DÜNYA ENGELLİLER GÜNÜ

Her gün 3-4 çeşit engelli sorunu ile uğraşmadığım gün yoktur desem yeridir.

Günüm ilk sorusu engelli memur başvurusu yapmak isteyen oğlumdan geldi. 2018 sınav sonuçlarına göre engelli memur atanacakların başvuru günlerinde sorunumuz, sıradan bütün tercihleri işaretleyelim mi idi, bir avukat olarak yargının zorluğunu bildiğimden lise mezunlarının 300 ye yakını Adalet Bakanlığı kadrolarına atanacağından pek taraftar değildim. Birkaç uygun tercih yapıp, bir sonraki atamayı beklemeyi önerdim. Öbür türlü tek başına bir engellinin başka bir şehirde tek başına yaşaması gibi bir sonuç doğuyordur. Çocuğum için çokta uygun değildi. Bir önceki engelli memur atamaları ayrı ayrı 5 parçada tamamlanmıştı. Tercih sonuçta engelli bireyde olsa çocuğumun.

İkinci sırada ise bir uzman görüşü istendi, 3-4 saat görüş yazmakla geçirdim. 2016 yılında iş kazası geçirin % 15,2 ve  aynı işyerinde 2017 yılında geçirdiği işkazasında % 65  meslekte kazanma gücünü kaybeden genç bir kardeşimizin isteyebileceği tazminat tutarlarını hesaplamaktı. Hesap güzeldi ama sorun kişinin ücret kadar her ay fazla mesai –hafta tatili çalışması idi, bu kişi kaza nedeniyle SGK dan gelir alma hakkı yanında, 10 yılı dolduğunda malül veya dilerse vergi indiriminden 15 yıl ile yaşlılık aylığına hak kazanması idi. Aman malül oluyor işte yaşlılık nereden çıktı demeyin. Yaşlılık aylığı alanlar çalışmaya devam hakkına sahipler, malüller kural olarak malül aylığı alırken çalışırlarsa aylıkları kesilmekte, bu da iş yaşamının dışına çıkılması anlamına geliyor.

Üçüncü sırada gelen soru ise 1995 yılında gazi olup bir ayağını kaybı nedeni ile engelli-vergi indiriminden emekli olmak isteyen arkadaşımızın emekli sorunu idi. 2330 sayılı yasaya 2014  yılında getirilen düzenleme ile gaziliğe neden olan engel dışında yeni bir engel aranıyordu sorunlarından biri buydu kolay aşılabilirdi ancak sorunun diğer boyutu 1997-2007 arasında kamuda işçi olarak çalışmasına rağmen uzun vadeli sigorta primine tabi olmayı seçmediği ileri sürülerek o dönemden hiç hizmet verilmemesi olgusuydu. SGK evrakların yok diyordu. Kurumu ise kapanmıştı. Üstelik ilk işe girişte birkaç ay uzun vade bildirilmiş sonrası ise hep SGDP olmuştu.

Dördüncü engelli işlemimiz ise adi malül iken emekli olmayan memurun daha sonra boşta olması nedeni ile askerlik görevinde elde ettiği adi malül hakkını kullanabileceğine dair üç üyeden ikisinin adi malül olur, bir üyenin hayır malül emekli olamaz kararını öğrenmemizdi.

Beşinci engelli işlemimiz, maliyenin reddettiği daha doğrusu % 40 tan az bulduğu oran işlemine karşı idari yargıda (vergi mah.) açtığımız davada verilen iptal kararına (halen BİM aşamasında İstinaftadır) göre mahkeme kararını ibrazla maliyeden vergi indirim yazısı istememize karşın ilgili birimlerin mahkeme kararına esas rapor ile halen çalıştığına dair istedikleri yazıyla yeniden maliye birimlerine başvuru idi, halbuki mahkeme kararlarını denetleme imkanları yok, ama ille de dayanağı raporu istiyorlar.

Engellinin bir değil yüzlerce tür sorunu var.

Benim birkaç engelli işlemim, avukatken ben baş edemiyorum. Allah size kolaylık versin. Algımızı değiştirmeden sağlıklı veya engelli, çocuklu veya yaşlı, hasta veya kazalı her birimiz yasa ile dahi güvenceye bağlanmış haklarımızı kullanırken zorlanacağız. Biraz empati ile hayatı hepimiz için çiçek bahçesine döndürmek mümkün.

