Toplu İşçi Çıkarma Hangi Durumlarda Mümkün Olur?

Toplu İşçi Çıkarma Hangi Durumlarda Mümkün Olur?

Ahmet Ağar
Sosyal Güvenlik Müşaviri
I- Giriş:

Bilindiği gibi, Pandemi Salgını nedeniyle bütün işyerlerinde, işverenlerin işçileri işten çıkarma yasağının, 30 Haziran 2021 tarihinde sona ereceğinden, bazı işverenlerin bir kısım işçilerini işten çıkarmayı düşündükleri bilinmekte ve beklenmektedir.

İşyerinde toplu işçi çıkarma, 4857 sayılı İş Kanunu’na göre belirlenmiş olan bazı durumların meydana çıkmış olması ile ancak mümkün olabilmektedir. Kanunda belirtilmiş olan şartların oluşmadığı durumlarda işyerinde toplu işçi çıkaran işverene, idari para cezası uygulanacaktır.

Toplu işten çıkarma, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 29. maddesinde detaylı bir şekilde düzenlenmiştir. Belirtilen bu şartların ortaya çıkması ve mevcudiyeti durumunda ancak toplu işçi çıkarılabilir. Kanunda belirtilen şartların mevcut olmadığı bir işyerinde toplu işçi çıkarılması kanuna aykırı olacaktır. İş Hukukunda belirlenmiş olan toplu işçi çıkarma şartlarının neler olduğu ve yasal prosedürün ne şekilde olduğu, bu makalenin konusu olacaktır.

II- Toplu İşçi Çıkarma Ne Demektir:

İşverenin toplu bir şekilde ve bir aylık süre içinde aynı tarihte veya farklı tarihlerde çok sayıda işçisini gruplar halinde iş sözleşmesini fesih etmesi, İş Kanun’unda “Toplu İşçi Çıkarma” olarak tanımlanmıştır.

III- Toplu işçi Çıkarabilmenin Şartları ve Yapılması Gerekenler:

1- 4857 sayılı İş Kanunu’nun 29. maddesine göre, bir işten çıkarmanın, toplu işçi çıkarma olarak kabul edilebilmesi için bir arada bulunması gereken bazı şartlar öngörülmektedir. Kanunda belirlenmiş olan bu düzenlemelere göre, bir işyerinde toplu işçi çıkarmak için işveren, ekonomik, teknolojik, yapısal ve benzeri işletme, işyeri veya işin gerekleri sonucu toplu işçi çıkarmak istediğinde, bunu en az 30 gün önceden bir yazı ile bu işyerinde yetkili sendika varsa işyeri sendika temsilcisine ve Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü’nün ilgili il müdürlüğüne bildirmesi gerekir.

2- İşverenin söz konusu yazılı bildiriminde işçi çıkarmanın nedenleri, bundan etkilenecek işçi sayısı ve gruplar ile işe son verme işlemlerinin hangi tarihlerde gerçekleştireceğini ve iş sözleşmesini fesih ederek işten çıkaracağı işçilerin ad ve soyadları ile T.C. Kimlik numaralarına ilişkin bilgilerin bulunması zorunludur.

3- İşyerinin bütünüyle kapatılarak kesin ve devamlı suretle faaliyete son verilmesi halinde, işveren sadece durumu en az otuz gün önceden Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü’nün ilgili il müdürlüğüne bildirmek ve işyerinde ilan etmekle yükümlüdür.

4- İşveren toplu işçi çıkarmanın kesinleşmesinden itibaren altı ay içinde aynı nitelikteki iş için yeniden işçi almak istediği takdirde nitelikleri uygun olanları tercihen işe alması gerekir.

Mevsim ve kampanya işlerinde çalışan işçilerin işten çıkarılmaları hakkında, işten çıkarma bu işlerin niteliğine bağlı olarak yapılıyorsa, toplu işçi çıkarmaya ilişkin hükümler uygulanmaz.

IV- İş Sözleşmesi Feshedilecek İşçilere Bildirim Yapılması ve Süresi:

Toplu işçi çıkarma, yukarıda belirtilen bildirimlerin yanı sıra, İş Kanun’un 17. maddesi hükmü uyarınca, işveren, iş sözleşmesi feshedilecek olan her bir işçiye de ayrıca bildirimde bulunmakla yükümlüdür. Bu fesih bildirimi, her bir işçiye uygulanacak olan ihbar süresine uygun olarak yapılmalıdır. Burada dikkat edilmesi gereken husus, işçilere yapılacak olan fesih bildirimlerinin, Türkiye İş Kurumu’nun ilgili il müdürlüğüne yapılacak olan bildirimden 30 gün sonra geçerli olmasıdır. Bu nedenle, işçilere, fesih için tanınan ihbar süreleri ancak söz konusu 30 günlük sürenin dolmasıyla sona erecektir. Otuz günün dolmasıyla birlikte işveren, işçiye verilen ihbar süresinin dolmasını bekleyebilir, ya da işçinin ihbar ve tazminatını ödeyerek iş sözleşmesini feshedebilir.

V- İşyerinde Kaç İşçinin Çıkarılması Toplu İşçi Çıkarma Sayılır:

Bir işyerinde çalışan işçi sayısı:

a) 20 ile 100 işçi arasında ise, en az 10 işçinin,
b) 101 ile 300 işçi arasında ise, en az yüzde 10 oranında işçinin,
c) 301 ve daha fazla ise,
en az 30 işçinin,

Hizmet akdinin fesih edilerek işine son verilmesi Toplu İşçi Çıkarma sayılır.

Yukarıdaki tablodan da görüleceği gibi, bir işyerinde işten çıkarmaların Toplu İşçi Çıkarma olarak sayılması için en az 10 işçinin bir ay içinde işten çıkarılmış olması gerekir.

Yukarıda belirtilen çalışan işçi sayısı ile iş sözleşmesi feshedilen işçi sayılarının tespitinde; işverenin Türkiye genelindeki tüm işyerlerindeki işçi sayılarının toplamı değil, toplu işçi çıkarılan işyerinde çalışan işçi sayılarının toplamı değerlendirilecektir.

VI- Toplu İşçi Çıkarma İle İlgili Hükümlere Uymayan İşverene İdari Para Cezası:

Toplu işçi çıkarma ile ilgili olarak, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 29. maddesinde belirtilen hükümlere aykırı şekilde işçi çıkaran işveren veya işveren vekiline, işten çıkarılan her işçi için Kanunun 100. maddesi gereğince, 2021 yılında 1.145,00 TL idari para cezası uygulanacaktır.

VII- Sonuç:

Yukarıda da açıklandığı gibi, bir işten çıkarmanın, “Toplu İşçi Çıkarma” olarak değerlendirilebilmesi için, 4857 sayılı Kanun’un 29. maddesinde belirtilen ekonomik, teknolojik, yapısal ve benzeri işletme, işyeri veya işin gereği olarak, toplu işçi çıkarmak zorunda kalınmış olduğu şartlarının oluşmuş olması ve bu nedenle toplu işçi çıkarmak istediğini en az 30 gün önceden bir yazı ile bu işyerinde yetkili sendika varsa işyeri sendika temsilcisine ve Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü’nün ilgili il müdürlüğüne bildirilmesi gerekir.

Kanunun 29. maddesine aykırı olarak işten çıkarılan her bir işçi için 1.145,00 TL idari para cezası uygulanacaktır. Ayrıca, bu cezanın ödenmesi, toplu işçi çıkarmayı kanuna uygun hale getirmeyecektir. Kanunda belirtilen şartlara aykırı olarak iş sözleşmeleri feshedilen işçiler, feshin geçersizliği ve işe iade davasını açabileceklerdir.

Tek temennim, Ülkemizde kimsenin toplu işçi çıkarmak zorunda kalmamasıdır.

Büklüm Sokak No: 9/4 Kavaklıdere- ANKARA
Tel: 0312- 4199369  Fax: 0312- 4199371
e-posta: ahmetagar@ahmetagar.com
Web : www.ahmetagar.com

Kısa Çalışma Ve Ücretsiz İzin Süreleri İşçinin Kıdem ve Yıllık İzin Hesabında Dikkate Alınması Gerekir.

Kısa Çalışma Ve Ücretsiz İzin Süreleri İşçinin Kıdem ve Yıllık İzin Hesabında Dikkate Alınması Gerekir.

Ahmet AĞAR
Sosyal Güvenlik Müşaviri
I- GİRİŞ:

Bilindiği gibi, ilk defa hayatımıza giren Koronavirüs (Covid 19) salgını nedeniyle 26 Mart tarihinden itibaren  birçok işyerlerinde uygulanmaya başlanan Kısa Çalışma ve Kısa Çalışma Ödeneği 31 Mart 2021 tarihinde, işverenin işçiyi işten çıkarma yasağı ise 17 Mayıs 2021 tarihinde sona erecektir.

Bu duruma göre, kısa çalışma yapılan işyerlerinde 01 Nisan 2021 tarihinden itibaren normal çalışma düzenine geçilecek olan bütün işyerlerinde, işten çıkarma yasağının sona ereceği 17 Mayıs 2021 tarihinden sonra işverenleri tarafından işten çıkarılacak olan işçilerin, ücretsiz izinde bulundukları sürelerin 4857 sayılı İş Kanunu’na göre kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin hesabında çalışılmış gibi kabul edilerek dikkate alınıp alınmayacağı ve uygulamanın nasıl olacağı, bu makalenin konusu olacaktır. 

II- Kısa Çalışma ve Ücretsiz İzinde Geçen Sürelerin İşçinin Kıdemine Sayılması.

Bütün dünyada olduğu gibi Ülkemizi de gerek sağlık ve gerekse ekonomik açıdan son derece olumsuz etkileyen Koronavirüs Salgını nedeniyle, Cumhurbaşkanı’nın muhtelif tarih ve kararlarına göre uygulanan kısa çalışma ve ücretsiz izin sürelerinin, işçinin kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin sürelerinin hesabında çalışmış gibi hizmetine sayılıp sayılmayacağı ile ilgili kesin ve anlaşılır şekilde herhangi bir yasal düzenleme bulunmadığından, tartışma konusu olmakta ve bu konuda çok değişik görüş ve yorumlar yapılmaktadır.

1-Türkiye’de kısa çalışma uygulaması ilk defa 2003 yılında yürürlüğe giren 4857 sayılı İş Kanunu ile başlamış, daha sonra 15.05.2008 tarihinde yapılan bir düzenleme ile kısa çalışma uygulaması, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’na aktarılarak devam edilmiştir.

4857 sayılı Kanun’un, Yıllık İzin Bakımından Çalışmış Gibi Sayılan Haller başlıklı 55. maddenin (j) bendine göre işverenler tarafından verilen diğer izinler ile kısa çalışma sürelerinin yıllık izine hak kazanmak için gerekli kıdemin hesabında dikkate alınacağı belirtilmiştir. Kanun’un bu maddesine göre, kısa çalışma süresi, yıllık izne hak kazanmak için gerekli sürenin hesabında dikkate alınacaktır.

III- Kıdem ve İhbar Tazminatının Hesabında Ücretsiz İzin Süreleri Nasıl Hesaplanır?

Kıdem tazminatı ile ilgili 1475 sayılı Kanunu’nun 14. Maddesine göre işçinin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler, göz önüne alınarak hesaplanacağı, işyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanacağı hüküm altına alınmıştır.

4857 sayılı İş Kanunu’nun buna ilişkin düzenlemesine göre, kıdem süresinin başlangıcı, işçinin fiilen işe başlama tarihidir. Kıdem süresinin hesabında tam yıl esas alınmıştır. Buna göre, işçinin işe başlamasından itibaren işyerinde geçireceği her tam yıl, başka bir deyişle iş sözleşmesinin devam ettiği süre, fiilen çalışmış olup olmadığına bakılmaksızın işçinin kıdeminden sayılarak, kıdem tazminatı ödenmesinde dikkate alınacaktır. Bu nedenle iş sözleşmesinin devamı süresince işçinin fiilen çalıştığı sürelere istirahatlı veya izinli olarak geçirdiği süreler de kıdem sürelerine dâhil edilir. Kıdem süresinin sonu ise, bildirim sürelerine uyulmaksızın yapılan fesihlerde bildirimin karşı tarafa ulaştığı tarihtir.

Kıdem ve ihbar tazminatının hesabında dikkate alınması gereken sürelerle ilgili olarak, Yargıtay’ın birçok kararında hüküm altına alındığı gibi, iş sözleşmesinin devamı süresince işçinin fiilen çalıştığı sürelerle kanunen çalışma süresinden sayılan hallerin varsa deneme süresinin, münavebeli (ara verilen) işlerde ise ara verilen sürelerin, belirsiz süreli iş sözleşmesinin işverence haksız fesih hallerinde bildirim sürelerinin, hafta tatili, genel tatil günleri, yıllık ücretli izin süreleri, hastalık ve ücretli izin gibi durumlara ilişkin sürelerin de kıdem süresinin hesabında dikkate alınması gerekir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin bir kararında, “Günde yarım ücret ödeneceği belirtilerek izne çıkartılan işçilerin, bu izin sürelerinin de kıdemlerine yansıtılması gerektiği” belirtilmiştir.

IV-Pandemi Salgını Nedeniyle Ücretsiz İzin Süresinin Kıdem Süresine Dahil Edilmesi
İçin Özel Bir Düzenleme Yapılması Yararlı Olacaktır.

