Sosyal Güvenlik Kurumuna Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması İmkânı Getirdi.

Sosyal Güvenlik Kurumuna Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması İmkânı Getirdi.

Ahmet AĞAR

Sosyal Güvenlik Müşaviri

I-Giriş:

Bilindiği üzere, kamu alacaklarının yapılandırılması amacıyla çıkarılan, Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında 7256 sayılı Kanun, 17.11.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Kamuoyunda “Af Kanunu” olarak nitelendirilen 7256 sayılı Kanunla, başta vergi ve sigorta prim alacakları olmak üzere birçok kamu alacağının tahsili amacıyla, 31.08.2020 tarihine kadar olan borçların, gecikme zamlarının yerine Yİ-ÜFE dikkate alınarak peşin ya da 2 ayda bir ödenmek üzere 18 eşit taksitle ödeme imkânı getirilmiştir.

Bu kanunla, birçok kamu alacaklarının yeniden yapılandırılması ile ilgili bir düzenleme yapılmış olmakla birlikte, bu makale ile sadece, SGK’nın bazı alacaklarının yeniden yapılandırılarak peşin veya taksitler halinde ödenmesi ile ilgili olarak yapılan düzenleme ve bu konuda SGK’ya borçlu olanların yapacakları işlemler ve süreçler hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yayınlanmış olan 2020/45 sayılı genelge ile yapılan açıklamalar doğrultusunda bilgiler verilecektir.

II- Yapılandırma Kapsamına Giren SGK’ya Olan Borçlar:

Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip edilen, 2020/Ağustos ve önceki aylara ait olup 17.11.2020 tarihi veya Kanunun ilgili hükümlerinde belirtilen sürelerin sonuna kadar tahakkuk ettiği halde ödenmemiş olan borçlar yapılandırılacaktır.

Buna göre;

1) 5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin (a), (b) ve (c) bentleri kapsamındaki (SSK’lı, Bağ-Kur’lu ve Emekli Sandığı) sigortalılık statülerinden kaynaklanan, 2020/ Ağustos ayı ve önceki aylara ilişkin sigorta prim, emeklilik keseneği ve kurum karşılığı, işsizlik sigortası primi, sosyal güvenlik destek primi ile bunlara bağlı gecikme cezası ve gecikme zammı borçları,

2) 2020 yılı Ağustos ayı ve önceki aylara ilişkin isteğe bağlı sigorta primleri ve topluluk sigortası primi ile bunlara bağlı gecikme cezası ve gecikme zammı borçları,

3) 31.08.2020 tarihine kadar (bu tarih dâhil) bitirilmiş olan özel nitelikteki inşaatlar ile ihale konusu işlere ilişkin yapılan ön değerlendirme, araştırma veya tespit sonucunda bulunan eksik işçilik tutarı üzerinden hesaplanan sigorta primi ile bunlara bağlı gecikme cezası ve gecikme zammı borçları,

4) 31.08.2020 tarihine kadar (bu tarih dâhil) yapılan tespitlere ilişkin olup ilgili kanunları uyarınca uygulanan idari para cezaları ile bunlara bağlı gecikme cezası ve gecikme zammı borçları,

5) İlgili kanunları gereğince takip edilen 2020 yılı Ağustos ayı ve önceki aylara ilişkin damga vergisi, özel işlem vergisi ve eğitime katkı payı ile bunlara bağlı gecikme zammı borçları,

6) Bu kanuna göre başvuru tarihi itibarıyla (31.12.2020) tarihi itibarıyla ödenebilme

kabiliyeti devam etmekte olan, yani, isteğe bağlı sigorta priminin ait olduğu ay dahil 12 ayı geçmemiş olan (ek 5, ek 6 ve ek 9 uncu maddeleri kapsamındaki sigortalılara ait primler dahil) isteğe bağlı sigorta primi ve 506 sayılı Kanunun 86. maddesi kapsamında (noterler, avukatlar ve Sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmayan ülkelerde iş üstlenen işverenlerin yurt dışındaki iş yerlerinde çalıştırılmak üzere götürdükleri işçilere ait olan) topluluk sigortası primi, damga vergisi, özel işlem vergisi ve eğitime katkı payı borçları,

7) Fazla ve Yersiz olarak ödendiği tespit edilen ve tahsil edilmesi gereken gelir ve aylıklar ile bunlara bağlı gecikme cezası ve zammı alacakları,

Yapılandırma kapsamına alınmış olup, bu borçlar peşin veya 18 aya varan taksitlerle ödenebilecektir. Buna göre;

a- Hesaplanan tutarların tamamının ilk taksit ödeme süresi içerisinde peşin olarak ödenmesi halinde kat sayısı uygulanmaz ve fer’i alacaklar yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarların % 90’ı, ilk iki taksit ödeme süresi içinde ödenmesi halinde ise % 50’sinin tahsilinden vazgeçilecektir.

b- Kuruma olan borç asılları ile bu alacaklara ödeme sürelerinin bittiği tarihlerden 17.11.2020 tarihine kadar geçen süre için Yİ – ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenmesi halinde, bu alacaklara uygulanan gecikme cezası ve gecikme zammı fer’i alacakların tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.

c- 31.08.2020 tarihinden önce yapılan tespitlere ilişkin olup, 17.11.2020 tarihinden önce kesinleştiği halde ödenmemiş olan ve Kurumca takip edilen idari para cezası aslılarının %50’si ile bu tutara ödeme süresinin bittiği tarihten 17.11.2020 tarihine kadar geçen süre için Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenmesi halinde, idari para cezası asıllarının kalan %50’si ile uygulanan gecikme cezası ve gecikme zammı gibi fer’i alacaklarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.

III- Özel Bina İnşaatları ile İhale Konusu İşlerin Eksik İşçilik Prim Borçları:

31.08.2020 tarihine kadar (bu tarih dâhil) bitirilmiş özel nitelikteki inşaatlar ile ihale konusu işlere ilişkin olup bu Kanunun yayımı tarihinden önce SGK tarafından resen tahakkuk ettirilerek işverene tebliğ edildiği halde 17.11.2020 tarihine kadar ödenmemiş olan; özel nitelikteki inşaatlar ile ihale konusu işlere ilişkin yapılan ön değerlendirme, araştırma ve tespitler sonucunda bulunan eksik işçilik tutarı üzerinden hesaplanan sigorta primi asılları ile bu alacaklara gecikme cezası ve gecikme zammı hesaplanan sürenin başlangıç tarihinden 17.11.2020 tarihine kadar geçen süre için Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, Kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenmesi halinde, bu alacaklara uygulanan gecikme cezası ve gecikme zammı fer’i alacakların tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.

IV- SGK’ya Olan İdari Para Cezası Borçları:

31.08.2020 tarihinden önce (bu tarih dâhil) yapılan tespitlere ilişkin olarak 17.11.2020 tarihinden önce kesinleştiği halde bu tarih itibariyle ödenmemiş olan ve Kurumca takip edilen idari para cezalarının % 50’si ile bu tutara ödeme süresinin bittiği tarihten 17.11.2020 tarihine kadar geçen süre içinde Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, Kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenmesi halinde, idari para cezası asıllarının kalan % 50’si ile uygulanan gecikme cezası ve gecikme zammı gibi fer’i alacaklarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.

V- Genel Sağlık Sigortası Prim Borçları:

2020 yılı Ağustos ayı ve önceki aylara ilişkin olup 17.11.2020 tarihinden önce 5510 sayılı Kanunun 60. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi (Genel Sağlık Sigortası) kapsamında tahakkuk ettiği hâlde ödenmemiş olan prim borçlarının 30.04.2021 tarihine kadar ödenmesi halinde gecikme cezası ve gecikme zammı gibi fer’i alacakların tamamının tahsilinden vazgeçecektir. Bu Kanunun yayımı tarihinden önce 5510 sayılı Kanunun 60. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi kapsamındaki sigortalılık statüsünden kaynaklanan prim borcu bulunanlar anılan Kanunun 67. maddesinde belirtilen şartları  taşımaları halinde, 17.11.2020 tarihinden önceki döneme ait prim borçları dikkate alınmaksızın 30.04.2021 tarihine kadar sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan  yararlanacaktır.

VI- SGK’ya olan Borçların Yapılandırılması İçin Başvuru Süresi ve Ödeme Şekli:

1- Sosyal Güvenlik Kurumuna prim borcu bulunanların, 7256 sayılı Kanunun hükümlerinden yararlanabilmeleri için en geç, 31.12.2020 tarihine kadar SGK’nın ilgili Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne/Merkezine, 7256 sayılı Kanunun ekinde bulunan yapılandırma başvuru formunun doldurularak; e-Sigorta kanalıyla veya elden ya da İadeli Taahhütlü posta yoluyla mutlaka başvuruda bulunmaları gerekmektedir. Yapılandırma başvuru formunda, borcun peşin veya kaç taksit halinde ödeneceği belirtilmelidir. Borç taksitler halinde ödenecek ise azami 18 eşit taksitle ödenmek üzere 6, 9, 12 veya 18 eşit taksitle ödeme seçeneklerinden birinin tercih edilerek işaretlenmesi gerekmektedir.

