlikte yaşarken aylık almak yasak olsa da, zorda kalan veya kural tanımaz şekilde daha yüksek hayat standardı isteyen kişiler bu yolu deneyerek, gerekirse eşinden de ayrı yaşayarak evlilikler sırf aylık alma amacı ile sona erebilmektedir.  Bu aile ve toplum bakımından bir yaradır. Hem kanuna karşı, hem en kutsallardan biri aile yapımıza ve toplum değerlerimize karşı bir girişim olduğundan bunun yolu  ya EYT kolaylaştırılması yada kadın ve erkeğin ayrı ayrı kendinden emekliliği yolu ile sağlanmalıdır. Önceki yazılarımda yol ve yöntem denemeleri vermiştim. Yine ömür boyu nafaka olayının kaldırılması da bu süreci tetikleyecek gereksiz veya karşılıksız bir çok aylık alınabilir olacaktır.

5- SORUN SADECE EYT DEĞİLDİR.

   EYT hareketi sadece kendisini görüyor. Bu grup iş olsa eli tutabilecek kişiler. Bir çok EYT’li hastayım diyor. Ancak kolaylaştırılmış  engelli veya vergi indirimi ile emeklilik yolu, gerçekte EYT’li sayısının onda birinden azı değildir. Hastaların  sorunu raporunu alıp emekli olmaktır. İyi bir danışmana ihtiyaçları vardır belki de. Malüllerde öyle. Bo orta veya ağır hastalar doğru yönlendirme ile zaman beklemeden daha kısa süre hizmetle emekli olabiliyor.

Ölümde 5 yıldır sigortalı olmayan işçinin 900 günü olsa da eşi -çocuğu aylık alamaz. Bu sorun dile bile gelmiyor. Neymiş yasa diyormuş ki girişten itibaren 5 yıl geçmeden ölenin geride kalanına aylık yok.

Fiili Hizmet Zammına tabi çalışanların bir çoğu EYT sorunu ile yüzleşmiyor. Re’sen emekli yaşına tabi olanlarda öyle.

6- DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

İşçi haklarının, aylıklarının yüksek olduğu dönemler ülkemizde  yaşanmış olsa da gelinen fiili noktada şunlar birer oldu bitti örneğidir. Seçimde işçi desteği alan parti iktidara gelmiş ve işçiye yüksek ücret vermiş, devletin işçisi devletin memurunun, mühendisinden çok alır hale gelmiştir. Sonuç KİT’ler verimsizlik nedeni ile bir bir tasfiye edilmiştir. Devletin yüksek ücret alan işçisi %90 oranında azalmıştır. 1990 yılında  SSK prim tavanı tabanın 9 katıdır. 1999 yılı sonunda 1,60 yani 1991 emeklisi de 2000 emeklisi de 2000 yılında hep aynı emekli aylığını almıştır.  Yani birileri sistemde, sosyal güvenlik haklarının etkilerinin bilinmediği, uzmanların konuşmadığı bir dönemde öyle bir eksilme sağlamıştır ki, çok yüksek primler buharlaşmıştır. İntibak (2013) düzenlemesi ile kısmen telafi olsa da inancımız telafi edilmediği noktasındadır.

Yine  biliyoruz ki çok gün, çok kazanç  olan sigortalıların aylığı halen 7.500TL ye kadar çıkarabilmektedir(İşçi aylıkları,BAĞ-KUR 1000TL daha oluyor). Örneğin son 20 yılda işçi ve Bağ-Kur’lunun emekli aylığı alanların aylığı ile hiç almasalardı güncel aylıkları arasında % 40′ a yakın fark vardır. Yani emekli aylığı ilerleyen yıllarda giderek azalır. Sebebi ise gelişme hızından emeklinin pay almamasıdır.Bu nedenle hükümetler, normal artışların üstünde zam vermek zorunda kalmaktadır.  O halde bırakın emekli olmayı olabildiğinde çalışmak, tam ücretten- kazançtan prim yatırılmasını sağlamak, hatta mümkünse emekli olanın (işçi-Bağ-KUR’lunun) aylığının kestirip çalışma yaşamına girmesinde  yarar bulunmaktadır (Lütfen bu hesapları biz uzmana yaptırın).

Aksi halde insanca yaşamaya yetecek aylık yerine, en az aylıklara muhtaç oluruz. Daha yeni en az aylıklar 1.000TL’ye çıkarıldı. Peki EYT 1999 daki hakkı istiyoruz diyorlar,  böylece aylıklar yükselecek mi, o dönemde aylıkları yükselten bizim prim ve günlerimiz değildir. Asgari aylıktır. O günkü ABO(aylık bağlama oranı) ile bu günkü ABO arasında çok büyük fark yoktur. Alın asgari aylıkları geriye ciddi bir aylık kalmaz. Peki dedir bu  dönem desteği, asgari aylığın % 70 oranından aylık bağlanmasıdır. Aynı dönemde en az aylık üst göstergeden % 50, gösterge tablosundan 5.000 gün karşılığı % 60 tır. 5000 günden az her 240 gün için bir puan iner, buna göre 3.600 gün ile üst göstergeden aylık % 45 olurken, göstergede % 55 olacaktır. 2000-2008 aralığından ise  3.600 günle emekli olan birinin o dönem yasalarına göre ABOSU % 35 ,  5.000 gün ile emekli olan biri için ise Bu oran % 41’tir. 2000 öncesi dönemde vatandaşın prim-günü, kazancın etkisi kadar, devletin % 27 ler civarında bir desteği bulunmaktadır.  O halde 99 öncesine dönsek dahi asgari aylık olmadıkça sonuç bu günle yaklaşık olarak aynıdır. Devletin tanıdığı bir imkanı, kendi hakkımız kabul edebilir miyiz. Ya devlet artık ben bu desteği vermeyeceğim derse.

Düşük aylıkta birleşmek ve üst-tavan prim yatıranları da yakınımıza çekmek istiyorsak evet  EYT hemen çıkmalı ve sosyal güvenlik kurumu düzenlemelerinin, aylık artışlarının en aza çekilmesi, bayram ikramiyesi gibi ödemelerin sabitlenmesi şeklinde aylıkların azalması sonucunu getirecektir. (Örneğin Sosyal Yardım Zammı. Bu tarihte asgari aylık 1977 de 750 TL iken, asgari aylık  1.800 TL dir. Yani aylığın  % 41 dir. Zamanla artmış ve 1995 yılında 4,69 TL olmuşsa da, 2008 Ekim ayına kadar hep aynı kalmıştır). Bu demektir ki bu gün bir hak istemeye istemeye verilirse, daha sonra isteye isteye bloke edilerek bizi düşük yaşam standardına mecbur edebilirler.

Yani EYT çözümü primli sosyal güvenlik içinde  değil fikrimizce işsiz ve desteğe ihtiyacı olan tüm gruplar için  Sosyal Devlet anlayışı ile koruma sağlanmalıdır.

Devletin vicdanı vardır elbet, ancak bizde vicdanlı olmalıyız. 5.040 gün 14 yıl etmektedir. Bizim için yatan en az düzeyden prim güncel rakamla  900TL civarındadır. Bunun üçte biri sağlık içindir. En az tutardan yatan primin  karşılığı bağlanan aylık 900tl aylık edebilecektir.  SGK’dan  bire bir 14 yılda (sağlığı saymasak bile) verdiğimizi geri  alıyoruz. Peki 40 yaşında emekli olanın 35 yıl daha ömrü vardır. Kalan 21 yılı SGK’dan, hadi öldük diyelim eşe aylık, kadınlar erkeklerden kural olarak fazla yaşar, 10 sene eş aldı, sonra kızlar başladı almaya 14 yıl ver ancak 40 yıla yakın aylık al, ben bu hesabın içinden çıkamam, devlet çıkar mı, çok güçlü bir devlet olmadığımız sürece oda çıkamaz, ben sefil aylık istemiyorum.  İsteyen varsa EYT çıksın. EYT fikrimce bindiğimiz dalın kesilmesidir.