Hayatını kendinize ve uğraşı gücüne sahip olmayanlara kolaylaştıran her adımınız için Engelli ve Engelli ailelerinin uğraşılarını takdir ediyor. Yüreği insan olan, engelli-engelsiz her bireye insanca yaklaşan yetkililere selam olsun.

2018 İŞ HUKUKU MİLLİ KOMİTESİNDEN ÖZETLER

İki günlük toplantının yalnızca ilk gününü not alabildiğim kısımları ile özetleyeye çalıştım, ikinci günü yapamıyacağım. Anlatımlar çok kapsamlı olmakla birlikte not alabildiklerimin bir kısmıdır.

(İlk gün iş akdinin kurulması ve sona ermesine ilişkindi, özet yapamadığım 2. gün ise toplu iş hukuku ve sosyal güvenlik idi)

Prof.Dr. Melda Sur’un anlatımından Özetler; (1. Oturum)

Yargıtay kararları;

Avukatın statüsü hizmet sözleşmesi değil, serbest çalışandır.

Futbolcular işçi değildir.

Ev Hizmetlerinde çocuk bakanlarda dahil İş kanunu kapsamında değil. (Çocuk bakımı ile ilgili aksi eski kararlar ile bazı karşı görüşler bildirildi; Şahin Çil görüşü aşağıda tekrarlandı)

Tarımsal danışmak, kooperatif birliğinde işçidir.

Esnaf işyeri esnaf +2 işçi= 3 kişi olarak kapsama girer. (Aksi hoca görüşleri var). (Yargıtay üyesi Bektaş Kar esnaf +3 kişi olmalıdır)

Vakıf Üniversiteleri akademik çalışanlar iş kanuna tabi.

Sosyal Yardım Vakıfları çalışanları 2.6.2017 İBK her biri ayrı işveren, kanun değişikliği 25.5.2018 işletme toplu iş sözleşmesi yapılır. HGK 30.05.2018 Bakanlık kontrolünde çalışan, ilave tediye ödenir. (22 HD Bşk. Seracettin bey kanun çıktığı tarihten kamu işyeridir. Yargıtay Üyesi Bektaş  Kar kanunla kurulan kamu işyeridir. Kanunla kurulduğuna göre baştan kamu işyeridir.)

Aile hekiminde çalışan Tıp Teknisyeni idari sözleşme ile çalışırlar, idari yargıya tabi.

Halk Eğitim Usta Öğreticileri İş Kanuna tabi değil,

(22 HD Başkanı Seracettin beyin görüşü Belediye usta öğreticileri  HGK var İş kanununa tabi olmakla birlikte onlarda  idari yargıda olabilir şeklinde)

Satın alma müdürü belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışmaz, belirli sürelinin objektif koşulu yok belirsiz sözleşme olur. Bakiye süre ücreti olmaz.

9 HD kararı proje müdürü sözleşmesi yazılı yapılmamış, proje süresince denmiş, yazılı sözleşme olmadığından belirsiz süreli

(Bu iki içtihat, şekil koşullarının işçiyi korumak üzere getirildiği, eksikliğinin işveren tarafından işveren lehine savunmasının kabul edilemeyeceği gerekçesi ile eleştirildi.Yine bu yönde 22 HD nin İBK isteminde bulunabileceği belirtildi)

Özel Eğitim Kurumları öğretmenleri asgari süreli belirsiz süreli sözleşme ile  çalışırlar.

Mevsimlik işlerde çalışanlar 11 ay ve fazlası çalışmada yıllık ücretli izin uygulanır. 22 HD. 17.06.2016 mevsimlik işlerde geçen süreler izine esas olmaz.(Yargıtay Üyesi Bektaş Kar yıllık ödenek yetersizliğinden tam yıldan az çalışanların çalışmaları fasılalı çalışmadır, izin hesabında birleştirilir)

Sürekli işlerde anahtar teslimi olmaz, Karayollarında ücret toplama işinde çalışan teknisyen sürekli işte çalışıyor, asıl işveren işçisi (22 HD 09.03.2017),

Asıl alt işveren işlerinde muvazaalı çalışma kamu işyerlerinde de olabilir. Kamu hastanelerinde otomosyanda çalışanlara hizmet alım sözleşmelerine izin verilmektedir. Hasta giriş verisi yapanlar asıl işte çalışıyordur. Kardiyoloji teknik elemanları muvazaa.

