Meslek Mensuplarının Düzenledikleri Belge, Bildirge ve Beyannamelerden Dolayı İşverenlerle Müşterek ve Müteselsil Sorumluluğu

Meslek Mensuplarının Düzenledikleri Belge, Bildirge ve Beyannamelerden Dolayı İşverenlerle Müşterek ve Müteselsil Sorumluluğu

Ahmet AĞAR

Sosyal Güvenlik Müşaviri

I- Giriş:

6728 sayılı Yatırım Ortamının İyileştirilmesi amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 46’ncı maddesiyle 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 12’nci maddesinin ikinci fıkrasına eklenen düzenleme kapsamında muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin defter ve kayıtlara ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından işverenlerle birlikte yazılı sözleşme ile yetki verilmiş serbest muhasebeci, serbest muhasebeci malî müşavir ve yeminli malî müşavirler de müştereken ve müteselsilen sorumlu sayılmışlardır. Söz konusu düzenlemeye ilişkin usul ve esasların detayları, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğine Ek 4.madde olarak eklenmiştir.

3568 sayılı Kanuna göre yetki belgesi almış meslek mensuplarına getirilen sorumluluklar ve mesleki faaliyetleri sırasında bu sorumluluklarını yerine getirmedikleri gerekçesiyle, işverenlerle birlikte müştereken ve müteselsilen muhatap olabilecekleri konular, bu makalede açıklanacaktır.

II- Meslek Mensuplarının Müşterek ve Müteselsil Sorumluluğu:

5510 sayılı Kanun’un 12 nci maddesinin ikinci fıkrasına 6728 sayılı Kanun’unun 46.maddesiyle “Bu Kanun gereği internet, elektronik ve benzeri ortamda Kuruma gönderilecek muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin defter ve kayıtlara ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından işverenlerle birlikte yazılı sözleşme ile yetki verilmiş serbest muhasebeci, serbest muhasebeci malî müşavir ve yeminli malî müşavirler de müştereken ve müteselsilen sorumludur.” hükmü eklenmiştir.

6728 sayılı Kanunla 5510 sayılı Kanunun 12.madde metnine eklenen hüküm uyarınca Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesinde yazan bilgilerin işyeri yasal kayıt ve belgeleriyle uyumlu olmaması halinde işverenle birlikte arasında yazılı sözleşme imzaladığı SMMM ve YMM de müştereken ve müteselsilen sorumlu hale getirilmiştir.

5510 sayılı Kanunun 12.maddesinin ikinci fıkrasına eklenen hükmün uygulanmasına ilişkin usul ve esasların yönetmelikle düzenleneceği belirtildiğinden, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde 05.12.2017 tarihinde yapılan değişiklik sonucu eklenen Ek 4.maddeye göre;

Kanun uyarınca düzenlenmesi ve verilmesi gereken muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin defter kayıtlarına veya bu defter ve kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından işverenlerle birlikte 3568 sayılı Kanuna göre yazılı sözleşme ile yetki verilmiş meslek mensupları da müştereken ve müteselsilen sorumludur. Kanun uyarınca düzenlenmesi ve verilmesi gereken muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin Meslek mensupları tarafından düzenlenmesi ve verilmesi amacıyla işverenler ve ilgili meslek mensupları arasında yazılı sözleşme düzenlenir. Bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren ilk defa tescil edilecek işyerlerine ilişkin olarak işverenler ve meslek mensupları arasında düzenlenen sözleşmenin bir örneği gerekli görülmesi halinde Kurumca istenir. Bu maddenin yürürlük tarihinden önce tescil edilen işyerlerine ilişkin olarak Kanuna ait hususların da yer aldığı yeni sözleşmenin bir örneğinin gerektiğinde ibrazı istenir.

Yazılı sözleşme ile yetki verilmiş meslek mensuplarının, Kanuna göre düzenledikleri muhtasar ve prim hizmet beyannamesinde yer alan bilgilerin, defter ve kayıtlara ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasına kendi kusurlu davranışları ile sebebiyet verdiklerinin, Kurumca veya yetkili adli mercilerce tespit edilmiş olması halinde meslek mensupları ortaya çıkan prim kaybından, gecikme cezasından, gecikme zammından, idari para cezalarından ve Kanunun 96 ncı maddesi kapsamında fazla veya yersiz yapılan ödemelerden işverenlerle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulur. … Kanuna göre düzenlenecek ve verilecek muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin defter ve kayıtlara ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından meslek mensuplarının sorumlu olması için, defter, kayıt ve belgelerin imza karşılığı veya yazılı tutanak yoluyla, bilgilerin ise mail, kısa mesaj veya yazılı tutanak gibi yollarla meslek mensuplarına intikali gerekir.  İşveren veya işveren tarafından yetki verilen kişinin imzası olmayan veya bu kişiler tarafından intikal ettirilmeyen bilgi ve belgelere istinaden meslek mensupları tarafından düzenlenen defter, belge ve bilgiler için ilgili meslek mensupları sorumlu sayılacaktır.”

Yönetmeliğin bu maddesine göre, Kanun uyarınca düzenlenmesi ve verilmesi gereken muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin defter kayıtlarına veya bu defter ve kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından işverenlerle birlikte 3568 sayılı Kanuna göre yazılı sözleşme ile yetki verilmiş meslek mensupları da müştereken ve müteselsilen sorumludur.

Muhtasar ve prim hizmet beyannamesinde yer alan bilgilerin işyeri defter ve kayıtları ile bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmaması nedeniyle ortaya çıkan prim kaybı, gecikme cezası, gecikme zammı, idari para cezaları ve Kanunun 96’ncı maddesi kapsamında fazla veya yersiz yapılan ödemeler bakımından meslek mensubun işverenlerle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulabilmesi için, meslek mensubunun işverenden habersiz olarak, işverenin ve SGK’nın aleyhine, kendisinin veya üçüncü kişilerin lehine bir menfaat elde etmesi sonucunda söz konusu olacaktır. Bunun en tipik örneği sahte sigortalı bildirimi oluşturmaktadır.

III- Meslek Mensuplarının Gerçeğe Aykırı Belge, Bildirge ve Beyanname Düzenlemesi

Ayrıca SSİ Yönetmeliğine eklenen Ek 7. Madde hükmüne göre, “Kanuna göre Kuruma verilmesi gereken belge, bildirge ve beyannamelerin, daha az prim ödemek, yararlanamayacağı sigorta prim teşvik, destek veya indirimlerinden yararlanmak veya daha fazla yararlanmak, özel nitelikteki inşaat işleri ve ihale konusu işlerde asgari işçilik tutarını tamamlamak, iş kazası ve meslek hastalığı, hastalık, analık, genel sağlık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından  haksız menfaat sağlamak gibi amaçlarla kasten gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğinin tespit edilmesi halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 204 üncü, 206 ncı ve 207 nci maddeleri kapsamında Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunulur. Bu bildirimler sonucunda prim ödenmiş olduğunun tespiti halinde primler Kuruma irat kaydedilir, primlerin ödenmemiş olması halinde ise tahsil cihetine gidilmez. Bu maddeyle ilgili usul ve esaslar Kurumca belirlenir.”   

Uygulamada, özellikle sahte sigortalılık soruşturmaları yürüten SGK denetim elemanları tarafından meslek mensupları hakkında da sahte sigortalı bildirimi nedeniyle Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunulmaktadır. Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğine eklenen Ek Madde 7 hükmüyle hangi amaçlarla belge, bildirge ve beyannamelerin düzenlenmesi gerekeceği örnekleme yoluyla belirtilmiştir. Buna göre, SMMM ya da YMM daha az prim ödemek, sigorta prim teşviklerinden yersiz yararlanmak, asgari işçilik tutarını doldurmak, kısa ve uzun vadeli sigorta kollarından haksız menfaat sağlamak ve buna benzer menfaat temin etmek amacıyla belge, bildirge ve beyannamelerin düzenlenmiş olması gerekmektedir. İşveren tarafından kimlik bilgileri verilerek meslek mensuplarından kişilerin sigortalı giriş bildirgelerinin verilmesinin, sigortalılığa dair her ay prim belgelerinin Kuruma gönderilmesinin istenilmesi nedeniyle bu işlemleri yürüten, ancak işyerindeki çalışmaların fiili olup olmadığına dair iç denetim yetkisi bulunmayan meslek mensuplarının bu kapsamda sorumlu tutulması hakkaniyete uygun değildir. Ayrıca, bir kişinin yetkisi olmayan bir konuda sorumlu tutulması, evrensel hukuk ilkelerine de mantık’a da aykırıdır.

Yetki ve sorumluluğun dengelenmesi gereklidir. Asgari işçilik incelemelerinde de ihale makamı ile yazışma, belge ve bilgi temin etme yetkisi bulunmayan, SGK müdürlüklerindeki işyeri dosyalarını inceleme, faturalı işçiliklere dair karşı inceleme yetkisi bulunmayan SMMM ve YMM’lerin sorumlu tutulması yetki-sorumluluk dengesi açısından isabetli değildir. Nitekim Danıştay 9.Hukuk Dairesi 20.02.2019 tarih, 2017/2642 esas, ve 2020/988 karar sayılı karanında, “Karşı inceleme yetkisi bulunmayan SMMM meslek mensubunun sorumluluğunun bulunmadığına” hükmetmiştir

Bir diğer husus ise “kasti davranışın” SGK yetkilerince, özellikle denetim elemanlarınca tespit yetkisi bulunmamaktadır. Kastın tespiti ancak mahkeme kararı ile yapılabilecektir. SMMM ya da YMM’lerin daha az prim ödemek, sigorta prim teşviklerinden yersiz yararlanmak, asgari işçilik tutarını doldurmak, kısa ve uzun vadeli sigorta kollarından haksız menfaat sağlamak ve buna benzer menfaat temin etmek amacıyla “kasten” hareket ettiğinin, mahkeme kararı olmadan ileri sürülmesi mümkün değildir. SGK’ya verilen belge, bildirge ve beyannamelerin belirtilen menfaatleri temin amacıyla kasten düzenlendiği sonucuna Kurum yetkililerinin varması ve meslek mensubu hakkında “kasti davranış” nedeniyle suç duyurusunda bulunması teknik olarak çok güçlü delillerin varlığına bağlıdır.

Belirtilen nedenlerle Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde yapılan düzenleme yersiz, eksik, kendi içinde çelişkilidir. Mahkemelerin yetkisinde olan “kasti davranışı” tespit yetkisi SGK personeline verilmektedir.

IV- Meslek Mensuplarının İşverenle Birlikte Sorumlu Tutulmamaları

İçin Dikkat Edecekleri Hususlar:

İşverenlerle yaptıkları yazılı sözleşme ile işverenin yasal kayıt ve belgelerini düzenlemiş olan serbest muhasebeci mali müşavirlerin, 5510 sayılı Kanun ve Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği ile getirilmiş olan bu sorumluluklardan ve idari para cezalarından etkilenmemeleri için işlerini titizlikle yapmaları ve ayrıca aşağıda yazılı bulunan hususlara mutlaka riayet etmeleri gerekmektedir. Aksi takdirde isnat edilebilecek cezalardan sorumlu olmadıklarını ispat etmeleri mümkün olmayacaktır.

Bu bakımdan, yılın 365 günü çok yoğun olan iş yükü nedeniyle gece gündüz çalışmak zorunda olan meslek mensuplarının, mesleklerini icra ederken, meydana gelebilecek yasal dışı işlemlerden ve usulsüzlüklerden sorumlu tutulmamaları ve idari para cezalarına muhatap olmamaları için;

1- İşyeri açılışları yapılırken ve işe giriş bildirgeleri verilirken, işveren tarafından işe başlama tarihinin ve işçilerin hangi tarihte işe başlayacağının, AGİ hariç işçiye ödenecek net ücretinin ne kadar olacağının mutlaka işverenden yazılı ve imzalı olarak veya işveren adına kayıtlı e- mailinden mesaj olarak istenmeli ve alınmalıdır.