2- SGK’ya olan borçların taksitle ödenmesi halinde, ödenecek tutarın ilk taksitin 28.02.2021 tarihine kadar, diğer taksitlerin ise bu tarihi takip eden ikişer aylık dönemler halinde azami 18 eşit taksitle ödenmesi gerekmektedir. Hesaplanan tutarların taksitli ödemelerinde ilgili maddelere göre belirlenen tutar;

1) Altı eşit taksit için (1,045),
2) Dokuz eşit taksit için (1,083),
3) On iki eşit taksit için (1,105),
4) On sekiz eşit taksit için (1,15),

Katsayısı ile çarpılacak ve bulunan tutar, taksit sayısına bölünmek suretiyle ikişer aylık dönemler hâlinde ödenecek taksit tutarı hesaplanacak. Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan borçlulara tercih ettikleri taksit süresine uygun ödeme planı SGK tarafından verilecektir. Ancak, tercih edilen süreden daha kısa sürede ödeme yapılması hâlinde ödenecek tutar ilgili katsayıya göre düzeltilecektir.

VII- Kendi Adına Ve Hesabına Bağımsız (Bağ-Kurlu) Çalışanların Borçları nedeniyle
Durdurulmuş Olan Sigortalılık Sürelerinin İhyası:

5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin (b) bendi kapsamında (Bağ-Kur) tescilleri yapıldığı  halde  prim  borçları  nedeniyle sigortalılık süreleri durdurulmuş olanlardan 17.11.2020 tarihi itibarıyla ihya edilmemiş olanların,  (ihya  talebinde  bulunduğu halde bildirilen ihya borcunu tam olarak ödeyerek ihya uygulamasından yararlanmayanlar dâhil) 01.12.2020 ila 31.01.2021 tarihleri arasında müracaat etmeleri ve durdurulmuş süreler için sigortalılık süreleri durdurulmamış gibi değerlendirilerek bu Kanuna göre hesaplanan tutarları en geç ilk taksit ödeme  süresi  olan  28.02.2021 tarihine kadar ödemeleri halinde, bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilecektir.

Durdurulan sürelere ilişkin ödenmesi gereken borç tutarı tamamının en geç ilk taksitin ödeme süresi olan 28.02.2021 tarihine kadar ödenmemesi halinde ise ihya  işlemi  geçerli  sayılmayacak, yapılmış olan ödemeler varsa bu süreler dışındaki prim borçlarına mahsup edilecek, yoksa ayrıca bir faiz hesaplanmaksızın ilgililere iade edilecektir.

Bu Kanunla yapılan bu yeni düzenlemelerden ve öngörülen indirimlerden yararlanabilmek için, Kurum aleyhine dava açmamak ve varsa açılmış olan davalardan vazgeçmek şarttır.

VIII- Taksitlerin Bozulması ve Yapılandırma Hakkının Kaybedilmesi Durumları:

1- Borcunu peşin olarak ödemeyi tercih etmiş olanlar, bu borçlarını en geç 28.02.2021

tarihine kadar ödememeleri veya aynı tarihe kadar peşin ödeme taleplerini taksitle ödeme talebine dönüştürüp ilk taksit ödemesini de yine en geç 28.02.2021 tarihine kadar yapmamaları,

2- Borcunu taksitle ödemeyi tercih etmiş olmasına rağmen ilk iki taksitin süresinde (28.02.2021 ve 30.04.2021 tarihlerinde) ve tam olarak ödenmemesi,

3- Bu Kanuna göre ödenmesi gereken taksitlerin ilk ikisinin süresinde ve tam ödenmesi  koşuluyla, kalan taksitlerden; bir takvim yılında iki veya daha az taksitin, süresinde ödenmemesi  veya eksik ödenmesi hâlinde, ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının son taksiti izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen her ay için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı  oranında  hesaplanacak  geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanırlar.

Bu şartları yerine getirmeyenler, yapılandırma hükümlerinden yararlanma hakkını kaybedecektir.

IX- Sonuç Ve Öneriler:

SGK’ya borçlu olanlar için yapılmış olan bu düzenlemeler, zor durumda olduğu için zamanında prim borcunu ödeyemeyen işverenler ve sigortalılar için oldukça yararlı olmuştur. SGKya borçları bulunan işverenlerin ve GSS ve Bağ-Kur sigortalıların, bu düzenlemelerden yararlanabilmeleri için;

  1. En geç 30.12.2020 tarihine kadar (bu tarih dahil) ilgili SGK İl Müdürlüğüne /

Merkezine, başvuru formunun doldurulmak suretiyle; e-Sigorta kanalıyla veya elden ya da iadeli taahhütlü posta yoluyla başvuruda bulunmaları,

  1. Ödenecek olan ilk taksit tutarını en geç 28.02.2021 tarihine kadar mutlaka ödemeleri,

  2. İkişer aylık dönemler halinde ödenecek olan ilk iki taksitini süresinde ve tam olarak

ödemeleri, gerekir ve şarttır.

Aksi taktirde ödeme planı yürürlüğe girmemiş ve yapılandırma bozulmuş olacaktır.

SGK’ya borçlu olan tüm işverenlerin ve sigortalıların borçlarını yapılandırarak bu imkândan yararlanmalarını öneriyor ve diliyorum.

Büklüm Sokak No: 9/4 Kavaklıdere- ANKARA
Tel: 0312- 4199369 Fax: 0312- 4199371
e-posta: ahmetagar@ahmetagar.com
Web : www.ahmetagar.com

Meslek Mensuplarının Düzenledikleri Belge, Bildirge ve Beyannamelerden Dolayı İşverenlerle Müşterek ve Müteselsil Sorumluluğu

Meslek Mensuplarının Düzenledikleri Belge, Bildirge ve Beyannamelerden Dolayı İşverenlerle Müşterek ve Müteselsil Sorumluluğu

Ahmet AĞAR

Sosyal Güvenlik Müşaviri

I- Giriş:

6728 sayılı Yatırım Ortamının İyileştirilmesi amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 46’ncı maddesiyle 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 12’nci maddesinin ikinci fıkrasına eklenen düzenleme kapsamında muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin defter ve kayıtlara ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından işverenlerle birlikte yazılı sözleşme ile yetki verilmiş serbest muhasebeci, serbest muhasebeci malî müşavir ve yeminli malî müşavirler de müştereken ve müteselsilen sorumlu sayılmışlardır. Söz konusu düzenlemeye ilişkin usul ve esasların detayları, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğine Ek 4.madde olarak eklenmiştir.

3568 sayılı Kanuna göre yetki belgesi almış meslek mensuplarına getirilen sorumluluklar ve mesleki faaliyetleri sırasında bu sorumluluklarını yerine getirmedikleri gerekçesiyle, işverenlerle birlikte müştereken ve müteselsilen muhatap olabilecekleri konular, bu makalede açıklanacaktır.

II- Meslek Mensuplarının Müşterek ve Müteselsil Sorumluluğu:

5510 sayılı Kanun’un 12 nci maddesinin ikinci fıkrasına 6728 sayılı Kanun’unun 46.maddesiyle “Bu Kanun gereği internet, elektronik ve benzeri ortamda Kuruma gönderilecek muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin defter ve kayıtlara ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından işverenlerle birlikte yazılı sözleşme ile yetki verilmiş serbest muhasebeci, serbest muhasebeci malî müşavir ve yeminli malî müşavirler de müştereken ve müteselsilen sorumludur.” hükmü eklenmiştir.

6728 sayılı Kanunla 5510 sayılı Kanunun 12.madde metnine eklenen hüküm uyarınca Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesinde yazan bilgilerin işyeri yasal kayıt ve belgeleriyle uyumlu olmaması halinde işverenle birlikte arasında yazılı sözleşme imzaladığı SMMM ve YMM de müştereken ve müteselsilen sorumlu hale getirilmiştir.

5510 sayılı Kanunun 12.maddesinin ikinci fıkrasına eklenen hükmün uygulanmasına ilişkin usul ve esasların yönetmelikle düzenleneceği belirtildiğinden, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde 05.12.2017 tarihinde yapılan değişiklik sonucu eklenen Ek 4.maddeye göre;

Kanun uyarınca düzenlenmesi ve verilmesi gereken muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin defter kayıtlarına veya bu defter ve kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından işverenlerle birlikte 3568 sayılı Kanuna göre yazılı sözleşme ile yetki verilmiş meslek mensupları da müştereken ve müteselsilen sorumludur. Kanun uyarınca düzenlenmesi ve verilmesi gereken muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin Meslek mensupları tarafından düzenlenmesi ve verilmesi amacıyla işverenler ve ilgili meslek mensupları arasında yazılı sözleşme düzenlenir. Bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren ilk defa tescil edilecek işyerlerine ilişkin olarak işverenler ve meslek mensupları arasında düzenlenen sözleşmenin bir örneği gerekli görülmesi halinde Kurumca istenir. Bu maddenin yürürlük tarihinden önce tescil edilen işyerlerine ilişkin olarak Kanuna ait hususların da yer aldığı yeni sözleşmenin bir örneğinin gerektiğinde ibrazı istenir.