Emeklilikte yaş olsun mu,

Olsun, devlet çalışırken 5 yıla yakın çalışmasak ta bize destek oluyor, ayrıca artık daha uzun yaşıyoruz demek ki 10 yıl kadar bir süre artırılsa eskisi ile bire bir aynı olur. EYT Kademeli yaş geçişinde ilk grupta 2 yıl olan artan süre son grupta 13 yıla kadar çıkabilmektedir. Toplamda ortalama alındığında yukarıda değerlendirdiğimiz ortalama 10 yıllık artırılabilir süre olması gereken artış değerlerinin ortalamasının altında kalmaktadır. Bizce emeklilikte yaş isabetli ve zorunludur. Ancak çalışma yaşamı boyunca hiç işsizlik sigortasından yararlanmamış, hiç raporlu olmamış kişilerin bu süreler  kadar erken emekli olabileceğini fikir olarak tartışmak daha cazip geliyor.

Ancak Sosyal Devlet olmanın gereği, çalışamayan, üretemeyen kesimin korunması olduğuna göre, işsizlik sigortasından yararlanma süreleri ve tutarları artırılmalı, Belediyelere yardım görevi daha geniş kapsamlı getirilmeli, yeniden çalışma yaşamına dönülene kadar işsiz ve ihtiyacı olan bireyler desteklenmelidir. Çözüm SGK dışında olmalıdır. Ama olmalıdır. Ve soruna EYT sorunu olarak değil, çalışamayan, üretemeyen, ihtiyacı bu aşamada sosyal güvenlik kurumlarınca karşılanamayan vatandaşlarımızın devlet ve vatandaş onuruna yakışır bir şekilde sorunlarının azaltılması, olabildiğince kaldırılması yaklaşımı olarak bakılmasıdır.

Yoksa insani bir görev için Devletimizce mültecilere yapılan yardımlar  kadar bir yardımın veya bir kısmının ihtiyaç sahibi vatandaşlara verilemediği, eleştirine cevap verilmek zorunda kalınır. (Bu cevap başlı başına bir çok veriyi sıralamayı, vatandaşlara yapılan tüm yardımları derledikten sonra açıklamayı gerektireceğinden bu aşamada sadece iddiayı dile getiriyoruz.

Yine EYT’nin siyasi değiliz, ancak sorunu çözecek olana oy veririz söylemini tutarlı bulmuyorum. Bu hali ile yalnızca siyasi yaklaşımların odağı olabilir.

Yolun açık olsun EYT son söz olarak EYT’nin kavram, fikir ve hareket olarak geliştiğini, bir kez de dile getirdiğimin hususların düşünülmesi ve taleplerin Sosyal Devletten talepler olarak sigortalı, sigortasız, öğrenci, yaşlı nene, dede, babasız ancak anneli bebekler için fikirler ve girişimler ile çözülmesi yolunda birleşmemizi dilerim.

Yoksa bir süre sonra EYT evet EYT hayırlar kendilerince haklı buldukları gibi EYT kadar taş düşsün tepene söylemini dile getireceklerdir.

Hukukta, hak kavramı farklıdır. Dileğim hak kavramının yeniden sorgulanması ve yeniden ayağının basacağı yerin belirlenmesidir.

İlle de Sosyal Güvenlik Emekli Yaşı Kuralları değiştirilecekse, değişecek kurala, normalde emekli olunması gereken tarih örneğin 2023 olsun ve bu kişi EYT yasa değişikliği ile hemen emekli olsun, yani 4 yıl önce emekliliği sağlanacak bu sigortalının ne suretle olursa olsun ister çalışsın, ister işyeri açsın, ister şirket kursun, ortak olsun bu  sürelerde yani 4 yıl erken yararlandığı süre kadar sürede çalışma, şirket ortaklığı, işyeri sahibi olması halinde normalde emekli olacağı zaman emekli aylıkları hemen kesilmeli, işten ayrılma halinde tekrar başlamalıdır. Kaçak çalışmalar içinse ödenen aylığın sigortalıdan aynı ödenen aylık tutarı kadar, bir mislinin onu kayıtsız çalıştıran sigortalıdan para cezaları hariç ayrıca tahsil edilmesi olmalıdır. Normal emeklilik yaşını geçtikten sonra SGDP veya SGDP siz çalışma türleri ile emekli aylıklarını alabilmeleri yolu seçilebilir. (SGDP uygulaması gerçekte tümden kaldırılmalıdır. Bu husus en iyi aylık veren Statüye aylık sistemi nasıl kurgulanır başlıklı ayrı bir yazımın konusu yapılacaktır.)

4. UYGULAMA YILINDA ZORUNLU MADEN FERDİ KAZA SİGORTALARI

9 Şubat 2019

 

Bakanlar Kurulunun 06 Şubat 2015 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan 2015/7249 kararları ile

Yer altı ve yer üstü maden işlerinin üretim ve hazırlık işlerinde  çalışan işçiler için zorunlu ferdi kaza sigortası yaptırılması zorunluluğu getirilmiştir. Bu sigorta uygulaması yürürlük hükmüne göre yayım tarihinden 3 ay sonra başlar. (Md.7).

Teminat limitleri kişi başı  yaralanmaya veya ölümde 150.000TL olarak belirlenmiştir.  Ancak toplamda 1.500.000TL yi geçen riskler ve 10 kişiyi geçen işletmeler için reassüre işlemi yapılabilir. Sigorta yapılmaması faaliyet engelidir. Sigorta şirketi risk incelemesi yaparak yeterli düzeyde olmayan işyerlerine sigorta talepleri reddedilir. Faaliyet sırasında bu durum tespit edilirse sigorta askıya alınır.

“Sigorta tazminatı MADDE 4 – (1) Sigorta tazminatının tespitinde zarar hesabı yapılmaz. Ancak söz konusu tazminat, hak sahiplerinin ilgili özel hukuk mevzuatı çerçevesinde sahip oldukları zarara bağlı diğer tazminatın hesabında dikkate alınır. “ hükmüne göre ödeme diğer tazminatlardan indirilir.

Ölümde ödeme mirasçılara yapılır. Sakatlanmalarda ayrı bir tarife belirlenene kadar KTK taşıma Ferdi Kaza Genel Şartlarındaki sakatlık oranlarına göre yapılır.

Bu sigorta genel şartları ve poliçenin devamı madenlerde iş güvenliğinin sağlanması koşullarını korumak, sürdürmeyi teşvik etmek üzere düzenlenmiştir.

Kısa değerlendirme;

1- Teminatların yıllardır artmaması;

Yürürlüğünden  3 yıl 9 ay geçmesine rağmen ilk teminat tutarları olan 150.000TL artırılmamıştır. Aynı dönemde trafik sigorta ölüm/sakatlıkta  teminatları 290.000TL den  2019 da 360.000TL ye çıkmıştır. % 24’e yakın artmıştır. 2014 yılından bu yana  taşıma ferdi kaza ve 2015 yılından bu yana maden ferdi kaza sigorta poliçe teminat limitleri artmamıştır. Artırılması isabetli olacaktır.

2– Ferdi Kaza tazminatlardan iner, bunu maddi tazminatlar olarak anlamak gerekir.Maneviler kapsamda değildir.

3– Bu teminatlar üzerinden SGK’nın rucuen alacak hakkı olamaz.