2- İşten ayrılış bildirgesi verilirken,  işveren tarafından işçinin hangi tarihte işten ayrıldığı, işten ayrıldığı tarihe kadar ay içinde kaç gün çalıştığı, ayrılış nedeni, son ücreti, varsa mesaisi varsa başka alacağının mutlaka işverenden yazılı ve imzalı olarak veya işveren adına kayıtlı e- mailinden mesaj olarak istenmeli ve alınmalıdır.

Tabi bu şekilde işverenlerden bu belgelerin yazılı olarak istenmesi, meslek mensubu ile işveren arasında olması gereken güvene dayalı iş ilişkisini ve çalışma ortamını kaçınılmaz olarak olumsuz yönde etkileyeceği de bir gerçektir.

V- Sonuç :

05.12.2017 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, 3568 sayılı Kanuna göre yetki belgesi almış meslek mensuplarına, internet, elektronik ve benzeri ortamda Kuruma gönderilecek muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinin defter ve kayıtlara ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından işverenlerle birlikte müştereken ve müteselsilen, meslek mensubu olan Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Malî Müşavir ve Yeminli Malî Müşavirlerin sorumlu tutulmaları, bu hizmetleri veren meslek mensuplarını oldukça zora sokacak ve işlemediği bir suçtan, haberi dahi olmayacağı ve işverenin bilerek veya bilmeyerek yapacağı bazı iş ve işlemlerinden dolayı SGK tarafından tahakkuk ettirilecek olan cezalardan müştereken sorumlu tutulmaları, hukuka ve yapılan işin doğasına tamamen aykırıdır.

Büklüm Sokak No: 9/4 Kavaklıdere- ANKARA

Tel: 0312- 4199369 Fax: 0312- 4199371

e-posta: ahmetagar@ahmetagar.com

Web : www.ahmetagar.com

Kısa Çalışma Süresinden Normal Çalışma Süresine Geçen İşyerleri Üç Ay Süreyle Sigorta Prim Desteğinden Yararlanacaktır

Kısa Çalışma Süresinden Normal Çalışma Süresine Geçen İşyerleri Üç Ay
Süreyle Sigorta Prim Desteğinden Yararlanacaktır

I- GİRİŞ

28.07.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7252 Sayılı Dijital Mecralar Komisyonu Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile Kısa Çalışma Ödeneği, İşçinin İşten Çıkarma yasağı, Ücretsiz İzin ve 6331 sayılı Kanuna göre az tehlikeli işyerlerinde iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi çalıştırılması ile ilgili önemli düzenlemeler yapılmıştır.

Koronavirüs salgını nedeniyle 2020 Mart ayından itibaren    bir çok işyerlerinde Kısa Çalışma Yapılmakta ve ücretsiz izine gönderilen işçilere, en fazla 3 ay ve daha sonra Cumhurbaşkanlığı kararı ile uzatılan bir aylık süre ilave edilerek kısa çalışma ödeneği ödenmektedir.

7252 sayılı Kanun ile yapılan yeni düzenlemelere göre, kısa çalışma ödeneğinin süresi, kısa çalışmadan normal çalışma düzenine geçen işyerlerinde uygulanacak sigorta prim desteği, işçilere verilen ücretsiz izin, işçilerin işten çıkarma yasağı ile ilgili uygulamanın nasıl olacağı, bu makalenin konusu olacaktır. 

II- Kısa Çalışma Süresinden Normal Çalışma Süresine Geçen İşyerleri Üç Ay
Süreyle Sigorta Prim Desteğinden Yararlanacaktır. 

Cumhurbaşkanı’nın 31.07.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 2810 sayılı kararı ile kısa çalışma ödeneğinin süresi, kısa çalışma uygulanan işyerleri için 31.08.2020 tarihine kadar uygulanmak üzere bir ay süreyle, 2811 sayılı kararı ile işveren tarafından işçinin hizmet akdinin feshedilememesi ve işçinin ücretsiz izine ayırması uygulamasının süresi ise, 17.09.2020 tarihine kadar uzatılmıştır.

7252 sayılı Kanunla, 4447 sayılı Kanun’a eklenen geçici 26. maddesine göre, 01.07.2020 tarihinden önce kısa çalışma başvurusunda bulunmuş ve nakdi ücret desteğinden yararlanan sigortalıların, işyerindeki kısa çalışmanın aynı işyerinde haftalık normal çalışma sürelerine dönmeleri halinde, normal çalışma süresine dönen sigortalıların   31/12/2020 tarihine kadar kısa  çalışmanın veya ücretsiz iznin bittiği tarihi takip eden aydan itibaren 3 ayı geçmemek üzere sigorta primine esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanacak işçi ve işveren hissesinin tamamı tutarında, her ay işverenlerce ödenecek sigorta primlerinden mahsup edilmek suretiyle  işverene prim desteği sağlanacak ve bu tutar işsizlik sigortası fonundan karşılanacaktır.

            İşverene her bir ay için sağlanacak destek süresi; Kısa çalışma ödeneğinden yararlananlar için sigortalının 4447 sayılı Kanun’un geçici 23. maddesi kapsamında kısa çalışma ödeneği aldığı aylık ortalama gün sayısını, aynı kanunu 24. madde kapsamında sağlanan nakdi ücret desteğinden yararlandırılanlar için nakdi desteği aldıkları aylık ortalama gün sayısını geçemeyecek.

            Cumhurbaşkanı, kısa çalışma süresi ile ilgili 3 aylık süreyi sektörel olarak ayrı ayrı veya bir bütün olarak 6 aya kadar uzatmaya yetkilidir.

            III- Sigorta Prim Desteğinden Yararlanamayacak İşyerleri

a) 5335 sayılı Kanunun 30. maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerleri,
b) 2886 sayılı Kanuna, 4734 sayılı Kanuna ve uluslararası anlaşma hükümlerine istinaden yapılan alım ve yapım işleri,
c) Emekli olup, sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışan sigortalılar,
ç) 5510 sayılı Kanun’un ek 9. maddesi kapsamında ev hizmetlerinde çalışan sigortalılar,
d) İşverenlerin yurtdışındaki işyerlerinde çalışan sigortalılar,

Hakkında sigorta prim desteği uygulanmayacaktır.

IV- Kısa Çalışmadan Veya Nakdi Ücret Desteğinden Yersiz Yararlananlar

4447 sayılı Kanun’un  geçici 23. madde kapsamında işyerinde uygulanan kısa çalışmadan yersiz yararlanıldığının tespiti veya kısa çalışma başvurusuna yönelik uygunluk tespitinin olumsuz sonuçlanması ya da geçici 24. madde kapsamında nakdi ücret desteğinden yersiz yararlandığının tespiti halinde, işyeri bu madde kapsamında sağlanan destekten yararlanamaz veya yersiz yararlanmış sayılır. Bu madde kapsamında destekten yersiz yararlanıldığının tespiti halinde, yararlanılan destek tutarı işverenden 5510 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte tahsil edilir.

Bu maddeyle sağlanan teşvikten yararlanmakta olan işverenler, aynı ayda ve aynı sigortalı için diğer sigorta primi, teşvik ve desteklerden yararlanamaz.

V- İşçinin İşten Çıkarma Yasağı

Yapılan bu yeni düzenleye göre işten çıkarma yasağı, 30 Haziran 2021 tarihine kadar uzatılabileceği gibi ücretsiz izne çıkarılan işçilere sağlanan nakit ücret desteğinin süresi de bu tarihe kadar uzatılabilecektir.

4857 sayılı İş Kanunu’nun geçici 10. maddesine göre,  her türlü iş veya hizmet sözleşmesi  17.04.2020 tarihinden 17.09.2020 tarihine kadar, kanunun 25/II. maddesine göre ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzeri sebeplerle, belirli süreli iş veya hizmet sözleşmelerinde sürenin sona ermesi, işyerinin herhangi bir sebeple kapanması veya faaliyetinin sona ermesi, ilgili mevzuata göre yapılan her türlü hizmet alımları ile yapım işlerinde işin sona ermesi halleri dışında işveren tarafından feshedilemez.

            17.04.2020 tarihinden itibaren üç aylık süreyi geçmemek üzere işveren işçiyi tamamen veya kısmen ücretsiz izne ayırabilir. Bu madde kapsamında ücretsiz izne ayrılmak, işçiye haklı nedene dayanarak sözleşmeyi fesih hakkı vermez.

            Bu madde hükmüne aykırı olarak iş sözleşmesini fesheden işveren veya vekiline, sözleşmesi feshedilen her işçi için aylık brüt asgari ücret tutarında idari para cezası uygulanacaktır.

           Cumhurbaşkanı, yukarıda birince ve ikinci fıkrada yer alan altı aylık süreleri her defasında en fazla üçer aylık sürelerle 30.06.2021 tarihine kadar uzatmaya yetkilidir.

            VI- Az Tehlikeli İşyerlerinde İş Güvenliği Uzmanı Ve İşyeri Hekimi
Çalıştırma Zorunluluğu 

Bilindiği gibi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu gereğince Kamu kurumları ile 50’den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan özel sektör işyeri işverenleri, 01.07.2020 tarihinden itibaren iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimini çalıştırmak veya bunlardan hizmet almak zorunluluğu getirilmişti. Ancak,  koronavirüs nedeniyle iş güvenliği uzmanlığı ve işyeri hekimliği sınavlarının yapılamaması nedeniyle 7252 sayılı Kanunla bu süre, 31.12.2023 tarihine ertelenmiştir. 

VII- Sonuç

01.07.2020 tarihinden önce kısa çalışma başvurusunda bulunmuş ve nakdi ücret desteğinden yararlanan sigortalıların, işyerindeki kısa çalışmanın aynı işyerinde haftalık normal çalışma sürelerine dönmeleri halinde, normal çalışma süresine dönen sigortalıların   31/12/2020 tarihine kadar kısa  çalışmanın veya ücretsiz iznin bittiği tarihi takip eden aydan itibaren üç ayı geçmemek üzere sigorta primine esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanacak işçi ve işveren hissesinin tamamı tutarında, işverene prim desteği sağlanacaktır.

Bütün dünyada olduğu gibi Ülkemizi de gerek sağlık ve gerekse ekonomik açıdan son derecede olumsuz etkileyen Koronavirüs Salgını nedeniyle ekonomik sıkıntıya düştüklerinden dolayı işyerindeki faaliyetine geçici bir süre için ara vermek zorunda kalan işverenlerin, yapılan bu düzenlemeden yararlanırken, ileride herhangi bir mağduriyet yaşamamaları için gerek işveren ve gerek işçinin karşılıklı iyi niyet ve  fedakarlık göstererek kısa çalışma ödeneğinden doğru bir şekilde yararlanmaları gerektiğini belirtir, tüm Ülkemizin bu Koronavirüsten olabildiğince en az zararla ve sağlıklı bir şekilde kurtulmasını diliyorum.