Yazılı sözleşme ile yetki verilmiş meslek mensuplarının, Kanuna göre düzenledikleri muhtasar ve prim hizmet beyannamesinde yer alan bilgilerin, defter ve kayıtlara ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasına kendi kusurlu davranışları ile sebebiyet verdiklerinin, Kurumca veya yetkili adli mercilerce tespit edilmiş olması halinde meslek mensupları ortaya çıkan prim kaybından, gecikme cezasından, gecikme zammından, idari para cezalarından ve Kanunun 96 ncı maddesi kapsamında fazla veya yersiz yapılan ödemelerden işverenlerle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulur. … Kanuna göre düzenlenecek ve verilecek muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin defter ve kayıtlara ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından meslek mensuplarının sorumlu olması için, defter, kayıt ve belgelerin imza karşılığı veya yazılı tutanak yoluyla, bilgilerin ise mail, kısa mesaj veya yazılı tutanak gibi yollarla meslek mensuplarına intikali gerekir.  İşveren veya işveren tarafından yetki verilen kişinin imzası olmayan veya bu kişiler tarafından intikal ettirilmeyen bilgi ve belgelere istinaden meslek mensupları tarafından düzenlenen defter, belge ve bilgiler için ilgili meslek mensupları sorumlu sayılacaktır.”

Yönetmeliğin bu maddesine göre, Kanun uyarınca düzenlenmesi ve verilmesi gereken muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin defter kayıtlarına veya bu defter ve kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından işverenlerle birlikte 3568 sayılı Kanuna göre yazılı sözleşme ile yetki verilmiş meslek mensupları da müştereken ve müteselsilen sorumludur.

Muhtasar ve prim hizmet beyannamesinde yer alan bilgilerin işyeri defter ve kayıtları ile bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmaması nedeniyle ortaya çıkan prim kaybı, gecikme cezası, gecikme zammı, idari para cezaları ve Kanunun 96’ncı maddesi kapsamında fazla veya yersiz yapılan ödemeler bakımından meslek mensubun işverenlerle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulabilmesi için, meslek mensubunun işverenden habersiz olarak, işverenin ve SGK’nın aleyhine, kendisinin veya üçüncü kişilerin lehine bir menfaat elde etmesi sonucunda söz konusu olacaktır. Bunun en tipik örneği sahte sigortalı bildirimi oluşturmaktadır.

III- Meslek Mensuplarının Gerçeğe Aykırı Belge, Bildirge ve Beyanname Düzenlemesi

Ayrıca SSİ Yönetmeliğine eklenen Ek 7. Madde hükmüne göre, “Kanuna göre Kuruma verilmesi gereken belge, bildirge ve beyannamelerin, daha az prim ödemek, yararlanamayacağı sigorta prim teşvik, destek veya indirimlerinden yararlanmak veya daha fazla yararlanmak, özel nitelikteki inşaat işleri ve ihale konusu işlerde asgari işçilik tutarını tamamlamak, iş kazası ve meslek hastalığı, hastalık, analık, genel sağlık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından  haksız menfaat sağlamak gibi amaçlarla kasten gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğinin tespit edilmesi halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 204 üncü, 206 ncı ve 207 nci maddeleri kapsamında Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunulur. Bu bildirimler sonucunda prim ödenmiş olduğunun tespiti halinde primler Kuruma irat kaydedilir, primlerin ödenmemiş olması halinde ise tahsil cihetine gidilmez. Bu maddeyle ilgili usul ve esaslar Kurumca belirlenir.”   

Uygulamada, özellikle sahte sigortalılık soruşturmaları yürüten SGK denetim elemanları tarafından meslek mensupları hakkında da sahte sigortalı bildirimi nedeniyle Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunulmaktadır. Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğine eklenen Ek Madde 7 hükmüyle hangi amaçlarla belge, bildirge ve beyannamelerin düzenlenmesi gerekeceği örnekleme yoluyla belirtilmiştir. Buna göre, SMMM ya da YMM daha az prim ödemek, sigorta prim teşviklerinden yersiz yararlanmak, asgari işçilik tutarını doldurmak, kısa ve uzun vadeli sigorta kollarından haksız menfaat sağlamak ve buna benzer menfaat temin etmek amacıyla belge, bildirge ve beyannamelerin düzenlenmiş olması gerekmektedir. İşveren tarafından kimlik bilgileri verilerek meslek mensuplarından kişilerin sigortalı giriş bildirgelerinin verilmesinin, sigortalılığa dair her ay prim belgelerinin Kuruma gönderilmesinin istenilmesi nedeniyle bu işlemleri yürüten, ancak işyerindeki çalışmaların fiili olup olmadığına dair iç denetim yetkisi bulunmayan meslek mensuplarının bu kapsamda sorumlu tutulması hakkaniyete uygun değildir. Ayrıca, bir kişinin yetkisi olmayan bir konuda sorumlu tutulması, evrensel hukuk ilkelerine de mantık’a da aykırıdır.

Yetki ve sorumluluğun dengelenmesi gereklidir. Asgari işçilik incelemelerinde de ihale makamı ile yazışma, belge ve bilgi temin etme yetkisi bulunmayan, SGK müdürlüklerindeki işyeri dosyalarını inceleme, faturalı işçiliklere dair karşı inceleme yetkisi bulunmayan SMMM ve YMM’lerin sorumlu tutulması yetki-sorumluluk dengesi açısından isabetli değildir. Nitekim Danıştay 9.Hukuk Dairesi 20.02.2019 tarih, 2017/2642 esas, ve 2020/988 karar sayılı karanında, “Karşı inceleme yetkisi bulunmayan SMMM meslek mensubunun sorumluluğunun bulunmadığına” hükmetmiştir

Bir diğer husus ise “kasti davranışın” SGK yetkilerince, özellikle denetim elemanlarınca tespit yetkisi bulunmamaktadır. Kastın tespiti ancak mahkeme kararı ile yapılabilecektir. SMMM ya da YMM’lerin daha az prim ödemek, sigorta prim teşviklerinden yersiz yararlanmak, asgari işçilik tutarını doldurmak, kısa ve uzun vadeli sigorta kollarından haksız menfaat sağlamak ve buna benzer menfaat temin etmek amacıyla “kasten” hareket ettiğinin, mahkeme kararı olmadan ileri sürülmesi mümkün değildir. SGK’ya verilen belge, bildirge ve beyannamelerin belirtilen menfaatleri temin amacıyla kasten düzenlendiği sonucuna Kurum yetkililerinin varması ve meslek mensubu hakkında “kasti davranış” nedeniyle suç duyurusunda bulunması teknik olarak çok güçlü delillerin varlığına bağlıdır.

Belirtilen nedenlerle Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde yapılan düzenleme yersiz, eksik, kendi içinde çelişkilidir. Mahkemelerin yetkisinde olan “kasti davranışı” tespit yetkisi SGK personeline verilmektedir.

IV- Meslek Mensuplarının İşverenle Birlikte Sorumlu Tutulmamaları

İçin Dikkat Edecekleri Hususlar:

İşverenlerle yaptıkları yazılı sözleşme ile işverenin yasal kayıt ve belgelerini düzenlemiş olan serbest muhasebeci mali müşavirlerin, 5510 sayılı Kanun ve Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği ile getirilmiş olan bu sorumluluklardan ve idari para cezalarından etkilenmemeleri için işlerini titizlikle yapmaları ve ayrıca aşağıda yazılı bulunan hususlara mutlaka riayet etmeleri gerekmektedir. Aksi takdirde isnat edilebilecek cezalardan sorumlu olmadıklarını ispat etmeleri mümkün olmayacaktır.

Bu bakımdan, yılın 365 günü çok yoğun olan iş yükü nedeniyle gece gündüz çalışmak zorunda olan meslek mensuplarının, mesleklerini icra ederken, meydana gelebilecek yasal dışı işlemlerden ve usulsüzlüklerden sorumlu tutulmamaları ve idari para cezalarına muhatap olmamaları için;

1- İşyeri açılışları yapılırken ve işe giriş bildirgeleri verilirken, işveren tarafından işe başlama tarihinin ve işçilerin hangi tarihte işe başlayacağının, AGİ hariç işçiye ödenecek net ücretinin ne kadar olacağının mutlaka işverenden yazılı ve imzalı olarak veya işveren adına kayıtlı e- mailinden mesaj olarak istenmeli ve alınmalıdır.

2- İşten ayrılış bildirgesi verilirken,  işveren tarafından işçinin hangi tarihte işten ayrıldığı, işten ayrıldığı tarihe kadar ay içinde kaç gün çalıştığı, ayrılış nedeni, son ücreti, varsa mesaisi varsa başka alacağının mutlaka işverenden yazılı ve imzalı olarak veya işveren adına kayıtlı e- mailinden mesaj olarak istenmeli ve alınmalıdır.

Tabi bu şekilde işverenlerden bu belgelerin yazılı olarak istenmesi, meslek mensubu ile işveren arasında olması gereken güvene dayalı iş ilişkisini ve çalışma ortamını kaçınılmaz olarak olumsuz yönde etkileyeceği de bir gerçektir.

V- Sonuç :

05.12.2017 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, 3568 sayılı Kanuna göre yetki belgesi almış meslek mensuplarına, internet, elektronik ve benzeri ortamda Kuruma gönderilecek muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinin defter ve kayıtlara ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından işverenlerle birlikte müştereken ve müteselsilen, meslek mensubu olan Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Malî Müşavir ve Yeminli Malî Müşavirlerin sorumlu tutulmaları, bu hizmetleri veren meslek mensuplarını oldukça zora sokacak ve işlemediği bir suçtan, haberi dahi olmayacağı ve işverenin bilerek veya bilmeyerek yapacağı bazı iş ve işlemlerinden dolayı SGK tarafından tahakkuk ettirilecek olan cezalardan müştereken sorumlu tutulmaları, hukuka ve yapılan işin doğasına tamamen aykırıdır.