4-Ölümde destek olunanlara değil yasal mirasçılara ödeme yapılır. Zarar olmasa da ödenir. Bu poliçe teminatının mirasçılık paylarına göre ödeneceği anlamına gelir.  Ancak kararda yer alan tazminatlardan indirilir ilkesi ile mirasçılara ödeme ilkesi uyuşmaz. Örneğin 40 yaşında 1 eş ve 22 yaşında erkek çocuk varsa tazminat hesabında tüm maddi tazminatı alacak olan eş bu defa ¼ alacak, hiç maddi tazminat alamayacak erkek çocuk ¾ alacaktır. Doğmayan bir zarar giderilirken, prim ödeyen işverenin hiçbir yararı olmayacaktır.

5– Ferdi kaza sigortası zararla bağlantılı olmadığından,  sigorta yaptırmadan çalıştırılan işçiler ve işyerleri için zarar doğarsa başka koşul olmaksızın, aranmaksızın salt zararın doğması işverenin poliçe tutarı kadar (sakatlanmada karşılığı kadar) bir ödeme yapmasını gerektirir. Nitekim zorunlu otobüs ferdi kaza sigortalarında yargı uygulamaları bu yöndedir. Yine askıda sigorta hallerinde de aynı sonuç işveren ve faaliyet iznini iptal etmeyen resmi merciler bakımından düşünülmelidir. Güvence hesabından alınamayan tutarların işverenden alınması mümkündür.

6– Diğer sigortalardan farklı olarak işlevi, önlem alma ve devamını zorunlu kılan bu sistemin maden kazaları üzerinde etkilerini, özel sigorta sektörünün iş güvenliğine etkilerini ayrıca ilgililerince incelenip yararlı yönü varsa uygulama yaygınlaşmasına gidilmelidir.

7– Manevi tazminatlar ve poliçe tutarından fazla maddi tazminat sorumlulardan istenilmeye devam edilebilecektir.

BANKA SANDIKLARI TEŞVİK VE BİR KAÇ HUSUS

8 Şubat 2019

18 ocak 2019 Tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7161 sayılı Torba Kanunun

MADDE 41- 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 81 inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinin sekizinci cümlesi yürürlükten kaldırılmıştır.

Düzenlemesini getirmiştir.

Kaldırılan hüküm ise ;

5510 md. 81 1.Fıkra (ı) bendi cümle 8 “…Bu fıkrada düzenlenen teşvik, kamu idareleri hariç bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalılara ilişkin matrah, oran ve esaslar üzerinden 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesi kapsamındaki sandıkların statülerine tabi personel için de uygulanır.” şeklindedir.

İlgili Fıkrada  5 puanlık prim teşviki olan Hazine düzenlemesi yer almaktadır.

Bu hükme göre artık 506 geçici 20.maddede yer alan  Bankalar, sigorta şirketleri,ticaret ve sanayi odaları ve borsalar tarafından kendi personellerinin emeklilikleri için kurulan ve SGK gibi emeklilik hakkı sağlayan ve SGK’ya ileride devredileceği kabul edilen Emeklilik Sandıkları  olup, artık bu sandıklara toplanan primlere 5 puanlık hazine teşvikinden yararlanma imkanları kaldırılmıştır.

Kısaca hatırlatmak gerekirse Halbank, Ziraat Bankası, İş Bankası, Vakıfbank, Akbank gibi bankalar ile Odalar ve Borsalar Birliği kendi sandıkları aracılığı ile halen kendi personelinin Emeklilik Haklarını sağlamaktadırlar. Bankalardan eski sandıklarını SGK’ya devretmiş olanlar ile doğrudan sandık kurmaksızın personelini SGK’ya bildirenler ise yararlanacaktır.

Aslında bir çoğu kamu ağırlıklı olan Banka ve Birliklerin 5 puanlık teşvikten yararlanmaları baştan yanlış olsa da kamu ağırlıklı işyerleri için olması gereken düzenleme  geçte olsa isabetlidir. Ancak özel kesim işyerleri bakımından bu haktan ellerinden alınması teşviğin temelinde yatan yatırım ve istihdamı artırmak amacından bu grup için uzaklaşıldığı anlamına gelecektir.

Yeri gelmişken Banka Sandıklarının SGK’ya nazaran daha  yüksek emekli aylığı verdiği ortadadır. Ayrıca  ek bir kaynaktan (munzam vakıf) emekli aylığının üçte biri kadar ödeme imkanı olan Banka uygulamaları da vardır.

Bu gün için bireysel emeklilik yönlendirmesi ile sağlanmaya çalışılan sosyal güvenliğin basamaklandırılması, ek güvence bankalarda yıllardır sağlanagelmektedir.

Düzenleme bir yönü ile Banka Sandıklarının SGK’ya devir sürecini hızlandıracaktır. Basit gibi gelen bu teşvik aslında tahsil edilen primlerin 1/7 si gibi ciddi bir orana karşılık gelmektedir.

Sandıklardan söz açılmışken  Yargı uygulamalarında, sandık mensuplarından 6111 sayılı yasa yürürlük öncesine kadar dava açanlara Sandıkların bağladıkları ilk aylıktan sonra SSK zamlarından az zam yapılamayacağı kabul edilmiş, 6111 sayılı kanun değişikliği sonrası istekte bulunanlarda ise ölçünün 506 geçici 20.madde uygulaması ile sadece aynı hizmet SGK’da geçse ne aylık alırsa ondan az olamayacağı uygulaması getirilmiştir.

EN AZ AYLIKLAR 1.000 TL OLDU (7161 TORBA KANUN)

7 Şubat 2019

18 Ocak 2019 tarihli resmi gazetede yayımlanan 7161 sayılı torba kanunun 42. maddesi  ile 5510 sayılı kanuna Ek madde 19 eklemesi yapılmıştır.

Bu değişikliğin yürürlük tarihi yayımı takip eden ödeme dönemidir.

Kanun değişikliğine göre Yaşlılık ve Malul aylıkları ile ölüm aylıklarının % 100 payı ek ödeme dahil 1.000TL den az olamayacaktır.

Düzenleme alt sınırın düşüklüğü nedeni ile önceki dönemlerde aylık alanlara nazaran dezavantajlı durumu hafiflemiştir. Gerçekten 700 TL gibi bağlanan aylıklar olduğundan, alt sınırın yükseltilmesi olumlu bir adım olmuştur. Denebilir ki bu adımlar sıklaştırılacak, alt sınırlar 2019 Temmuz dönemi için 1.400 TL olması halinde   var olan bir çok şikayet sona ermiş olacaktır. Bu adımın atılması, beklentimizi artırmıştır. Elbetteki primi ve günü az olanlar ile primi ve günü çok olanlar arasında fark yine de, prim ödemesini teşvik anlamında korunmalı, sigortasızlığı teşvik eden ihtimaller azaltılmalıdır.

Ölüm aylıklarında  1.000TL  lik sınır çalışmayan 1 eş 1 çocuk , çalışan 1 eş 2 çocuk veya annesiz babasız iki çocuk  olması halinde toplam 1.000TL den az olamayacak, çalışmayan tek eş için alt sınır 750TL olacaktır.

Olması gereken aylık ile bu alt sınır aylık arasındaki fark Hazine tarafından karşılanacaktır.

Yürürlük tarihinin eleştirisi; Yürürlük yayımı takip eden ilk ödeme dönemidir. Doğru uygulama 01 Ocak 2019 olmalıydı. Örneğin aylığının 15 ocakta alan kişi yasanın yayım tarihi 18 ocak olmakla Şubat 2019 da zam alırken, her ayın 19 unda alanlar ise 19 Ocakta bu farklı alabilir durumda olduklarından uygulama başlangıcının yayım yerine geriye yürür şekilde 1 Ocak 2019 daha isabetli bir seçim olabilirdi.

YENİ TEŞVİKLE KURUMA 3 AY SIFIR PRİM ÖDENECEKTİR!