Muvazaanın olduğu hallerde geçersiz kabul edilen hallerde, geçersiz de olsa alt işveren işe iadenin sonuçlarından sorumlu olmaktadır. Eski tarihli bir HGK’da (2008) muvazaa haksız fiil olarak nitelenmiştir.

Çöp toplama hizmetleri asıl-alt işveren ilişkisi muvazaa kabul edilmiştir. (22 HD Kemalpaşa Belediyesi)

İşe iade davasında asıl işverenin davalı gösterilmesi zorunlu değil yararlıdır.( 9 HD)

Muvazaa olan hallerde ise muvazaa kendiliğinde gözetilir, işçiyi işveren olduğu konusunda yanıltan işveren lehine vekalet ücretine karar verilmez.

Devir halinde, devreden kıdem ödemiş ise, sözleşme sona ermiştir. Devir hükümleri uygulanmaz (9HD)

Ortakları aynı olan işyerlerindeki işçi geçişleri devir değildir.

Geç geldi tutanakları mobing değildir. Ancak işverenin mobing sayılmayan katı tutumları, genel davranışları işçiyi gözetme borcuna aykırılık nedeni ile manevi tazminat nedeni olabilir.

İmzalı ücret bordrolarının gerçeği yansıtmadığı ihtimali doğarsa TUİK verileri kullanılmalı.

Garanti ücret + Prim  ödemesi uygulamalarında, prim gerçekleşmese de garanti ücret ödenmek zorunda.

Tır Şoförlerinin sefer primleri ücretin kendisidir.

Başka işyerine nakillerde Toplu iş sözleşmesinde hüküm varsa işçinin ayrıca rızası alınmaksızın nakil varsa TİS ile konan hüküm geçerli değildir. (22HD  1.11.2017) İşçinin nakilde sessiz kalması kabul anlamına gelmez.

Esaslı değişik karşısında tespit davası açılamaz. İşlem iptaline gidilemez. Eda davasına konu olur (HGK),  Bunlar idari işlemler ise, idari yargının iptal davalarına konu olabilir.

24-24 veya 24-48 çalışmalarında hafta tatili kullanılmış olur.

Kapıcılar tüm gün çalışmaz, kendi boş zamanları olur, ancak daire sayısı çoksa fazla mesaide bakımından değerlendirilir.

Üçlü vardiyalarda da bazen Fazla Mesai olabilir. Örneğin mutfak görevlileri vardiya değişse de diğer vardiyada da çalışıyorsa (HGK 12.04.2017)

Üst düzey çalışanlar çalışma saatleri daha üstü tarafından belirleniyorsa fazla mesai olur, kendi belirliyor ise olmaz.

TIR sürücülerinin fazla çalışmalarında takograf kayıtları ve diğer kayıtlara bakılır. Fazla çalışma tanıklarının işyeri çalışma düzenini bilmeleri gerekir. Fazla Mesaide resen araştırma olmaz. Ancak hakim HMK 31 uyarınca davanın aydınlatılması için bu yönde delil isteyebilir.

Takdiri indirim Fazla mesaide takdiri indirim adı geçse de  bu karineye dayalı indirimdir.(Seracettin bey 22 HD Bşk. Burada davanın kanıtlanamayan bölümü vardır.

Fazla Mesai + Prim uygulamasında fazla mesaiye rağmen prim düşük kalıyorsa, fazla mesai ücretleri ödenmeli.

UBGT çalışmaları 270 saat fazla çalışmanın, ücretin içinde olması kuralına dahil değildir. Ayrıca ödenmelidir.