Yukarıda açıklanan kanun ve Yargıtay kararlarındaki hükümlere bakıldığında, ücretsiz izin sürelerinin işçinin kıdem, ihbar ve yıllık ücretli izin sürelerinin hesabında dikkate alınması gerektiğine inanıyorum. Ancak, pandemi salgını nedeniyle Türkiye’de ilk defa bu kadar uzun süreli uygulanan ücretsiz izin sürelerinin, işçinin kıdem, ihbar ve yıllık ücretli izin sürelerinin hesabında dikkate alınacağına dair kanunda ve yönetmelikte kesin bir ifade bulunmamaktadır. Bununla ilgili olarak yasal bir düzenlemenin yapılması, ileride bu konuda çıkması muhtemel ihtilafları önleyecektir.

V- Sonuç Ve Önerilerim:

1-Bilindiği gibi, Pandemi Salgını nedeniyle işverenin işçiyi işten çıkarma yasağı, 17 Mayıs 2021 tarihinden itibaren sona erecektir.

Bütün dünyada olduğu gibi Ülkemizi de gerek sağlık ve gerekse ekonomik açıdan son derece olumsuz etkileyen Koronavirüs Salgını nedeniyle ekonomik sıkıntıya düştüklerinden dolayı işyerindeki faaliyetine geçici bir süre için ara vermek ve işçilerini ücretsiz izine ayırmak zorunda kalan bir çok işveren, işten çıkarma yasağının kalması ile birlikte bir kısım işçisini işten çıkarmaya başlayacaktır. Bu durumda işçinin kıdem, ihbar ve yıllık ücretli izin sürelerinin hesaplamalarında ihtilaf ve şikayetler ortaya çıkacağı ve bunların büyük bir ihtimalle dava konusu yapılacağı kesin gibi görünmektedir.

2- Yine bilindiği gibi, gerek kısa çalışma yapılan dönemlerde ve gerekse ücretsiz izin süresince işçilerin sigorta primleri ödenmemiş olduğundan, bu süreler işçinin emeklilik hizmet sürelerinde sayılmayacak ve hizmet gününe dâhil edilmeyerek işçiler mağdur edilmiş olacaktır.

Kıdem tazminatının hesaplamasında İşçi ile işverenler arasında çıkması muhtemel ihtilafların önlenmesi ve ayrıca, işçilerin kısa çalışma süreleri ile ücretsiz izin sürelerinde ödenmemiş sigorta primlerinin ödenmesi için BORÇLANMA imkanı ile kıdem, ihbar ve yıllık ücretli izin sürelerinde çalışılmış gibi sayılması için bir yasal düzenlemenin yapılmasında büyük bir yarar olacağını belirtiyor, bu vesileyle tüm Ülkemizin bu Koronavirüsten olabildiğince en az zararla ve kısa bir süre içinde ve sağlıklı bir şekilde kurtulmasını diliyorum.

Büklüm Sokak No: 9/4 Kavaklıdere- ANKARA
Tel: 0312- 4199369  Fax: 0312- 4199371
e-posta: ahmetagar@ahmetagar.com
Web : www.ahmetagar.com

İŞVEREN TARAFINDAN ÜCRETSİZ İZNE AYIRANLARA ÖDENEN NAKİT           ÜCRET DESTEĞİ  İLE BAĞ-KUR, İSTEĞE BAĞLI VE ZORUNLU GSS

İŞVEREN TARAFINDAN ÜCRETSİZ İZNE AYIRANLARA ÖDENEN NAKİT           ÜCRET DESTEĞİ  İLE BAĞ-KUR, İSTEĞE BAĞLI VE ZORUNLU GSS

PRİM ORANLARI ARTMIŞTIR.

 

Ahmet Ağar
Sosyal Güvenlik Müşaviri

I- GİRİŞ:                                                              

Bilindiği üzere, Koronavirüs Salgını nedeniyle veya başka nedenlerle ekonomik sıkıntıya düşen bazı işyeri ve işverenleri, işyerinde çalışan bir kısım işçileri ücretsiz izne göndermektedir. Ücretsiz izne gönderilen işçilerden kısa çalışma ödeneğinden yararlanamayan işçilere, yapılan günlük 39,24 TL nakit ücret desteği, ile Bağ-Kur, İsteğe Bağlı ve Zorunlu Genel Sağlık Sigortalılarının ödeyecekleri prim oranları, 01.01.2021 tarihinden itibaren uygulanacak olan asgari ücret baz alınacağından artmış bulunmaktadır.

Bu makalenin konusu, İşveren tarafından ücretsiz izne gönderilen ve kısa çalışma ödeneğinden yararlanamayan işçilere ödenecek olan Nakit Ücret Destek Miktarı ile Bağ-Kur, İsteğe Bağlı ve Zorunlu Genel Sağlık Sigortalılarının 01.01.2021 tarihinden itibaren ödemeleri gereken sigorta prim miktarlarının ne kadar olacağı ile ilgili açıklamalar olacaktır.

            II- İşveren Tarafından Ücretsiz İzne Gönderilen ve Kısa Çalışma Ödeneğine Hak
Kazanamayan İşçilere Ödenecek Olan Nakit Ücret Desteği:

4857 sayılı İş Kanunu’nun geçici 10. Maddesi hükmü uyarınca işveren tarafından ücretsiz izne ayrılan ve kısa çalışma ödeneğinden yararlanamayan işçiler, herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan yaşlılık aylığı almamak kaydıyla ve Cumhurbaşkanlığının 30.12.2020 tarih ve 3344 sayılı karar ile fesih yapılamayacak 17.03.2021 tarihine kadar olan süreyi aşmamak üzere (şimdilik 17.03.2021 tarihine kadar) ücretsiz izinde bulundukları veya işsiz kaldıkları süre kadar, günlük ödenmekte olan 39,24 TL, yerine, 01.01.2021 tarihinden itibaren günlük 47,70, aylık 1.431,00 TL olarak ödenecektir.  Cumhurbaşkanı kararı ile işçinin iş akdinin fesih yapılamayacak süreyi 30.06.2021 tarihine kadar uzatılmasına karar vermeye yetkili olup, Pandemi hastalığının sürecine bağlı olmakla birlikte, işten çıkış yasağının bu tarihe kadar uzatılacağı beklenilmekte ve tahmin edilmektedir.

            III- Bağ- Kur, İsteğe Bağlı Ve Zorunlu Genel Sağlık Sigortası Prim Oranları:

            Bilindiği gibi, 01.01.2021 tarihinden itibaren 4857 sayılı İş Kanunu’nun 39.maddesi, gereğince,  iş sözleşmesi ile çalışan ve bu Kanun kapsamında olan veya olmayan her türlü işçinin asgari ücretini tespit etmekle görevli Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafında,  01.01.2021 tarihinden itibaren uygulanmak üzere, 2021 yılı içinde uygulanacak olan günlük asgari ücret 119,25 TL, aylık brüt asgari ücreti 3.577,50 TL. olarak belirlenmiş olup, 5510 sayılı Kanun’un 82. maddesine göre, sigorta primine esas kazancın alt sınırı, brüt asgari ücretten az, üst sınırı ise,  aylık asgari ücretin 7,5 katından fazla olamaz.

Bu duruma göre, 2021 yılı içinde uygulanacak asgari ücret baz alındığında, ödenecek olan sigorta prim oranları da şöyle olacaktır:

1-      Bağ-Kur Kapsamında Sigortalıların Ödemeleri Gereken Aylık Prim Tutarı:

Kendi nam ve hesabına çalışan veya Şirket ortağı ve yönetim kurulu üyesi olup, 5510 sayılı Kanun’un 4/b kapsamında (Bağ-Kur) sigortalı olanların, günlük asgari ücret olan 119,25 TL ile bunun 7,5 katı olan günlük 894,38 TL arasında olmak kaydıyla beyan edecekleri kazanç tutarı üzerinden yüzde 20 oranında malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları, yüzde 12,5 oranında genel sağlık sigortası ve yüzde 2 oranında iş kazası ve meslek hastalığı sigorta primi olmak üzere toplam % 34,5 oranında sigorta primini ödemeleri gerekmektedir. Buna göre, aylık prim tutarı en az 1.234,24 TL, en çok ise 9.256,78 TL olacaktır.

 Kanun’un 81. Maddesine göre sigorta prim borcunu düzenli ödeyen veya borcunu   yapılandırmak suretiyle taksitlerini süresinde ödeyen zorunlu 4/b (Bağ-Kur) kapsamında olan sigortalılar da 5 puanlık sigorta prim indiriminden yararlanabilmektedirler. 5 puanlık prim indiriminden yararlananlar,  % 29,5 olarak prim ödeyeceklerdir.

  • İsteğe Bağlı Olarak Prim Ödeyenlerin Ödemeleri Gereken Aylık Prim Tutarı:

5510 sayılı Kanun’un 50. maddesine göre, zorunlu sigortalı olmayı gerektirecek şekilde çalışmayan, veya ay içinde 30 günden az çalışan ya da kısmi süreli çalışanlar ve Türkiye’de ikamet etmeleri kaydıyla ve 18 yaşını doldurmuş olan kişilerin isteğe bağlı olarak prim ödemek suretiyle İsteğe Bağlı Sigortalı olabilmektedirler.

            İsteğe bağlı olarak prim ödeyenler, günlük asgari ücret olan 119,25 TL ile bunun 7,5 katı olan günlük 894,38 TL arasında olmak kaydıyla beyan edecekleri kazanç tutarı üzerinden yüzde 20 oranında malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları, yüzde 12 oranında genel sağlık sigortası primi olmak üzere toplam % 32 oranında sigorta primini ödemeleri gerekmektedir. Buna göre, aylık prim tutarı en az 1.144,80 TL, en çok ise 8.586,00 TL olacaktır.

            3- Zorunlu Genel Sağlık Sigortası Primi Ödeyenlerin Ödeyecekleri Prim Tutarı:

            5510 sayılı Kanuna göre, herhangi bir işte çalışmayan, Sosyal Güvenlik Kurumundan aylık almayan, bakmakla yükümlü olunan kişi kapsamında olmayan kişiler, zorunlu Genel Sağlık Sigortalısı sayılmaktadırlar. Bu durumda olanların, SGK’ya kayıtlarını yaptırarak Genel Sağlık Sigortası Primini ödemek zorundadırlar.

            Zorunla olarak Genel Sağlık Sigortası (GSS) kapsamında olup, herhangi bir geliri olmayanların, GSS priminin devlet tarafından ödenmesi için kaymakamlık ve valilik bünyesinde bulunan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına müracaat ederek gelir testini yaptırmaları gerekir.

            Yapılacak gelir testine göre aile içindeki gelirin kişi başına düşen aylık tutarı asgari ücretin üçte birinden az olması durumunda, GSS primi devlet tarafından karşılanacaktır. 2021 yılında geliri uygulanacak 3.577,50 TL asgari ücrete göre, geliri 1.192,50 TL’nin altında olanların GSS primlerini devlet tarafından ödeyecek.       

Gelir testi sonucunda aile içindeki gelirin kişi başına düşen aylık tutarının 1.192,50 liradan fazla geliri olanların ise, her ay asgari ücretin yüzde 3’ü oranında 107,33  GSS primini ödemeleri zorunludur.

            IV- Sonuç:

            4857 sayılı İş Kanunu ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu hükümleri uyarınca, gerek Koronavirüs Salgını veya gerek başka nedenlerle ekonomik sıkıntıya düşen ve Koronavirüs Salgını nedeniyle işyerindeki faaliyetine geçici bir süre için ara vermek zorunda kalan işverenlerin ve bunun sonucunda ücretsiz izne gönderilen işçilerin bir an önce bu sıkıntıdan kurtulmaları ve Ülkemizin bu Korona virüs salgınını olabildiğince en az zararla atlatmasını dilerim.

 

Büklüm Sokak No: 9/4 Kavaklıdere- ANKARA                                                                           Tel: 0312- 4199369  Fax: 0312- 4199371
e-posta: ahmetagar@ahmetagar.com
Web : www.ahmetagar.com

 

 

YENİ İŞÇİ ALAN İŞVERENLERİN YARARLANDIKLARI BAZI SİGORTA PRİM TEŞVİKLERİNİN SÜRELERİ UZATILMIŞTIR.

YENİ İŞÇİ ALAN İŞVERENLERİN YARARLANDIKLARI BAZI SİGORTA

PRİM TEŞVİKLERİNİN SÜRELERİ UZATILMIŞTIR.

Ahmet Ağar

Sosyal Güvenlik Müşaviri

I- GİRİŞ :

02.12.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 3247 ve 3648 sayılı Cumhurbaşkanı Kararları ile 6111 ve 7103 sayılı Kanunlara göre işverenlere verilen sigorta prim teşviklerinin süreleri uzatılmıştır.

Cumhurbaşkanı kararları ile süreleri uzatılmış olan Genç, Kadın ve Mesleki Belge Sahibi Olanların İstihdamına Yönelik Prim Teşviki ve İlave İstihdama ait Prim Teşvikleri ile bu teşviklerden yararlanma şekil ve şartları ile uygulama biçimleri, bu makalenin konusu olacaktır.