Son yıllarda ”İstihdam Artırma” adına bir çok teşvik yürürlüğe konuluyor.

İşveren kesimi,işverenle barışık,ileride denetimle elinden geri alınmayacak teşvikleri istiyor.

Primini devamlı düzenli ödemenin yanında;

a.)SPEK işveren paylarının kalıcı düşürülmesi

b.)Düzenli prim ödeyenlere işletme büyüklüğüyle orantılı indirimli prim ödeme

c.)Fazla sigortalı istihdama yönelik(Ortalama sigortalı sayısı , bir önceki ayın ,dönem sonunun,yıl ortalamasının üstünde) 6111 benzeri 24 aylık teşvik gibi.

Ülkemizde uygulaması ve anlaşılması güç teşvikler var,hatta bazıları artık uygulanmıyor.

Teşvikler işverenlerin ileride hata yaptın denilerek boyunlarının kılıçla vurulduğu bir hale geliyor,bir çok işyerinin kapısına kilit vurulacak durumla karşı karşıya kalabiliriz.

Sektörde teşviki kullanarak ileride hata yaptın denilerek ,geri teşvik istendiğinde inanılmaz derecelerde davalar gündeme gelir.

Bundan dolayı basit ve anlaşılır teşvike yer verilmelidir.

Başta Cumhurbaşkanına,Aile,Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanına teşviklerin artı ve aksayan yönleri anlatılmalı,karşılaşılan güçlükleri önleyecek politikalar belirlenmelidir.Bununla ilgili düzenlemelere yer verilmesi gerekir.

Yapılandırması bozulanlar için 28/02/2019 son tarihi bu tarihte önümüzdeki günlerde belki bir ay daha uzayabilir.

İşverenleri yaşatmalıyız işyeri yaşamalı,istihdam artmalıdır.

SON TEŞVİK NEDİR?

  • Özel sektör işverenlerince 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında işe alınanların; işe girdikleri aydan önceki üç aylık sürede toplam on günden fazla5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmemiş olmaları ve isteğe bağlı sigortalılık hariç 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı olmamaları, işe alındıkları yıldan bir önceki takvim yılında işe alındıkları işyerinden bildirilen aylık prim ve hizmet belgelerindeki veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerindeki sigortalı sayısının ortalamasına ilave olmaları kaydıyla
  • İşyerinin imalat veya bilişim sektöründe faaliyet göstermesi halinde ilgili döneme ait günlük brüt asgarî ücretin sigortalının prim ödeme gün sayısıyla çarpımı sonucu bulunacak tutarı geçmemek üzere(85,28 TL.=2558,40)
  • İşyerinin diğer sektörlerde faaliyet göstermesi halinde sigortalının 5510 sayılı Kanunun 82 nci maddesi uyarınca belirlenen prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan sigortalı ve işveren hissesi primlerinin tamamı(2558,40X0,375=959,40 TL.)
  • Her ay bu işverenlerin Sosyal Güvenlik Kurumuna ödeyecekleri tüm primlerden mahsup edilmek suretiyle işverene prim desteği sağlanır ve destek tutarı Fondan karşılanır.
  • Prim desteği 2020 yılı Aralık ayı/dönemi aşılmamak üzere, destek kapsamına giren sigortalılar için 12 ay süreyle uygulanır. Ancak bu süre; işe giriş tarihi itibarıyla 18 yaşından büyük kadın, 18 yaşından büyük 25 yaşından küçük erkek sigortalılar ile Kuruma engelli olarak kayıtlı sigortalılar için 18 ay olarak uygulanır.
  • İşyeri ile ilgili aylık prim ve hizmet belgelerinin veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinin yasal süresi içerisinde verilmemesi, primlerin yasal süresinde ödenmemesi ve Sosyal Güvenlik Kurumuna prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunması durumlarında bu maddede belirtilen destekten yararlanılamaz. Ancak Sosyal Güvenlik Kurumuna olan prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borçlarını 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesine göre tecil ettiren ve taksitlendiren veya ilgili diğer kanunlar uyarınca yapılandıran işverenler bu taksitlendirme veya yapılandırma devam ettiği sürece bu madde hükmünden yararlandırılır.
  • Mevcut bir işletmenin kapatılarak değişik bir ad, unvan ya da bir iş birimi olarak açılması veya yönetim ve kontrolü elinde bulunduracak şekilde doğrudan veya dolaylı ortaklık ilişkisi bulunan şirketler arasında istihdamın kaydırılması, şahıs işletmelerinde işletme sahipliğinin değiştirilmesi gibi Fon katkısından yararlanmak amacıyla muvazaalı işlem tesis ettiği anlaşılan işyerlerinden Fon tarafından karşılanan tutar gecikme cezası ve gecikme zammıyla birlikte geri alınır.
  • Mahkeme kararıyla veya yapılan kontrol ve denetimlerde çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği veya bildirilen sigortalıyı fiilen çalıştırmadığı tespit edilen işyerleri hakkında, 5510 sayılı Kanunun ek 14 üncü maddesi uyarınca işlem yapılır.
  • Belirtilen yararlanma süresini aşmamak üzere, destekten yararlanılmış olan sigortalının destek süresini tamamlamadan işten ayrılıp yeniden işe başlaması halinde, söz konusu sigortalıdan dolayı yeniden işe başladığı tarihteki durumu dikkate alınarak ikinci fıkrada belirtilen sürelerden kalan süre kadar bu destekten yararlanmaya devam edilir.
  • 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerleri ile 2886 sayılı Kanuna, 4734 sayılı Kanuna ve uluslararası anlaşma hükümlerine istinaden yapılan alım ve yapım işleri ile 4734 sayılı Kanundan istisna olan alım ve yapım işlerine ilişkin işyerleri ile sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurtdışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz.
  • 1/1/2018 ila 31/12/2020 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun kapsamına alınan işyerleri ve daha önce tescil edildiği halde ortalama sigortalı sayısının hesaplandığı yılda sigortalı çalıştırılmaması nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumuna aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar prim hizmet beyannamesi vermeyen işyerleri, bu maddede belirtilen şartlar sağlanmak kaydıyla, 1/1/2018 tarihinden sonra ilk defa sigortalı bildiriminde bulunulan ayı takip eden üçüncü aya ilişkin aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesinden itibaren bu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen süre kadar bu destekten yararlandırılır.
  • Bu madde kapsamında destekten yersiz yararlanıldığının tespiti halinde, yararlanılan destek tutarı işverenden 5510 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte tahsil edilir.
  • Bu maddeyle sağlanan teşvikten yararlanmakta olan işverenler, bu teşvikten yararlanılan ayda aynı sigortalı için diğer sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerinden yararlanamaz.
  • Fondan bu madde kapsamında karşılanan tutarlar, gelir ve kurumlar vergisi uygulamalarında gelir, gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmaz.

1/2/2019 ila 30/4/2019 tarihleri arasında işyerlerinde 2018 yılı Ocak ila Aralık ayları/döneminde aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi ile 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında uzun vadeli sigorta kollarından en az sigortalı bildirimi yapılan aydaki/dönemdeki sigortalı sayısına ilave olarak işe alınanlar.

Bu maddede belirtilen prim desteği ile birlikte işe alındıkları ay dâhil üç aylık süre için prim ödeme gün sayısının 67,36 Türk lirası ile çarpımı sonucu bulunacak tutar Fondan karşılanmak üzere işverene destek olarak ayrıca sağlanır.

Örnek:

Ocak:50 Şubat:60 Mart:70 Nisan-Aralık Dönemi:45 Kişi var devam ediyor;

Şubat 2019 tarihinde işçi Mehmet işe aldı,İş Kura kayıtlı işsiz 10 günden az çalışması var.