Büklüm Sokak No: 9/4 Kavaklıdere- ANKARA

Tel: 0312- 4199369 Fax: 0312- 4199371

e-posta: ahmetagar@ahmetagar.com

Web : www.ahmetagar.com

Kısa Çalışma Süresinden Normal Çalışma Süresine Geçen İşyerleri Üç Ay Süreyle Sigorta Prim Desteğinden Yararlanacaktır

Kısa Çalışma Süresinden Normal Çalışma Süresine Geçen İşyerleri Üç Ay
Süreyle Sigorta Prim Desteğinden Yararlanacaktır

I- GİRİŞ

28.07.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7252 Sayılı Dijital Mecralar Komisyonu Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile Kısa Çalışma Ödeneği, İşçinin İşten Çıkarma yasağı, Ücretsiz İzin ve 6331 sayılı Kanuna göre az tehlikeli işyerlerinde iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi çalıştırılması ile ilgili önemli düzenlemeler yapılmıştır.

Koronavirüs salgını nedeniyle 2020 Mart ayından itibaren    bir çok işyerlerinde Kısa Çalışma Yapılmakta ve ücretsiz izine gönderilen işçilere, en fazla 3 ay ve daha sonra Cumhurbaşkanlığı kararı ile uzatılan bir aylık süre ilave edilerek kısa çalışma ödeneği ödenmektedir.

7252 sayılı Kanun ile yapılan yeni düzenlemelere göre, kısa çalışma ödeneğinin süresi, kısa çalışmadan normal çalışma düzenine geçen işyerlerinde uygulanacak sigorta prim desteği, işçilere verilen ücretsiz izin, işçilerin işten çıkarma yasağı ile ilgili uygulamanın nasıl olacağı, bu makalenin konusu olacaktır. 

II- Kısa Çalışma Süresinden Normal Çalışma Süresine Geçen İşyerleri Üç Ay
Süreyle Sigorta Prim Desteğinden Yararlanacaktır. 

Cumhurbaşkanı’nın 31.07.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 2810 sayılı kararı ile kısa çalışma ödeneğinin süresi, kısa çalışma uygulanan işyerleri için 31.08.2020 tarihine kadar uygulanmak üzere bir ay süreyle, 2811 sayılı kararı ile işveren tarafından işçinin hizmet akdinin feshedilememesi ve işçinin ücretsiz izine ayırması uygulamasının süresi ise, 17.09.2020 tarihine kadar uzatılmıştır.

7252 sayılı Kanunla, 4447 sayılı Kanun’a eklenen geçici 26. maddesine göre, 01.07.2020 tarihinden önce kısa çalışma başvurusunda bulunmuş ve nakdi ücret desteğinden yararlanan sigortalıların, işyerindeki kısa çalışmanın aynı işyerinde haftalık normal çalışma sürelerine dönmeleri halinde, normal çalışma süresine dönen sigortalıların   31/12/2020 tarihine kadar kısa  çalışmanın veya ücretsiz iznin bittiği tarihi takip eden aydan itibaren 3 ayı geçmemek üzere sigorta primine esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanacak işçi ve işveren hissesinin tamamı tutarında, her ay işverenlerce ödenecek sigorta primlerinden mahsup edilmek suretiyle  işverene prim desteği sağlanacak ve bu tutar işsizlik sigortası fonundan karşılanacaktır.

            İşverene her bir ay için sağlanacak destek süresi; Kısa çalışma ödeneğinden yararlananlar için sigortalının 4447 sayılı Kanun’un geçici 23. maddesi kapsamında kısa çalışma ödeneği aldığı aylık ortalama gün sayısını, aynı kanunu 24. madde kapsamında sağlanan nakdi ücret desteğinden yararlandırılanlar için nakdi desteği aldıkları aylık ortalama gün sayısını geçemeyecek.

            Cumhurbaşkanı, kısa çalışma süresi ile ilgili 3 aylık süreyi sektörel olarak ayrı ayrı veya bir bütün olarak 6 aya kadar uzatmaya yetkilidir.

            III- Sigorta Prim Desteğinden Yararlanamayacak İşyerleri

a) 5335 sayılı Kanunun 30. maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerleri,
b) 2886 sayılı Kanuna, 4734 sayılı Kanuna ve uluslararası anlaşma hükümlerine istinaden yapılan alım ve yapım işleri,
c) Emekli olup, sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışan sigortalılar,
ç) 5510 sayılı Kanun’un ek 9. maddesi kapsamında ev hizmetlerinde çalışan sigortalılar,
d) İşverenlerin yurtdışındaki işyerlerinde çalışan sigortalılar,

Hakkında sigorta prim desteği uygulanmayacaktır.

IV- Kısa Çalışmadan Veya Nakdi Ücret Desteğinden Yersiz Yararlananlar

4447 sayılı Kanun’un  geçici 23. madde kapsamında işyerinde uygulanan kısa çalışmadan yersiz yararlanıldığının tespiti veya kısa çalışma başvurusuna yönelik uygunluk tespitinin olumsuz sonuçlanması ya da geçici 24. madde kapsamında nakdi ücret desteğinden yersiz yararlandığının tespiti halinde, işyeri bu madde kapsamında sağlanan destekten yararlanamaz veya yersiz yararlanmış sayılır. Bu madde kapsamında destekten yersiz yararlanıldığının tespiti halinde, yararlanılan destek tutarı işverenden 5510 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte tahsil edilir.

Bu maddeyle sağlanan teşvikten yararlanmakta olan işverenler, aynı ayda ve aynı sigortalı için diğer sigorta primi, teşvik ve desteklerden yararlanamaz.

V- İşçinin İşten Çıkarma Yasağı

Yapılan bu yeni düzenleye göre işten çıkarma yasağı, 30 Haziran 2021 tarihine kadar uzatılabileceği gibi ücretsiz izne çıkarılan işçilere sağlanan nakit ücret desteğinin süresi de bu tarihe kadar uzatılabilecektir.

4857 sayılı İş Kanunu’nun geçici 10. maddesine göre,  her türlü iş veya hizmet sözleşmesi  17.04.2020 tarihinden 17.09.2020 tarihine kadar, kanunun 25/II. maddesine göre ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzeri sebeplerle, belirli süreli iş veya hizmet sözleşmelerinde sürenin sona ermesi, işyerinin herhangi bir sebeple kapanması veya faaliyetinin sona ermesi, ilgili mevzuata göre yapılan her türlü hizmet alımları ile yapım işlerinde işin sona ermesi halleri dışında işveren tarafından feshedilemez.

            17.04.2020 tarihinden itibaren üç aylık süreyi geçmemek üzere işveren işçiyi tamamen veya kısmen ücretsiz izne ayırabilir. Bu madde kapsamında ücretsiz izne ayrılmak, işçiye haklı nedene dayanarak sözleşmeyi fesih hakkı vermez.

            Bu madde hükmüne aykırı olarak iş sözleşmesini fesheden işveren veya vekiline, sözleşmesi feshedilen her işçi için aylık brüt asgari ücret tutarında idari para cezası uygulanacaktır.

           Cumhurbaşkanı, yukarıda birince ve ikinci fıkrada yer alan altı aylık süreleri her defasında en fazla üçer aylık sürelerle 30.06.2021 tarihine kadar uzatmaya yetkilidir.

            VI- Az Tehlikeli İşyerlerinde İş Güvenliği Uzmanı Ve İşyeri Hekimi
Çalıştırma Zorunluluğu 

Bilindiği gibi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu gereğince Kamu kurumları ile 50’den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan özel sektör işyeri işverenleri, 01.07.2020 tarihinden itibaren iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimini çalıştırmak veya bunlardan hizmet almak zorunluluğu getirilmişti. Ancak,  koronavirüs nedeniyle iş güvenliği uzmanlığı ve işyeri hekimliği sınavlarının yapılamaması nedeniyle 7252 sayılı Kanunla bu süre, 31.12.2023 tarihine ertelenmiştir. 

VII- Sonuç

01.07.2020 tarihinden önce kısa çalışma başvurusunda bulunmuş ve nakdi ücret desteğinden yararlanan sigortalıların, işyerindeki kısa çalışmanın aynı işyerinde haftalık normal çalışma sürelerine dönmeleri halinde, normal çalışma süresine dönen sigortalıların   31/12/2020 tarihine kadar kısa  çalışmanın veya ücretsiz iznin bittiği tarihi takip eden aydan itibaren üç ayı geçmemek üzere sigorta primine esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanacak işçi ve işveren hissesinin tamamı tutarında, işverene prim desteği sağlanacaktır.

Bütün dünyada olduğu gibi Ülkemizi de gerek sağlık ve gerekse ekonomik açıdan son derecede olumsuz etkileyen Koronavirüs Salgını nedeniyle ekonomik sıkıntıya düştüklerinden dolayı işyerindeki faaliyetine geçici bir süre için ara vermek zorunda kalan işverenlerin, yapılan bu düzenlemeden yararlanırken, ileride herhangi bir mağduriyet yaşamamaları için gerek işveren ve gerek işçinin karşılıklı iyi niyet ve  fedakarlık göstererek kısa çalışma ödeneğinden doğru bir şekilde yararlanmaları gerektiğini belirtir, tüm Ülkemizin bu Koronavirüsten olabildiğince en az zararla ve sağlıklı bir şekilde kurtulmasını diliyorum.