Ahmet AĞAR
Sosyal Güvenlik Müşaviri

Büklüm Sokak No: 9/4 Kavaklıdere- ANKARA
Tel: 0312- 4199369  Fax: 0312- 4199371
e-posta: ahmetagar@ahmetagar.com
Web : www.ahmetagar.com

01.07.2020 TARİHİNDEN İTİBAREN AZ TEHLİKELİ İŞYERİNDE İŞ GÜVENLİĞİ UZMANI VE İŞYERİ HEKİMİ ÇALIŞTIRMAK ZORUNLUDUR

01.07.2020 TARİHİNDEN İTİBAREN AZ TEHLİKELİ İŞYERİNDE İŞ GÜVENLİĞİ UZMANI VE İŞYERİ HEKİMİ ÇALIŞTIRMAK ZORUNLUDUR

Ahmet AĞAR

Sosyal Güvenlik Müşaviri

I- GİRİŞ:

  Bilindiği gibi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile işyerleri az tehlikeli, tehlikeli ve çok tehlikeli olmak üzere üç sınıfa ayrılarak, işyerlerinin tehlike sınıflarına göre kademeli olarak iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personeli çalıştırma yükümlülüğü getirilmiş ve tehlikeli ve çok tehlikeli olan işyerlerinde bu yükümlülüklerin yerine getirilmesi uygulanmasına 2012 ve 2016 tarihlerinde geçilmiş ve devam etmektedir.

7033 sayılı Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 86. maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun’un 38. maddesinde yapılan düzenlemeye göre, 01.07.2020 tarihinden itibaren Az Tehlikeli Sınıfta yer alan Kamu ve özel sektörün bütün işyerlerinde İş Güvenliği Uzmanı ve İşyeri Hekimi çalıştırmak veya bunlardan hizmet almak zorunludur.

Çalışma hayatında çok önemli değişiklikler yapılmış olan 6331 sayılı Kanunla, çalışma ve iş hayatına yeni bazı önemli kavramlar girmiş, işverenlere ve çalışanlara da yeni bazı önemli SORUMLULUKLAR getirilmiştir. Bunlardan maksat, son birkaç yıldır Türkiye’de büyük çapta ve kitlesel olarak meydana gelen ve çok sayıda can ve mal kaybına yol açan iş kazalarını önlemek ve mümkün olan asgari düzeye indirmektir.

01.07.2020 tarihinden itibaren az tehlikeli sınıfta yer alan ve işçi sayısına bakılmaksızın tüm işyerlerinde iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekiminin bulundurulması ve bunlardan hizmet alınmasının yasal bir zorunluluk olduğu ve uygulamanın nasıl olacağı, bu makalenin konusu olacaktır.

II- AZ TEHLİKELİ İŞYERİNDE İŞVERENLERİN SORUMLULUĞU:

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu gereğince Kamu kurumları ile 50’den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan özel sektör işyeri işverenleri, 01.07.2020 tarihinden itibaren iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimini çalıştırmak veya bunlardan hizmet almak zorundadır.

Ancak, bu durumdaki işyeri işverenlerinin, kendi işyerlerinin iş güvenliği uzmanı olma imkânı da getirilmiştir. Kanun kapsamında alınması gereken sağlık raporlarının ise Kamu hizmet sunucuları veya aile hekimlerinden alınabileceği, yani işe girişlerde alınması gereken sağlık raporları ve periyodik muayeneler haricindeki bütün iş sağlığı ve güvenliği faaliyetlerinin sertifika almış olan işveren tarafından yerine getirilebileceği, 6331 sayılı Kanun ile hüküm altına alınmıştır.

10’dan az çalışanı olan ve az tehlikeli işyerleri işverenleri veya işveren vekilleri Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından açılan sertifika programlarına katılarak kendi işyerlerinin iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini yerine getirebilirler. Bakanlığın bu sertifika programına katılmak için herhangi bir mezuniyet şartı aranmaksızın 18 yaşını dolduran her işveren iş güvenliği uzmanlığı eğitimi alabilecektir.

III- İŞ GÜVENLİĞİ UZMANININ İŞYERİNDE ÇALIŞMASI GEREKEN SÜRE:

İş Güvenliği Uzmanlarının Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitim Hakkında Yönetmeliğine göre iş güvenliği uzmanları, Yönetmelikte belirtilen görevlerini yerine getirmek için aşağıda belirtilen sürelerde görev yaparlar:

  1. Az tehlikeli sınıfta yer alanlarda, çalışan başına ayda en az 10 dakika,
  2. Tehlikeli sınıfta yer alanlarda, çalışan başına ayda en az 20 dakika,
  3. Çok tehlikeli sınıfta yer alanlarda, çalışan başına ayda en az 40 dakika.

Görev yaparlar. İş güvenliği uzmanları tam gün çalıştığı işyeri dışında fazla çalışma yapamazlar.

IV- İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNUNA GÖRE İDARİ PARA CEZALARI:

6331 sayılı Kanuna göre, 50’den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde idari para cezalarının uygulanacağı suçlar ile ceza miktarları şöyledir:

1- İş güvenliği uzmanı ve veya işyeri hekimi görevlendirmeyen işverenlere,

görevlendirmediği her bir kişi için 3.516,00 TL, olmak üzere ve aykırılığın devam ettiği her ay için aynı miktarda,

2- Görevlendirdiği kişi veya hizmet aldığı kurum ve kuruluşların görevlerini yerine getirmeleri amacıyla araç, gereç, mekan ve zaman gibi bütün ihtiyaçlarını karşılamayan işverenlere, 3.516,00 TL tutarında,

3- Görevlendirdikleri kişi veya hizmet aldığı kurum ve kuruluş tarafından iş sağlığı ve güvenliği koordinasyonu sağlamayan, çalışanların sağlık ve güvenliğini etkilediği bilinen veya etkilenmesi muhtemel konular hakkında, görevlendirdikleri kişi veya hizmet aldığı kurum ve kuruluşları, başka işyerlerinde çalışmak üzere kendi işyerine gelen çalışanları ve bunların işverenlerini bilgilendirmeyen işverenlere, her bir ihlal için ayrı ayrı 3.516,00 TL tutarında,

İdari para cezası uygulanacaktır.

V- SONUÇ:

Çalışma yaşamı devam ettiği sürece, iş kazalarını ve meslek hastalıklarını tamamen ortadan kaldırmak ve yok etmek elbette mümkün değildir. Ancak, Ülkemizde meydana gelen iş kazalarının % 80’inin, verilecek iş güvenliği eğitimleri ile ve alınacak çok basit önlemlerle önlenebileceği, herkes tarafından kabul edilen ortak bir görüştür

Ülkemizde son yıllarda artarak meydana gelen iş kazaları, çalışma hayatının en önemli sorunlarından birisidir. Çalışanların maruz kaldığı iş kazaları ve bu kazalar sonucunda meydana gelen ölümler, gelişmiş ülkelere oranla oldukça fazladır. İş kazalarıyla ilgili yapılan araştırmalar, kazaların meydana gelmesinde çoğunlukla çalışanların birtakım kişisel özelliklerinin etkili olduğu, bunun yanı sıra makine, teçhizat ve çalışma ortamındaki hata ve eksikliklerin de kaza nedenleri arasında olduğunu ortaya koymuştur. İş kazalarının birinci derecede temel nedenleri, çalışanların güvensiz tutum ve davranışları ile işyerindeki güvensiz durumlardan oluşmaktadır.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu ve İş Sağlığı ve İş

Güvenliği Meclisi’nin tespitlerine göre son 3 yılda meydana gelen iş kazlarında, 2017 yılında 1633 işçi, 2018 yılında 1923 işçi ve 2019 yılında 1736 işçi hayatını kaybetmiştir.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği gereğince, çalışma ve iş hayatına yeni bazı önemli kavramlar girmiş, işverenlere ve çalışanlara da yeni bazı önemli SORUMLULUKLAR getirilmiştir. Bunlardan maksat, son birkaç yıldır Türkiye’de büyük çapta ve kitlesel olarak meydana gelen ve çok sayıda can ve mal kaybına yol açan iş kazalarını önlemek ve mümkün olan asgari düzeye indirmektir.

İş kazalarını önlemeye çalışmak tüm işverenler için hem insani bir görev ve hem de yasal bir zorunluluktur. Bu insani ve yasal zorunluluğa tam uyulduğu takdirde, işçi de işveren de top yekûn Ülkemiz de kazançlı çıkacaktır.

Ahmet AĞAR Sosyal Güvenlik Müşaviri

Büklüm Sokak No: 9/4 Kavaklıdere- ANKARA

Tel: 0312- 4199369 Fax: 0312- 4199371

e-posta: ahmetagar@ahmetagar.com

Web : www.ahmetagar.com

ŞİRKETLERİN YABANCI ORTAKLARINA ÇALIŞMA İZNİ ALMA ŞARTLARI

        ŞİRKETLERİN YABANCI ORTAKLARINA ÇALIŞMA İZNİ ALMA ŞARTLARI

                                                                                             Ahmet Ağar

                                                                                  Sosyal Güvenlik Müşaviri   

I- GİRİŞ :

Bilindiği gibi, Türkiye’de yabancı uyruklu işçi çalıştırılması ile ilgili 4817 sayılı Yabancıların Çalışma İzni Hakkında Kanun, 6735 Sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu ile yürürlükten kaldırılmıştır.

Şirketlerin yabancı ortaklarının ve yabancı uyruklu işçilerin çalışma izinleri, 6735 sayılı Kanuna ve Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliğine göre, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Uluslararası İşgücü Genel Müdürlüğü tarafından verilmektedir.

6735 sayılı Kanun hükmüne göre, şirketlerin yabancı ortakları ile yabancıların Türkiye’de hizmet akdi ile bağımlı veya kendi nam ve hesabına bağımsız çalışanların mutlaka çalışma izni almaları gerekli ve zorunludur.

Şirketlerin yabancı olan ortaklarının Ülkemizde çalışabilmeleri için “Çalışma İzin Belgesi”ni almak zorunda oldukları ve bu belgenin alınması ile ilgili yasal prosedürün neler olduğu ve müracaat şeklinin nasıl yapılması gerektiği, bu makalenin konusu olacaktır.

II- ÇALIŞMA İZNİ  OLMASI GEREKEN ŞİRKETİN YABANCI ORTAKLARI:

            6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre Türkiye’de kurulmuş olan şirketlerin yabancı ortaklarının çalışma izni almaları gerekli ve zorunludur. Buna göre;

  • Limited şirketlerin yabancı ortağı olan müdürü,
  • Anonim şirketlerin yabancı ortağı olan yönetim kurulu üyesi,
  • Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin yabancı komandite ortağı,

Olanların bakanlıktan çalışma izni almaları gerekli ve zorunludur.

6735 sayılı Uluslararası İş Gücü Kanununa göre Anonim Şirketlerin Türkiye’de ikamet etmeyen şirketin yönetim kurulu üyelerine ve Limited Şirketlerin şirket yetkilisi olmayan diğer yabancı ortaklarına çalışma izni alma zorunluluğu kaldırılmıştır.

III- ŞİRKETİN YABANCI ORTAĞINA ÇALIŞMA İZNİ ALMANIN ŞARTLARI:

1) İşveren veya vekili, PTT’den alınan e-Devlet şifresi ile e-Devlet Kapısı üzerinden http://www.calısmaizni.gov.tr sitesine girerek yabancı uyruklu şirket ortak için elektronik ortamda çalışma izni başvurusunda bulunması gerekir.

2) Yapılan son düzenlemelere göre, Uluslararası İşgücü Genel Müdürlüğünde yabancılara çalışma izni başvurularında, başvuru yapacak kişinin Elektronik İmzası ve Kayıtlı Elektronik Posta (KEP) adresinin bulunması zorunludur. Ayrıca çalışma izni alınacak olan yabancının da geçerli bir KEP adresinin olması gerekir. Bunlar olmadan yabancılar için çalışma izni başvurusu yapılamaz.

3) Şirketin yabancı uyruklu ortağı için iki şekilde çalışma izni başvurusunda bulunulur. Eğer yabancı uyruklu şirket ortağının Türkiye’de en az 6 ay süreli ikamet izni varsa buna istinaden Türkiye’de çalışma izni başvurusunda bulunulur. Türkiye’de ikamet izni yoksa ikamet ettiği ülkenin Türkiye Cumhuriyeti Dış Temsilciliği aracılığı ile yurtdışından çalışma izni başvurusunda bulunulması gerekir.