Önceden tasfiye edilen kıdem tazminatı süreleri, izin içinde tasfiye edilmiş sayılmamalıdır. İzinin kıdemi baştan olmalıdır. (Bu yönde katılımcı görüşleri açıklandı)

Bektaş Kar Yargıtay üyesi daha önceden kıdem tazminatı ödenmeksizin ayrılan işyerine yeniden girme halinde zamanaşımı süresi içinde işe girilmiş ise hizmetlerin birleştirilerek tek bir kıdem tazminatı uygulanacağına dair görüşler eleştirildi. Kıdem tazminatının tasfiyeyi kabul etmediği açıkladı. Diğer görüşlerde de aradan geçen süreye bakmaksızın tüm sürelerin birleştirilmesi gerektiği açıklandı( Fevzi Şahlanan hoca ikinci oturum 1475 md.14 n düzenlemesinde bu koşulun olmadığını açıkladı)

Şahin Çil Yargıtay 9 HD üyesi

Aracını kiralayan ve kendiside şoför çalışanların ücretinin kıdemde araç için olanlar dışlanarak hesaplanacağını, araç nedeni ile alacaklar içinde iş mahkemelerinin görevli olduğunu, İstisnalar dar yorumlanır, ev hizmetlerinde çocuk bakımında çalışanlar iş kanunu kapsamında, Zamanaşımı definden diğer borçluda yararlanır (Bu konuda 21 HD Başkanı Mesut Balcı müteselsil sorumlulardan birinin zamanaşımı sadece kendisini kurtarır, içtihatlarımız bu yöndedir, 22 HD Başkanı Seracettin beyde zamanaşımı savunması diğerini kurtarmaz. TBK.md.155 buna dayanak olmaz). Alt işveren değişikliklerinde  5-10 günlük boşlukların işten ayrılma sayılmayacağı, SGK giriş çıkışlarının fesih olmadığını, husumetli tanıkla ispatta işverenin çalışmayı düzenleyip duyurma yükümlülüğü olan durumlarda uyuşan beyanlar nazara alınır. İmza içermeyen fazla mesai tahakkuklarının bankaya yatırılması halinde ödeme mahsup edilir. Çalışma her tür delil-tanıkla ispatlanabilir. Gazeteci belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışabilir mi, belirli sürenin sonunca kıdem tazminatsız işin sona ermesi söz konusu olur. (Bu soruya Gülsevil Hoca’nın cevabı TBK’ya göre bir kez belirli yapılabilir görüşü bildirildi)

Prof.Dr. Gülsevil Alpagut  11 ay süren mevsimlik çalışma olmaz, bunlar aralıklı çalışmalardır.

 

Prof.Dr. Nurşen Caniklioğlu sunumu; 2. Oturum (Sona Erme-Kıdem Tazminatı Yargıtay Kararları)

 

İkalede işçi asgari ücretle çalışıyorsa yarar 5-6 ay olmalı, yüksek ücretli kişiler için ilave yarar  6 aydan az olabilir.

İkalede işçinin yasal haklarım saklı demesi halinde ikale geçersizdir. (9 HD 11.04.2017 E.2016/10434, K.2017/6278, 22 HD kararları da aynı yönde)

30 işçi koşulu alt işverene göre belirlenir. Asıl işveren işçi sayısına bakılmaz. Organik bağı olan İşverenler arasında koşulları varsa tüzelkişi perdesi aralanabilir.  Üretim ve Satışı olan  iki ayrı organik bağı olan şirketlerden  birinden diğerine gönderilen  ve yeni şirkete başlamayan kişi devir veya geçici iş ilişkisi ile gönderilmelidir.

6 ay bitmeden 2 gün önceki fesihte işçi işe iade için aranan 6 ay dolmamıştır.

Kavga eden işçilerden birini çıkarıp diğeri çıkarılmaması halinde  haklı fesih değil geçerli fesih söz konusudur.

Sık rapor alınması ,iş aksıyorsa haklı değil geçerli neden.

İşçinin işverene karşı koyması,sert sözler söylemesi  haklı fesih nedeni mi araştır.

Bilgisayarında uygunsuz içerik bulunan bir çalışanın zaman zaman diğer çalışanlarda kısa kullanabilselerde haklı değil geçerli fesih, (Hoca tam ispat ister)

Bilgisayar bakımcısı , bakım sırasında kendisine az diğerlerine daha fazla zam yapıldığını öğrenir, işverenden düzeltme ister, kişisel verilerin gizliliğini ihlalden fesheder. Yargıtay 5.10.2017 tarih ve E.2016/24041, K.2017/11069 sayılı kararlarında eşit işlem ilkesinin gizlilikten önce geldiğini, işçinin işveren dışında bilgiyi kimse ile paylaşmamıştır. (Amerikan hukukunda uyumlu eylem deniyormuş, hakkını korumak için yapılanlar fesih nedeni olamaz).