Ahmet AĞAR
Sosyal Güvenlik Müşaviri

Büklüm Sokak No: 9/4 Kavaklıdere- ANKARA
Tel: 0312- 4199369  Fax: 0312- 4199371
e-posta: ahmetagar@ahmetagar.com
Web : www.ahmetagar.com

01.07.2020 TARİHİNDEN İTİBAREN AZ TEHLİKELİ İŞYERİNDE İŞ GÜVENLİĞİ UZMANI VE İŞYERİ HEKİMİ ÇALIŞTIRMAK ZORUNLUDUR

01.07.2020 TARİHİNDEN İTİBAREN AZ TEHLİKELİ İŞYERİNDE İŞ GÜVENLİĞİ UZMANI VE İŞYERİ HEKİMİ ÇALIŞTIRMAK ZORUNLUDUR

Ahmet AĞAR

Sosyal Güvenlik Müşaviri

I- GİRİŞ:

  Bilindiği gibi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile işyerleri az tehlikeli, tehlikeli ve çok tehlikeli olmak üzere üç sınıfa ayrılarak, işyerlerinin tehlike sınıflarına göre kademeli olarak iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personeli çalıştırma yükümlülüğü getirilmiş ve tehlikeli ve çok tehlikeli olan işyerlerinde bu yükümlülüklerin yerine getirilmesi uygulanmasına 2012 ve 2016 tarihlerinde geçilmiş ve devam etmektedir.

7033 sayılı Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 86. maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun’un 38. maddesinde yapılan düzenlemeye göre, 01.07.2020 tarihinden itibaren Az Tehlikeli Sınıfta yer alan Kamu ve özel sektörün bütün işyerlerinde İş Güvenliği Uzmanı ve İşyeri Hekimi çalıştırmak veya bunlardan hizmet almak zorunludur.

Çalışma hayatında çok önemli değişiklikler yapılmış olan 6331 sayılı Kanunla, çalışma ve iş hayatına yeni bazı önemli kavramlar girmiş, işverenlere ve çalışanlara da yeni bazı önemli SORUMLULUKLAR getirilmiştir. Bunlardan maksat, son birkaç yıldır Türkiye’de büyük çapta ve kitlesel olarak meydana gelen ve çok sayıda can ve mal kaybına yol açan iş kazalarını önlemek ve mümkün olan asgari düzeye indirmektir.

01.07.2020 tarihinden itibaren az tehlikeli sınıfta yer alan ve işçi sayısına bakılmaksızın tüm işyerlerinde iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekiminin bulundurulması ve bunlardan hizmet alınmasının yasal bir zorunluluk olduğu ve uygulamanın nasıl olacağı, bu makalenin konusu olacaktır.

II- AZ TEHLİKELİ İŞYERİNDE İŞVERENLERİN SORUMLULUĞU:

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu gereğince Kamu kurumları ile 50’den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan özel sektör işyeri işverenleri, 01.07.2020 tarihinden itibaren iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimini çalıştırmak veya bunlardan hizmet almak zorundadır.

Ancak, bu durumdaki işyeri işverenlerinin, kendi işyerlerinin iş güvenliği uzmanı olma imkânı da getirilmiştir. Kanun kapsamında alınması gereken sağlık raporlarının ise Kamu hizmet sunucuları veya aile hekimlerinden alınabileceği, yani işe girişlerde alınması gereken sağlık raporları ve periyodik muayeneler haricindeki bütün iş sağlığı ve güvenliği faaliyetlerinin sertifika almış olan işveren tarafından yerine getirilebileceği, 6331 sayılı Kanun ile hüküm altına alınmıştır.

10’dan az çalışanı olan ve az tehlikeli işyerleri işverenleri veya işveren vekilleri Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından açılan sertifika programlarına katılarak kendi işyerlerinin iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini yerine getirebilirler. Bakanlığın bu sertifika programına katılmak için herhangi bir mezuniyet şartı aranmaksızın 18 yaşını dolduran her işveren iş güvenliği uzmanlığı eğitimi alabilecektir.

III- İŞ GÜVENLİĞİ UZMANININ İŞYERİNDE ÇALIŞMASI GEREKEN SÜRE:

İş Güvenliği Uzmanlarının Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitim Hakkında Yönetmeliğine göre iş güvenliği uzmanları, Yönetmelikte belirtilen görevlerini yerine getirmek için aşağıda belirtilen sürelerde görev yaparlar:

  1. Az tehlikeli sınıfta yer alanlarda, çalışan başına ayda en az 10 dakika,
  2. Tehlikeli sınıfta yer alanlarda, çalışan başına ayda en az 20 dakika,
  3. Çok tehlikeli sınıfta yer alanlarda, çalışan başına ayda en az 40 dakika.

Görev yaparlar. İş güvenliği uzmanları tam gün çalıştığı işyeri dışında fazla çalışma yapamazlar.

IV- İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNUNA GÖRE İDARİ PARA CEZALARI:

6331 sayılı Kanuna göre, 50’den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde idari para cezalarının uygulanacağı suçlar ile ceza miktarları şöyledir:

1- İş güvenliği uzmanı ve veya işyeri hekimi görevlendirmeyen işverenlere,

görevlendirmediği her bir kişi için 3.516,00 TL, olmak üzere ve aykırılığın devam ettiği her ay için aynı miktarda,

2- Görevlendirdiği kişi veya hizmet aldığı kurum ve kuruluşların görevlerini yerine getirmeleri amacıyla araç, gereç, mekan ve zaman gibi bütün ihtiyaçlarını karşılamayan işverenlere, 3.516,00 TL tutarında,

3- Görevlendirdikleri kişi veya hizmet aldığı kurum ve kuruluş tarafından iş sağlığı ve güvenliği koordinasyonu sağlamayan, çalışanların sağlık ve güvenliğini etkilediği bilinen veya etkilenmesi muhtemel konular hakkında, görevlendirdikleri kişi veya hizmet aldığı kurum ve kuruluşları, başka işyerlerinde çalışmak üzere kendi işyerine gelen çalışanları ve bunların işverenlerini bilgilendirmeyen işverenlere, her bir ihlal için ayrı ayrı 3.516,00 TL tutarında,

İdari para cezası uygulanacaktır.

V- SONUÇ:

Çalışma yaşamı devam ettiği sürece, iş kazalarını ve meslek hastalıklarını tamamen ortadan kaldırmak ve yok etmek elbette mümkün değildir. Ancak, Ülkemizde meydana gelen iş kazalarının % 80’inin, verilecek iş güvenliği eğitimleri ile ve alınacak çok basit önlemlerle önlenebileceği, herkes tarafından kabul edilen ortak bir görüştür

Ülkemizde son yıllarda artarak meydana gelen iş kazaları, çalışma hayatının en önemli sorunlarından birisidir. Çalışanların maruz kaldığı iş kazaları ve bu kazalar sonucunda meydana gelen ölümler, gelişmiş ülkelere oranla oldukça fazladır. İş kazalarıyla ilgili yapılan araştırmalar, kazaların meydana gelmesinde çoğunlukla çalışanların birtakım kişisel özelliklerinin etkili olduğu, bunun yanı sıra makine, teçhizat ve çalışma ortamındaki hata ve eksikliklerin de kaza nedenleri arasında olduğunu ortaya koymuştur. İş kazalarının birinci derecede temel nedenleri, çalışanların güvensiz tutum ve davranışları ile işyerindeki güvensiz durumlardan oluşmaktadır.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu ve İş Sağlığı ve İş

Güvenliği Meclisi’nin tespitlerine göre son 3 yılda meydana gelen iş kazlarında, 2017 yılında 1633 işçi, 2018 yılında 1923 işçi ve 2019 yılında 1736 işçi hayatını kaybetmiştir.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği gereğince, çalışma ve iş hayatına yeni bazı önemli kavramlar girmiş, işverenlere ve çalışanlara da yeni bazı önemli SORUMLULUKLAR getirilmiştir. Bunlardan maksat, son birkaç yıldır Türkiye’de büyük çapta ve kitlesel olarak meydana gelen ve çok sayıda can ve mal kaybına yol açan iş kazalarını önlemek ve mümkün olan asgari düzeye indirmektir.

İş kazalarını önlemeye çalışmak tüm işverenler için hem insani bir görev ve hem de yasal bir zorunluluktur. Bu insani ve yasal zorunluluğa tam uyulduğu takdirde, işçi de işveren de top yekûn Ülkemiz de kazançlı çıkacaktır.