4) Çalışma izni talep edilen işyerinde en az 5 T.C. vatandaşının istihdam edilmiş olması zorunludur. Ancak, yabancı şirket ortağının çalışma izni için beş T.C. vatandaşı istihdam şartı, Bakanlıkça verilecek bir yıllık çalışma izninin son altı ayı için aranır. İlk 6 ay için 5 Türk vatandaşın çalıştırılması zorunlu değildir. Şirketin kuruluşundan itibaren 6 aydan sonra 5 Türk vatandaşı çalıştırmayan şirketin ortağı için izin uzatma başvurusu bakanlık tarafından RED edilecektir. Aynı işyerinde birden fazla yabancı için çalışma izni talebinde bulunulması durumunda, çalışma izni verilen ilk yabancıdan sonra her bir yabancı için ayrı ayrı 5 T.C. vatandaşın istihdamı aranacaktır. 

5) Çalışma izni alınacak işyerinin şirket yeni kurulmuş ise ödenmiş sermayesinin en az  100.000 TL olması gerekmektedir. Ödenmiş sermayesi 100.000 TL olmaması durumunda ise geçmiş dönem cirosunun 800.000 TL ve üzerinde olması gerekir.

6) Çalışma İzni istenen şirket ortağı yabancının, 40.000 TL’den az olmamak üzere sermaye payının en az % 20 olması zorunludur.

Yabancı ortak için birinci senenin sonunda çalışma izni uzatma başvurusunda bulunurken, önemli diğer bir şart ise, Şirketin SGK, Vergi ve Bağ-Kur prim borcunun bulunmaması veya yapılandırılmış- taksite bağlanmış olması gerekir.

IV- ÇALIŞMA İZNİ İÇİN ŞİRKETTEN VE ORTAKTAN İSTENEN BELGELER:

  1. Şirketten İstenen Belgeler:
  • Başvuru dilekçesi,
  • SGK işyeri sicil numarası,
  • Ticaret Odasından alınmış Faaliyet Belgesi,
  • Son yıla ait vergi dairesi veya yeminli mali müşavir onaylı bilanço,
  • Şirketin en son sermaye ve ortaklık yapısını gösteren Ticaret Sicil Gazetesi,
  • Şirket adına yetkili olduğuna dair belge veya vekâletname.
  1. Yabancı Ortaktan İstenen Belgeler:
  • İkamet teskeresi (en az 6 aylık olacak),
  • Kimlik bilgilerini gösteren pasaport sureti,
  • Yabancının medeni hali,
  • Yabacının yurtdışı ikamet adres,
  • Yabancının yurtiçi ikamet adresi,
  • Bir adet fotoğrafı.

Yabancı şirket ortağı için ilk başvuruda çalışma izinler bir senelik olarak verilmektedir. Birinci senenin dolmasına iki ay kala çalışma izni uzatma başvurusu yapılması gerekir.

 

V- ÇALIŞMA İZİNLERİNİN DİĞER TÜRLERİ İSE ŞUNLARDIR:

Süresiz çalışma izni: Türkiye’nin taraf olduğu ikili ya da çok taraflı sözleşmelerde aksi öngörülmedikçe Türkiye’de en az sekiz yıl kanuni ve kesintisiz ikamet eden veya toplam altı yıllık kanuni çalışması olan yabancılara, iş piyasasındaki durum ve çalışma hayatındaki gelişmeler dikkate alınmaksızın ve belirli bir işletme, meslek veya coğrafi alanla sınırlandırılmaksızın süresiz çalışma izni verilebilir.

Bağımsız çalışma izni: profesyonel meslek sahibi yabancılara, diğer kanunlarda belirlenen özel şartların sağlanması kaydıyla Bağımsız Çalışma İzni verilebilir.

Bağımsız çalışma izninin uluslararası işgücü politikası doğrultusunda değerlendirilmesinde, yabancının, eğitim düzeyi, mesleki deneyimi, bilim ve teknolojiye katkısı, Türkiye’deki faaliyetinin veya yatırımının ülke ekonomisine ve istihdama etkisi, yabancı şirket ortağı ise sermaye payı ile Uluslararası İşgücü Politikası Danışma Kurulu önerileri doğrultusunda Bakanlıkça belirlenecek diğer hususlar dikkate alınır.

Süreli çalışma izni: 6735 sayılı Kanun uyarınca Türkiye’nin taraf olduğu ikili ya da çok taraflı sözleşmelerde aksi öngörülmedikçe, süreli çalışma izni iş piyasasındaki durum, çalışma hayatındaki gelişmeler, istihdama ilişkin sektörel ve ekonomik konjonktür değişiklikleri dikkate alınarak, yabancının ikamet izninin süresi ile hizmet akdinin veya işin süresine göre, belirli bir işyeri veya işletmede ve belirli bir meslekte çalışmak üzere en çok bir yıl geçerli olmak üzere verilir.

Bir yıllık kanuni çalışma süresinden sonra, aynı işyeri veya işletme ve aynı meslekte çalışmak üzere çalışma izninin süresi üç yıla kadar uzatılabilir.

Bir yıllık kanuni çalışma süresinden sonra, aynı işyeri veya işletme ve aynı meslekte çalışmak üzere çalışma izninin süresi üç yıla kadar, üç yıllık kanuni çalışma süresinin sonunda, aynı meslekte ve dilediği işverenin yanında çalışmak üzere, çalışma izninin süresi altı yıla kadar uzatılabilmektedir.

            VI- SONUÇ

 

1) Yabancıların Türkiye’de bir işveren yanında bağımlı veya kendi nam ve hesabına bağımsız olarak çalışanlar için, 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu ve Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliğine göre Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı,  Uluslararası İşgücü Genel Müdürlüğünden mutlaka çalışma izin belgesinin alınması gerekir. Çalışma izin belgesi bulunmayan yabancı işçi çalıştıran işverenler, her bir yabancı işçi için 8.650 TL idari para cezası ödemek zorunda kalacaktır. Kendi nam ve hesabına bağımsız çalışan her bir yabancı için 4.323 TL. Bu fiilin tekrarı halinde idari para cezası bir kat artırılarak uygulanacaktır.

2) Yabancılar için çalışma izni alınmak kaydıyla, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren isteklerine bakılmaksızın 5510 Sayılı Kanunun 4/a veya 4/b maddesi kapsamında sigortalı sayılacak ve SGK’ya bildirilecektir.
 

Büklüm Sokak No: 9/4 Kavaklıdere- ANKARA

Tel: 0312- 4199369  Fax: 0312- 4199371

e-posta: ahmetagar@ahmetagar.com

Web : www.ahmetagar.com

İHALE KONUSU İŞLERİN DEVAMLI İŞYERİ İŞÇİLERİ İLE YAPILAN İŞLERDE ASGARİ İŞÇİLİK UYGULAMASI VE PRİM TEŞVİKLERİNDEN YARARLANMA

İHALE KONUSU İŞLERİN DEVAMLI İŞYERİ İŞÇİLERİ İLE YAPILAN İŞLERDE
ASGARİ İŞÇİLİK UYGULAMASI VE PRİM TEŞVİKLERİNDEN YARARLANMA

                                                                                                          Ahmet  AĞAR
Sosyal Güvenlik Müşaviri

          I- GİRİŞ:

5510 sayılı Kanunun 85. Maddesinde belirtilen kurum ve kuruluşları tarafından ihale mevzuatına göre yaptırılan her türlü işlerde, SGK tarafından yapılacak araştırma, işin kesin kabulünün ya da geçici kabulün noksansız olarak yapıldığı tarihten sonra ve işverene ödenmesi gereken Katma Değer Vergisi hariç, malzeme fiyat farkı ve akreditif bedeli dâhil toplam istihkak tutarına, işin asgari işçilik oranının %25 eksiği uygulanmak suretiyle yapılır.

İhale konusu işlerin işverene ait devamlı mahiyetteki işyerinde çalışan işçileri ile yapılması durumunda, eğer ihale sözleşmesinde veya şartnamesinde işte çalışacak kişi/gün sayısı belli değil ise asgari işçilik hesaplamasına tabi olacak ve bu hesaplama, Kurumun 2015/12 sayılı Devamlı İşyeri Sigortalıları ile Yapılan İhale Konusu İşlerde Teşvik Uygulaması Genelgesinde belirtilen şekilde yapılacaktır.

Bu makalenin konusu, ihale konusu işlerin devamlı mahiyetteki işyeri işçileri ile yapılması durumunda asgari işçilik uygulama ve sigorta primi teşviklerinden nasıl yararlanacaklarının usul ve esaslarının açıklanması olacaktır.

          II- İHALE KONUSU İŞLERİN DEVAMLI İŞYERİNDE YAPILMASINDA ASGARİ
İŞÇİLİK UYGULAMASI:

Bilindiği gibi, 5510 sayılı Kanunun asgari işçilik uygulaması ve uzlaşma başlıklı 85. maddesine göre, işveren, işin emsaline, niteliğine, kapsam ve kapasitesine göre işin yürütümü açısından gerekli olan sigortalı sayısının, çalışma süresinin veya prime esas kazanç tutarının altında bildirimde bulunduğunun tespiti halinde, yapılan işin niteliği, kullanılan teknoloji, işyerinin büyüklüğü, benzer işletmelerde çalıştırılan sigortalı sayısı, ilgili meslek ve kamu kuruluşlarının görüşü gibi unsurlar dikkate alınarak tespit edilir. Söz konusu tespitler, Kurumun denetim ve kontrolle görevlendirilmiş memurları tarafından yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

Bazı işverenler, ihale yoluyla aldığı iş için geçici bir işyeri açmadan kendisine ait devamlı mahiyetteki işyerinde çalışan işçilerle yapmaktadır. Tabii ki yapabilir, ancak bunun için belli bazı  şartların uygun olması gerekir.

İhale konusu işin mahiyet kodu 2 olan devamlı işyeri işçileri ile yapıldığının işveren tarafından beyan edildiği takdirde, SGK tarafından bu işin devamlı mahiyetteki bu işyerindeki işçileri ile yapılıp yapılamayacağı, işkolu kodunun yapılan işe uygun olduğu ve bu işin belirtilen devamlı işyerinde çalışan sigortalılar tarafından yapılmış olduğu tespit edildikten sonra, işverenin ve varsa alt işverenlerin (taşeronların) ihale konusu işin yapıldığı süre içinde Kuruma herhangi bir borcunun da bulunmaması gerekmektedir.

5510 sayılı Kanunu 85. Maddesi ve buna ilişkin çıkarılan yönetmelik hükmüne göre, ihaleli işlerin devamlı işyeri işçileri ile yapılması ve Kuruma bildirilmesi gereken asgari işçilik bildirilmiş olduğunun anlaşılması halinde, işverenlerin defter ve belgeleri incelenmeden işe ait İlişiksizlik  Belgesi verilecek iken, halen bir çok işverenin bilmediği uzun zaman önce bu konuda önemli düzenlemeler yapılmıştır.

Bu konuda yapılan son düzenlemelere göre;

İhale konusu işlerin devamlı mahiyetteki işyerinde çalışan işçiler ile yapılması halinde, ilişiksizlik belgesinin verilmesi konusunda yapılan düzenlemelerin bilinmemesi veya gerekli şartlara uygun olarak söz konusu işlerin yapılmaması durumunda, işin bitiminde SGK tarafından yapılacak asgari işçilik hesaplaması sonucunda bildirilmesi gereken işçilik tutarı kadar işçilerin sigorta primi teşviklerinden yararlanmamış olduğu tespit edilmeyen işverenlere ilişiksizlik  belgesi verilmeyecek ve eksik işçilik tutarı teşviklerinden yersiz olarak yararlandığı  gerekçesiyle borç tahakkuk edilecektir. Bu nedenle, ihale konusu işlerin daimi işyerindeki işçilerle yapılması durumunda aşağıda açıklayacağım uygulamalara dikkat edilmesi gerekli ve zorunlu olduğu kadar, işverenlerin yararlarına olacaktır.