Şikayeti gidermiş gibi işlemden kaldıran geçerli fesih nedeni değildir. Yargıtay peşpeşe tutanaklara itibar edilemez, (Nurşen hoca Temadi varsa olur)

Aynı eyleme bir ceza varsa, verilmiş ise fesih sebebi olmaz, örneğin prim mahrumiyeti yaptırımı uygulanmış ise aynı eylem fesih sebebi olmaz.

Ek iş yapma (dövmecilik yapan) , sadakat borcuna aykırı davranıştan feshedilmiş. Hocanın görüşü sadakat borcuna aykırılık oluşturmayanlar fesih nedeni olmamalı,

İşyerinde sakal uygulaması var, ancak birisi daha sakal bırakıyor, işveren kes diyor, iddiası sünnete uygun sakal değil, iradi sakal nedeni ile fesih, fesih haksız kabul edilmiş.

İşyerinde bir süre sonra örtünmeye karar veren ve  örtüsünün üzerine iş kıyafeti giymeyen kişinin işveren feshi geçerli fesih, (Hocanın görüşü işveren işyeri kıyafet seçeneğini çoğaltabilir.

(Görüş Grup WhatsUpp yazışmalarında işverene yöneltilen işçi eleştirilerini işverene ileten kişi işten çıkarılabilir)

İşçiye akşama kadar şurada işe başlayacaksın denmiş, 6 gün verilmemiş, fesih geçersiz.

Sizi 3-4 ay sonra işe  alacağım diye işten çıkarılmış, fesih geçersiz, (ücretsiz izin verilse görüşü işçinin iznine tabi olacağı gerekçesi ile eleştirildi.

Haklı fesih nedeni ile 1,5 yıl sonra feshetmiş, Yargıtay’da görülen lüzum üzerine  işe iade kararı vermiş ( haklı fesih süresinde kullanılmalı)

Fesih nedeninin açık ve net olması gerekir. Banka etik kurallarına aykırı davranıldı iddiası var, işçi bir iş kurmuş ve bankada çalışıyor, savunması alınmış, ama fesihte açıkça belirtilmemiş, işçinin konuyu bildiği kabul edilmiş.

Satış temsilcisinin, müşterilerinin kendisini alkollü mekanlara götürmesini istemesi, hesabı onlara ödetmesi, alkol kullanımı nedeni ile haklı fesih. (katılımcılar işyerinde alkol yerine görevde alkol alma , işin yapıldığı yerlerin işyeri olduğu tanımlarına değindi)

İzinsiz konuşma kayıtlarının başkalarına dinletilmesi hakkı fesih nedeni.

Zimmet iddiası var ama işçinin bu iddiasını ispatlayacak hiçbir belge kayda erişilemiyor. İftiradan haklı nedenle fesih var.

Aynı işyerinde çalışan eşlerden biri eşine 200 metreden fazla yaklaşmama kararı aldırıyor (Aile Mahkemesinden) buna uyan koca işi gelemiyor, işveren devamsızlıktan fesih yapmış mücbir sebep var denmiş.

22 HD Başkanı Seracattin Göktaş tüzel kişi perdesinin aralanması için organik bağ yetmez, hakkın kötüye kullanıldığının ispatı gerekir. Bir işyeri uzaklaştırmak istediği işçiler için tutanak tutmaya başlıyor. Kural peşpeşe tutanak tutulmasına engel bir durum yok ancak her koşulda korunamaz, Bankanın bir ay önce 50 çalışan alıp bin güvenlik görevlisini çıkarmasında  çalışanların işi aynı değil, ayrı olsa bile 50 kişi almak in kişi çıkarmak çıkarıla işe iade hakkı vermez, 04.12.2017 tarihinde çalıştım diyen kamu alt işverenleri ve kamu asıl işverenine karşı açılan davaları alt işveren temyiz etmese de asıl işverenin temyizinde koşulları varsa asıl kamu işvereni hakkında iade kararından sorumluluk kaldırılıyor.