Ahmet AĞAR Sosyal Güvenlik Müşaviri

Büklüm Sokak No: 9/4 Kavaklıdere- ANKARA

Tel: 0312- 4199369 Fax: 0312- 4199371

e-posta: ahmetagar@ahmetagar.com

Web : www.ahmetagar.com

İHALE KONUSU İŞLERİN DEVAMLI İŞYERİ İŞÇİLERİ İLE YAPILAN İŞLERDE ASGARİ İŞÇİLİK UYGULAMASI VE PRİM TEŞVİKLERİNDEN YARARLANMA

İHALE KONUSU İŞLERİN DEVAMLI İŞYERİ İŞÇİLERİ İLE YAPILAN İŞLERDE
ASGARİ İŞÇİLİK UYGULAMASI VE PRİM TEŞVİKLERİNDEN YARARLANMA

                                                                                                          Ahmet  AĞAR
Sosyal Güvenlik Müşaviri

          I- GİRİŞ:

5510 sayılı Kanunun 85. Maddesinde belirtilen kurum ve kuruluşları tarafından ihale mevzuatına göre yaptırılan her türlü işlerde, SGK tarafından yapılacak araştırma, işin kesin kabulünün ya da geçici kabulün noksansız olarak yapıldığı tarihten sonra ve işverene ödenmesi gereken Katma Değer Vergisi hariç, malzeme fiyat farkı ve akreditif bedeli dâhil toplam istihkak tutarına, işin asgari işçilik oranının %25 eksiği uygulanmak suretiyle yapılır.

İhale konusu işlerin işverene ait devamlı mahiyetteki işyerinde çalışan işçileri ile yapılması durumunda, eğer ihale sözleşmesinde veya şartnamesinde işte çalışacak kişi/gün sayısı belli değil ise asgari işçilik hesaplamasına tabi olacak ve bu hesaplama, Kurumun 2015/12 sayılı Devamlı İşyeri Sigortalıları ile Yapılan İhale Konusu İşlerde Teşvik Uygulaması Genelgesinde belirtilen şekilde yapılacaktır.

Bu makalenin konusu, ihale konusu işlerin devamlı mahiyetteki işyeri işçileri ile yapılması durumunda asgari işçilik uygulama ve sigorta primi teşviklerinden nasıl yararlanacaklarının usul ve esaslarının açıklanması olacaktır.

          II- İHALE KONUSU İŞLERİN DEVAMLI İŞYERİNDE YAPILMASINDA ASGARİ
İŞÇİLİK UYGULAMASI:

Bilindiği gibi, 5510 sayılı Kanunun asgari işçilik uygulaması ve uzlaşma başlıklı 85. maddesine göre, işveren, işin emsaline, niteliğine, kapsam ve kapasitesine göre işin yürütümü açısından gerekli olan sigortalı sayısının, çalışma süresinin veya prime esas kazanç tutarının altında bildirimde bulunduğunun tespiti halinde, yapılan işin niteliği, kullanılan teknoloji, işyerinin büyüklüğü, benzer işletmelerde çalıştırılan sigortalı sayısı, ilgili meslek ve kamu kuruluşlarının görüşü gibi unsurlar dikkate alınarak tespit edilir. Söz konusu tespitler, Kurumun denetim ve kontrolle görevlendirilmiş memurları tarafından yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

Bazı işverenler, ihale yoluyla aldığı iş için geçici bir işyeri açmadan kendisine ait devamlı mahiyetteki işyerinde çalışan işçilerle yapmaktadır. Tabii ki yapabilir, ancak bunun için belli bazı  şartların uygun olması gerekir.

İhale konusu işin mahiyet kodu 2 olan devamlı işyeri işçileri ile yapıldığının işveren tarafından beyan edildiği takdirde, SGK tarafından bu işin devamlı mahiyetteki bu işyerindeki işçileri ile yapılıp yapılamayacağı, işkolu kodunun yapılan işe uygun olduğu ve bu işin belirtilen devamlı işyerinde çalışan sigortalılar tarafından yapılmış olduğu tespit edildikten sonra, işverenin ve varsa alt işverenlerin (taşeronların) ihale konusu işin yapıldığı süre içinde Kuruma herhangi bir borcunun da bulunmaması gerekmektedir.

5510 sayılı Kanunu 85. Maddesi ve buna ilişkin çıkarılan yönetmelik hükmüne göre, ihaleli işlerin devamlı işyeri işçileri ile yapılması ve Kuruma bildirilmesi gereken asgari işçilik bildirilmiş olduğunun anlaşılması halinde, işverenlerin defter ve belgeleri incelenmeden işe ait İlişiksizlik  Belgesi verilecek iken, halen bir çok işverenin bilmediği uzun zaman önce bu konuda önemli düzenlemeler yapılmıştır.

Bu konuda yapılan son düzenlemelere göre;

İhale konusu işlerin devamlı mahiyetteki işyerinde çalışan işçiler ile yapılması halinde, ilişiksizlik belgesinin verilmesi konusunda yapılan düzenlemelerin bilinmemesi veya gerekli şartlara uygun olarak söz konusu işlerin yapılmaması durumunda, işin bitiminde SGK tarafından yapılacak asgari işçilik hesaplaması sonucunda bildirilmesi gereken işçilik tutarı kadar işçilerin sigorta primi teşviklerinden yararlanmamış olduğu tespit edilmeyen işverenlere ilişiksizlik  belgesi verilmeyecek ve eksik işçilik tutarı teşviklerinden yersiz olarak yararlandığı  gerekçesiyle borç tahakkuk edilecektir. Bu nedenle, ihale konusu işlerin daimi işyerindeki işçilerle yapılması durumunda aşağıda açıklayacağım uygulamalara dikkat edilmesi gerekli ve zorunlu olduğu kadar, işverenlerin yararlarına olacaktır.

          III- İHALE KONUSU İŞTE ÇALIŞACAK KİŞİ/GÜN SAYISININ BELLİ OLMASI:

Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 110. maddesi ve Kurumun (SGK) 2013-41 sayılı Genelgesinin 4. bölümün 4.2 bendine göre, “ İşin sözleşmesinde çalıştırılacak sigortalı sayısı belli ise, öncelikle bu sigortalıların kişi/gün sayısı üzerinden Kuruma bildirilmiş olup olmadığı araştırılır. Bu araştırma sonucunda Kuruma bildirilmeyen sigortalılar ile ilgili belgelerin verilmesi, yapılacak bir ay süreli bir tebligat ile işverenden istenir. Belgelerin verilmemesi veya eksik verilmesi hâlinde bu belgeler ünitece re’sen düzenlenir. İşin sözleşmesi ile Kuruma yapılan bildirimler arasında bir eksikliğin bulunması hâlinde söz konusu eksikliğin ihale makamınca doğrulanması durumunda bazı aylardaki kişi/gün sayısı eksikliği üzerinde durulmaz.” hükmü bulunmaktadır.

Daha önceki bu uygulamaya göre,  işverenin ihale konusu işin yapıldığı döneme ilişkin olarak Kuruma borcunun da bulunmaması halinde ilişiksizlik belgesi verilmekteydi..

 

Bu şeklideki uygulamada daha sonra yapılan düzenlemelerle önemli değişiklikler yapılmış olup, ihale konusu işlerin devamlı mahiyetteki işyerlerindeki işçilerle yapılması durumunda, işe ait  asgari işçilik hesaplaması ve ilişiksizlik belgesinin verilmesi ile ilgili en son geçerli olan uygulama şöyledir:   

 

İhale sözleşme veya şartnamesinde ihale konusu işte çalışacak kişi/gün sayısının belli olması halinde, sözleşme veya şartnamesinde belirtilen kişi/gün sayısı kadar sigorta primi teşvikinden yararlanılması mümkün olamayacağından, ilgili sosyal güvenlik müdürlüğünce öncelikle ihale konusu iş döneminde Kuruma bildirilmesi gereken kişi/gün sayısı kadar kanun numarası seçilmeksizin bildirim yapılıp yapılmadığı araştırılacak, bu işte çalıştırılması gereken kişi/gün sayısı kadar kanun numarası seçilmeksizin bildirim yapıldığının anlaşılması halinde, bu nitelikteki işyerlerinin diğer sigortalılar için kanun numarası seçilerek yararlanmış oldukları sigorta primi teşviklerinin iptali cihetine gidilmeyecektir.

Yani, işin sözleşmesinde bu işte çalışacak olanların isimleri yazılı ise bu kişiler, işin dönemi süresince sigorta primi teşviklerinden yararlanamazlar. Sözleşmede işte çalışacak kişi/gün sayısı belirtilmiş ise, ilgili sosyal güvenlik müdürlüğünce öncelikle ihale konusu iş döneminde Kuruma bildirilmesi gereken kişi/gün sayısı kadar sigorta teşvikinden yararlandırılmadığının olup olmadığı araştırılacaktır. Belirtilen kişi/gün sayısı kadar teşvikten yararlanmadığının anlaşılması halinde, kalan diğer sigortalıların yararlanmış oldukları sigorta primi teşvikleri iptal edilmeyecektir.

Buna karşın, ihale konusu işte çalıştırılması gereken kişi/gün sayısı kadar kanun numarası seçilmeksizin bildirim yapılmadığının anlaşılması halinde, yani, sigorta primi teşviklerinden yararlanılmış ise, prime esas kazancı en düşük olan sigortalıdan başlanmak suretiyle işverenlerden iptal aslı/ek nitelikte belge istenmeksizin ilgili müdürlük tarafından teşvikli olarak verilmiş olan aylık prim ve hizmet belgelerinin re’sen düzeltilerek tahakkuk edecek fark primin gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte işverene tebliğ edilecek ve tahsil edilecektir.