II- Genç, Kadın ve Meslek Eğitim Belgesine Sahip Olanların İstihdam Teşviki

16111 sayılı Kanunla, 4447 sayılı Kanuna eklenen Geçici 10. maddesine göre Genç. Kadın ve Mesleki Belge Sahibi Olanlardan işe alındıklarında halen uygulanmakta olan ve 31.12.2020 tarihinde bitecek olan sigorta primi istihdam teşvikinden yararlanma süresi, Cumhurbaşkanı’nın 3247 sayılı Kararı ile 31.12.2022 tarihine kadar uzatılmıştır.

Buna göre, 01.01.2020 ila 31.12.2022 tarihleri arasında özel sektör işverenlerince işe alınan/ alınacak olan ve fiilen çalıştırılanların, işe alındıkları tarihten önceki 6 aya ilişkin SGK’ya verilen Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamelerinde kayıtlı sigortalılar dışında olmaları, aynı döneme ilişkin işe alındıkları işyerinden bildirilen aylık prim ve hizmet belgelerindeki sigortalı sayısının ortalamasına ilave olmaları kaydıyla, 5510 sayılı Kanunu göre belirlenen prime esas kazançları üzerinden hesaplanan sigorta primlerinin işveren hisselerine ait tutarın tamamı, işe alındıkları tarihten itibaren İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanır.

2- Bu Maddede Belirtilen Sigorta Prim Desteğinden Yararlanmanın Şartları ve Süreleri:

a) 18 yaşından büyük ve 29 yaşından küçük erkekler ile 18 yaşından büyük kadınlardan;

1) Mesleki yeterlik belgesi sahipleri için 48 ay süreyle,

2) Mesleki ve teknik eğitim veren orta veya yüksek öğretimi veya Türkiye İş Kurumunca düzenlenen işgücü yetiştirme kurslarını bitirenler için 36 ay süreyle,

3) Mesleki yeterlilik belgesi olmayan, mesleki ve teknik eğitim veren orta veya yüksek öğretim mezunu olmayan ya da Türkiye İş Kurumu’nca düzenlenen işgücü yetiştirme kurslarını bitirmemiş olan yanı vasıfsız işçiler için yirmi dört ay süreyle,

b) 29 yaşından büyük erkeklerden (a) bendinin (1) ve (2) numaralı alt bentlerinde sayılan belge ve niteliklere sahip olanlar için 24 ay süreyle,

c) Yukarıda yazılı (a) ve (b) kapsamına girenlerin Türkiye İş Kurumuna kayıtlı işsizler arasından işe alınmaları halinde ilave olarak 6 ay süreyle,

ç) 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi (hizmet akdiyle

SSK’lı olarak) kapsamında çalışmakta iken, 01/03/2011 tarihinden sonra mesleki yeterlik belgesi alanlar veya mesleki ve teknik eğitim veren orta veya yüksek öğretimi bitirenler için 12 ay süreyle,

d) 18 yaşından büyüklerden yukarıda yazılı bulunan (a), (b) ve (ç) bentlerine girmeyenlerin Türkiye İş Kurumuna kayıtlı işsizler arasından işe alınmaları halinde 6 ay süreyle,

İşçilerin sigorta primine esas kazançları üzerinden hesaplanacak sigorta primleri İşveren

hissesinin tamamı işsizlik sigortası fonundan karşılanacaktır.

Bu maddede sayılan belge ve nitelikler nedeniyle destek unsurundan yararlanabilmek için sigortalıların sahip oldukları mesleki, mesleki ve teknik eğitim veren orta veya yüksek öğretim kurumları veya Türkiye İş Kurumunca düzenlenen işgücü yetiştirme kurslarına ilişkin belgelerde belirtilen meslek ya da alanlarda işe alınmaları ve/veya çalışıyor olmaları gerekir.

III- 4447 sayılı Kanunun Geçici 19. Maddesine Göre İşverenlere Sağlanan İlave İstihdam
Prim Desteği:

7143 sayılı Kanunla, 4447 sayılı Kanuna eklenen Geçici 19. maddesinde yer alan ve halen devam etmekte olup, 31.12.2020 tarihinde bitecek olan ve işverenlerin yararlandıkları İlave İstihdam Prim Desteğinden yararlanma süresi, Cumhurbaşkanı’nın 3248 sayılı Kararı ile 31.12.2022 tarihine kadar uzatılmıştır. Buna göre;

1- 01.01.2020 ila 31.12.2022 tarihleri arasında özel sektör işverenlerince 5510 sayılı Kanunun 4/a maddesine göre işe alınanların işe girdikleri aydan önceki üç aylık sürede toplam on günden fazla 5510 sayılı Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bendleri kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmemiş olmaları ve isteğe bağlı sigortalılık hariç 5510 sayılı Kanunun 4/b (Bağ-Kur) bendi kapsamında sigortalı olmamaları, işe alındıkları yıldan bir önceki takvim yılında işe alındıkları işyerinden bildirilen aylık prim ve hizmet belgelerindeki veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerindeki sigortalı sayısının ortalamasına ilave olmaları kaydıyla, işyerinin imalat veya bilişim sektöründe faaliyet göstermesi halinde ilgili döneme ait günlük brüt asgarî ücretin sigortalının prim ödeme gün sayısıyla çarpımı sonucu bulunacak tutarı geçmemek üzere, sigortalının 5510 sayılı Kanunun 82’nci maddesi uyarınca belirlenen prime esas kazançları üzerinden hesaplanan sigortalı ve işveren hissesi primlerinin tamamı tutarında;

2- İşyerinin diğer sektörlerde faaliyet göstermesi halinde ise, sigortalının 5510 sayılı Kanunun 82’nci maddesi uyarınca belirlenen prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan sigortalı ve işveren hissesi primlerinin tamamı tutarında, her ay bu işverenlerin Sosyal Güvenlik Kurumuna ödeyecekleri tüm primlerden mahsup edilmek suretiyle işverene prim desteği sağlanır ve destek tutarı İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanır.

Bu madde ile sağlanan prim desteği 2022 yılı Aralık ayı/dönemi aşılmamak üzere, destek kapsamına giren sigortalılar için 12 ay süreyle uygulanır. Ancak bu süre; işe giriş tarihi itibarıyla 18 yaşından büyük kadın, 18 yaşından büyük 25 yaşından küçük erkek sigortalılar ile Kuruma engelli olarak kayıtlı sigortalılar için 18 ay olarak uygulanır.

IV- Yukarıda Belirtilen Sigorta Prim Desteğinden Yararlanmanın Şartları:

5510 sayılı Kanun uyarınca aylık prim ve hizmet belgelerini yasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna vermesi, sigortalıların tamamına ait sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden tutarını yasal süresi içinde ödemesi ve kapsama giren sigortalının işe alındığı işyerinden dolayı Sosyal Güvenlik Kurumuna prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunmaması şarttır.

Ancak, Sosyal Güvenlik Kurumuna olan prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borçlarının 6183 sayılı Kanunun 48. maddesine göre tecil ve taksitlendirilmiş veya ilgili diğer kanunlar uyarınca prim borçlarının yeniden yapılandırılmış ve taksitlendirilmiş olması, bu tecil, taksitlendirme ve yeniden yapılandırma devam ettiği sürece işverenlerin bu prim indirimi hükmünden yararlanmasına engel teşkil etmez.

Bu madde hükümleri; 5335 sayılı Kanunun 30. maddesi kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerleri ile 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa istinaden yapılan alım ve yapım işlerine ilişkin işyerlerinde ve sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz.

 Mevcut bir işletmenin kapatılarak değişik bir ad, unvan ya da bir iş birimi olarak açılması veya yönetim ve kontrolü elinde bulunduracak şekilde doğrudan veya dolaylı ortaklık ilişkisi bulunan şirketler arasında istihdamın kaydırılması, şahıs işletmelerinde işletme sahipliğinin değiştirilmesi gibi Fon katkısından yararlanmak amacıyla muvazaalı işlem tesis ettiği anlaşılan işyerlerinden Fon tarafından karşılanan tutar gecikme cezası ve gecikme zammıyla birlikte geri alınacaktır.

Bu madde hükümleri; 5335 sayılı Kanunun 30. maddesi kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerleri ile 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa istinaden yapılan alım ve yapım işlerine ilişkin işyerlerinde ve sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz.

IV- Sonuç Olarak:

1- 6111 sayılı Kanunla, 4447 sayılı Kanuna eklenen Geçici 10. maddesine göre, 01.01.2020 ila 31.12.2022 tarihleri arasında özel sektör işverenlerince işe alınan/ alınacak olan 18 yaşından büyük ve 29 yaşından küçük Genç erkek, 18 yaşından büyük Kadın ve Meslek Eğitim Belgesine Sahip Olanların, işe alındıkları tarihten önceki 6 aydan beri işsiz olmaları ve işe alındıkları işyerinde çalışan sigortalı sayınının ortalamasına ilave olmaları kaydıyla, sigorta prime esas kazançları üzerinden hesaplanan sigorta primlerinin işveren hisselerine ait tutarın tamamı, işe alındıkları tarihten itibaren yukarıda II/2. maddede belirtilen sürece İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanacaktır.

2- 7143 sayılı Kanunla, 4447 sayılı Kanuna eklenen Geçici 19. maddesinde göre, 01.01.2020 ila 31.12.2022 tarihleri arasında özel sektör işverenlerince işe alınanların ve işe girdikleri aydan önceki üç aylık sürede toplam on günden fazla sigortalı olmamaları, işe alındıkları yıldan bir önceki takvim yılında işe alındıkları işyerinden bildirilen sigortalı sayısının ortalamasına ilave olmaları kaydıyla, işyerinin imalat veya bilişim sektöründe faaliyet göstermesi halinde günlük brüt asgarî ücretin sigortalının prim ödeme gün sayısıyla çarpımı sonucu bulunacak tutarı geçmemek üzere, prime esas kazançları üzerinden hesaplanan sigortalı ve işveren hissesi primlerinin tamamı tutarında;

İşyerinin diğer sektörlerde faaliyet göstermesi halinde ise, prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan sigortalı ve işveren hissesi primlerinin tamamı tutarında,

2022/Aralık ayını geçmemek üzere 12 ve 18 ay süreyle her ay bu işverenlerin Sosyal Güvenlik Kurumuna ödeyecekleri tüm primlerden mahsup edilmek suretiyle İlave İstihdam Prim Desteği Sağlanacak ve bu destek tutarı İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanacaktır.

Büklüm Sok. No: 9/4 Kavaklıdere- ANKARA

Tel: 0312- 4199369-4199374 Fax : 0312- 4199371

e-posta : ahmetagar@ahmetagar.com

Sosyal Güvenlik Kurumuna Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması İmkânı Getirdi.

Sosyal Güvenlik Kurumuna Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması İmkânı Getirdi.

Ahmet AĞAR

Sosyal Güvenlik Müşaviri

I-Giriş:

Bilindiği üzere, kamu alacaklarının yapılandırılması amacıyla çıkarılan, Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında 7256 sayılı Kanun, 17.11.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Kamuoyunda “Af Kanunu” olarak nitelendirilen 7256 sayılı Kanunla, başta vergi ve sigorta prim alacakları olmak üzere birçok kamu alacağının tahsili amacıyla, 31.08.2020 tarihine kadar olan borçların, gecikme zamlarının yerine Yİ-ÜFE dikkate alınarak peşin ya da 2 ayda bir ödenmek üzere 18 eşit taksitle ödeme imkânı getirilmiştir.

Bu kanunla, birçok kamu alacaklarının yeniden yapılandırılması ile ilgili bir düzenleme yapılmış olmakla birlikte, bu makale ile sadece, SGK’nın bazı alacaklarının yeniden yapılandırılarak peşin veya taksitler halinde ödenmesi ile ilgili olarak yapılan düzenleme ve bu konuda SGK’ya borçlu olanların yapacakları işlemler ve süreçler hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yayınlanmış olan 2020/45 sayılı genelge ile yapılan açıklamalar doğrultusunda bilgiler verilecektir.

II- Yapılandırma Kapsamına Giren SGK’ya Olan Borçlar:

Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip edilen, 2020/Ağustos ve önceki aylara ait olup 17.11.2020 tarihi veya Kanunun ilgili hükümlerinde belirtilen sürelerin sonuna kadar tahakkuk ettiği halde ödenmemiş olan borçlar yapılandırılacaktır.