          III- İHALE KONUSU İŞTE ÇALIŞACAK KİŞİ/GÜN SAYISININ BELLİ OLMASI:

Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 110. maddesi ve Kurumun (SGK) 2013-41 sayılı Genelgesinin 4. bölümün 4.2 bendine göre, “ İşin sözleşmesinde çalıştırılacak sigortalı sayısı belli ise, öncelikle bu sigortalıların kişi/gün sayısı üzerinden Kuruma bildirilmiş olup olmadığı araştırılır. Bu araştırma sonucunda Kuruma bildirilmeyen sigortalılar ile ilgili belgelerin verilmesi, yapılacak bir ay süreli bir tebligat ile işverenden istenir. Belgelerin verilmemesi veya eksik verilmesi hâlinde bu belgeler ünitece re’sen düzenlenir. İşin sözleşmesi ile Kuruma yapılan bildirimler arasında bir eksikliğin bulunması hâlinde söz konusu eksikliğin ihale makamınca doğrulanması durumunda bazı aylardaki kişi/gün sayısı eksikliği üzerinde durulmaz.” hükmü bulunmaktadır.

Daha önceki bu uygulamaya göre,  işverenin ihale konusu işin yapıldığı döneme ilişkin olarak Kuruma borcunun da bulunmaması halinde ilişiksizlik belgesi verilmekteydi..

 

Bu şeklideki uygulamada daha sonra yapılan düzenlemelerle önemli değişiklikler yapılmış olup, ihale konusu işlerin devamlı mahiyetteki işyerlerindeki işçilerle yapılması durumunda, işe ait  asgari işçilik hesaplaması ve ilişiksizlik belgesinin verilmesi ile ilgili en son geçerli olan uygulama şöyledir:   

 

İhale sözleşme veya şartnamesinde ihale konusu işte çalışacak kişi/gün sayısının belli olması halinde, sözleşme veya şartnamesinde belirtilen kişi/gün sayısı kadar sigorta primi teşvikinden yararlanılması mümkün olamayacağından, ilgili sosyal güvenlik müdürlüğünce öncelikle ihale konusu iş döneminde Kuruma bildirilmesi gereken kişi/gün sayısı kadar kanun numarası seçilmeksizin bildirim yapılıp yapılmadığı araştırılacak, bu işte çalıştırılması gereken kişi/gün sayısı kadar kanun numarası seçilmeksizin bildirim yapıldığının anlaşılması halinde, bu nitelikteki işyerlerinin diğer sigortalılar için kanun numarası seçilerek yararlanmış oldukları sigorta primi teşviklerinin iptali cihetine gidilmeyecektir.

Yani, işin sözleşmesinde bu işte çalışacak olanların isimleri yazılı ise bu kişiler, işin dönemi süresince sigorta primi teşviklerinden yararlanamazlar. Sözleşmede işte çalışacak kişi/gün sayısı belirtilmiş ise, ilgili sosyal güvenlik müdürlüğünce öncelikle ihale konusu iş döneminde Kuruma bildirilmesi gereken kişi/gün sayısı kadar sigorta teşvikinden yararlandırılmadığının olup olmadığı araştırılacaktır. Belirtilen kişi/gün sayısı kadar teşvikten yararlanmadığının anlaşılması halinde, kalan diğer sigortalıların yararlanmış oldukları sigorta primi teşvikleri iptal edilmeyecektir.

Buna karşın, ihale konusu işte çalıştırılması gereken kişi/gün sayısı kadar kanun numarası seçilmeksizin bildirim yapılmadığının anlaşılması halinde, yani, sigorta primi teşviklerinden yararlanılmış ise, prime esas kazancı en düşük olan sigortalıdan başlanmak suretiyle işverenlerden iptal aslı/ek nitelikte belge istenmeksizin ilgili müdürlük tarafından teşvikli olarak verilmiş olan aylık prim ve hizmet belgelerinin re’sen düzeltilerek tahakkuk edecek fark primin gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte işverene tebliğ edilecek ve tahsil edilecektir.

IV- İHALE KONUSU İŞTE ÇALIŞACAK KİŞİ/GÜN SAYISININ BELLİ OLMAMASI:

Devamlı mahiyetteki işyerindeki işçilerle yapılacak olan işe ait ihale sözleşme veya şartnamesinde işte çalışacak kişi/gün sayısının belli olmaması ve idarece ihale konusu işte kimlerin çalıştırıldığının SGK’ya  bildirilmemesi durumunda, ihale konusu işe ait işverene ödenmesi gereken Katma Değer Vergisi hariç, malzeme fiyat farkı ve akreditif bedeli dahil toplam istihkak tutarına, yapılan işin karşılığı asgari işçilik oranı uygulanmak suretiyle bulunacak tutar ile ihale konusu iş süresinde  kanun  numarası seçilmeksizin düzenlenen belgelerde kayıtlı SPEK tutarı (2 nolu belge türü ile verilen SGDP ilişkin bildirimler dahil) karşılaştırılarak asgari  işçilik oranı uygulanmak suretiyle hesaplanan tutarın, kanun numarası seçilmeksizin bildirilen SPEK tutarı toplamından düşük olması halinde, bu işverenlerin, hesaplama yapılan ihale dönemi için  sigorta primi teşviklerinden usulüne uygun yararlanmış olarak kabul edilecektir.

Buna karşın, toplam istihkak tutarına asgari işçilik oranı uygulanmak suretiyle hesaplanan tutarın, ihale konusu iş süresince kanun numarası seçilmeksizin bildirilen SPEK tutarı toplamından fazla  olması halinde ise hesaplanan tutar ile kanun numarası seçilmeksizin bildirilen SPEK tutarı farkı kadar sigorta primi teşviki İPTAL yapılacaktır. Bu durumda, ihale konusu iş süresinde bildirim yapılan en son aya ait belgelerden başlanmak üzere, işverenlerden iptal ve asıl/ek nitelikte belge istenmeksizin, ilgili müdürlük tarafından kanun numarası seçilerek düzenlenmiş olan aylık prim ve hizmet belgeleri re’sen düzeltilecek ve yersiz olarak yararlanılan sigorta primi teşvik tutarı, gecikme  cezası ve gecikme zammı ile birlikte işverenden tahsil edilecektir.

          V- SONUÇ VE ÖNERİ:

          1- İhale konusu işlerin işverene ait devamlı mahiyetteki işyerinde çalışan işçileri ile yapılması durumunda, eğer ihale sözleşmesinde veya şartnamesinde işte çalışacak kişi/gün sayısı belli değil ise asgari işçilik hesaplamasına tabi olacak ve asgari işçilik oranı uygulanmak suretiyle bulunacak tutarı kadar o işyerinde çalışan sigortalıların, sigorta primi teşvikinden yararlanmaları mümkün olmayacaktır.

2-  İhale konusu bir işin aynı işverenin devamlı mahiyetteki işyerinde çalışan sigortalıları ile yapılması veya yapıldığının beyan edilebilmesi için o işyerinin faaliyet konusunun ve SGK işyeri mahiyet kodunun ihale konusu işe uygun olması gerekir.

          İhale konusu bir işin yapımını taahhüt eden ve bu işi kendinse ait daimi mahiyetteki bir işyerindeki sigortalıları ile yapmayı düşünen işverenlerin, iş bitiminden sonra işe ait teminatın iadesi için SGK’dan ilişiksizlik belgesi talebinde bulunduğunda, sigorta primi teşviklerinden yersiz yararlanmadan dolayı herhangi bir mağduriyet yaşamaması için bunlara dikkat etmesinin çok önemli olduğunu özellikle belirtmek isterim.

 

 

Büklüm Sokak No: 9/4 Kavaklıdere- ANKARA

Tel: 0312- 4199369  Fax: 0312- 4199371

e-posta: ahmetagar@ahmetagar.com

Web : www.ahmetagar.com

 

2020 Yılında Uygulanacak Olan Asgari Ücret Desteği.

2020 Yılında Uygulanacak Olan Asgari Ücret Desteği.

         Ahmet Ağar
Sosyal Güvenlik Müşaviri   

            I- Giriş:

 

25.03.2020 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilen ve 26.03.2020 tarihli mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanan ve 01.Ocak 2020 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe giren 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 29. Maddesiyle 5510 sayılı Kanuna eklenen 80. maddesine göre özel sektör işyerlerinde 2016 yılından başlayıp, 2019 yılında sona erenasgari ücret desteği, 2020 Ocak ayından başlanmak üzere 12 ay süreyle tüm işyerleri için işçi başına aylık 75,00 TL olarak yeniden uygulanacakrtır.

 

2020 yılında yeniden uygulanacak olan asgari ücret desteği,geçmiş yıllardaki  uygulamalara göre farklı olacaktır. 2020 yılında uygulanmak üzere  yapılan bu düzenlemeye göre, 2020 yılı öncesinde tescil edilen işyerlerinde ve 2020 yılı içinde tescil edilen/edilecek olan işyerleri içinasgari ücret desteğinin ne şekilde uygulanacağı ve kimlerin nasıl yararlanabileceği, bu makalenin konusu olacaktır.

 

II- Asgari Ücret Desteğinden Kimler ve Nasıl Yararlanacaktır.

 

1- 7226 sayılı Kanun’un 29. maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen geçici 80. maddesine göre, 2020 yılı öncesi tescil edilen ve bu kanun’un 4/a maddesi kapsamında haklarında uzun vadeli sigorta kollarına tabi sigortalıları çalıştıran işverenlerin; 2019 yılının aynı ayına ilişkin Kuruma vermiş oldukları aylık prim ve hizmet belgelerinde veya muhtasarve prim hizmet beyannamesinde prime esas günlük kazancı 128 TL,(aylık 3.840,00 TL)ve altında bildirilensigortalılarıntoplam prim ödeme gün sayısını geçmemek üzere, 2020 yılında cari aya ait verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde bildirilen sigortalılara ilişkin toplamprim ödeme gün sayısının,2020 yılı Ocak ila Aralık ayları için günlük 2,50 TL ile çarpımı sonucu bulunacak tutar,bu işverenlerin SGK’ya ödeyecekleri sigorta primlerinden mahsup edilecek ve bu tutar İşsizlik Sigorta Fonundan karşılanacaktır.(30 X 2,50 = 75,00 TL X işçi sayısı)

2- 2020 yılı içinde ilk defa kurulacakolan işyerlerinde 5510 sayılı Kanunun 4/a maddesi kapsamında bildirilen /bildirilecek tüm sigortalılara ilişkinSGK’ya verilecek aylık prim ve hizmet belgelerinde prime esas günlük kazancı 98,10 TL ila 735,75 TL arasında olan tüm sigortalıların toplam prim ödeme gün sayısının,2020 yılı Ocak ila Aralık ayları için günlük 2,50 TL ile çarpımı sonucu bulunacak tutar, işverenlerin SGK’ya ödeyecekleri sigorta prim tutarından mahsup edilecek ve bu tutar İşsizlik Sigorta Fonundan karşılanacaktır.

III- Toplu İş Sözleşmesi Uygulanan İşyerlerinde Asgari Ücret Prim Desteği.

6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu hükümleri  uyarınca  toplu  iş

sözleşmesine tabi özel sektör işverenlerine ait işyerleri için asgari ücret desteği, günlük 256 TL, (aylık 7.680 TL.) ve altında bildirilen sigortalıların toplam prim ödeme gün sayısının2,50 TL ile çarpımı sonucunda bulunacak tutar, işverenlerin SGK’ya ödeyecekleri sigorta prim tutarından mahsup edilecek ve bu tutar İşsizlik Sigorta Fonundan karşılanacaktır.