9 HD üyesi Şahin Çil yeni dönemde Bölge Adliye Mahkemelerinin ikalede makul yararı 4 ay olarak uyguladıklarını, işsizlik sigortasından elde edilen yararların nazara alınmadığını, emeklilerinde işe iadeden yararlanacaklarını, 4 aylık değil kademeli tutarın uygulandığını, İşverenin daha önce aldığı istifa evrakını isteyen alamayan işçinin evrakını bulunduğu yerden almasının, güven ve bağlılık ile bağdaşmadı diye işveren feshinin haklı bulunduğunu, kendi karşı oyu olduğunu,

Prof.Dr. Gülsevil Alpağut ikalede işçinin ihtirazi  kaydının ikaleyi geçersiz hale getirmeyeceğini, esasa girilmesini, WhutsApp  grup yazışmalarının çok büyük gruplarda yayılacağının önceden kabul etmek gerektiğini bildirdi.

Cuma izni isteyen işçilere servis verilir, işçilerden biri Cuma sonrası servisle dönmez. Daha sonra döner işverenin haklı feshi var.

 

Nurşen hoca, sakal-kıyafet özgürlüğü inanç özgürlüğü kadar kendini ifade etme özgürlüğü kapsamında düşünülmeli, yan iş yapma yasağının sözleşmede olması gerekmiyor. Tam süreli çalışanlar için yan iş olmamalı, yan iş kısmi, kısa süreli, işe olumsuzluk katmayacak nitelikte olmalı.

 

 

HİZMET TESPİT DAVALARI (5)

1- SİGORTALI VE HAK SAHİPLERİ BAKIMINDAN;

-Tespit davasındaki kadar gün ve kazanç sağlanır.

-Başlangıç tespit davasındaki tarihe göre SSK yaşlılık başlangıç tarihi belirlenir

( 18 yaşından önceki tarihte yaş belirlemesine esas alınır, 18 yaştan önceki günlerin 18 yaştan sonra değerlendirilmesine ilişkin bölümü emekli yaşını etkilemez, gün ve kazanca etkindir,506 bakımından etkileri ile 5510’a etkileri bakımından ölüm ve malullük yönünden önceki uygulamada farklılık vardır.)

-BAĞ-KUR luluk tespit süreleri de emekli yaşını öne alır.

-Sigortalı günlerin iptal edilmiş olması nedeni tahsisi bozulan dosyalarda, tespit davası ile kazanılan günlerin yeterli olması halinde, aylık bozulmamış gibi başa dönülür, çıkarılan borçlar iptal edilir.

Tespit davalarının en önemli özellikleri bozulan aylıkların başa dönmesi ve emeklilik tarihini öne çekmek işlevidir denebilir.

-BAĞ-KUR’luların prim borçları, ödenmesi gereken askerlik gibi sürelerin borçları ödenmedikçe, yahut mahkeme aşamasında depo edilmedikçe, aylık başlamaz, mahkemeye depo edilmiş olanlarda mahkemeye depo tarihini takip eden aybaşından başlar. Aksi takdirde borç ödemeden başlar.

-Kurum hatası ile birleşen işlemde (2017 Sosyal Sigorta Yönetmeliğinde tanınan haklara dikkat edilmelidir.)

2- İŞVEREN YÖNÜNDEN;

SSK lıların  mahkeme kararı kurumun işveren servislerine intikal ettiğinde; İşverene tespite konu dönemde verilmesi gereken belgeler istenir, bunlar işe giriş bildirgesi, aylık bildirge ve dönem bordroları ile tahakkuk edilecek prim ve gecikme zamlarının ödenmesidir.  İlgili belgeleri düzenleyip vermeyen işveren ayrıca belge sunmamaktan İdari Para Cezası uygulanır.

-Mahkemelerin tespit kararının kesinleşmesinden itibaren önceki 10 yıllık sürelerin primlerinin işverenden istenemeyeceğine zamanaşımına uğradığının kabul edildiği mahkeme kararları son 3-4 yıldır yaygınlaşmaya başlamıştır. Ancak aynı hususu idari yargı alanına tabi İPC ler için söylemek güçtür. 10 yıl ve önceki döneme ait İPC ler döneminin asgari ücreti üzerinden olduğundan parasal önemini kaybetmektedir.