Buna göre;

1) 5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin (a), (b) ve (c) bentleri kapsamındaki (SSK’lı, Bağ-Kur’lu ve Emekli Sandığı) sigortalılık statülerinden kaynaklanan, 2020/ Ağustos ayı ve önceki aylara ilişkin sigorta prim, emeklilik keseneği ve kurum karşılığı, işsizlik sigortası primi, sosyal güvenlik destek primi ile bunlara bağlı gecikme cezası ve gecikme zammı borçları,

2) 2020 yılı Ağustos ayı ve önceki aylara ilişkin isteğe bağlı sigorta primleri ve topluluk sigortası primi ile bunlara bağlı gecikme cezası ve gecikme zammı borçları,

3) 31.08.2020 tarihine kadar (bu tarih dâhil) bitirilmiş olan özel nitelikteki inşaatlar ile ihale konusu işlere ilişkin yapılan ön değerlendirme, araştırma veya tespit sonucunda bulunan eksik işçilik tutarı üzerinden hesaplanan sigorta primi ile bunlara bağlı gecikme cezası ve gecikme zammı borçları,

4) 31.08.2020 tarihine kadar (bu tarih dâhil) yapılan tespitlere ilişkin olup ilgili kanunları uyarınca uygulanan idari para cezaları ile bunlara bağlı gecikme cezası ve gecikme zammı borçları,

5) İlgili kanunları gereğince takip edilen 2020 yılı Ağustos ayı ve önceki aylara ilişkin damga vergisi, özel işlem vergisi ve eğitime katkı payı ile bunlara bağlı gecikme zammı borçları,

6) Bu kanuna göre başvuru tarihi itibarıyla (31.12.2020) tarihi itibarıyla ödenebilme

kabiliyeti devam etmekte olan, yani, isteğe bağlı sigorta priminin ait olduğu ay dahil 12 ayı geçmemiş olan (ek 5, ek 6 ve ek 9 uncu maddeleri kapsamındaki sigortalılara ait primler dahil) isteğe bağlı sigorta primi ve 506 sayılı Kanunun 86. maddesi kapsamında (noterler, avukatlar ve Sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmayan ülkelerde iş üstlenen işverenlerin yurt dışındaki iş yerlerinde çalıştırılmak üzere götürdükleri işçilere ait olan) topluluk sigortası primi, damga vergisi, özel işlem vergisi ve eğitime katkı payı borçları,

7) Fazla ve Yersiz olarak ödendiği tespit edilen ve tahsil edilmesi gereken gelir ve aylıklar ile bunlara bağlı gecikme cezası ve zammı alacakları,

Yapılandırma kapsamına alınmış olup, bu borçlar peşin veya 18 aya varan taksitlerle ödenebilecektir. Buna göre;

a- Hesaplanan tutarların tamamının ilk taksit ödeme süresi içerisinde peşin olarak ödenmesi halinde kat sayısı uygulanmaz ve fer’i alacaklar yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarların % 90’ı, ilk iki taksit ödeme süresi içinde ödenmesi halinde ise % 50’sinin tahsilinden vazgeçilecektir.

b- Kuruma olan borç asılları ile bu alacaklara ödeme sürelerinin bittiği tarihlerden 17.11.2020 tarihine kadar geçen süre için Yİ – ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenmesi halinde, bu alacaklara uygulanan gecikme cezası ve gecikme zammı fer’i alacakların tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.

c- 31.08.2020 tarihinden önce yapılan tespitlere ilişkin olup, 17.11.2020 tarihinden önce kesinleştiği halde ödenmemiş olan ve Kurumca takip edilen idari para cezası aslılarının %50’si ile bu tutara ödeme süresinin bittiği tarihten 17.11.2020 tarihine kadar geçen süre için Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenmesi halinde, idari para cezası asıllarının kalan %50’si ile uygulanan gecikme cezası ve gecikme zammı gibi fer’i alacaklarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.

III- Özel Bina İnşaatları ile İhale Konusu İşlerin Eksik İşçilik Prim Borçları:

31.08.2020 tarihine kadar (bu tarih dâhil) bitirilmiş özel nitelikteki inşaatlar ile ihale konusu işlere ilişkin olup bu Kanunun yayımı tarihinden önce SGK tarafından resen tahakkuk ettirilerek işverene tebliğ edildiği halde 17.11.2020 tarihine kadar ödenmemiş olan; özel nitelikteki inşaatlar ile ihale konusu işlere ilişkin yapılan ön değerlendirme, araştırma ve tespitler sonucunda bulunan eksik işçilik tutarı üzerinden hesaplanan sigorta primi asılları ile bu alacaklara gecikme cezası ve gecikme zammı hesaplanan sürenin başlangıç tarihinden 17.11.2020 tarihine kadar geçen süre için Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, Kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenmesi halinde, bu alacaklara uygulanan gecikme cezası ve gecikme zammı fer’i alacakların tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.

IV- SGK’ya Olan İdari Para Cezası Borçları:

31.08.2020 tarihinden önce (bu tarih dâhil) yapılan tespitlere ilişkin olarak 17.11.2020 tarihinden önce kesinleştiği halde bu tarih itibariyle ödenmemiş olan ve Kurumca takip edilen idari para cezalarının % 50’si ile bu tutara ödeme süresinin bittiği tarihten 17.11.2020 tarihine kadar geçen süre içinde Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, Kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenmesi halinde, idari para cezası asıllarının kalan % 50’si ile uygulanan gecikme cezası ve gecikme zammı gibi fer’i alacaklarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.

V- Genel Sağlık Sigortası Prim Borçları:

2020 yılı Ağustos ayı ve önceki aylara ilişkin olup 17.11.2020 tarihinden önce 5510 sayılı Kanunun 60. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi (Genel Sağlık Sigortası) kapsamında tahakkuk ettiği hâlde ödenmemiş olan prim borçlarının 30.04.2021 tarihine kadar ödenmesi halinde gecikme cezası ve gecikme zammı gibi fer’i alacakların tamamının tahsilinden vazgeçecektir. Bu Kanunun yayımı tarihinden önce 5510 sayılı Kanunun 60. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi kapsamındaki sigortalılık statüsünden kaynaklanan prim borcu bulunanlar anılan Kanunun 67. maddesinde belirtilen şartları  taşımaları halinde, 17.11.2020 tarihinden önceki döneme ait prim borçları dikkate alınmaksızın 30.04.2021 tarihine kadar sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan  yararlanacaktır.

VI- SGK’ya olan Borçların Yapılandırılması İçin Başvuru Süresi ve Ödeme Şekli:

1- Sosyal Güvenlik Kurumuna prim borcu bulunanların, 7256 sayılı Kanunun hükümlerinden yararlanabilmeleri için en geç, 31.12.2020 tarihine kadar SGK’nın ilgili Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne/Merkezine, 7256 sayılı Kanunun ekinde bulunan yapılandırma başvuru formunun doldurularak; e-Sigorta kanalıyla veya elden ya da İadeli Taahhütlü posta yoluyla mutlaka başvuruda bulunmaları gerekmektedir. Yapılandırma başvuru formunda, borcun peşin veya kaç taksit halinde ödeneceği belirtilmelidir. Borç taksitler halinde ödenecek ise azami 18 eşit taksitle ödenmek üzere 6, 9, 12 veya 18 eşit taksitle ödeme seçeneklerinden birinin tercih edilerek işaretlenmesi gerekmektedir.

2- SGK’ya olan borçların taksitle ödenmesi halinde, ödenecek tutarın ilk taksitin 28.02.2021 tarihine kadar, diğer taksitlerin ise bu tarihi takip eden ikişer aylık dönemler halinde azami 18 eşit taksitle ödenmesi gerekmektedir. Hesaplanan tutarların taksitli ödemelerinde ilgili maddelere göre belirlenen tutar;

1) Altı eşit taksit için (1,045),
2) Dokuz eşit taksit için (1,083),
3) On iki eşit taksit için (1,105),
4) On sekiz eşit taksit için (1,15),

Katsayısı ile çarpılacak ve bulunan tutar, taksit sayısına bölünmek suretiyle ikişer aylık dönemler hâlinde ödenecek taksit tutarı hesaplanacak. Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan borçlulara tercih ettikleri taksit süresine uygun ödeme planı SGK tarafından verilecektir. Ancak, tercih edilen süreden daha kısa sürede ödeme yapılması hâlinde ödenecek tutar ilgili katsayıya göre düzeltilecektir.

VII- Kendi Adına Ve Hesabına Bağımsız (Bağ-Kurlu) Çalışanların Borçları nedeniyle
Durdurulmuş Olan Sigortalılık Sürelerinin İhyası:

5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin (b) bendi kapsamında (Bağ-Kur) tescilleri yapıldığı  halde  prim  borçları  nedeniyle sigortalılık süreleri durdurulmuş olanlardan 17.11.2020 tarihi itibarıyla ihya edilmemiş olanların,  (ihya  talebinde  bulunduğu halde bildirilen ihya borcunu tam olarak ödeyerek ihya uygulamasından yararlanmayanlar dâhil) 01.12.2020 ila 31.01.2021 tarihleri arasında müracaat etmeleri ve durdurulmuş süreler için sigortalılık süreleri durdurulmamış gibi değerlendirilerek bu Kanuna göre hesaplanan tutarları en geç ilk taksit ödeme  süresi  olan  28.02.2021 tarihine kadar ödemeleri halinde, bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilecektir.

Durdurulan sürelere ilişkin ödenmesi gereken borç tutarı tamamının en geç ilk taksitin ödeme süresi olan 28.02.2021 tarihine kadar ödenmemesi halinde ise ihya  işlemi  geçerli  sayılmayacak, yapılmış olan ödemeler varsa bu süreler dışındaki prim borçlarına mahsup edilecek, yoksa ayrıca bir faiz hesaplanmaksızın ilgililere iade edilecektir.

Bu Kanunla yapılan bu yeni düzenlemelerden ve öngörülen indirimlerden yararlanabilmek için, Kurum aleyhine dava açmamak ve varsa açılmış olan davalardan vazgeçmek şarttır.

VIII- Taksitlerin Bozulması ve Yapılandırma Hakkının Kaybedilmesi Durumları:

1- Borcunu peşin olarak ödemeyi tercih etmiş olanlar, bu borçlarını en geç 28.02.2021

tarihine kadar ödememeleri veya aynı tarihe kadar peşin ödeme taleplerini taksitle ödeme talebine dönüştürüp ilk taksit ödemesini de yine en geç 28.02.2021 tarihine kadar yapmamaları,

2- Borcunu taksitle ödemeyi tercih etmiş olmasına rağmen ilk iki taksitin süresinde (28.02.2021 ve 30.04.2021 tarihlerinde) ve tam olarak ödenmemesi,

3- Bu Kanuna göre ödenmesi gereken taksitlerin ilk ikisinin süresinde ve tam ödenmesi  koşuluyla, kalan taksitlerden; bir takvim yılında iki veya daha az taksitin, süresinde ödenmemesi  veya eksik ödenmesi hâlinde, ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının son taksiti izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen her ay için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı  oranında  hesaplanacak  geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanırlar.

Bu şartları yerine getirmeyenler, yapılandırma hükümlerinden yararlanma hakkını kaybedecektir.

IX- Sonuç Ve Öneriler:

SGK’ya borçlu olanlar için yapılmış olan bu düzenlemeler, zor durumda olduğu için zamanında prim borcunu ödeyemeyen işverenler ve sigortalılar için oldukça yararlı olmuştur. SGKya borçları bulunan işverenlerin ve GSS ve Bağ-Kur sigortalıların, bu düzenlemelerden yararlanabilmeleri için;

  1. En geç 30.12.2020 tarihine kadar (bu tarih dahil) ilgili SGK İl Müdürlüğüne /

Merkezine, başvuru formunun doldurulmak suretiyle; e-Sigorta kanalıyla veya elden ya da iadeli taahhütlü posta yoluyla başvuruda bulunmaları,

  1. Ödenecek olan ilk taksit tutarını en geç 28.02.2021 tarihine kadar mutlaka ödemeleri,

  2. İkişer aylık dönemler halinde ödenecek olan ilk iki taksitini süresinde ve tam olarak

ödemeleri, gerekir ve şarttır.

Aksi taktirde ödeme planı yürürlüğe girmemiş ve yapılandırma bozulmuş olacaktır.

SGK’ya borçlu olan tüm işverenlerin ve sigortalıların borçlarını yapılandırarak bu imkândan yararlanmalarını öneriyor ve diliyorum.

Büklüm Sokak No: 9/4 Kavaklıdere- ANKARA
Tel: 0312- 4199369 Fax: 0312- 4199371
e-posta: ahmetagar@ahmetagar.com
Web : www.ahmetagar.com

Meslek Mensuplarının Düzenledikleri Belge, Bildirge ve Beyannamelerden Dolayı İşverenlerle Müşterek ve Müteselsil Sorumluluğu

Meslek Mensuplarının Düzenledikleri Belge, Bildirge ve Beyannamelerden Dolayı İşverenlerle Müşterek ve Müteselsil Sorumluluğu

Ahmet AĞAR

Sosyal Güvenlik Müşaviri

I- Giriş:

6728 sayılı Yatırım Ortamının İyileştirilmesi amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 46’ncı maddesiyle 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 12’nci maddesinin ikinci fıkrasına eklenen düzenleme kapsamında muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin defter ve kayıtlara ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından işverenlerle birlikte yazılı sözleşme ile yetki verilmiş serbest muhasebeci, serbest muhasebeci malî müşavir ve yeminli malî müşavirler de müştereken ve müteselsilen sorumlu sayılmışlardır. Söz konusu düzenlemeye ilişkin usul ve esasların detayları, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğine Ek 4.madde olarak eklenmiştir.

3568 sayılı Kanuna göre yetki belgesi almış meslek mensuplarına getirilen sorumluluklar ve mesleki faaliyetleri sırasında bu sorumluluklarını yerine getirmedikleri gerekçesiyle, işverenlerle birlikte müştereken ve müteselsilen muhatap olabilecekleri konular, bu makalede açıklanacaktır.