 

            IV- Yer Altında Çalışan İşçilere Uygulanacak Asgari Ücret Desteği.

 

3213 sayılı Maden Kanunu’nun ek 9. maddesi uyarınca ücretleri asgari ücretin iki katından az olamayacağı “Linyit” ve “Taşkömürü” çıkarılan işyerlerinde yer altında çalışan sigortalılar için prime esas günlük kazancı 341TL(aylık 10.230,00 TL) ve altında bildirilen sigortalıların, 2019 yılının aynı ayına ilişkin SGK’ya verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde bildirilen prim ödeme gün sayısının yüzde 50’sini geçmemek üzere, 2020 yılında cari aya ait verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde bildirilen sigortalılara ait toplam prim ödeme gün sayısı dikkate alınacaktır.

V- Asgari Ücret Prim Desteğinden Yararlanamayacak Olanlar.

1- Asgari ücret Desteğinden yararlanılacak ayda, 2019 yılı Ocak ila Kasım aylarına ait aylık prim ve hizmet belgesi ile 4/a bendi kapsamında uzun vadeli sigorta kollarından en az sigortalı bildirimi yapılan aydaki sigortalı sayısının altında bildirimde bulunulması halinde asgari ücret prim desteği uygulanmayacaktır.

2- Bu düzenlemeye göre, mevcut bir işletmenin kapatılarak değişik bir unvan ya da bir iş birimi olarak açılması veya yönetim ve kontrolü elinde bulunduracak şekilde doğrudan veya dolaylı ortaklık ilişkisi bulunan şirketler arasında istihdamın kaydırılması,  şahıs işletmelerinde işletme sahibinin değiştirilmesi gibi İşsizlik Sigortası Fonu katkısından yararlanmak amacıyla muvazaalı işlem tesis ettiği anlaşılan veya sigortalıların prime esas kazançlarını 2020 yılı Ocak – Aralık dönemi için eksik bildirilen işyerlerinden İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanan tutar, gecikme cezası ve zammıyla birlikte geri alınacak, bu iş yerleri hakkında bu madde hükümleri uygulanmayacaktır.

3- İşverenlerin çalıştırdıkları sigortalılara ait 2020 yılı Ocak ila Aralık aylarına ilişkin aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içerisinde verilmemesi ve primlerinin ödenmemesi, çalıştırdıkları kişileri sigortalı olarak bildirmemeleri veya bildirilen sigortalıların fiilen çalışmadıklarının tespit edilmesi durumunda bu işyeri, asgari ücret desteğinden yararlanamayacaktır. Ayrıca yararlanılmış olan bu tutar, gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte geri alınacaktır.

4- SGK’ya prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunan işverenler bu asgari ücret desteğinden yararlanamaz. Ancak SGK’ya olan söz konusu bu borçlarını 6183 sayılı Kanunun 48. Maddesine göre taksite bağlayan işverenler, bu destekten yararlanabilecektir.

VI- SONUÇ: 

 

Emekli olup, Sosyal Güvenlik Destek Primine tabi olarak çalışanlar ile 2020 yılında kurulacak olan işyerleri hariç, 5510 sayılı Kanun’un 4/a maddesi kapsamında haklarında uzun vadeli sigorta kollarına tabi sigortalıları çalıştıran işverenlerin, 2020 yılında uygulanmak üzere, 2019 yılının aynı ayına ait Kuruma vermiş oldukları aylık prim ve hizmet belgelerinde  toplam prim ödeme gün sayısını geçmemek üzere, günlük 2,50 TL ile çarpımı sonucu bulunacak tutar, SGK’ya ödeyecekleri sigorta primlerinden mahsup edilecek ve bu tutar İşsizlik Sigorta Fonundan karşılanacaktır.

İşverenlerin bu destekten yararlanabilmeleri için, aylık prim ve hizmet belgelerini yasal süresi içinde Kuruma vermeleri ve geçmiş dönemlere ilişkin Kuruma herhangi bir borcunun bulunmaması veya taksite bağlanmış olması gerekmektedir.                                                                                 

Büklüm Sokak No: 9/4 Kavaklıdere- ANKARA

Tel: 0312- 4199369  Fax: 0312- 4199371

e-posta: ahmetagar@ahmetagar.com

Web : www.ahmetagar.com

ŞİRKET ORTAKLARININ KENDİ İŞYERİNDE 4/A KAPSAMINDA SİGORTALI OLMALARI HALİNDE EMEKLİ AYLIKLARI İPTAL EDİLECEKTİR.

ŞİRKET ORTAKLARININ KENDİ İŞYERİNDE 4/A KAPSAMINDA SİGORTALI

OLMALARI HALİNDE EMEKLİ AYLIKLARI İPTAL EDİLECEKTİR.

I – GİRİŞ :

Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu 25.12.2019 tarihli kararı ve 5510 sayılı Kanun’un 53. maddesi hükmüne göre, şirket ortakları ve 4/b ( Bağ-Kur) kapsamında sigortalı sayılanlar, kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinde, 4/a (SSK’lı) olarak bildirilemezler.

SGK tarafından yayımlanan 2019/9 sayılı genelgeye göre, ortağı olduğu işyerinden 4/a kapsamında sigortalı bildirildiği ya da sonradan ortak olduğu işyerinde 4/a kapsamındaki sigortalılığını devam ettirdiği tespit edilenlerin 4/a (SSK) kapsamındaki sigortalılıkları ve buna bağlı olarak emekli olanların emeklilikleri iptal edilmektedir.

Bu makalenin konusu, Ekim 2008 tarihinden önce kurulmuş anonim şirketlerin kurucu ortaklarından olup, 1479 sayılı mülga Bağ-Kur Kanunu’nun 24. maddesine göre Bağ-Kur’a kayıt ve tescillerini yaptıran ve halen bu şekilde (yani 4/b’li) olarak prim ödemeye devam eden anonim şirket kurucu ortakları ile şirketlerin ortakları ve yönetim kurulu üyelerinin, ileride herhangi bir hayal kırklığına uğramamaları için sigortalılık durumlarına açıklık getirmek olacaktır.

II- ANAYASA MAHKAMESİ’NİN ŞİRKET ORTAKLARI İLE İLGİLİ KARARI:

Anayasa Mahkemesi, 5510 sayılı Kanun’un 53. maddesine 5754 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle eklenen “ 4. maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sayılanlar, kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden dolayı, 4/a bendi kapsamında sigortalı bildirilemezler” biçimindeki fıkranın iptali ile ilgili talebi reddetmiştir.

Şirket ortağı olup, 4/b kapsamında çalışanlar 4/a kapsamında çalışmaya başladıklarında 4/a kapsamında sigortalı sayılırken; itiraz konusu kuralın, 4/b kapsamında sayılanların kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden dolayı 4/a kapsamında sigortalı bildirilememelerine sebep olması nedeniyle eşitlik ilkesine aykırı olduğu belirtilerek, ödenen emekli aylıkları ile sağlık giderlerinin borç çıkarılması işlemine karşı açılan dava ile ilgili olarak, Anayasa Mahkemesi, bu iddiayı reddederek, SGK tarafından yapılan bu uygulamanın kanuna aykırı olmadığına ilişkin verdiği kararda şöyle denmektedir:

5510 sayılı Kanun’un 53. maddesi, sigortalının 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statüleri ile (c) bendinde yer alan sigortalılık statüsüne aynı anda tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde ise aynı maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılır. Ancak, sigortalılık hallerinin çakışması nedeniyle Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalılığı esas alınanlar, yazılı talepte bulunmak ve Kanunun 82 nci maddesine göre belirlenen prime esas kazanç alt sınırı ve üst sınırına ilişkin hükümler saklı olmak kaydıyla, esas alınmayan sigortalılık statüsü kapsamında talep tarihinden itibaren prim ödeyebilirler. Bu şekilde ödenen primler; iş kazası ve meslek hastalığı sigortasından sağlanan haklar yönünden, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalılık statüsünde, kısa vadeli sigorta kollarından sağlanan diğer yardımlar ile uzun vadeli sigorta kollarından sağlanan yardımlar yönünden ise Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalılık statüsünde değerlendirilir. Bu fıkra hükümlerine göre ödeme talebinde bulunulduğu halde ait olduğu ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenmeyen primlerin ödenme hakkı düşer.

5510 sayılı Kanunu 4. maddesinin (b) bendi kapsamında sayılanlar, kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden dolayı, 4. maddenin (a) bendi kapsamında sigortalı bildirilemezler.

III- KENDİ NAM VE HESABINA ÇALIŞANLAR VE ŞİRKET ORTAKLARI:

1- 5510 Sayılı Kanun Gereğince Sigortalı Sayılanlar, Sayılmayanlar, Sigortalılığın Başlangıcı, Kuruma Bildirilmesi ve Sona Ermesi Hakkında Tebliğ’de getirilen bir düzenleme ile “ 01/10/2008 tarihinden önce 5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı oldukları halde, kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden, bu Kanunun 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendine tabi (SSK’lı ) olarak prim ödemesi olanların sigortalılıkları kesintiye uğrayıncaya kadar devam ettirilir.” Hükmü getirilmiştir. Ancak bunların sigortalılığı kesintiye uğradığı tarihten itibaren 5510 sayılı Kanun’un 4/b kapsamında (Bak-Kur) sigortalı olmaları zorunlu olacaktır.

2- Kendi şirketlerinde SSK’lı (4/a) olarak çalışamayacak olan anonim şirketlerin kurucu ortakları ve sermaye payına sahip yönetim kurulu üyeleri, kendilerine ait olmayan başka bir işyerinde veya şirkette, 5510 sayılı Kanunun 4/a kapsamında (SSK’lı) olarak çalışabilirler. Bu şekilde çalışmaya başladıkları tarihten itibaren, kendi şirketlerindeki Bağ-Kur’lu sigortalılığı askıya alınır. Ancak bu şekildeki sigortalılıkları kesintiye uğradığı taktirde, kendi şirketindeki statüsüne uygun olan Bağ-Kur sigortalılığı devreye girecektir.

3- Gerek 5510 sayılı Kanun’un 53. maddesi hükmüne ve gerekse, bu maddenin uygulamasına ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu karara göre, anonim şirketlerin kurucu ortakları ve sermaye payına sahip yönetim kurulu üyeleri ile Limitet Şirketlerin Tüm ortakları ve kendi nam ve hesabına çalışanların, kendilerine ait ve ortak oldukları işyerlerinde 4/a kapsamında (SSK’lı) olarak gösterilmeleri mümkün bulunmamaktadır.

Bu durumdaki kişilerin kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinde 4/a kapsamında sigortalı olduklarının tespiti halinde bu kapsamdaki sigortalılığı İPTAL edilmektedir. Bu tespitin emeklilik başvuru talebi sırasında yapılması halinde, emekliliği Hayal Olacaktır. Emekli olduktan sonra bu durumun tespit edilmesi halinde ise. Emekliliği İPTAL edilecek ve yapılmış olan tüm emekli aylıkları ile sağlık giderleri yersiz ödeme olarak geri tahsil edilecektir.

IV- AYNI ANDA SSK VE BAĞ-KUR KAPSAMINDA ÇALIŞANLARIN DURUMU:

1- Bir kişinin aynı anda hem SSK (4/a) ve hem de Bağ-Kur (4/b) kapsamına tabi olacak şekilde çalışması halinde, öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde ise aynı maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılır. Ancak, sigortalılık hallerinin çakışması nedeniyle Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalılığı esas alınanlar, yazılı talepte bulunmak ve Kanunun 82 nci maddesine göre belirlenen prime esas kazanç alt sınırı ve üst sınırına ilişkin hükümler saklı olmak kaydıyla, esas alınmayan sigortalılık statüsü kapsamında talep tarihinden itibaren prim ödeyebilirler.