– Uygulanacak idari para cezaları bazı cezalar bakımından asgari ücretin 12 si veya 3’ü olarak muhatap gruplarına göre değişmektedir.

-İdari para cezalarının süresinde ödenmesi halinde % 25 lik bir indirim hakkı bulunmakta.

-İşverenin geç bildirimi ile sigortalının tespit istemi çatışabilir. Örneğin işveren geçte olsa bütün bildirgeleri vermiş kurum zamanında verilmedi ve belgeli değil diye işleme almamış, ret kararı üzerine sigortalı ve kurumu hasım tutarak bir dava açmıştır. İşveren bu davasında bildirimlerinin esas alınmasını istemektedir. Davayı kazanıp işlem yaptırabilirse bazı cezaları beşte bir ödeyecektir. Ancak aynı zamanda  sigortalı da tespit işlemi istemektedir. Bu noktalarda çatışmanın işleme ilke başlayan veya işlemi ilk kesinleşen esas alınarak sonlandırılması gerekir. Kişisel önerimiz işverenlerin daha önce davranmaları halinde idari para cezalarında büyük bir avantaj elde edebilecekleridir. Bu avantajı yakalayan işverenler ayrıca yine dörtte bir  süresinde ödeme avantajı elde eder.

HİZMET TESPİT DAVALARI (4)

Yargılama sırasında son işlemlerden olmak üzere başlangıç tespit davalarında ilk işe giriş bildirgesindeki imzanın sigortalıya ait olup olmadığı yönünde imza incelemesi, gün ve kazanç tespiti dosyalarında ise bu hususlarda bilirkişi incelemesi yaptırılabilir.

Yeni dönemde  hizmet tespiti davalarında artık SGK hasım olmadığından hakkında karar verilmez, Başlangıç tespit davaları sadece SGK’ya karşı açılmış ise, SGK hakkında karar verilir.

Kapalı şirketlerin ihyası ise Ticaret Mahkemelerince hangi nedenle ihya istenilmiş ise sadece bu davaya has olmaz üzere karara bağlanır.

Başlangıç tespit davalarında 1 gün başlangıca karar verilir. İstemde bulunurken 1 gün asgari kazançla tespitine denilmesinde yarar vardır. Eskiden kazancın belirtilmemiş olması SGK nezdinde sorunlar yaşatırdı. Ancak kazanç ibaresi eklenmese de  asgari kazançtan işlem yapılır.

Gün tespiti davalarında;

Daha önce bildirim varsa ise bu bildirimli süreler sayılıp dışlanmak sureti ile bildirilmeyen günlerin liste halinde sıralanması ile gün belirlenir.

Aidiyet davalarında bu hizmet başkasının değil benim iddiaların … kişisine ait şu dönem günlerinin davacıya adına kayıt ve tescili sağlanır.

Bildirimli olup eksik bilgi veya farklı bilgideki kayıtlar düzeltilir. Arslan soy isimli kaydın aslan olarak düzeltilmesi gibi,

Kazanç tespitlerinde;

Her bir dönem kazancının bildirilmesi gereken tutar belirlenir. Örnek Ocak 2018 de bildirilen 3.000TL yerine 9.000 TL olarak tespitine veya 6.000TL eksik kazanç bildirildiği 9.000TL tespitine şeklinde tüm dönemler gün ve kazançlar-eksik kazançlar listelenmek sureti ile karar verilebilir.

Kazanılmayan davalar ret edilecektir.

Ret işleminde Başlangıç Tespit Davalarında SGK vekiline diğer davalarda davalılar vekiline ret vekalet ücreti ödenir. (Halen 2.000TL civarındadır). Kabul halinde aynı tutar davacı vekiline verilir. Yine davanın reddi halinde masraflar davacı üzerinde kalırken, kabul halinde davacıya verilir.

Kararlar önce Bölge Adliye nezdinde İstinafa, sonrasında Yargıtay incelemesine (temyize gider). Yalnızca bu süreç en az 1,5 yıl sürer. Bir hizmet tespiti davası bozulup gelmez ise 2,5-4.000 yıl arasında bir sürede tamamlanabilir.

İstinaf ve temyiz  işlemi kararı alınca 2 hafta süre içinde yapılır, Çok azda rastlansa SGK vekilleri (özellikle sözleşmeli olanlar) işi bırakma süreçlerinde bu süreleri kaçırabilmekte ve kararlar kesinleşebilmektedir.