Teşvik kapsamına alınacaktır.45+1=46 kişi olduğu için bundan dolayı 67,36×30=2020,80 TL

Tek şart işveren haklı nedenle iş akdini feshi etmeden 9 ay çalıştırma zorunluluğu var.1/02/2019 işe girişi var+9 ay =1/11/2019 kadar iş akdi feshi olmayacaktır.

Her teşvikte olduğu gibi prim mahsuplaşması yapılacaktır.

Örnek : İmalat veya bilişim sektöründe faaliyet göstermesi

SPEK 8.000 TL..%37,5..3.000 TL…3.000-2558,40=441,60  TL. Prim kuruma işveren ödeyecektir.

DESTEK İSE.. 67,36×30=2020,80 TL.

Örnek:İşyerinin diğer sektörlerde faaliyet göstermesi halinde

SPEK 4.000 TL..%37,5..1.500 TL…1.500-959,40=540,6 TL. Prim kuruma işveren ödeyecektir.

DESTEK İSE.. 67,36×30=2020,80 TL.

Böylece kuruma sıfır prim ödeyecektir.

VERGİ İNDİRİMİ UYGULANACAKTIR!

4447/ Geçici 19 uncu maddesi kapsamında işe alınanların ücretlerinin, ilgili yılda uygulanan asgarî ücretin aylık brüt tutarının prim ödeme gün sayısına isabet eden tutarı üzerinden hesaplanan gelir vergisinin asgarî geçim indirimi uygulandıktan sonra kalan kısmı, verilecek muhtasar beyanname üzerinden tahakkuk eden vergiden terkin edilir.

Bu madde kapsamında yapılan ücret ödemelerine ilişkin düzenlenen kâğıtlara ait damga vergisinin aylık brüt asgarî ücretin prim ödeme gün sayısına isabet eden kısmı beyan edilmez ve ödenmez.

2019 YILINDA AÇILAN YENİ İŞYERİ!

5510 sayılı Kanun kapsamına alınan işyerleri ve daha önce tescil edildiği halde ortalama sigortalı sayısının hesaplandığı yılda sigortalı çalıştırılmaması nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumuna aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar prim hizmet beyannamesi vermeyen işyerleri, bu maddede belirtilen şartlar sağlanmak kaydıyla, 1/1/2019 tarihinden sonra ilk defa sigortalı bildiriminde bulunulan ayı takip eden üçüncü aya ilişkin aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesinden itibaren  ;

ÖRNEK:

A İşyeri ilk defa 01/01/2019 tarihinde açılsın,      ŞUBAT-MART-NİSAN  olacağından Nisan ayı 1 aylık kısmı yararlanır.

B İşyeri İlk defa 01/02/2019 tarihinde açılsın,MART-NİSAN-MAYIS olacağından yararlanamayacaktır.

Teşvikin kalan kısımlarında yararlanacaktır.

VEDAT İLKİ

vedat.uzman@gmail.com

05415161962 whatsapp

NOT:Konuyla ilgili genelge kurum tarafından hazırlanacak olup,Mart ayında yayınlanacaktır

MUHASEBECİ ÖLDÜ DİYELER ÜÇ GÜN SONRA DUYALAR

21 Şubat 2019

İbrahim Bilsel 18.02.2019 P.tesi günü ofisinde çalışırken kalp krizi geçirerek vefat etmiştir.Meslektaşın hazin ölüm haberi hikayesi,Sosyal Medya Facebook hesaplarında yayınlandı.Angarya ve iş yükü stresi meslektaşların kronik hastalıkları haline gelen,Şeker,Kolestrol,Yüksek Tansiyon,Kalp Krizi ,Beyin Kanamaları,Felç gibi ölümcül hastalıklarla ansızın aramızdan ayrılmalarına neden oluyor.

Son yıllarda bir çok meslek mensubu sağlık alanında kendilerini ihmal ediyorlar,bunun ana sebebi periyodik sürelere bağlanan evrakların GİB ,SGK ve diğer Kamu kurumlarına süreli verilmesi,yukarıda yazdığımız sağlık sorunlarını tetikliyor.

Meslek Mensuplarının Odaları/Üst Kuruluşları var.Bu konularda komisyon oluşturmak suretiyle meslek mensuplarına ;

a.)Hastalık,

b.)Analık-Doğum,

c.)Yakınlarının vefatı,

ç.)Evlenme,

d.)Tabi ve Doğal Afet(Deprem,sel,yangın) gibi,

Buna benzer mücbir sebeplerde orta da varlığını sürdürse bile,meslek mensubu evlendiğinde mutlu gününde işi,Anne olduğunda işi,Eşi çocuk dünya getirdiğinde işi,Anası-babası ve yakını vefat ettiğinde cenaze de işi,İş yeri yansa da,Deprem de yerle bir olsa da,sel götürse de işi ile birlikte yaşıyor.

Angaryaları zaten yazmak istemiyorum.

Meslek mensubu ile birlikte olduğumuzda en çok yakındıkları konuların başında yüklendikleri gereksiz mükellef sorumlulukları onları bezdirmiştir.

Meslektaş bu sorumluluk ile birlikte;

  • Ailesi
  • Sosyal Yaşantısı,
  • Sağlığı risk altında.

Oysa günümüzde meslek mensupları ise,meslek amacından uzaklaşmış,işveren emrinde onun her işlemini gören emir eri vazifesi görevi yüklenmiştir.

  • Mükellefin gözünde meslek mensubuna para veriyorum mali danışmanım
  • Her türlü hileyi ört bas eder
  • Denetimlerde yolsuzlukları örter
  • SGK karşısında kayıt dışılığı savunur
  • İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununda danışmanım
  • Sadece iş yerimin vergisini değil, angarya olarak araç sigortam, emlak vergimi, elektrik, su, doğalgaz, gsm faturalarımı öder
  • Defter tasdik zamanı koşuşturur tasdiki yaptırır.

liste uzar gider.

Meslek mensubu ise gerek mükellefler tarafından gerekse işverenler tarafından elinde sihirli değnek olduğu,yıl sonunda gider ve gelir kalemlerine ince ayar çekerek ödenecek vergileri,sigorta primlerini düşürecek sihirbaz olarak algılanır.

Değişen vergi,sosyal güvenlik ve ticaret hayatına ait mevzuatlar her gün onları okumaları,yorumlamalarına gerektirse de ,bürolarında bırakın mevzuat ve günceli takip etmeyi,vergi idaresinden,sosyal güvenlik kurumlarından ve diğer devlet dairelerinden geçen zamanlarından dolayı,gecenin geç vakitlerine kadar çalışıyorlar.

Eskiden gelen alışkanlıklarda halen mükelleflerde son sürat devam ediyor.

Vefat eden meslektaşın ölümü iş yerinde gerçekleştiği için işin bir başka boyutu;

İş Kazası Hükümleri uygulanması olacaktır.

MADDE 13- İş Kazası

  1. b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır.

İş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık sigortasından sağlanan haklar

MADDE 16-

  1. c) İş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine, gelir bağlanması.
  2. e) İş kazası ve meslek hastalığı sonucu ölen sigortalı için cenaze ödeneği verilmesi.

Ölüm Aylığı

Meslektaşın 5 yıllık sigortası olması ile birlikte hak sahiplerine ölüm maaşı bağlanacaktır.

Aynı zaman da Gelir alma hakları da vardır.

VEDAT İLKİ

vedat.uzman@gmail.com

05415161962 whatsapp

 

2019 YILINDA İLK DEFA SİGORTALI OLANLAR NE ZAMAN EMEKLİ OLUR?

20 Şubat 2019

5510 sayılı Kanun yayınlanalı 11 yıllık süre yaklaşmasıyla birlikte 58 yaş ve 60 yaşlarında emeklilikler artık yaş almaya başladı.Yıllar geçtikçe sürelere göre artık emeklilik yaşları 65-65 yaklaşıyor.