II- Meslek Mensuplarının Müşterek ve Müteselsil Sorumluluğu:

5510 sayılı Kanun’un 12 nci maddesinin ikinci fıkrasına 6728 sayılı Kanun’unun 46.maddesiyle “Bu Kanun gereği internet, elektronik ve benzeri ortamda Kuruma gönderilecek muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin defter ve kayıtlara ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından işverenlerle birlikte yazılı sözleşme ile yetki verilmiş serbest muhasebeci, serbest muhasebeci malî müşavir ve yeminli malî müşavirler de müştereken ve müteselsilen sorumludur.” hükmü eklenmiştir.

6728 sayılı Kanunla 5510 sayılı Kanunun 12.madde metnine eklenen hüküm uyarınca Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesinde yazan bilgilerin işyeri yasal kayıt ve belgeleriyle uyumlu olmaması halinde işverenle birlikte arasında yazılı sözleşme imzaladığı SMMM ve YMM de müştereken ve müteselsilen sorumlu hale getirilmiştir.

5510 sayılı Kanunun 12.maddesinin ikinci fıkrasına eklenen hükmün uygulanmasına ilişkin usul ve esasların yönetmelikle düzenleneceği belirtildiğinden, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde 05.12.2017 tarihinde yapılan değişiklik sonucu eklenen Ek 4.maddeye göre;

Kanun uyarınca düzenlenmesi ve verilmesi gereken muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin defter kayıtlarına veya bu defter ve kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından işverenlerle birlikte 3568 sayılı Kanuna göre yazılı sözleşme ile yetki verilmiş meslek mensupları da müştereken ve müteselsilen sorumludur. Kanun uyarınca düzenlenmesi ve verilmesi gereken muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin Meslek mensupları tarafından düzenlenmesi ve verilmesi amacıyla işverenler ve ilgili meslek mensupları arasında yazılı sözleşme düzenlenir. Bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren ilk defa tescil edilecek işyerlerine ilişkin olarak işverenler ve meslek mensupları arasında düzenlenen sözleşmenin bir örneği gerekli görülmesi halinde Kurumca istenir. Bu maddenin yürürlük tarihinden önce tescil edilen işyerlerine ilişkin olarak Kanuna ait hususların da yer aldığı yeni sözleşmenin bir örneğinin gerektiğinde ibrazı istenir.

Yazılı sözleşme ile yetki verilmiş meslek mensuplarının, Kanuna göre düzenledikleri muhtasar ve prim hizmet beyannamesinde yer alan bilgilerin, defter ve kayıtlara ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasına kendi kusurlu davranışları ile sebebiyet verdiklerinin, Kurumca veya yetkili adli mercilerce tespit edilmiş olması halinde meslek mensupları ortaya çıkan prim kaybından, gecikme cezasından, gecikme zammından, idari para cezalarından ve Kanunun 96 ncı maddesi kapsamında fazla veya yersiz yapılan ödemelerden işverenlerle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulur. … Kanuna göre düzenlenecek ve verilecek muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin defter ve kayıtlara ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından meslek mensuplarının sorumlu olması için, defter, kayıt ve belgelerin imza karşılığı veya yazılı tutanak yoluyla, bilgilerin ise mail, kısa mesaj veya yazılı tutanak gibi yollarla meslek mensuplarına intikali gerekir.  İşveren veya işveren tarafından yetki verilen kişinin imzası olmayan veya bu kişiler tarafından intikal ettirilmeyen bilgi ve belgelere istinaden meslek mensupları tarafından düzenlenen defter, belge ve bilgiler için ilgili meslek mensupları sorumlu sayılacaktır.”

Yönetmeliğin bu maddesine göre, Kanun uyarınca düzenlenmesi ve verilmesi gereken muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin defter kayıtlarına veya bu defter ve kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından işverenlerle birlikte 3568 sayılı Kanuna göre yazılı sözleşme ile yetki verilmiş meslek mensupları da müştereken ve müteselsilen sorumludur.

Muhtasar ve prim hizmet beyannamesinde yer alan bilgilerin işyeri defter ve kayıtları ile bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmaması nedeniyle ortaya çıkan prim kaybı, gecikme cezası, gecikme zammı, idari para cezaları ve Kanunun 96’ncı maddesi kapsamında fazla veya yersiz yapılan ödemeler bakımından meslek mensubun işverenlerle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulabilmesi için, meslek mensubunun işverenden habersiz olarak, işverenin ve SGK’nın aleyhine, kendisinin veya üçüncü kişilerin lehine bir menfaat elde etmesi sonucunda söz konusu olacaktır. Bunun en tipik örneği sahte sigortalı bildirimi oluşturmaktadır.

III- Meslek Mensuplarının Gerçeğe Aykırı Belge, Bildirge ve Beyanname Düzenlemesi

Ayrıca SSİ Yönetmeliğine eklenen Ek 7. Madde hükmüne göre, “Kanuna göre Kuruma verilmesi gereken belge, bildirge ve beyannamelerin, daha az prim ödemek, yararlanamayacağı sigorta prim teşvik, destek veya indirimlerinden yararlanmak veya daha fazla yararlanmak, özel nitelikteki inşaat işleri ve ihale konusu işlerde asgari işçilik tutarını tamamlamak, iş kazası ve meslek hastalığı, hastalık, analık, genel sağlık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından  haksız menfaat sağlamak gibi amaçlarla kasten gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğinin tespit edilmesi halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 204 üncü, 206 ncı ve 207 nci maddeleri kapsamında Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunulur. Bu bildirimler sonucunda prim ödenmiş olduğunun tespiti halinde primler Kuruma irat kaydedilir, primlerin ödenmemiş olması halinde ise tahsil cihetine gidilmez. Bu maddeyle ilgili usul ve esaslar Kurumca belirlenir.”   

Uygulamada, özellikle sahte sigortalılık soruşturmaları yürüten SGK denetim elemanları tarafından meslek mensupları hakkında da sahte sigortalı bildirimi nedeniyle Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunulmaktadır. Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğine eklenen Ek Madde 7 hükmüyle hangi amaçlarla belge, bildirge ve beyannamelerin düzenlenmesi gerekeceği örnekleme yoluyla belirtilmiştir. Buna göre, SMMM ya da YMM daha az prim ödemek, sigorta prim teşviklerinden yersiz yararlanmak, asgari işçilik tutarını doldurmak, kısa ve uzun vadeli sigorta kollarından haksız menfaat sağlamak ve buna benzer menfaat temin etmek amacıyla belge, bildirge ve beyannamelerin düzenlenmiş olması gerekmektedir. İşveren tarafından kimlik bilgileri verilerek meslek mensuplarından kişilerin sigortalı giriş bildirgelerinin verilmesinin, sigortalılığa dair her ay prim belgelerinin Kuruma gönderilmesinin istenilmesi nedeniyle bu işlemleri yürüten, ancak işyerindeki çalışmaların fiili olup olmadığına dair iç denetim yetkisi bulunmayan meslek mensuplarının bu kapsamda sorumlu tutulması hakkaniyete uygun değildir. Ayrıca, bir kişinin yetkisi olmayan bir konuda sorumlu tutulması, evrensel hukuk ilkelerine de mantık’a da aykırıdır.

Yetki ve sorumluluğun dengelenmesi gereklidir. Asgari işçilik incelemelerinde de ihale makamı ile yazışma, belge ve bilgi temin etme yetkisi bulunmayan, SGK müdürlüklerindeki işyeri dosyalarını inceleme, faturalı işçiliklere dair karşı inceleme yetkisi bulunmayan SMMM ve YMM’lerin sorumlu tutulması yetki-sorumluluk dengesi açısından isabetli değildir. Nitekim Danıştay 9.Hukuk Dairesi 20.02.2019 tarih, 2017/2642 esas, ve 2020/988 karar sayılı karanında, “Karşı inceleme yetkisi bulunmayan SMMM meslek mensubunun sorumluluğunun bulunmadığına” hükmetmiştir

Bir diğer husus ise “kasti davranışın” SGK yetkilerince, özellikle denetim elemanlarınca tespit yetkisi bulunmamaktadır. Kastın tespiti ancak mahkeme kararı ile yapılabilecektir. SMMM ya da YMM’lerin daha az prim ödemek, sigorta prim teşviklerinden yersiz yararlanmak, asgari işçilik tutarını doldurmak, kısa ve uzun vadeli sigorta kollarından haksız menfaat sağlamak ve buna benzer menfaat temin etmek amacıyla “kasten” hareket ettiğinin, mahkeme kararı olmadan ileri sürülmesi mümkün değildir. SGK’ya verilen belge, bildirge ve beyannamelerin belirtilen menfaatleri temin amacıyla kasten düzenlendiği sonucuna Kurum yetkililerinin varması ve meslek mensubu hakkında “kasti davranış” nedeniyle suç duyurusunda bulunması teknik olarak çok güçlü delillerin varlığına bağlıdır.

Belirtilen nedenlerle Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde yapılan düzenleme yersiz, eksik, kendi içinde çelişkilidir. Mahkemelerin yetkisinde olan “kasti davranışı” tespit yetkisi SGK personeline verilmektedir.

IV- Meslek Mensuplarının İşverenle Birlikte Sorumlu Tutulmamaları

İçin Dikkat Edecekleri Hususlar:

İşverenlerle yaptıkları yazılı sözleşme ile işverenin yasal kayıt ve belgelerini düzenlemiş olan serbest muhasebeci mali müşavirlerin, 5510 sayılı Kanun ve Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği ile getirilmiş olan bu sorumluluklardan ve idari para cezalarından etkilenmemeleri için işlerini titizlikle yapmaları ve ayrıca aşağıda yazılı bulunan hususlara mutlaka riayet etmeleri gerekmektedir. Aksi takdirde isnat edilebilecek cezalardan sorumlu olmadıklarını ispat etmeleri mümkün olmayacaktır.

Bu bakımdan, yılın 365 günü çok yoğun olan iş yükü nedeniyle gece gündüz çalışmak zorunda olan meslek mensuplarının, mesleklerini icra ederken, meydana gelebilecek yasal dışı işlemlerden ve usulsüzlüklerden sorumlu tutulmamaları ve idari para cezalarına muhatap olmamaları için;

1- İşyeri açılışları yapılırken ve işe giriş bildirgeleri verilirken, işveren tarafından işe başlama tarihinin ve işçilerin hangi tarihte işe başlayacağının, AGİ hariç işçiye ödenecek net ücretinin ne kadar olacağının mutlaka işverenden yazılı ve imzalı olarak veya işveren adına kayıtlı e- mailinden mesaj olarak istenmeli ve alınmalıdır.

2- İşten ayrılış bildirgesi verilirken,  işveren tarafından işçinin hangi tarihte işten ayrıldığı, işten ayrıldığı tarihe kadar ay içinde kaç gün çalıştığı, ayrılış nedeni, son ücreti, varsa mesaisi varsa başka alacağının mutlaka işverenden yazılı ve imzalı olarak veya işveren adına kayıtlı e- mailinden mesaj olarak istenmeli ve alınmalıdır.

Tabi bu şekilde işverenlerden bu belgelerin yazılı olarak istenmesi, meslek mensubu ile işveren arasında olması gereken güvene dayalı iş ilişkisini ve çalışma ortamını kaçınılmaz olarak olumsuz yönde etkileyeceği de bir gerçektir.

V- Sonuç :

05.12.2017 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, 3568 sayılı Kanuna göre yetki belgesi almış meslek mensuplarına, internet, elektronik ve benzeri ortamda Kuruma gönderilecek muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinin defter ve kayıtlara ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından işverenlerle birlikte müştereken ve müteselsilen, meslek mensubu olan Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Malî Müşavir ve Yeminli Malî Müşavirlerin sorumlu tutulmaları, bu hizmetleri veren meslek mensuplarını oldukça zora sokacak ve işlemediği bir suçtan, haberi dahi olmayacağı ve işverenin bilerek veya bilmeyerek yapacağı bazı iş ve işlemlerinden dolayı SGK tarafından tahakkuk ettirilecek olan cezalardan müştereken sorumlu tutulmaları, hukuka ve yapılan işin doğasına tamamen aykırıdır.

Büklüm Sokak No: 9/4 Kavaklıdere- ANKARA

Tel: 0312- 4199369 Fax: 0312- 4199371

e-posta: ahmetagar@ahmetagar.com

Web : www.ahmetagar.com

Kısa Çalışma Süresinden Normal Çalışma Süresine Geçen İşyerleri Üç Ay Süreyle Sigorta Prim Desteğinden Yararlanacaktır

Kısa Çalışma Süresinden Normal Çalışma Süresine Geçen İşyerleri Üç Ay
Süreyle Sigorta Prim Desteğinden Yararlanacaktır

I- GİRİŞ

28.07.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7252 Sayılı Dijital Mecralar Komisyonu Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile Kısa Çalışma Ödeneği, İşçinin İşten Çıkarma yasağı, Ücretsiz İzin ve 6331 sayılı Kanuna göre az tehlikeli işyerlerinde iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi çalıştırılması ile ilgili önemli düzenlemeler yapılmıştır.

Koronavirüs salgını nedeniyle 2020 Mart ayından itibaren    bir çok işyerlerinde Kısa Çalışma Yapılmakta ve ücretsiz izine gönderilen işçilere, en fazla 3 ay ve daha sonra Cumhurbaşkanlığı kararı ile uzatılan bir aylık süre ilave edilerek kısa çalışma ödeneği ödenmektedir.