IV- İHALE KONUSU İŞTE ÇALIŞACAK KİŞİ/GÜN SAYISININ BELLİ OLMAMASI:

Devamlı mahiyetteki işyerindeki işçilerle yapılacak olan işe ait ihale sözleşme veya şartnamesinde işte çalışacak kişi/gün sayısının belli olmaması ve idarece ihale konusu işte kimlerin çalıştırıldığının SGK’ya  bildirilmemesi durumunda, ihale konusu işe ait işverene ödenmesi gereken Katma Değer Vergisi hariç, malzeme fiyat farkı ve akreditif bedeli dahil toplam istihkak tutarına, yapılan işin karşılığı asgari işçilik oranı uygulanmak suretiyle bulunacak tutar ile ihale konusu iş süresinde  kanun  numarası seçilmeksizin düzenlenen belgelerde kayıtlı SPEK tutarı (2 nolu belge türü ile verilen SGDP ilişkin bildirimler dahil) karşılaştırılarak asgari  işçilik oranı uygulanmak suretiyle hesaplanan tutarın, kanun numarası seçilmeksizin bildirilen SPEK tutarı toplamından düşük olması halinde, bu işverenlerin, hesaplama yapılan ihale dönemi için  sigorta primi teşviklerinden usulüne uygun yararlanmış olarak kabul edilecektir.

Buna karşın, toplam istihkak tutarına asgari işçilik oranı uygulanmak suretiyle hesaplanan tutarın, ihale konusu iş süresince kanun numarası seçilmeksizin bildirilen SPEK tutarı toplamından fazla  olması halinde ise hesaplanan tutar ile kanun numarası seçilmeksizin bildirilen SPEK tutarı farkı kadar sigorta primi teşviki İPTAL yapılacaktır. Bu durumda, ihale konusu iş süresinde bildirim yapılan en son aya ait belgelerden başlanmak üzere, işverenlerden iptal ve asıl/ek nitelikte belge istenmeksizin, ilgili müdürlük tarafından kanun numarası seçilerek düzenlenmiş olan aylık prim ve hizmet belgeleri re’sen düzeltilecek ve yersiz olarak yararlanılan sigorta primi teşvik tutarı, gecikme  cezası ve gecikme zammı ile birlikte işverenden tahsil edilecektir.

          V- SONUÇ VE ÖNERİ:

          1- İhale konusu işlerin işverene ait devamlı mahiyetteki işyerinde çalışan işçileri ile yapılması durumunda, eğer ihale sözleşmesinde veya şartnamesinde işte çalışacak kişi/gün sayısı belli değil ise asgari işçilik hesaplamasına tabi olacak ve asgari işçilik oranı uygulanmak suretiyle bulunacak tutarı kadar o işyerinde çalışan sigortalıların, sigorta primi teşvikinden yararlanmaları mümkün olmayacaktır.

2-  İhale konusu bir işin aynı işverenin devamlı mahiyetteki işyerinde çalışan sigortalıları ile yapılması veya yapıldığının beyan edilebilmesi için o işyerinin faaliyet konusunun ve SGK işyeri mahiyet kodunun ihale konusu işe uygun olması gerekir.

          İhale konusu bir işin yapımını taahhüt eden ve bu işi kendinse ait daimi mahiyetteki bir işyerindeki sigortalıları ile yapmayı düşünen işverenlerin, iş bitiminden sonra işe ait teminatın iadesi için SGK’dan ilişiksizlik belgesi talebinde bulunduğunda, sigorta primi teşviklerinden yersiz yararlanmadan dolayı herhangi bir mağduriyet yaşamaması için bunlara dikkat etmesinin çok önemli olduğunu özellikle belirtmek isterim.

 

 

Büklüm Sokak No: 9/4 Kavaklıdere- ANKARA

Tel: 0312- 4199369  Fax: 0312- 4199371

e-posta: ahmetagar@ahmetagar.com

Web : www.ahmetagar.com

 

KORNAVİRÜS VEYA BAŞKA NEDENLERLE EKONOMİK SIKINTIYA DÜŞEN        İŞVERENLER, KISA ÇALIŞMA VE  KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİNE BAŞVURARAK YARARLANABİLİRLER.

KORNAVİRÜS VEYA BAŞKA NEDENLERLE EKONOMİK SIKINTIYA DÜŞEN        İŞVERENLER, KISA ÇALIŞMA VE  KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİNE BAŞVURARAK YARARLANABİLİRLER.

            I- GİRİŞ:                                                              

Bilindiği üzere, son günlerde dünyada etkisini artıran Koronavirüs Salgını, Türkiye’de de her geçen gün hızla yayılmakta, etkisini artırmakta ve gittikçe endişe verici bir şekilde kendini göstermektedir. Hiç kuşkusuz, artarak devam eden bu Kononavirüs Salgını, çalışma hayatını da oldukça olumsuz yönde etkilemekte ve başta turizm olmak üzere, birçok büyük perakende firmaların peş peşe faaliyetlerine geçici olarak ara vermelerine, işçileri işten çıkarmalarına veya ücretsiz izine ayırmalarına ve bazı işyerlerinin ise tamamen kapanmasına yol açmıştır..

Bu makalenin konusu, Koronavirüs Salgını veya başka nedenlerle ekonomik sıkıntıya düşen işverenlerin, işyerinde kısa çalışma yapmaları ve kısa çalışma ödeneğinden nasıl ve ne şekilde yararlanabilecekleri ile ilgili açıklamalar olacaktır.

 II- KISA ÇALIŞMA VE KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİNDEN YARARLANMAK:

            1- Kısa Çalışma Yapmanın Şartları Ve Süresi:

4857 sayılı İş Kanunu’na göre, Genel ekonomik, sektörel veya bölgesel kriz veya zorlayıcı sebeplerle işyerindeki haftalık çalışma sürelerinin geçici olarak önemli ölçüde azaltan veya işyerinde faaliyeti tamamen veya kısmen geçici olarak durduran işveren, durumu derhal gerekçeleri ile birlikte Türkiye İş Kurumuna, varsa toplu iş sözleşmesi tarafı sendikaya bir yazı ile bildirmesi gerekir. İşyerinde üç ayı aşmamak üzere kısa çalışma yapılabilir. Bu süre, Cumhurbaşkanı kararıyla altı aya kadar uzatılabiliyor.

Bu Kanuna göre sigortalı sayılan kişileri hizmet akdine tabi olarak çalıştıran işveren, kısa çalışma talebini, derhal gerekçeleri ile birlikte (Ekli Talep Formu ile)  Türkiye İş Kurumuna, varsa toplu iş sözleşmesi tarafı sendikaya bir yazı ile bildirir. Bu talebin uygunluğunun tespiti, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının İş Müfettişlerince yapılır.

Yukarıda belirtilen nedenlerle işyerinde geçici olarak en az dört hafta işin durması veya kısa çalışma hallerinde işçilere çalıştırılmadıkları süre için işsizlik sigortasından kısa çalışma ödeneği ödenir. Kısa çalışma süresi, zorlayıcı sebebin devamı süresini ve herhalde üç ayı aşmamak üzere işyerinde kısa çalışma yapılabilir.

 Kısa çalışma halinde İşsizlik Sigortası Fonundan kısa çalışma ödeneği ödenir. İşçinin kısa çalışma ödeneğine hak kazanabilmesi için, hizmet akdinin feshi hariç işsizlik sigortası hak etme koşullarını yerine getirmesi gerekir. 

            2- İşçinin Kısa Çalışma Ödeneğinden Yararlanmanın Şartları:

İşçinin kısa çalışma ödeneğinden yararlanabilmesi için, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanun’un Ek 2. maddesine göre;

            1- İşverenin kısa çalışma talebinin Aile, Çalışma Ve Sosyal Hizmetler Bakanlınca uygun bulunması,
2- İşçinin kısa çalışmanın başladığı tarihte, 4447 sayılı Kanun’un 50’nci maddesine göre çalışma süreleri ve işsizlik sigortası primi ödeme gün sayısı bakımından işsizlik ödeneğine hak kazanmış olması, buna göre,
Kısa çalışmanın başladığı tarihten önceki son 120 gün hizmet akdine tabi olanlardan son üç yıl içinde en az 600 gün süreyle işsizlik sigortası primi ödemiş olması,
3- Kısa çalışmaya katılacaklar listesinde işçinin bilgilerinin bulunması,
Gerekmektedir.

            III- KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİNİN MİKTERI VE ÖDENMESİ: 

            Günlük kısa çalışma ödeneği; sigortalının son on iki aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancının %60’ıdır. Bu şekilde hesaplanan kısa çalışma ödeneği miktarı, aylık asgari ücretin brüt tutarının %150’sini geçemez. Kısa çalışma ödeneği, çalışmadığı süreler için, işçinin kendisine ve aylık olarak her ayın beşinde ödenir. Ödemeler PTT Bank aracılığı ile yapılır. Ödeme tarihini öne çekmeye Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yetkilidir.

1- Kısa çalışma ödeneğinin süresi üç ayı aşmamak üzere kısa çalışma süresi kadardır.
2- Kısa çalışma ödeneği, işyerinde uygulanan haftalık çalışma süresini tamamlayacak şekilde, çalışılmayan süreler için aylık olarak hesaplanır.
3- Kısa çalışmanın günlük, haftalık veya aylık çalışma süresi içerisinde yapılacağı zaman aralığı işyerinin gelenekleri ve işin niteliği dikkate alınarak işverence belirlenir.

            Kısa çalışma ödeneğinden yararlananlara ait sigorta primlerinin aktarılması ve sağlık hizmetlerinin sunulmasına ilişkin işlemler 5510 sayılı Kanunda belirtilen esaslar çerçevesinde yürütülecektir.