 

Aşağıdaki tabloya bakarak sizde çocuklarınızın ne zaman emekli olacağını hesaplamayı yakalayın

 

5510/28. Maddenin İki ve Üçüncü Fıkralarına Göre

Aylığa Hak Kazanma Koşulları

Madde No 4/1-(a) Sigortalıları İçin7200, 4/1-(b) ve 4/1-(c)

Sigortalıları İçin 9000 Prim

Gün Sayısı Koşulunun

Oluştuğu Tarih

Tahsis Talep Tarihindeki En Az
Yaş Sigortalılık Niteliğine Göre Prim Gün Sayısı
Kadın Erkek 4/1-(a) 4/1-(b) ve 4/1-(c)
28/iki-(a) 01.05.2008 – 31.12.2035 58 60 7200 9000
28/ üç 01.05.2008 – 31.12.2035 61 63 5400 5400
28/iki-(b) ve üç 01.01.2036 31.12.2037 59 61 7200 9000
62 64 5400 5400
01.01.2038 – 31.12.2039 60 62 7200 9000
63 65 5400 5400
01.01.2040 – 31.12.2041 61 63 7200 9000
64 65 5400 5400
01.01.2042 – 31.12.2043 62 64 7200 9000
65 65 5400 5400
01.01.2044 – 31.12.2045 63 65 7200 9000
65 65 5400 5400
01.01.2046 – 31.12.2047 64 65 7200 9000
65 65 5400 5400
01.01.2048 65 65 7200 9000
65 65 5400 5400

 

2019 yılında ilk defa sigortalı olacak;

4/a-İŞÇİ….20 Yılda 7200 gün..01/01/2019+20=01/01/2039 yılında Kadın 60 yaşında Erkek 62 yaşında

**15 yıl 5400 gün ile Kadın 61 yaşında Erkek 63 yaşında

4/b -BAĞ-KUR..25 YIL 9000 gün..01/01/2019+25=01/01/2044 yılında Kadın 63  yaşında Erkek 65 yaşında emekli olacaktır.

**15 yıl 5400 gün ile Kadın 61 yaşında Erkek 63 yaşında

 

4/c -Emekli Sandığı..25 YIL 9000 gün..01/01/2019+25=01/01/2044 yılında Kadın 63  yaşında Erkek 65 yaşında emekli olacaktır.

**15 yıl 5400 gün ile Kadın 61 yaşında Erkek 63 yaşında

Günü doldurduğu yaşın kademesinde emekli olacaktır.

Burada artık sigortalılar şuna dikkat edecek ara vermek yada zamanlama hatası bu yaşları ileri seviyelere atarak sigortalının yaşını öteleyecektir.

Özellikle 1/10/2008 tarihinden sonra ara vermeden çocukları için prim ödeyenler 4/b 25 yıl(Kadın-Erkek) sürelerini dikkate almaları yada 15 yıl süreye göre değerlendirmeleri gerekir.

VEDAT İLKİ

vedat.uzman@gmail.com

05415161962 whatsapp

EYT KATMERLİ YAŞA YAKALANMAKTAN KURTARAN KİŞİ KİM?

Emeklilikte yaşa takılanlarla ilgili Kanunun 08/09/1999 Tarihinde Resmi Gazete de yayımlandığında,bu yasanın bazı maddelerinin Anayasa aykırı olduğunu ileri süren grubu olan o dönem de TBMM sandalyesi olan Fazilet Partisi Genel Başkanı ve milletvekilleri Anayasa Mahkemesinden kararın iptalini istediler.

Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel,Hükümetin Başbakanı DSP Bülent Ecevit-MHP Devlet Bahçeli-ANAP Mesut Yılmaz.

Bu üçlü evet Sosyal Güvenlikte Kara Delik var diyerek,4447 sayılı Kanunu önümüze koyarak EYT kapısını araladı.

28 Mayıs 1999’da koalisyon hükümeti kuruldu. DSP-MHP-ANAP’ın koalisyon protokolünde de “Milletimiz, bu tercihi ile siyasi hayatımıza istikrarsızlık, çatışma ve kutuplaşma yerine, hoşgörü, uzlaşma ve işbirliği ortamının hâkim olarak ülke sorunlarına istikrar içinde çözüm üretilmesini arzuladığını göstermiştir” ifadesine yer verilmişti.

Aşağıdaki kanun maddesi sadece 506 sayılı Kanundaki İşçiler İçin yer verdik.

MADDE 17. – 506 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici maddeler eklenmiştir.

GEÇİC İ MADD E 81 – B u Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte;

A ) Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce yürürlükte bulunan hükümlere göre yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanmış olanlar ile sigortalılık süresi 18 yıl ve daha fazla olan kadınlar ve sigortalılık süresi 23 yıl ve daha fazla olan erkekler hakkında, bu Kanunun yürüdüğe girdiği tarihten önce yürüdükte bulunan hükümler uygulanır.

B)
a) Sigortalılık süresi 17 (dahil) yıldan fazla 18 yıldan az olan kadınlar 20 yıllık sigortalılık’ süresini ve 41 yaşını doldurmaları, sigortalılık süresi 22 (dahil) yıldan fazla 23 yıldan az olan erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 45 yaşını doldurmaları ve en az 5000 gün.

b) Sigortalılık süresi 16 (dahil) yıldan fazla 17 yıldan az olan kadınlar 20 yıllık sigortalılık süresini ve 43 yaşını doldurmaları, sigortalılık süresi 21 (dahil) yıldan fazla 22 yıldan az olan erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 46 yaşını doldurmaları ve en az 5000 gün,

c) Sigortalılık süresi 15 (dahil) yıldan fazla 16 yıldan az olan kadınlar 20 yıllık sigortalılık süresini ve 45 yaşını doldurmaları, sigortalılık süresi 20 (dahil) yıldan fazla 21 yıldan az olan erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 48 yaşını doldurmaları ve en az 5000 gün,

d) Sigortalılık süresi 14 (dahil) yıldan fazla 15 yıldan az olan kadınlar 20 yıllık sigortalılık süresini ve 47 yaşını doldurmaları, sigortalılık süresi 19 (dahil) yıldan fazla 20 yıldan az olan erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 50 yaşını doldurmaları ve en az 5150 gün,

e) Sigortalılık süresi 13 (dahil) yıldan fazla 14 yıldan az olan kadınlar 20 yıllık sigortalılık süresini ve 48 yaşını doldurmaları, sigortalılık süresi 18 (dahil) yıldan fazla’ 19 yıldan az olan erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 51 yaşını doldurmaları ve en az 5300 gün,

f) Sigortalılık süresi 12 (dahil) yıldan fâzla 13 yıldan az olan kadınlar 20 yıllık sigortalılık süresini ve 49 yaşını doldurmaları, sigortalılık süresi 17 (dahil) yıldan fazla 18 yıldan az olan erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 52 yaşını doldurmaları ve en az 5450 gün,

g) Sigortalılık süresi 11(dahil) yıldan fazla 12 yıldan az olan kadınlar 20 yıllık sigortalılık süresini ve 50 yaşını doldurmaları, sigortalılık süresi 16 (dahil) yıldan fazla 17 yıldan az olan erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 53 yaşını doldurmaları ve en az 5600 gün,

h) Sigortalılık süresi 10 (dahil) yıldan fazla 11 yıldan az olan kadınlar 20 yıllık sigortalılık süresini ve 51 yaşını doldurmaları, sigortalılık süresi 15 (dahil) yıldan fazla 16 yıldan az olan erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 54 yaşını doldurmaları ve en az 5750 gün,

ı) Sigortalılık süresi 10 yıldan az olan kadınlar 20 yıllık sigortalılık süresini ve 52 yaşını doldurmaları, sigortalılık süresi 15 yıldan az erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 56 yaşını doldurmaları ve en az 6000 gün, Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalan primi ödemiş bulunmaları şartı ile yaşlılık aylığından yararlanabilirler.