7252 sayılı Kanun ile yapılan yeni düzenlemelere göre, kısa çalışma ödeneğinin süresi, kısa çalışmadan normal çalışma düzenine geçen işyerlerinde uygulanacak sigorta prim desteği, işçilere verilen ücretsiz izin, işçilerin işten çıkarma yasağı ile ilgili uygulamanın nasıl olacağı, bu makalenin konusu olacaktır. 

II- Kısa Çalışma Süresinden Normal Çalışma Süresine Geçen İşyerleri Üç Ay
Süreyle Sigorta Prim Desteğinden Yararlanacaktır. 

Cumhurbaşkanı’nın 31.07.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 2810 sayılı kararı ile kısa çalışma ödeneğinin süresi, kısa çalışma uygulanan işyerleri için 31.08.2020 tarihine kadar uygulanmak üzere bir ay süreyle, 2811 sayılı kararı ile işveren tarafından işçinin hizmet akdinin feshedilememesi ve işçinin ücretsiz izine ayırması uygulamasının süresi ise, 17.09.2020 tarihine kadar uzatılmıştır.

7252 sayılı Kanunla, 4447 sayılı Kanun’a eklenen geçici 26. maddesine göre, 01.07.2020 tarihinden önce kısa çalışma başvurusunda bulunmuş ve nakdi ücret desteğinden yararlanan sigortalıların, işyerindeki kısa çalışmanın aynı işyerinde haftalık normal çalışma sürelerine dönmeleri halinde, normal çalışma süresine dönen sigortalıların   31/12/2020 tarihine kadar kısa  çalışmanın veya ücretsiz iznin bittiği tarihi takip eden aydan itibaren 3 ayı geçmemek üzere sigorta primine esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanacak işçi ve işveren hissesinin tamamı tutarında, her ay işverenlerce ödenecek sigorta primlerinden mahsup edilmek suretiyle  işverene prim desteği sağlanacak ve bu tutar işsizlik sigortası fonundan karşılanacaktır.

            İşverene her bir ay için sağlanacak destek süresi; Kısa çalışma ödeneğinden yararlananlar için sigortalının 4447 sayılı Kanun’un geçici 23. maddesi kapsamında kısa çalışma ödeneği aldığı aylık ortalama gün sayısını, aynı kanunu 24. madde kapsamında sağlanan nakdi ücret desteğinden yararlandırılanlar için nakdi desteği aldıkları aylık ortalama gün sayısını geçemeyecek.

            Cumhurbaşkanı, kısa çalışma süresi ile ilgili 3 aylık süreyi sektörel olarak ayrı ayrı veya bir bütün olarak 6 aya kadar uzatmaya yetkilidir.

            III- Sigorta Prim Desteğinden Yararlanamayacak İşyerleri

a) 5335 sayılı Kanunun 30. maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerleri,
b) 2886 sayılı Kanuna, 4734 sayılı Kanuna ve uluslararası anlaşma hükümlerine istinaden yapılan alım ve yapım işleri,
c) Emekli olup, sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışan sigortalılar,
ç) 5510 sayılı Kanun’un ek 9. maddesi kapsamında ev hizmetlerinde çalışan sigortalılar,
d) İşverenlerin yurtdışındaki işyerlerinde çalışan sigortalılar,

Hakkında sigorta prim desteği uygulanmayacaktır.

IV- Kısa Çalışmadan Veya Nakdi Ücret Desteğinden Yersiz Yararlananlar

4447 sayılı Kanun’un  geçici 23. madde kapsamında işyerinde uygulanan kısa çalışmadan yersiz yararlanıldığının tespiti veya kısa çalışma başvurusuna yönelik uygunluk tespitinin olumsuz sonuçlanması ya da geçici 24. madde kapsamında nakdi ücret desteğinden yersiz yararlandığının tespiti halinde, işyeri bu madde kapsamında sağlanan destekten yararlanamaz veya yersiz yararlanmış sayılır. Bu madde kapsamında destekten yersiz yararlanıldığının tespiti halinde, yararlanılan destek tutarı işverenden 5510 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte tahsil edilir.

Bu maddeyle sağlanan teşvikten yararlanmakta olan işverenler, aynı ayda ve aynı sigortalı için diğer sigorta primi, teşvik ve desteklerden yararlanamaz.

V- İşçinin İşten Çıkarma Yasağı

Yapılan bu yeni düzenleye göre işten çıkarma yasağı, 30 Haziran 2021 tarihine kadar uzatılabileceği gibi ücretsiz izne çıkarılan işçilere sağlanan nakit ücret desteğinin süresi de bu tarihe kadar uzatılabilecektir.

4857 sayılı İş Kanunu’nun geçici 10. maddesine göre,  her türlü iş veya hizmet sözleşmesi  17.04.2020 tarihinden 17.09.2020 tarihine kadar, kanunun 25/II. maddesine göre ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzeri sebeplerle, belirli süreli iş veya hizmet sözleşmelerinde sürenin sona ermesi, işyerinin herhangi bir sebeple kapanması veya faaliyetinin sona ermesi, ilgili mevzuata göre yapılan her türlü hizmet alımları ile yapım işlerinde işin sona ermesi halleri dışında işveren tarafından feshedilemez.

            17.04.2020 tarihinden itibaren üç aylık süreyi geçmemek üzere işveren işçiyi tamamen veya kısmen ücretsiz izne ayırabilir. Bu madde kapsamında ücretsiz izne ayrılmak, işçiye haklı nedene dayanarak sözleşmeyi fesih hakkı vermez.

            Bu madde hükmüne aykırı olarak iş sözleşmesini fesheden işveren veya vekiline, sözleşmesi feshedilen her işçi için aylık brüt asgari ücret tutarında idari para cezası uygulanacaktır.

           Cumhurbaşkanı, yukarıda birince ve ikinci fıkrada yer alan altı aylık süreleri her defasında en fazla üçer aylık sürelerle 30.06.2021 tarihine kadar uzatmaya yetkilidir.

            VI- Az Tehlikeli İşyerlerinde İş Güvenliği Uzmanı Ve İşyeri Hekimi
Çalıştırma Zorunluluğu 

Bilindiği gibi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu gereğince Kamu kurumları ile 50’den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan özel sektör işyeri işverenleri, 01.07.2020 tarihinden itibaren iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimini çalıştırmak veya bunlardan hizmet almak zorunluluğu getirilmişti. Ancak,  koronavirüs nedeniyle iş güvenliği uzmanlığı ve işyeri hekimliği sınavlarının yapılamaması nedeniyle 7252 sayılı Kanunla bu süre, 31.12.2023 tarihine ertelenmiştir. 

VII- Sonuç

01.07.2020 tarihinden önce kısa çalışma başvurusunda bulunmuş ve nakdi ücret desteğinden yararlanan sigortalıların, işyerindeki kısa çalışmanın aynı işyerinde haftalık normal çalışma sürelerine dönmeleri halinde, normal çalışma süresine dönen sigortalıların   31/12/2020 tarihine kadar kısa  çalışmanın veya ücretsiz iznin bittiği tarihi takip eden aydan itibaren üç ayı geçmemek üzere sigorta primine esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanacak işçi ve işveren hissesinin tamamı tutarında, işverene prim desteği sağlanacaktır.

Bütün dünyada olduğu gibi Ülkemizi de gerek sağlık ve gerekse ekonomik açıdan son derecede olumsuz etkileyen Koronavirüs Salgını nedeniyle ekonomik sıkıntıya düştüklerinden dolayı işyerindeki faaliyetine geçici bir süre için ara vermek zorunda kalan işverenlerin, yapılan bu düzenlemeden yararlanırken, ileride herhangi bir mağduriyet yaşamamaları için gerek işveren ve gerek işçinin karşılıklı iyi niyet ve  fedakarlık göstererek kısa çalışma ödeneğinden doğru bir şekilde yararlanmaları gerektiğini belirtir, tüm Ülkemizin bu Koronavirüsten olabildiğince en az zararla ve sağlıklı bir şekilde kurtulmasını diliyorum.

Ahmet AĞAR
Sosyal Güvenlik Müşaviri

Büklüm Sokak No: 9/4 Kavaklıdere- ANKARA
Tel: 0312- 4199369  Fax: 0312- 4199371
e-posta: ahmetagar@ahmetagar.com
Web : www.ahmetagar.com

01.07.2020 TARİHİNDEN İTİBAREN AZ TEHLİKELİ İŞYERİNDE İŞ GÜVENLİĞİ UZMANI VE İŞYERİ HEKİMİ ÇALIŞTIRMAK ZORUNLUDUR

01.07.2020 TARİHİNDEN İTİBAREN AZ TEHLİKELİ İŞYERİNDE İŞ GÜVENLİĞİ UZMANI VE İŞYERİ HEKİMİ ÇALIŞTIRMAK ZORUNLUDUR

Ahmet AĞAR

Sosyal Güvenlik Müşaviri

I- GİRİŞ:

  Bilindiği gibi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile işyerleri az tehlikeli, tehlikeli ve çok tehlikeli olmak üzere üç sınıfa ayrılarak, işyerlerinin tehlike sınıflarına göre kademeli olarak iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personeli çalıştırma yükümlülüğü getirilmiş ve tehlikeli ve çok tehlikeli olan işyerlerinde bu yükümlülüklerin yerine getirilmesi uygulanmasına 2012 ve 2016 tarihlerinde geçilmiş ve devam etmektedir.

7033 sayılı Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 86. maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun’un 38. maddesinde yapılan düzenlemeye göre, 01.07.2020 tarihinden itibaren Az Tehlikeli Sınıfta yer alan Kamu ve özel sektörün bütün işyerlerinde İş Güvenliği Uzmanı ve İşyeri Hekimi çalıştırmak veya bunlardan hizmet almak zorunludur.

Çalışma hayatında çok önemli değişiklikler yapılmış olan 6331 sayılı Kanunla, çalışma ve iş hayatına yeni bazı önemli kavramlar girmiş, işverenlere ve çalışanlara da yeni bazı önemli SORUMLULUKLAR getirilmiştir. Bunlardan maksat, son birkaç yıldır Türkiye’de büyük çapta ve kitlesel olarak meydana gelen ve çok sayıda can ve mal kaybına yol açan iş kazalarını önlemek ve mümkün olan asgari düzeye indirmektir.

01.07.2020 tarihinden itibaren az tehlikeli sınıfta yer alan ve işçi sayısına bakılmaksızın tüm işyerlerinde iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekiminin bulundurulması ve bunlardan hizmet alınmasının yasal bir zorunluluk olduğu ve uygulamanın nasıl olacağı, bu makalenin konusu olacaktır.

II- AZ TEHLİKELİ İŞYERİNDE İŞVERENLERİN SORUMLULUĞU:

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu gereğince Kamu kurumları ile 50’den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan özel sektör işyeri işverenleri, 01.07.2020 tarihinden itibaren iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimini çalıştırmak veya bunlardan hizmet almak zorundadır.

Ancak, bu durumdaki işyeri işverenlerinin, kendi işyerlerinin iş güvenliği uzmanı olma imkânı da getirilmiştir. Kanun kapsamında alınması gereken sağlık raporlarının ise Kamu hizmet sunucuları veya aile hekimlerinden alınabileceği, yani işe girişlerde alınması gereken sağlık raporları ve periyodik muayeneler haricindeki bütün iş sağlığı ve güvenliği faaliyetlerinin sertifika almış olan işveren tarafından yerine getirilebileceği, 6331 sayılı Kanun ile hüküm altına alınmıştır.

10’dan az çalışanı olan ve az tehlikeli işyerleri işverenleri veya işveren vekilleri Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından açılan sertifika programlarına katılarak kendi işyerlerinin iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini yerine getirebilirler. Bakanlığın bu sertifika programına katılmak için herhangi bir mezuniyet şartı aranmaksızın 18 yaşını dolduran her işveren iş güvenliği uzmanlığı eğitimi alabilecektir.

III- İŞ GÜVENLİĞİ UZMANININ İŞYERİNDE ÇALIŞMASI GEREKEN SÜRE:

İş Güvenliği Uzmanlarının Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitim Hakkında Yönetmeliğine göre iş güvenliği uzmanları, Yönetmelikte belirtilen görevlerini yerine getirmek için aşağıda belirtilen sürelerde görev yaparlar:

  1. Az tehlikeli sınıfta yer alanlarda, çalışan başına ayda en az 10 dakika,
  2. Tehlikeli sınıfta yer alanlarda, çalışan başına ayda en az 20 dakika,
  3. Çok tehlikeli sınıfta yer alanlarda, çalışan başına ayda en az 40 dakika.

Görev yaparlar. İş güvenliği uzmanları tam gün çalıştığı işyeri dışında fazla çalışma yapamazlar.

IV- İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNUNA GÖRE İDARİ PARA CEZALARI:

6331 sayılı Kanuna göre, 50’den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde idari para cezalarının uygulanacağı suçlar ile ceza miktarları şöyledir:

1- İş güvenliği uzmanı ve veya işyeri hekimi görevlendirmeyen işverenlere,

görevlendirmediği her bir kişi için 3.516,00 TL, olmak üzere ve aykırılığın devam ettiği her ay için aynı miktarda,

2- Görevlendirdiği kişi veya hizmet aldığı kurum ve kuruluşların görevlerini yerine getirmeleri amacıyla araç, gereç, mekan ve zaman gibi bütün ihtiyaçlarını karşılamayan işverenlere, 3.516,00 TL tutarında,

3- Görevlendirdikleri kişi veya hizmet aldığı kurum ve kuruluş tarafından iş sağlığı ve güvenliği koordinasyonu sağlamayan, çalışanların sağlık ve güvenliğini etkilediği bilinen veya etkilenmesi muhtemel konular hakkında, görevlendirdikleri kişi veya hizmet aldığı kurum ve kuruluşları, başka işyerlerinde çalışmak üzere kendi işyerine gelen çalışanları ve bunların işverenlerini bilgilendirmeyen işverenlere, her bir ihlal için ayrı ayrı 3.516,00 TL tutarında,

İdari para cezası uygulanacaktır.