            IV- İŞSİZLİK ÖDENEĞİ  İLE İLGİLİ  DİĞER UYGULAMALAR:

            1- İşçinin kısa çalışma ödeneği aldığı süre için 5510 sayılı Kanun gereği ödenecek sigorta primi, İşsizlik Sigortası Fonu tarafından SGK’ya ödenecektir.

            2- Kısa çalışma ödeneğinden yararlanan işçi, işsizlik sigortasından yararlanmak için 4447 sayılı Kanunda öngörülen koşullar gerçekleşmeden işsiz kalırsa, kısa çalışma ödeneği aldığı süre düşüldükten sonra,  daha önce hak ettiği işsizlik ödeneği süresini dolduruncaya kadar işsizlik ödeneğinden yararlanacaktır.

            3- Kısa çalışma yapan işçinin çalışılmayan hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günlerine ilişkin ücret ve kısa çalışma ödeneği miktarı, kısa çalışma yapılan süreyle orantılı olarak işveren ve Kurum tarafından ödenecektir.

            4- İşveren hatalı bilgi ve belge vermesi nedeniyle yapılan fazla ödemeler, yasal faizi ile birlikte işverenden, işçinin kusurundan kaynaklanan fazla ödemeler ise yasal faizi ile birlikte işçiden tahsil edilecektir.

         5- Kısa Çalışma Ödeneğinin SGK’ya Bildirilmesi:

             Kısa çalışma yapılan süreler için, kısa çalışmaya tabi tutulan işçiler adına SGK Aylık Prim ve Hizmet Belgesi ile eksik gün gerekçesi 18 Kısa Çalışma Ödeneği Kodu ile bildirilmesi gerekir.

         V-  KISA ÇALIŞMANIN SONA ERMESİ VE BİLDİRİMİ:

         İşverenin, kısa çalışma uygulaması devam ederken, normal faaliyetine başlamaya karar vermesi halinde durumu Türkiye İş Kurumuna ve  varsa toplu iş sözleşmesi tarafı işçi sendikasına ve işçilere altı işgünü önce yazılı olarak bildirmesi zorunludur. Bildirimde belirtilen tarih itibariyle kısa çalışma sona erer. Geç bildirimlere ilişkin oluşan yersiz ödemeler yasal faizi ile birlikte işverenden tahsil edilecektir.

            VI- KORONAVİRÜS VEYA BAŞKA NEDENLERLE FAALİYETİNE GEÇİCİ                              ARA VEREN İŞVERENLER İŞÇİLERİ ÜCRETSİZ İZNE ZORLAYAMAZ:

            Koronavirüs Salgını veya başka nedenlerle ekonomik sıkıntıya düşen ve işyerindeki faaliyetlerine geçici olarak ara vermek zorunda kalan işverenler, İş Kanunu’na göre çalışanlarını ücretsiz olarak izin kullanmaya zorlayamazlar. Ancak, bu konuda işçi ile işverenin karşılıklı anlaşmaları ile mümkün olabilir. Şöyle ki;

1- İş Kanunu’na göre, işveren tarafından çalışanına ücretsiz izin kullandırılmasına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Yani, işverenin çalışanlarını tek taraflı olarak ücretsiz izine gönderebilmesi ile ilgili bir hakkı bulunmamaktadır. Ancak, işçin rızası ve işverenin de uygun görmesi durumunda belli bir süreyle sınırlı olmak üzere çalışana ücretsiz izin verilebilir.

            2- İşyerinde geçici olarak faaliyetine ara vermek isteyen işverenlerin yapmaları gereken hususlar şunlardır:

  1. a) İşyerindeki çalışma faaliyetine hangi tarih itibarıyla ara verileceğini işçilere ilan etmeleri,
    b) Yıllık ücretli izini olan işçilerin yıllık izinlerini kullanmaları  için bir planlama yapmaları,
    c) Eğer işçilerin bir kısmına veya tamamına ücretsiz izin verilecek ise, bunun işçilere yazılı olarak tebliğ edilmesi gerekir. İşçi ücretsiz izini 6 iş günü içinde kabul ederse, ücretsiz izin başlamış olur. Ancak işçi ücretsiz izine gitmeyi kabul etmezse bu durumda işveren işçinin geçerli neden kapsamında tazminatını ödeyerek iş akdini feshedebilir. İşveren fesih yapmaması halinde bu durumda işçi iş akdini haklı nedenle feshedebilir.

Bir işyerinin herhangi bir nedenle ekonomik krize girmesi, sürdürülebilir imkanı olmaması halinde, iki tarafın da bu durumu iyi niyetle, objektif ve sağ duyulu olarak değerlendirmeli, imkanlar elverdiği ölçüde öncelikle yıllık ücretli izin kullanımı seçeneği üzerinde durulmalıdır. Ücretsiz izin kullanma konusunda ise İş Kanunu’na göre  işçi ve işveren zaten birbirini zorlayamamaktadır. İşçinin rızası olmadan ücretsiz izin kullandırılması haklı fesi nedeni olarak değerlendirilecektir.

            VII- SONUÇ :

            4857 sayılı İş Kanunu ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu hükümleri uyarınca, gerek Koronavirüs Salgını veya gerek  başka nedenlerle ekonomik sıkıntıya düşen işverenlerin, işyerinde kısa çalışma yapmaları ve kısa çalışma ödeneğinden yararlanma hakları bulunmaktadır. Koronavirüs Salgını nedeniyle işyerindeki faaliyetine geçici bir süre için ara vermek zorunda olan işverenlerin, aşağıda yazılı bulunan Kısa Çalışma Talep Formunu doldurarak Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın duyurduğu gibi 23.03.2020 tarihinden itibaren  Türkiye iş Kurumuna baş vuruda bulunabileceklerini belirtir, tüm Ülkemizin bu Koronavirüsten olabildiğince en az zararla kurtulmasının dilerim.

 

                                                                                            Ahmet  AĞAR

                                                                                    Sosyal Güvenlik Müşaviri                                                    

 

Büklüm Sokak No: 9/4 Kavaklıdere- ANKARA                                                                           Tel: 0312- 4199369  Fax: 0312- 4199371
e-posta: ahmetagar@ahmetagar.com
Web : www.ahmetagar.com

 

 

KISA ÇALIŞMA TALEP FORMU

1 İşyeri Unvanı  
2 İşyeri Adresi  
3 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge Müdürlüğü İşyeri Numarası  
4 Sosyal Güvenlik Kurumu İşyeri Sicil Numarası  
5 Kısa Çalışmanın Başlatılacağı Tarih  
6 Kısa Çalışmanın Sona Ereceği Tarih  
7 Başvurunun Gerekçesi (Genel Ekonomik Kriz veya Zorlayıcı Neden)  
8 Başvuru Zorlayıcı Neden Gerekçesiyle Yapılmış İse Zorlayıcı Nedenin Ne Olduğu  
9 İşyerinde Çalışan Toplam Kişi Sayısı  
10 Kısa Çalışma Uygulanacak Kişi Sayısı  
11 İşyerinde Daha Önce Kısa Çalışma Uygulandı mı? Uygulandıysa Sebebi ve Süresi  
12 Kısa Çalışmanın Hangi Yöntemle Uygulanacağı (Haftalık Çalışma Süresinin Azaltılması veya Faaliyetin Kısmen/Tamamen Durdurulması)  
13 İşyerinde İrtibat Kurulacak Yetkilinin Adı Soyadı Unvanı  
14 İrtibat Kurulacak Yetkilinin Elektronik Posta Adresi  
15 İşyerinin Telefon ve Faks Numaraları  

13 Ocak 2009 tarih ve 27109 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kısa Çalışma ve Kısa Çalışma Ödeneği Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde;

  1. İşyerimde uygulanacak kısa çalışmaya ilişkin (varsa) kanıtları belirteceğim.
  2. Bakanlık iş müfettişi tarafından yapılacak inceleme esnasında; kısa çalışma yaptırılacak işçilere ilişkin bilgileri http://statik.iskur.gov.tr/tr/kisacalisma/kisacalismabildirimlistesi.xls adreste yer alan formatta hazırlayarak, manyetik ortamda Türkiye İş Kurumu ………………… İl/Şube Müdürlüğüne, yazılı olarak da Bakanlık iş müfettişine teslim edeceğim.
  3. Varsa toplu iş sözleşmesi tarafı sendikaya, kısa çalışma başvurusu ve sonucu hakkında bilgi vereceğim. Kısa çalışma talebi uygun görüldüğünde işyerinde yazılı olarak ilan edeceğim.
  4. Kısa çalışma ödeneği alanların işe girmesi, yaşlılık aylığı almaya başlaması, herhangi bir sebeple silah altına alınması veya herhangi bir kanundan doğan çalışma ödevi nedeniyle işinden ayrılması veya geçici iş göremezlik ödeneğinin başlaması halinde bu durumu Kuruma bildireceğim.
  5. Normal faaliyete başlamaya karar vermem halinde durumu; Kurum birimine, varsa toplu iş sözleşmesi tarafı sendikaya ve işçilere altı işgünü önce yazılı olarak bildireceğim
  6. Yukarıdaki bilgilerin doğruluğunu kabul ve taahhüt ederim.

 

İşveren Adı Soyadı    :

Kaşe ve İmza              :

Tarih                           :…../…./……..