C)
a) 15 yıllık sigortalılık süresini, kadın ise 50, erkek ise 55 yaşını doldurmuş ve 3600 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş bulunanlara istekleri halinde yaşlılık aylığı bağlanır.

b) (a) bendinde öngörülen şartlan yerine getirememiş durumda olanlardan kadın ise 52, erkek ise 56 yaşını doldurmuş olması, en az 15 yıllık sigortalılık süresini tamamlaması ve en az 3600 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmaları şartıyla yaşlılık aylığından yararlanabilirler.

 

ÖRNEK:

08/09/1999 Tarihinde 01/09/1984 tarihinde sigortalı olan Erkek 08/09/1999-01/09/1984..07/00/15 yıl ;

h) sigortalılık süresi 15 (dahil) yıldan fazla 16 yıldan az olan erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 54 yaşını doldurmaları ve en az 5750 gün, Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalan primi ödemiş bulunmaları şartı ile yaşlılık aylığından yararlanabilirler.

Anayasa Mahkemesine neden taşındı.

Mahkeme, Sosyal Güvenlik Yasası`nın yürürlüğe girdiği 8 Eylül 1999`dan sonra işe giren kadınların 58, erkeklerin 60 yaşında emekli olmalarını Anayasa`ya aykırı bulmamıştı. Yüksek Mahkeme, 5 sosyal güvenlik kuruluşuna tabi olarak Yasa`nın yürürlüğü girdiği tarihte çalışanlara kademeli emeklilik getiren düzenlemeleri ise iptal etmişti.

GEREKÇELİ KARAR

Gerekçeli kararda Anayasa Mahkemesi, kadınlarda 58, erkeklerde 60 yaşında emekli olma hakkı getiren düzenlemeye onay verirken, Türkiye`de ortalama yaş süresinin yükseldiğine dikkati çekti.
Yüksek Mahkeme, sosyal güvenlik kuruluşlarının işlevlerini yerine getirebilmeleri için belirtilen olumsuzlukların ortadan kaldırılması amacıyla çalışanların emekli yaş haddi ve prim ödeme gün sayılarının belirli bir ölçü ve denge gözetilerek yükseltilmesinin sosyal güvenlik hakkını ortadan kaldıran veya onu kullanılamayacak ölçüde sınırlayan bir düzenleme olarak nitelendirilemeyeceğine işaret etti.

Anayasa Mahkemesi, yasa çıktığında sigortalı olanların emekliliğine getiren kademeli geçişi ise “adil, makul ve ölçülü“ bulmayarak, iptal etti.

Anayasa Mahkemesi, kapatılan FP`nin 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu`nun 33 maddesinin iptali ve bazı maddelerin yürürlüğünün durdurulması istemiyle açtığı davayı 23 Şubat 2001`de sonuçlandırmıştı.

“Yaşlılık gerçekleşmesi yönünden diğer sosyal risklerden ayrı özelliğe sahiptir. Yasalarda emeklilik yaşının kesin olması nedeniyle sigortalı yarınını bu güvenlik içinde planlamaktadır. Sosyal devlet sosyal adaletin, refahın ve güvenliğini gerçekleşmesini sağlayan devlettir. Sosyal güvenlik kuruluşları çalışanların geleceğine ilişkin güvenini sağlamak durumundadır. Bu sağlanamadığı takdirde sosyal güvenlik kavramından da bahsedilemez. Bu nedenle sosyal güvenlik sisteminde yapılan değişikliklerin hukuk devletinde olması gereken hukuk güvenliğini zedelemeyecek biçimde adil, makul ve ölçülü olması zorunludur.“

6 AY SONRA DÜZENLENEN KANUN İLE;

Yeni bir ayak oyunu yapıldı.Bu ne idi;

ı) Sigortalılık süresi 10 yıldan az olan kadınlar 20 yıllık sigortalılık süresini ve 52 yaşını doldurmaları, sigortalılık süresi 15 yıldan az erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 56 yaşını doldurmaları ve en az 6000 gün, Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalan primi ödemiş bulunmaları şartı ile yaşlılık aylığından yararlanabilirler.

Süreler;

Tahsis Talep Tarihindeki En Az
23.5.2002 Tarihindeki Sigortalılık Süresi/Sigortalılık Süresinin Başlangıcı Sigortalılık süresi Yaşı GünSayısı
Kadın Erkek Kadın Erkek Kadın Erkek
4 yıl – 5 yıl 24.5.1997-23.5.1998 2 yıl 8 ay 15 gün-3 yıl 6 ay 24.11.1998-8.9.1999 20 25 54 58 5975
3 yıl – 4 yıl 24.5.1998-23.5.1999 20 55 5975
2 yıl 8 ay 15 gün-3 yıl 24.5.1999-8.9.1999 20 56 5975

 

506 Sayılı Kanunun Geçici 81/C Bendine Göre Aylığa Hak Kazanma Koşulları

4759 sayılı Kanunla 23.5.2002 tarihinden geçerli olmak üzere 506 sayılı Kanunun geçici 81. maddesinde yapılan değişiklikle anılan maddenin birinci fıkrasının (C) bendinin (a) alt bendinde yer alan 15 yıl + 50/55 yaş + 3600 gün koşuluna göre yaşlılık aylığına hak kazanma koşulları sigortalılık sürelerinin tespiti bakımından 23.5.2002 tarihi esas alınarak belirlenecek olup, bu tarihten sonra emekli olacaklar için 15 yıl, 3600 gün ve 50/55 yaş şartlarını yerine getirecekleri tarihe göre kademeli geçiş süreci öngörülmüştür.

23.5.2002 tarihinde öngörülen şartları yerine getiremeyenler, bu şartları aşağıda belirtilen tarih aralıklarından hangi tarih aralığında yerine getiriyorsa o yaşlarda aylığa hak kazanacaklardır.

– 24.5.2002 ile 23.5.2005 tarihleri arasında yerine getirenler kadın ise 52, erkek ise 56 yaşını doldurmuş olmaları,

– 24.5.2005 ile 23.5.2008 tarihleri arasında yerine getirenler kadın ise 54, erkek ise 57 yaşını doldurmuş olmaları,

– 24.5.2008 ile 23.5.2011 tarihleri arasında yerine getirenler kadın ise 56, erkek ise 58 yaşını doldurmuş olmaları,

– 24.5.2011 tarihinden sonra yerine getiren kadınlar 58, 24.5.2011 ile 23.5.2014 tarihleri arasında yerine getiren erkekler 59 yaşını doldurmuş olmaları,

– 24.5.2014 tarihinden sonra yerine getiren erkekler 60 yaşını doldurmuş olmaları,

halinde yaşlılık aylığına hak kazanacaklardır.

Kademeli yaşta ;

23/05/2002 göre örnek verirsek;

ÖRNEK:

08/09/1999 Tarihinde 01/09/1984 tarihinde sigortalı olan Erkek

08/09/1999-01/09/1984..07/00/15 yıl ;

h) sigortalılık süresi 15 (dahil) yıldan fazla 16 yıldan az olan erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 54 yaşını doldurmaları ve en az 5750 gün, Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalan primi ödemiş bulunmaları şartı ile yaşlılık aylığından yararlanabilirler.

48 yaş 5225 gün ile emekli olunması sağlandı.

SONUÇ:

Bir yandan kayıp haklar revize edilirken ,diğer taraftan kademeli artışa devam ettirildi.