V- SONUÇ:

Çalışma yaşamı devam ettiği sürece, iş kazalarını ve meslek hastalıklarını tamamen ortadan kaldırmak ve yok etmek elbette mümkün değildir. Ancak, Ülkemizde meydana gelen iş kazalarının % 80’inin, verilecek iş güvenliği eğitimleri ile ve alınacak çok basit önlemlerle önlenebileceği, herkes tarafından kabul edilen ortak bir görüştür

Ülkemizde son yıllarda artarak meydana gelen iş kazaları, çalışma hayatının en önemli sorunlarından birisidir. Çalışanların maruz kaldığı iş kazaları ve bu kazalar sonucunda meydana gelen ölümler, gelişmiş ülkelere oranla oldukça fazladır. İş kazalarıyla ilgili yapılan araştırmalar, kazaların meydana gelmesinde çoğunlukla çalışanların birtakım kişisel özelliklerinin etkili olduğu, bunun yanı sıra makine, teçhizat ve çalışma ortamındaki hata ve eksikliklerin de kaza nedenleri arasında olduğunu ortaya koymuştur. İş kazalarının birinci derecede temel nedenleri, çalışanların güvensiz tutum ve davranışları ile işyerindeki güvensiz durumlardan oluşmaktadır.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu ve İş Sağlığı ve İş

Güvenliği Meclisi’nin tespitlerine göre son 3 yılda meydana gelen iş kazlarında, 2017 yılında 1633 işçi, 2018 yılında 1923 işçi ve 2019 yılında 1736 işçi hayatını kaybetmiştir.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği gereğince, çalışma ve iş hayatına yeni bazı önemli kavramlar girmiş, işverenlere ve çalışanlara da yeni bazı önemli SORUMLULUKLAR getirilmiştir. Bunlardan maksat, son birkaç yıldır Türkiye’de büyük çapta ve kitlesel olarak meydana gelen ve çok sayıda can ve mal kaybına yol açan iş kazalarını önlemek ve mümkün olan asgari düzeye indirmektir.

İş kazalarını önlemeye çalışmak tüm işverenler için hem insani bir görev ve hem de yasal bir zorunluluktur. Bu insani ve yasal zorunluluğa tam uyulduğu takdirde, işçi de işveren de top yekûn Ülkemiz de kazançlı çıkacaktır.

Ahmet AĞAR Sosyal Güvenlik Müşaviri

Büklüm Sokak No: 9/4 Kavaklıdere- ANKARA

Tel: 0312- 4199369 Fax: 0312- 4199371

e-posta: ahmetagar@ahmetagar.com

Web : www.ahmetagar.com

ŞİRKETLERİN YABANCI ORTAKLARINA ÇALIŞMA İZNİ ALMA ŞARTLARI

        ŞİRKETLERİN YABANCI ORTAKLARINA ÇALIŞMA İZNİ ALMA ŞARTLARI

                                                                                             Ahmet Ağar

                                                                                  Sosyal Güvenlik Müşaviri   

I- GİRİŞ :

Bilindiği gibi, Türkiye’de yabancı uyruklu işçi çalıştırılması ile ilgili 4817 sayılı Yabancıların Çalışma İzni Hakkında Kanun, 6735 Sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu ile yürürlükten kaldırılmıştır.

Şirketlerin yabancı ortaklarının ve yabancı uyruklu işçilerin çalışma izinleri, 6735 sayılı Kanuna ve Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliğine göre, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Uluslararası İşgücü Genel Müdürlüğü tarafından verilmektedir.

6735 sayılı Kanun hükmüne göre, şirketlerin yabancı ortakları ile yabancıların Türkiye’de hizmet akdi ile bağımlı veya kendi nam ve hesabına bağımsız çalışanların mutlaka çalışma izni almaları gerekli ve zorunludur.

Şirketlerin yabancı olan ortaklarının Ülkemizde çalışabilmeleri için “Çalışma İzin Belgesi”ni almak zorunda oldukları ve bu belgenin alınması ile ilgili yasal prosedürün neler olduğu ve müracaat şeklinin nasıl yapılması gerektiği, bu makalenin konusu olacaktır.

II- ÇALIŞMA İZNİ  OLMASI GEREKEN ŞİRKETİN YABANCI ORTAKLARI:

            6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre Türkiye’de kurulmuş olan şirketlerin yabancı ortaklarının çalışma izni almaları gerekli ve zorunludur. Buna göre;

  • Limited şirketlerin yabancı ortağı olan müdürü,
  • Anonim şirketlerin yabancı ortağı olan yönetim kurulu üyesi,
  • Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin yabancı komandite ortağı,

Olanların bakanlıktan çalışma izni almaları gerekli ve zorunludur.

6735 sayılı Uluslararası İş Gücü Kanununa göre Anonim Şirketlerin Türkiye’de ikamet etmeyen şirketin yönetim kurulu üyelerine ve Limited Şirketlerin şirket yetkilisi olmayan diğer yabancı ortaklarına çalışma izni alma zorunluluğu kaldırılmıştır.

III- ŞİRKETİN YABANCI ORTAĞINA ÇALIŞMA İZNİ ALMANIN ŞARTLARI:

1) İşveren veya vekili, PTT’den alınan e-Devlet şifresi ile e-Devlet Kapısı üzerinden http://www.calısmaizni.gov.tr sitesine girerek yabancı uyruklu şirket ortak için elektronik ortamda çalışma izni başvurusunda bulunması gerekir.

2) Yapılan son düzenlemelere göre, Uluslararası İşgücü Genel Müdürlüğünde yabancılara çalışma izni başvurularında, başvuru yapacak kişinin Elektronik İmzası ve Kayıtlı Elektronik Posta (KEP) adresinin bulunması zorunludur. Ayrıca çalışma izni alınacak olan yabancının da geçerli bir KEP adresinin olması gerekir. Bunlar olmadan yabancılar için çalışma izni başvurusu yapılamaz.

3) Şirketin yabancı uyruklu ortağı için iki şekilde çalışma izni başvurusunda bulunulur. Eğer yabancı uyruklu şirket ortağının Türkiye’de en az 6 ay süreli ikamet izni varsa buna istinaden Türkiye’de çalışma izni başvurusunda bulunulur. Türkiye’de ikamet izni yoksa ikamet ettiği ülkenin Türkiye Cumhuriyeti Dış Temsilciliği aracılığı ile yurtdışından çalışma izni başvurusunda bulunulması gerekir.

4) Çalışma izni talep edilen işyerinde en az 5 T.C. vatandaşının istihdam edilmiş olması zorunludur. Ancak, yabancı şirket ortağının çalışma izni için beş T.C. vatandaşı istihdam şartı, Bakanlıkça verilecek bir yıllık çalışma izninin son altı ayı için aranır. İlk 6 ay için 5 Türk vatandaşın çalıştırılması zorunlu değildir. Şirketin kuruluşundan itibaren 6 aydan sonra 5 Türk vatandaşı çalıştırmayan şirketin ortağı için izin uzatma başvurusu bakanlık tarafından RED edilecektir. Aynı işyerinde birden fazla yabancı için çalışma izni talebinde bulunulması durumunda, çalışma izni verilen ilk yabancıdan sonra her bir yabancı için ayrı ayrı 5 T.C. vatandaşın istihdamı aranacaktır. 

5) Çalışma izni alınacak işyerinin şirket yeni kurulmuş ise ödenmiş sermayesinin en az  100.000 TL olması gerekmektedir. Ödenmiş sermayesi 100.000 TL olmaması durumunda ise geçmiş dönem cirosunun 800.000 TL ve üzerinde olması gerekir.

6) Çalışma İzni istenen şirket ortağı yabancının, 40.000 TL’den az olmamak üzere sermaye payının en az % 20 olması zorunludur.

Yabancı ortak için birinci senenin sonunda çalışma izni uzatma başvurusunda bulunurken, önemli diğer bir şart ise, Şirketin SGK, Vergi ve Bağ-Kur prim borcunun bulunmaması veya yapılandırılmış- taksite bağlanmış olması gerekir.

IV- ÇALIŞMA İZNİ İÇİN ŞİRKETTEN VE ORTAKTAN İSTENEN BELGELER:

  1. Şirketten İstenen Belgeler:
  • Başvuru dilekçesi,
  • SGK işyeri sicil numarası,
  • Ticaret Odasından alınmış Faaliyet Belgesi,
  • Son yıla ait vergi dairesi veya yeminli mali müşavir onaylı bilanço,
  • Şirketin en son sermaye ve ortaklık yapısını gösteren Ticaret Sicil Gazetesi,
  • Şirket adına yetkili olduğuna dair belge veya vekâletname.
  1. Yabancı Ortaktan İstenen Belgeler:
  • İkamet teskeresi (en az 6 aylık olacak),
  • Kimlik bilgilerini gösteren pasaport sureti,
  • Yabancının medeni hali,
  • Yabacının yurtdışı ikamet adres,
  • Yabancının yurtiçi ikamet adresi,
  • Bir adet fotoğrafı.

Yabancı şirket ortağı için ilk başvuruda çalışma izinler bir senelik olarak verilmektedir. Birinci senenin dolmasına iki ay kala çalışma izni uzatma başvurusu yapılması gerekir.

 

V- ÇALIŞMA İZİNLERİNİN DİĞER TÜRLERİ İSE ŞUNLARDIR:

Süresiz çalışma izni: Türkiye’nin taraf olduğu ikili ya da çok taraflı sözleşmelerde aksi öngörülmedikçe Türkiye’de en az sekiz yıl kanuni ve kesintisiz ikamet eden veya toplam altı yıllık kanuni çalışması olan yabancılara, iş piyasasındaki durum ve çalışma hayatındaki gelişmeler dikkate alınmaksızın ve belirli bir işletme, meslek veya coğrafi alanla sınırlandırılmaksızın süresiz çalışma izni verilebilir.

Bağımsız çalışma izni: profesyonel meslek sahibi yabancılara, diğer kanunlarda belirlenen özel şartların sağlanması kaydıyla Bağımsız Çalışma İzni verilebilir.

Bağımsız çalışma izninin uluslararası işgücü politikası doğrultusunda değerlendirilmesinde, yabancının, eğitim düzeyi, mesleki deneyimi, bilim ve teknolojiye katkısı, Türkiye’deki faaliyetinin veya yatırımının ülke ekonomisine ve istihdama etkisi, yabancı şirket ortağı ise sermaye payı ile Uluslararası İşgücü Politikası Danışma Kurulu önerileri doğrultusunda Bakanlıkça belirlenecek diğer hususlar dikkate alınır.

Süreli çalışma izni: 6735 sayılı Kanun uyarınca Türkiye’nin taraf olduğu ikili ya da çok taraflı sözleşmelerde aksi öngörülmedikçe, süreli çalışma izni iş piyasasındaki durum, çalışma hayatındaki gelişmeler, istihdama ilişkin sektörel ve ekonomik konjonktür değişiklikleri dikkate alınarak, yabancının ikamet izninin süresi ile hizmet akdinin veya işin süresine göre, belirli bir işyeri veya işletmede ve belirli bir meslekte çalışmak üzere en çok bir yıl geçerli olmak üzere verilir.

Bir yıllık kanuni çalışma süresinden sonra, aynı işyeri veya işletme ve aynı meslekte çalışmak üzere çalışma izninin süresi üç yıla kadar uzatılabilir.

Bir yıllık kanuni çalışma süresinden sonra, aynı işyeri veya işletme ve aynı meslekte çalışmak üzere çalışma izninin süresi üç yıla kadar, üç yıllık kanuni çalışma süresinin sonunda, aynı meslekte ve dilediği işverenin yanında çalışmak üzere, çalışma izninin süresi altı yıla kadar uzatılabilmektedir.

            VI- SONUÇ

 

1) Yabancıların Türkiye’de bir işveren yanında bağımlı veya kendi nam ve hesabına bağımsız olarak çalışanlar için, 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu ve Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliğine göre Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı,  Uluslararası İşgücü Genel Müdürlüğünden mutlaka çalışma izin belgesinin alınması gerekir. Çalışma izin belgesi bulunmayan yabancı işçi çalıştıran işverenler, her bir yabancı işçi için 8.650 TL idari para cezası ödemek zorunda kalacaktır. Kendi nam ve hesabına bağımsız çalışan her bir yabancı için 4.323 TL. Bu fiilin tekrarı halinde idari para cezası bir kat artırılarak uygulanacaktır.

2) Yabancılar için çalışma izni alınmak kaydıyla, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren isteklerine bakılmaksızın 5510 Sayılı Kanunun 4/a veya 4/b maddesi kapsamında sigortalı sayılacak ve SGK’ya bildirilecektir.
 