2- 6111 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanun’un 53. maddesinde yapılan değişikliğe göre, 01.03.2011 tarihinden itibaren sigortalının, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerine aynı anda tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde öncelikle 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalılık statüsü geçerli sayılır. Yani SSK’lı olarak kabul edilir.

V- SONUÇ :

1- 01.10.2008 tarihinden önce 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı oldukları halde, kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden, Kanunun 4/a bendine tabi (SSK’lı ) olarak Kuruma bildirilmiş ve prim ödemesi olanların sigortalılıkları kesintiye uğrayıncaya kadar bu şekildeki çalışmalarını devam ettirebileceklerdir. Ancak bunların sigortalılığı kesintiye uğradığı tarihten itibaren 5510 sayılı Kanun’un 4/b kapsamında sigortalı olmaları zorunlu olacaktır

2- Gerek 5510 sayılı Kanun’un 53. maddesi hükmüne ve gerekse, Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararına göre, anonim şirketlerin kurucu ortakları ve sermaye payına sahip yönetim kurulu üyeleri ile Limitet Şirketlerin Tüm ortakları ve kendi nam ve hesabına bağımsız çalışanların, kendilerine ait ve ortak oldukları işyerlerinde 4/a kapsamında (SSK’lı) olarak gösterilmeleri mümkün olmadığı için, kendilerine ait işyerlerinde 4/a (SSK’lı) kapsamında sigortalı olarak bildirmemelerini, ileride emekliliğe başvuru sırasında herhangi bir hayal kırklığına uğramamaları için bu kapsamda boş yere prim ödememeleri gerektiğini ve bunun kendi aleyhlerine olacağını özellikle belirtmek isterim.

Ahmet Ağar

Sosyal Güvenlik Müşaviri

Büklüm Sok. No: 9/4 Kavaklıdere- ANKARA

Tel: 0312- 4199369-4199374 Fax : 0312- 4199371

E-Mail: ahmetagar@ahmetağar.com

www.ahmetagar.com

SGK ÇAĞRILARA BAŞLADI UYANDA YANACAK UYMAYAN DA YANACAK ?

SGK Stratejik eylem planında yer verilen ve bilhassa Eylül 2020 tarihine kadar tamamlanması gereken maddeler göre   ücretleri gerçek değerinden göstermeyen firmalar  ile ilgili eylem planda 3 önemli yaptırım ile ilgili çalışmalara hız verdi.

3 Aşamada yürürlüğe girecek tedbirler uygun planları yürütmeye başladı,

  1. Muhtasar beyan ve SGK bildirimlerinin birleştirilmesi.(Kaçak personel tespitleri, ve düşük gösterilen ücretler),
  2. Şubat 2020 tarihine kadar vergi idaresi ile tam entegrasyon ve takipler,
  3.  Eylül 2020 Tarihine kadar sisteme uymayan firmaların mükellefiyet kayıtlarının iptal edilmesi ve Cumhuriyet Savcılıklarına bildirim yapılarak 2 ile 5 ayıl arasında hapis cezaları istenmesi.
  4. Bu maddeleri dışında tedbir amaçlı 36 madde daha bulunmaktadır.

SGK ve Vergi İdaresi ve bankalar yatan ücret ödemeleri ile yapılan analizlerden elde edilen sonuçlara göre yapılan analizler sonucu düşük ücret beyan ve elden ödeme yapan firmalar yazı gönderilerek beyanlarını değiştirmeleri istenmektedir.  Aksi halde inceleme yapılacağı konularına yazılarında yer vermektedir.

1-    Yazının gereğini yapan firma riskleri; Yazıyı alan firmaları ciddi yaptırımlar beklemektedir.  Ücretlerde bu yazıyı esas alarak yükselttiği takdirde SGK 10 Yıl geriye girecek inceleme başlatarak SGK, İşsizlik, kayıtlarının düzeltilmesini talep edecektir. 10 yıllık geriye dönük verilen düzeltme beyanları nedeniyle alınan tüm teşvikler faizleri ile birlikte geri alınacaktır. Meslek Kodlarını bilerek doğru göstermedikleri için yeni kodlara göre yeni ücretler üzerinden ayrıca düzeltme beyanları istenecektir.

2-    Yazının gereğini yapmayanlar: SGK yazısına olumsuz cevap veren ücretlerin ve SGK kayıtlarının doğru olduğu konusunda israr eden firmalar ise bakanlık denetimine alınacaklar sonuç değişmiyor. Aynı cezalar ve sonuçlar onları da bekliyor.  Sadece gerçek ücret üzerinden doğru işlem yapan firmalar bu olumsuz durumdan etkilemeyecek.

Firmaları zaman zaman yazılarımız ile 2-3 yıldır uyarmamıza rağmen maliyetler nedeniyle sağlıklı yapı kurmak gerektiği konularında  uyarılara rağmen Sistem Kurmayan firmalar önünde zaman kalmadığı için yapacak fazla bir şeyleri olmayacak, yani 1-2 ayda ne kadar doğru toparlanmaları  ile kısmen kurtuluşlar yaşayacaklardır.

 Elden ücret ödeyen firmalar, gider pusulası ile iş yaptıran firmalar 23 Şubat 2020 tarihine kadar verecekleri beyanlar nedeniyle SGK ve vergi idaresi kıskacına uğramaları kaçınılmazdır. Kendi ayağına kurşun sıkmak zorunda kalacaklardır.

Bir anda yüksek miktarda SGK ve Vergiye esas Matrahlardaki artış SGK ve Vergi idaresinin beklentilerini karşılayacak ancak düzensizliği alışmış firmalar ise yapılacak ek tahakkuklar, her ay için kesilecek İdari Para Cezaları, Vergilerin ödeme imkanı olmadığı için 30. Eylülde işveren kayıtlarının silinmesi ile şirketlerini kapatmak zorunda kalacaklardır.

Bütün bu aşamalardan sonra kayıt dışı işçi çalıştıran ve elden ücret ödeme neden ile ve SGK kaçakları nedeniyle Cumhuriyet Savcılıklarına gitmek ve belki de hapis yatmak zorunda kalacaklar,

Firmalar ne yapmalı: Firmalar çok vakit kalmasa da tedbir alarak bazı riskleri ortadan kaldırma imkanı elde edebilirler. Risklerini öğrenmek ve tedbir almak için ciddi çalışmalar yapmalarına gerek bulunmaktadır.  Denetim ve analiz çalışmaları yaptırarak  sağlıklı yapıya kavuşma imkanlarını yakalamak için hızlı hareket etmelerinde fayda bulunmaktadır.

Şakir Gülsever

İK Yönetim Danışmanı

İş ve Sosyal Güvenlik Danışmanı,

SMMM-Eğitmen

2020 YILINDA İNSAN KAYNAKLARINI NELER BEKLİYOR?

Şirketler; bugüne kadar yapılanma  maliyetleri nedeniyle İnsan Kaynakları konusunda yatırım yapmadıkları gibi  iş yerlerini kendi bildikleri usuller ile yönetmeye çalıştıkları gözlenmektedir.

 

2020 Yılına kadar muhasebe birimleri ile personel ilişkilerini yürüten şirketler dava açılınca Hukuk birimleri ve Avukatlar ile sorunlarını çözmeye çalışmaktadır. 2020 Yılında bu çalışma şeklini devam ettirmeye çalışan şirketleri önemli zorluklar beklemektedir.

Şirketleri yapılanmaya ve tedbir almaya yönelik çalışmaları Ocak 2020 ayından itibaren başlatmak için kaynak ayırmaları zorunlu hale gelmiştir. Bunun durumun nedeni 2020 yılının başından itibaren şirketler yapılanmadıkları takdirde önemli para cezaları ile karşılaşmaları kaçınılmaz hale gelecek,alınan teşvikleri faizleri ile birlikte iade etmek zorunda kalacaklardır.

İnsan Kaynaklarını Hangi Sorunlar Bekliyor:

1) SGK firmalara yazı göndererek düşük ücret gösteren firmaları ücretleri doğru beyan etmeleri için uyarmaya başladı. 1 Aralık 2019 tarihinden itibaren yazılar gönderilmeye başlandı,

2) Muhtasar beyanname ve prim hizmet belgeleri 01.01.2020 tarihinden sonra birleştirme işlemleri başladı,

3)  28.02.2020 Tarihine kadar SGK ve Vergi İdaresi tam entegrasyona geçerek VERGİ ve Prime tabi kazançları kontrol edecek.

4) 30.09.2020 Tarihine kadar bordrolarını gerçek duruma geçirmeyen firmalar için ciddi denetimler ve işverenlerin Cumhuriyet savcılıklarına sevk edilmeye başlanacak,

5) 30.09.2020 Tarihine kadar düşük ücret ve elden ücret ödeyenlerin kuralları dinlemedikleri vergi ve SGK kaçaklarına neden oldukları için  firmaların mükellefiyet numaraları iptal edilecek.

6)    Kıdem ve Zorunlu BES yasası değişikliklerinin getireceği değişiklikleri ve yenilikler firmaları maliyetler yönünden zorlayacak,

7)   Kimlik Verileri Koruma Kanunu ile ilgili yapılacak çalışmalar.( 30.06.2020 Tarihine ertelendi)

8)    Meslek Kodlarının yanlışlıklarının düzeltilme süreçleri,

Tüm bu değişiklikler ve zorunluluklar nedeniyle firmaların İnsan Kaynakları Süreçlerini yapılandırılması çok önemli hale geliyor. Zamanın çok kısa olması ve tedbirlerin yoğunluğu firmaları önemli ölçüde etkileyecek.

İşletmelerin bu zorlu dönemdeki sorunlarını çözmeleri bu süreçlerin yan etkenleri ortadan kaldırmak ve zarar görmemeleri için DENETİM Çalışmaları yaptırmak ve ortaya çıkacak sorunları çözmek için İnsan Kaynakları süreçlerini yapılandırarak riskleri ortadan kaldırmaları ile kendilerini koruma altına almaları kaçınılmaz hale gelmektedir.

İnsan Kaynakları Fonksiyonlarına göre şirketler organizasyon ve görev tanımlarından başlayarak, işe alım, kariyer planları, ücret yönetimi, performans sistemi ile çalışan ilişkilerine yön vermeleri oldukça önemlidir.

Bilhassa personel ücretleri konusunda yapılacak çalışmalara ile personel ücret dengeleri kurulması,elden ücret ödeme sisteminin kaldırılması,meslek kodlarının organizasyon esas alınarak verilmemesi halinde ciddi  sorunların yaşanmaması kaçınılmazdır.

Genel Müdüre Elektrik mühendisi kodu verilmesi nedeniyle eksik beyan edilen SGK ve Vergi matrahları arasındaki ciddi ücret farklılıkları için firmalar incelemeye alınmaya  başlandı, Bu durumda olan firmalar için 10 yıl geriye dönük bordroların yapılması, SGK ve Vergi cezaları,İdari para cezaları hesaplanması ile faizleri ile birlikte   alınan teşvik bedellerinin geri alınması firmalar için oldukça önemli maliyetlere neden  olacaktır.

Davet ve düzeltme yazıları alan firmaların alınan yazıların  gereğini yapacak çalışmalara tedbir almadan başlanması  da ayrı bir sorun oluşturacaktır.  Firmalar geçmişte bilerek veya bilmeden yaptıkları bu hatalı işlemler nedeniyle bilinçli olarak riskleri önleyici tedbir almadıkları takdirde 2020 yılı sonu olmadan hem mükellefiyetlerinin silinme durumu ortaya çıkacak ve hem de Cumhuriyet Savcılıklarına hapis istemiyle sevk edileceklerdir.