O yılların FP Lideri her zaman bu haksızlığa itiraz etse de Rahmetli Prof.Dr.Başbakan her zaman bu konuyu haksızlığı dile getirmiştir,en fazla da yukarıdaki örnekte görüldüğü gibi Anayasa Mahkemesine taşımasıyla birlikte 01/09/1984 SSK girişi olan ben 08/09/1999 Kanun Anayasa Mahkemesine götürülmese idi 54 yaşında 5750 günle emekli olacak iken,48 yaşında 5225 günle emekli olmayı hak ettim.

İşte EYT Sn.Başbakan Prof Dr. Necmettin Erbakan’ın Anayasa Mahkemesine taşımasıyla haksızlığı bir nebze de olsa gidermiş oldu.

 

VEDAT İLKİ

vedat.uzman@gmail.com

05415161962 Whatsapp

İŞVERENLERE NEFES ALDIRAN TEŞVİK

6 Şubat 2019

2019 yılı asgari ücretinin %26,05 oranında artmasıyla birlikte ,işveren kesimi buna karşın artan işçilik maliyetiyle,SGK ödenecek işveren sigorta primi paylarında indirim talebinde bulundular.7162 Sayılı Kanunla GELİR VERGİSİ KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (30 Ocak 2019 Tarihli ve 30671 Sayılı Resmi Gazete’ de Yayımlanmıştır) bu kanunda ;

31.5.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa aşağıdaki geçici madde 78 eklenmiştir.Geçici madde 78 ile konu detaylandırılmıştır.

5510 sayılı Kanunun 4-1(a)/SSK kapsamında uzun vadeli sigorta kolları hükümleri uygulanan sigortalıları çalıştıran işverenler yararlanacaktır.Bu sigortalılardan Sendikalı işyerleri dışında çalışanlar için 3.060 TL.(SPEK Dahil) ve altında 2018 yılının aynı ayına ilişkin SGK’una  verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde sigortalıların toplam prim ödeme gün sayısını geçmemek üzere 2019 yılında cari aya ilişkin verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısı esas alınır.

Sendikalı işyerleri için bu rakam 6.090 TL(SPEK Dahil) dikkate alınacaktır.2019 yılı içinde ilk defa bu Kanun kapsamına alınan işyerlerinden bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısı esas alınır.

500 KİŞİ SAYISININ TESPİTİ!

2018 yılı Ocak ila Kasım ayları/döneminde uzun vadeli sigorta kollarından aylık prim ve hizmet belgeleri veya muhtasar ve prim hizmet beyannameleri ile bildirimi yapılan 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalı sayısının ortalaması esas alınır. SGK sadece 4/a uzun vadeli prim ödeyen kişi sayısını dikkate alacak,bulduğu rakamı 11 aya bölerek uzun vadeli işçi sayısı 500 üstü ve altı olarak tespit edecektir.Ortalama sigortalı sayısı; 500’ün  altında olan işyerleri için günlük 5 Türk lirası(Aylık 150 TL.), 500’ün ve üzerinde olan işyerleri için günlük 3,36 Türk lirası(100,80 TL.)  destek sağlanır.

İSTİHDAM ARTIRILMASI DİKKATE ALINMIŞTIR!

Destekten yararlanılacak ayda/dönemde, 2018 yılı Ocak ila Kasım ayları/döneminde aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi ile 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında uzun vadeli sigorta kollarından en az sigortalı bildirimi yapılan aydaki/dönemdeki sigortalı sayısının altında bildirimde bulunulması halinde bu madde hükümleri uygulanmaz.Bunu da örnek verirsek işletme tüm aylarda ilk 6 ay 50 kişi çalıştırmış,5 ay 45 kişi çalıştırması halinde istihdam da düşme olduğundan 2019 yılında 45 kişi altında bildirim tespiti halinde teşvik tutarlarından yararlanamaz.

TEŞVİK ÖDENMEYECEK HALLER!

Mevcut bir işletmenin kapatılarak değişik bir ad ve unvan altında ya da bir iş birimi olarak açılması veya yönetim ve kontrolü elinde bulunduracak şekilde doğrudan veya dolaylı ortaklık ilişkisi bulunan şirketler arasında istihdamın kaydırılması, şahıs işletmelerinde işletme sahipliğinin değiştirilmesi gibi İşsizlik Sigortası Fonu katkısından yararlanmak amacıyla muvazaalı işlem tesis ettiği anlaşılan veya sigortalıların prime esas kazançlarını 2019 yılı Ocak ila Aralık ayları/dönemi için eksik bildirdiği tespit edilen işyerlerinden İşsizlik Sigortası Fonunca karşılanan tutar, gecikme cezası ve gecikme zammıyla birlikte geri alınır ve bu işyerleri hakkında bu madde hükümleri uygulanmaz.İşverenlerin çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili 2019 yılı Ocak ila Aralık aylarına/dönemine ait aylık prim ve hizmet belgelerini veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerini yasal süresi içerisinde vermediği, sigorta primlerini yasal süresinde ödemediği, denetim ve kontrolle görevli memurlarca yapılan soruşturma ve incelemelerde çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği veya bildirilen sigortalının fiilen çalışmadığı durumlarının tespit edilmesi, SGK’una prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunması hâllerinde Geçici madde 78 birinci fıkrasının (b) bendine ilişkin hükümler uygulanmaz. Ancak SGK’una olan prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borçlarını 6183 sayılı Kanunun 48. maddesine göre tecil ve taksitlendiren işverenler bu tecil ve taksitlendirme devam ettiği sürece anılan fıkra hükmünden yararlandırılır. Geçici madde 78 uygulanmasında 5510/ ek 14. maddesi hükümleri uygulanmaz.

DİĞER HÜKÜMLER

Geçici Madde 78/Birinci fıkranın (a) bendinin uygulanmasında, bir önceki yılın aynı ayına ilişkin olarak aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi verilmemiş olması halinde bildirim yapılmış takip eden ilk aya ilişkin aylık prim ve hizmet belgesindeki veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesindeki bildirimler esas alınır. 2018 yılından önce 5510 sayılı Kanun  kapsamına alınmış ancak 2018 yılında sigortalı çalıştırmamış işyerleri hakkında birinci fıkranın (b) bendi hükümleri uygulanır.3213 sayılı Kanunun ek 9. maddesi uyarınca ücretleri asgarî ücretin iki katından az olamayacağı hükme bağlanan “Linyit” ve “Taşkömürü” çıkarılan işyerlerinde yer altında çalışan sigortalılar için birinci fıkranın uygulanmasında (a) bendi uyarınca belirlenecek günlük kazanç 271 Türk lirası olarak ve 2018 yılının aynı ayına ilişkin Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde bildirilen prim ödeme gün sayısının yüzde 50’sini geçmemek üzere, 2019 yılında cari aya ilişkin verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısı dikkate alınır.

Bu madde hükümleri, 5018 sayılı Kanuna ekli (I) sayılı cetvelde sayılan kamu idarelerine ait kadro ve pozisyonlarda 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında çalışan sigortalılar için uygulanmaz.4734 sayılı Kanunun 2. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde sayılan idareler tarafından ilgili mevzuatı uyarınca yapılan ve sözleşmesinde fiyat farkı ödeneceği öngörülen hizmet alımlarında, ihale dokümanında personel sayısının belirlendiği ve haftalık çalışma saatinin tamamının idarede kullanılmasının öngörüldüğü işçilikler için birinci fıkra uyarınca İşsizlik Sigortası Fonu tarafından karşılanacak tutarlar bu idarelerce işverenlerin hak edişinden kesilir.

2019 yılı Ocak ila Aralık aylarına/dönemine ilişkin yasal süresi dışında Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde veya Hazine ve Maliye Bakanlığına verilecek muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde kayıtlı sigortalılar için bu madde hükümleri uygulanmaz.

VEDAT İLKİ

vedat.uzman@gmail.com

05415161962 whatsapp