Büklüm Sokak No: 9/4 Kavaklıdere- ANKARA

Tel: 0312- 4199369  Fax: 0312- 4199371

e-posta: ahmetagar@ahmetagar.com

Web : www.ahmetagar.com

İHALE KONUSU İŞLERİN DEVAMLI İŞYERİ İŞÇİLERİ İLE YAPILAN İŞLERDE ASGARİ İŞÇİLİK UYGULAMASI VE PRİM TEŞVİKLERİNDEN YARARLANMA

İHALE KONUSU İŞLERİN DEVAMLI İŞYERİ İŞÇİLERİ İLE YAPILAN İŞLERDE
ASGARİ İŞÇİLİK UYGULAMASI VE PRİM TEŞVİKLERİNDEN YARARLANMA

                                                                                                          Ahmet  AĞAR
Sosyal Güvenlik Müşaviri

          I- GİRİŞ:

5510 sayılı Kanunun 85. Maddesinde belirtilen kurum ve kuruluşları tarafından ihale mevzuatına göre yaptırılan her türlü işlerde, SGK tarafından yapılacak araştırma, işin kesin kabulünün ya da geçici kabulün noksansız olarak yapıldığı tarihten sonra ve işverene ödenmesi gereken Katma Değer Vergisi hariç, malzeme fiyat farkı ve akreditif bedeli dâhil toplam istihkak tutarına, işin asgari işçilik oranının %25 eksiği uygulanmak suretiyle yapılır.

İhale konusu işlerin işverene ait devamlı mahiyetteki işyerinde çalışan işçileri ile yapılması durumunda, eğer ihale sözleşmesinde veya şartnamesinde işte çalışacak kişi/gün sayısı belli değil ise asgari işçilik hesaplamasına tabi olacak ve bu hesaplama, Kurumun 2015/12 sayılı Devamlı İşyeri Sigortalıları ile Yapılan İhale Konusu İşlerde Teşvik Uygulaması Genelgesinde belirtilen şekilde yapılacaktır.

Bu makalenin konusu, ihale konusu işlerin devamlı mahiyetteki işyeri işçileri ile yapılması durumunda asgari işçilik uygulama ve sigorta primi teşviklerinden nasıl yararlanacaklarının usul ve esaslarının açıklanması olacaktır.

          II- İHALE KONUSU İŞLERİN DEVAMLI İŞYERİNDE YAPILMASINDA ASGARİ
İŞÇİLİK UYGULAMASI:

Bilindiği gibi, 5510 sayılı Kanunun asgari işçilik uygulaması ve uzlaşma başlıklı 85. maddesine göre, işveren, işin emsaline, niteliğine, kapsam ve kapasitesine göre işin yürütümü açısından gerekli olan sigortalı sayısının, çalışma süresinin veya prime esas kazanç tutarının altında bildirimde bulunduğunun tespiti halinde, yapılan işin niteliği, kullanılan teknoloji, işyerinin büyüklüğü, benzer işletmelerde çalıştırılan sigortalı sayısı, ilgili meslek ve kamu kuruluşlarının görüşü gibi unsurlar dikkate alınarak tespit edilir. Söz konusu tespitler, Kurumun denetim ve kontrolle görevlendirilmiş memurları tarafından yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

Bazı işverenler, ihale yoluyla aldığı iş için geçici bir işyeri açmadan kendisine ait devamlı mahiyetteki işyerinde çalışan işçilerle yapmaktadır. Tabii ki yapabilir, ancak bunun için belli bazı  şartların uygun olması gerekir.

İhale konusu işin mahiyet kodu 2 olan devamlı işyeri işçileri ile yapıldığının işveren tarafından beyan edildiği takdirde, SGK tarafından bu işin devamlı mahiyetteki bu işyerindeki işçileri ile yapılıp yapılamayacağı, işkolu kodunun yapılan işe uygun olduğu ve bu işin belirtilen devamlı işyerinde çalışan sigortalılar tarafından yapılmış olduğu tespit edildikten sonra, işverenin ve varsa alt işverenlerin (taşeronların) ihale konusu işin yapıldığı süre içinde Kuruma herhangi bir borcunun da bulunmaması gerekmektedir.

5510 sayılı Kanunu 85. Maddesi ve buna ilişkin çıkarılan yönetmelik hükmüne göre, ihaleli işlerin devamlı işyeri işçileri ile yapılması ve Kuruma bildirilmesi gereken asgari işçilik bildirilmiş olduğunun anlaşılması halinde, işverenlerin defter ve belgeleri incelenmeden işe ait İlişiksizlik  Belgesi verilecek iken, halen bir çok işverenin bilmediği uzun zaman önce bu konuda önemli düzenlemeler yapılmıştır.

Bu konuda yapılan son düzenlemelere göre;

İhale konusu işlerin devamlı mahiyetteki işyerinde çalışan işçiler ile yapılması halinde, ilişiksizlik belgesinin verilmesi konusunda yapılan düzenlemelerin bilinmemesi veya gerekli şartlara uygun olarak söz konusu işlerin yapılmaması durumunda, işin bitiminde SGK tarafından yapılacak asgari işçilik hesaplaması sonucunda bildirilmesi gereken işçilik tutarı kadar işçilerin sigorta primi teşviklerinden yararlanmamış olduğu tespit edilmeyen işverenlere ilişiksizlik  belgesi verilmeyecek ve eksik işçilik tutarı teşviklerinden yersiz olarak yararlandığı  gerekçesiyle borç tahakkuk edilecektir. Bu nedenle, ihale konusu işlerin daimi işyerindeki işçilerle yapılması durumunda aşağıda açıklayacağım uygulamalara dikkat edilmesi gerekli ve zorunlu olduğu kadar, işverenlerin yararlarına olacaktır.

          III- İHALE KONUSU İŞTE ÇALIŞACAK KİŞİ/GÜN SAYISININ BELLİ OLMASI:

Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 110. maddesi ve Kurumun (SGK) 2013-41 sayılı Genelgesinin 4. bölümün 4.2 bendine göre, “ İşin sözleşmesinde çalıştırılacak sigortalı sayısı belli ise, öncelikle bu sigortalıların kişi/gün sayısı üzerinden Kuruma bildirilmiş olup olmadığı araştırılır. Bu araştırma sonucunda Kuruma bildirilmeyen sigortalılar ile ilgili belgelerin verilmesi, yapılacak bir ay süreli bir tebligat ile işverenden istenir. Belgelerin verilmemesi veya eksik verilmesi hâlinde bu belgeler ünitece re’sen düzenlenir. İşin sözleşmesi ile Kuruma yapılan bildirimler arasında bir eksikliğin bulunması hâlinde söz konusu eksikliğin ihale makamınca doğrulanması durumunda bazı aylardaki kişi/gün sayısı eksikliği üzerinde durulmaz.” hükmü bulunmaktadır.

Daha önceki bu uygulamaya göre,  işverenin ihale konusu işin yapıldığı döneme ilişkin olarak Kuruma borcunun da bulunmaması halinde ilişiksizlik belgesi verilmekteydi..

 

Bu şeklideki uygulamada daha sonra yapılan düzenlemelerle önemli değişiklikler yapılmış olup, ihale konusu işlerin devamlı mahiyetteki işyerlerindeki işçilerle yapılması durumunda, işe ait  asgari işçilik hesaplaması ve ilişiksizlik belgesinin verilmesi ile ilgili en son geçerli olan uygulama şöyledir:   

 

İhale sözleşme veya şartnamesinde ihale konusu işte çalışacak kişi/gün sayısının belli olması halinde, sözleşme veya şartnamesinde belirtilen kişi/gün sayısı kadar sigorta primi teşvikinden yararlanılması mümkün olamayacağından, ilgili sosyal güvenlik müdürlüğünce öncelikle ihale konusu iş döneminde Kuruma bildirilmesi gereken kişi/gün sayısı kadar kanun numarası seçilmeksizin bildirim yapılıp yapılmadığı araştırılacak, bu işte çalıştırılması gereken kişi/gün sayısı kadar kanun numarası seçilmeksizin bildirim yapıldığının anlaşılması halinde, bu nitelikteki işyerlerinin diğer sigortalılar için kanun numarası seçilerek yararlanmış oldukları sigorta primi teşviklerinin iptali cihetine gidilmeyecektir.

Yani, işin sözleşmesinde bu işte çalışacak olanların isimleri yazılı ise bu kişiler, işin dönemi süresince sigorta primi teşviklerinden yararlanamazlar. Sözleşmede işte çalışacak kişi/gün sayısı belirtilmiş ise, ilgili sosyal güvenlik müdürlüğünce öncelikle ihale konusu iş döneminde Kuruma bildirilmesi gereken kişi/gün sayısı kadar sigorta teşvikinden yararlandırılmadığının olup olmadığı araştırılacaktır. Belirtilen kişi/gün sayısı kadar teşvikten yararlanmadığının anlaşılması halinde, kalan diğer sigortalıların yararlanmış oldukları sigorta primi teşvikleri iptal edilmeyecektir.

Buna karşın, ihale konusu işte çalıştırılması gereken kişi/gün sayısı kadar kanun numarası seçilmeksizin bildirim yapılmadığının anlaşılması halinde, yani, sigorta primi teşviklerinden yararlanılmış ise, prime esas kazancı en düşük olan sigortalıdan başlanmak suretiyle işverenlerden iptal aslı/ek nitelikte belge istenmeksizin ilgili müdürlük tarafından teşvikli olarak verilmiş olan aylık prim ve hizmet belgelerinin re’sen düzeltilerek tahakkuk edecek fark primin gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte işverene tebliğ edilecek ve tahsil edilecektir.

IV- İHALE KONUSU İŞTE ÇALIŞACAK KİŞİ/GÜN SAYISININ BELLİ OLMAMASI:

Devamlı mahiyetteki işyerindeki işçilerle yapılacak olan işe ait ihale sözleşme veya şartnamesinde işte çalışacak kişi/gün sayısının belli olmaması ve idarece ihale konusu işte kimlerin çalıştırıldığının SGK’ya  bildirilmemesi durumunda, ihale konusu işe ait işverene ödenmesi gereken Katma Değer Vergisi hariç, malzeme fiyat farkı ve akreditif bedeli dahil toplam istihkak tutarına, yapılan işin karşılığı asgari işçilik oranı uygulanmak suretiyle bulunacak tutar ile ihale konusu iş süresinde  kanun  numarası seçilmeksizin düzenlenen belgelerde kayıtlı SPEK tutarı (2 nolu belge türü ile verilen SGDP ilişkin bildirimler dahil) karşılaştırılarak asgari  işçilik oranı uygulanmak suretiyle hesaplanan tutarın, kanun numarası seçilmeksizin bildirilen SPEK tutarı toplamından düşük olması halinde, bu işverenlerin, hesaplama yapılan ihale dönemi için  sigorta primi teşviklerinden usulüne uygun yararlanmış olarak kabul edilecektir.

Buna karşın, toplam istihkak tutarına asgari işçilik oranı uygulanmak suretiyle hesaplanan tutarın, ihale konusu iş süresince kanun numarası seçilmeksizin bildirilen SPEK tutarı toplamından fazla  olması halinde ise hesaplanan tutar ile kanun numarası seçilmeksizin bildirilen SPEK tutarı farkı kadar sigorta primi teşviki İPTAL yapılacaktır. Bu durumda, ihale konusu iş süresinde bildirim yapılan en son aya ait belgelerden başlanmak üzere, işverenlerden iptal ve asıl/ek nitelikte belge istenmeksizin, ilgili müdürlük tarafından kanun numarası seçilerek düzenlenmiş olan aylık prim ve hizmet belgeleri re’sen düzeltilecek ve yersiz olarak yararlanılan sigorta primi teşvik tutarı, gecikme  cezası ve gecikme zammı ile birlikte işverenden tahsil edilecektir.

          V- SONUÇ VE ÖNERİ:

          1- İhale konusu işlerin işverene ait devamlı mahiyetteki işyerinde çalışan işçileri ile yapılması durumunda, eğer ihale sözleşmesinde veya şartnamesinde işte çalışacak kişi/gün sayısı belli değil ise asgari işçilik hesaplamasına tabi olacak ve asgari işçilik oranı uygulanmak suretiyle bulunacak tutarı kadar o işyerinde çalışan sigortalıların, sigorta primi teşvikinden yararlanmaları mümkün olmayacaktır.

2-  İhale konusu bir işin aynı işverenin devamlı mahiyetteki işyerinde çalışan sigortalıları ile yapılması veya yapıldığının beyan edilebilmesi için o işyerinin faaliyet konusunun ve SGK işyeri mahiyet kodunun ihale konusu işe uygun olması gerekir.

          İhale konusu bir işin yapımını taahhüt eden ve bu işi kendinse ait daimi mahiyetteki bir işyerindeki sigortalıları ile yapmayı düşünen işverenlerin, iş bitiminden sonra işe ait teminatın iadesi için SGK’dan ilişiksizlik belgesi talebinde bulunduğunda, sigorta primi teşviklerinden yersiz yararlanmadan dolayı herhangi bir mağduriyet yaşamaması için bunlara dikkat etmesinin çok önemli olduğunu özellikle belirtmek isterim.

 

 

Büklüm Sokak No: 9/4 Kavaklıdere- ANKARA

Tel: 0312- 4199369  Fax: 0312- 4199371

e-posta: ahmetagar@ahmetagar.com

Web : www.ahmetagar.com