39 Eylem planından 3-4 planda geçen bu tedbirler ve diğer tedbirler için SGK tarafından yayınlanan Stratejik eylem planının şirketlerin okumalarını tesviye ederim. İlk planda ücretlerin mukayesesi için Kasım  2019 ve önceki aylarda incelemesi biten firmaların ücretlerin  düşük gösterilmesi nedeniyle   düşük ücretlerin gerçeği yansıtacak şekilde  düzeltilmesi için Aralık 2019 ayı içerisinde firmalara yazılar gönderilmesi ile fiilen çalışmalar başlamıştır.

SGK tarafından yazı gelmeden sağlıklı çözümler geliştirmek ve incelemeden sorunsuz çıkmak için tüm firmaların İnsan Kaynakları ve personel ücretleri konusunda çalışmaları bazı sorunlardan kurtulmalarını sağlayacaktır.

Saygılarımla,

Şakir Gülsever

İnsan Kaynakları Yönetim Danışmanı

İş ve Sosyal Güvenlik Danışmanı

SMMM-Eğitmen

Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerin ve YMM’lerin Başka Bir İşyerinde Hizmet Akdi İle Çalışma Yasağı Kaldırılmalıdır

Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerin ve YMM’lerin Başka Bir İşyerinde Hizmet Akdi İle Çalışma Yasağı Kaldırılmalıdır

Ahmet AĞAR

Sosyal Güvenlik Müşaviri

I- Giriş:

Bilindiği gibi, 3568 sayılı Kanun’un 45. maddesine göre; Serbest muhasebeci mali müşavirler ve yeminli mali müşavirler, aynı zamanda bir başka işyerinde hizmet akdi ile sigortalı olarak çalışamazlar, ticari faaliyette bulunamazlar.

Bu makalenin konusu, Serbest muhasebeci mali müşavirler ve yeminli mali müşavirler için telafisi güç ve imkânsız olan maddi zarara yol açmanın yanında, insan haklarına ve evrensel hukuk ilkelerine tamamen aykırı bulunan “Başka Bir İşyerinde Çalışma Yasağı”nın kaldırılması gerektiği ile ilgili açıklamalar olacaktır.

II- Meslek Mensuplarının Başka Bir İşte Çalışma Yasağı İle İlgili Mevzuat:

3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanun’un 45 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Serbest muhasebeci mali müşavirler bu unvanlarla, yeminli mali müşavirler ise bu unvan ve tasdik yetkisiyle; 2.maddede yazılı işlerin yürütülmesi amacıyla gerçek ve tüzelkişilere tabi ve onların işyerlerine bağlı olarak hizmet akdi ile çalışamazlar, ticari faaliyette bulunamazlar, meslekle ve meslek onuru ile bağdaşmayan işlerle uğraşamazlar.” hükmüne yer verilmiştir.

03.01.1990 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavirlerin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin “Hizmet akdi ve çalışamama” başlıklı 44. maddesinde “Serbest muhasebeci mali müşavirler ve yeminli mali müşavirler gerçek ve tüzel kişilere tabi ve onların işyerlerine bağlı olarak hizmet akdi ile çalışamazlar.” şeklinde düzenleme yapılmıştır.

Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Birliği (TÜRMOB) tarafından yayımlanan 2011/1 sayılı Genelgede, 6111 sayılı Kanun’un 33.maddesi ile 5510 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişikliğe (sigortalılık statülerinin aynı kişi üzerinde birleşmesi halinde, özellikle 4/a sigortalı ve 4/b Bağ – Kur’lu statülerinin çatışmasında önceliğin 4/a sigortalı statüsüne tanınacağı yönündeki değişiklik) atıf yapıldıktan sonra;

3568 sayılı Kanunun 2 nci, 45 inci maddeleri hükümleri ile Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavirlerin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik maddeleri uyarınca, 3568 sayılı yasa uyarınca ruhsat alarak bağımsız büro faaliyetinde bulunan yahut mesleki şirketlerde imza yetkili olan meslek mensuplarının aynı zamanda bir işverene bağlı olarak çalışmaları mümkün değildir.

Açıklanan nedenlerle, bağımsız büro faaliyetinde bulunan yahut mesleki şirketlerde imza yetkili olan meslek mensuplarının aynı zamanda bir başka işyerinde 5510 sayılı Yasa’nın 4.maddesinin (a) bendi kapsamında çalışmasına olanak bulunmamaktadır.” düzenlemesini getirmiştir.

III- Özel Kanunla Meslek Mensuplarına Getirilen Bu Yasak,
Genel Çalışma Hayatına Ait 5510 Sayılı Kanuna Aykırıdır:

Genel çalışma hayatını düzenleyen 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun, meslek unvanı üzerinde durmaksızın, başka kanunlarda yer alan istisnai düzenlemeleri dikkate almaksızın bir veya birkaç işveren tarafından hizmet akdi ile çalıştırılan herkesi zorunlu sigortalı (4/a statüsünde) olarak nitelendirmiştir. Meslek mensupları örneğinde olduğu gibi, vergi mükellefiyeti nedeniyle 5510 sayılı Kanun’un 4/b kapsamında zorunlu sigortalı olup da aynı zamanda da hizmet akdiyle çalışanların keza (4/a statüsü) sigortalılık hizmetlerin çakışmasında, 6111 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanunun 53. maddesinde yapılan değişiklikle ortaya konulmuştur. Söz konusu 53. maddeye göre 4/b statüsünde bulunan bir sigortalının bir başka işyerinde ya da aynı işyerinde hizmet akdiyle çalışmaya başlaması halinde sigortalılık statüsü, önceden başlayan sigortalılığa üstünlük tanımak yerine, 4/a statündeki sigortalılık hali esas alınacaktır.

Sosyal güvenlik mevzuatı düzenlemesiyle sınırlı değerlendirildiğinde, bağımsız büro faaliyetinde bulunan yahut mesleki şirketlerde imza yetkili olan meslek mensuplarının 6111 sayılı Kanunla değiştirilen 5510 sayılı Kanun 53 üncü maddesi ile aynı Kanunun 3 üncü, 4 üncü ve 92 nci maddeleri gereği “4/a” statüsünde sigortalı sayılmalarına mani bir düzenleme bulunmamaktadır. Kaldı ki, 5510 sayılı Kanun’un “sigortalı sayılmayanlar” başlıklı 6. maddesinde yer alan kapsam dışı kişiler arasında “meslek mensupları” yer almamaktadır.

Ancak, 3568 sayılı Kanun’un “Yasaklar” başlıklı 45. maddesinin birinci fıkrasında “Serbest muhasebeci mali müşavirler bu unvanlarla, yeminli mali müşavirler ise bu unvan ve tasdik yetkisiyle; 2. maddede yazılı işlerin yürütülmesi amacıyla gerçek ve tüzel kişilere tabi ve onların işyerlerine bağlı olarak hizmet akdi ile çalışamazlar, ticari faaliyette bulunamazlar, meslek ve meslek onuru ile bağdaşmayan işlerle uğraşamazlar.” Denilmektedir.

Kanun’un bu düzenlemesine göre, 3568 sayılı Kanun ile meslek mensuplarının hizmet akdine dayalı olarak, bağımlı biçimde ve 5510 sayılı Kanunun 4/a (Sigortalı) çalışamayacaklarına ilişkin kısıtlama sadece “serbest muhasebeci mali müşavir unvanı” ile sınırlandırılmıştır.

Bağımsız büro faaliyetinde bulunan ruhsat sahibi bir serbest muhasebeci mali müşavirin veya yeminli mali müşavirin ”bu unvan ve sıfatından ayrı olarak” örneğin şirketin finanstan sorumlu genel müdürü, genel müdür yardımcısı, mali işler koordinatörü gibi unvanlarla 5510 sayılı Kanun’un 4/a statüsünde bağımlı çalışmasının önünde yasal hiçbir engel bulunmadığı gibi, bu şekilde hizmet akdiyle çalışan bir kişi zorunlu olarak 4/a kapsamında sigortalı sayılacaktır.

Bilindiği gibi, 5510 sayılı Kanunun 4. maddesine göre, bir kişinin birden fazla işyerinde çalışması mümkündür.

 

 

IV- Meslek Mensuplarının Başka Bir İşyerinde Çalışma Yasağı
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına Aykırıdır:

Anayasamızın Çalışma ve sözleşme hürriyeti başlıklı 48.maddesi “ Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir..” hükmüne amirdir. Maddenin açıklamasından da anlaşılacağı üzere, çalışma hakkı herkes için Anayasal bir haktır. Bu hakkın özel bir kanunla ve yönetmeliklerle engellenmesi olamaz, olmamalıdır.

Meslek mensuplarının çok önemli sorunlarının yanında bir de başka bir İşte çalışamamasının sorunu vardır. Avukatlar, doktorlar, mimarlar, mühendisler ve Şirket ortakları başka bir işyerinde 4/a kapsamında sigortalı olarak çalışırken Mali Müşavirlerin ve YMM’lerin çalışamamaları, eşitlik ilkesine, evrensel hukuk normlarına ve insan haklarına tamamen aykırıdır.

V- Başka Bir İşyerinde Çalışan Meslek Mensuplarına Verilen Disiplin Cezaları Geçersizdir:

Yukarıda açıklandığı gibi 3568 sayılı Kanunun 45. maddesine göre meslek mensupları bu unvan ve tasdik yetkileri ile çalışamazlar.

Nitekim, T.C Ankara 9. İdare Mahkemesi 2013/1385 Esas no ve 2015/504 sayılı Kararında; “Bakılan uyuşmazlıkta; her ne kadar davacının 24.09.2001 – 30.09.2011 tarihleri arasında bir işverene hizmet akdiyle bağlı ve SSK’lı olarak çalıştığı ve meslek ruhsatını alarak çalışanlar listesine kaydolduktan sonra da hizmet akdi ile çalışmaya devam ettiği hususları sabit ise de, dava konusu işlemin dayanağını teşkil eden yukarıda açıklanan kanun ve yönetmelik hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, serbest muhasebeci mali müşavirlerin bu unvan ve tasdik yetkilerine ilişkin olarak gerçek ve tüzel kişilere tabi hizmet akdiyle çalışmalarının yasaklandığı, bir başka anlatımla, serbest muhasebeci mali müşavir unvanını kullanmadan bir başka gerçek veya tüzel kişiye tabi olarak hizmet akdiyle çalışmasının önünde yasal yönden bir engel bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.” denilerek TÜRMOB Disiplin Kurulu’nca verilen cezayı iptal etmiştir.

VI- Sonuç:

Tüm vergilerin tahakkuk ve bildirimlerini, SGK’nın tüm sigorta primlerinin bildirimlerini yapan serbest muhasebeci ve mali müşavirler, ikinci sınıf vatandaş muamelesine tabi tutulamazlar. SMMM ve YMM’lerin Ülkemize ve özellikle vergi ve sigorta primlerinin tahakkuk ve tahsilatı için yaptıkları mesleki faaliyetlerinden dolayı taltif ve takdir edilmeleri ve yeşil pasaport verilmesi gerekenlerin başında gelmektedirler.

Çalışmak herkes için Anayasal bir hak olması nedeniyle, SMMM ve YMM’ler için özel olarak çıkarılan ve Anayasamıza aykırı olan 3568 sayılı Kanun ile meslek mensuplarının başka bir işyerinde 4/a kapsamında sigortalı olarak çalışmalarının önündeki bu yasal engelin mutlaka kaldırılması gerekmektedir. Meslek mensupları için çok önemli olan bu sorunun biran önce halledilmesi için TÜRMOB Yönetimi tarafından gerekli çalışmaların yapılacağına inanıyorum.

Büklüm Sok. No: 9/4 Kavaklıdere- ANKARA

Tel: 0312- 4199369-4199374 Fax : 0312- 4199371

e-posta : ahmetagar@ahmetagar.com