Kararlar kesinleşmedikçe işlem yapılamaz.

Ama her nasılsa SGK vekilleri vekalet ücretlerini işleme koyabilmekteler. Yine davacı vekillerinde kesinleşmeyi beklemeden vekalet ücretlerini Kurumdan talep etmekteler. Ancak kararın içeriği yerine getirilmez.

Tespit davasında çok sınırlı hallerde tedbir kararı verilir. Bu husus daha çok genel sağlık sigortasından yararlanma hali ile sınırlıdır. Birde birikmiş icra borcunun durdurulması istenebilecektir. Kesilen aylığın tedbir sureti ile devamı kararları veren birkaç uygulama dışında buna karar verilmez.

Hizmet tespit davalarının vazgeçilmezliği ilkesi uyarınca feragatla sonuçlanamaz ve ancak takipsiz bırakılabilir iken son içtihatlarda, davadan vazgeçmenin, hakkın esasını etkilemediği, yeniden dava açmak üzere feragat edilebileceği kabul edilmektedir.

HİZMET TESPİT DAVALARI (3)

Hizmet tespit davaları kamu düzeninden olduğundan ispat belirli usule bağlanmıştır.

1-Başlangıç tespit (1gün) davaları eskiden daha basit usuller ile kazanılabiliyor iken uzun yıllardır hizmet tespit davalarında aranan sıkı koşullara tabi tutulmuştur. Başlangıç tespit davalarında SGK’ya başvuru ve ret işlemi veya 60 gün geçtiği ispatlanmalıdır. Bu davalarda verilen sigorta sicil numaralarının hangi yıl serilerinden olduğu sorulur.

2-Hizmet tespiti istemlerinde;

  • Tespiti istenen işin sigorta kapsamında olması veya istisnalardan olmaması gerekir. Örneğin eşlerin birinin diğerinde çalışması yeterli değildir. Ücret ödeme koşulunun da gerçekleşmesi gerekir.  Orman işlerinde çalışmada sonrada kanun kapsamına alınmıştır. İşin kapsamda olmasına rağmen tescil edilmemiş olması önemli değildir. Asıl olan kapsama alınabilir bir iş olmasıdır. SGK’dan davalı işyerinin kapsama alınış tarihi sorulmaktadır.
  • Sigortalı hizmet cetveli ve sigortalı dosyası, ilk işe giriş bildirgesi istenilmelidir.
  • SGK müfettiş, denetmen ve diğer görevlilerinin tutanakları,
  • Aynı işyerinde, aynı dönemde çalışan ve sigortaya bildirilen diğer kişiler tanık olarak dinlenilmelidir. Bu kişilere bordro tanığı denir. En önemli delildir. (İşverenin çalışmadığı halde bildirdiği eşi, oğlu,kızı, akrabası gibi tanıkların listede olması halinde akrabalık veya gerçek olmayan çalışmayı yapan kişilerin tanıklığına karşı dikkatli olunmalıdır). Daha önce dava açmış ve kazanmış kişilerde tanık olabilir. Tanık sayısı en az iki kişi olmalıdır.
  • Aynı işyerinden dönem bordrosu tanığı yoksa, komşu işyerlerinde çalışanlar  ve komşu işyerleri sahipleri dinlenilir.
  • İmzalı ücret bordroları, işyeri  kayıtları, banka dökümleri, APS, Kargo, tebligat gibi işyerinde davacıya ait kayıtlar, İrsaliyelerde yer alan imzalar, vekaletnameler ve vekaletnameler ile yapılan işlemler, servise veya araç muayene istasyonlarındaki imzalı belgeler.
  • Trafik cezaları, kaza tespit tutanakların da yer alan imzalar, ceza davalarında, tüm resmi kurumlarında yer alan kayıtlar,
  • İşyerinde çekilen resimler,
  • İşçi iken çırak olarak bildirilenler için, üretime yönelik çalışıldığı istenilen işi yapabilecek deneyim ve güçte olduğunun ispatı,
  • İsim karışmalarında ismi karışanların tamamının kimlik bilgilerinin istenilmesi,(sigortaya kayıt döneminde nüfusa kayıt bilgilerinin)
  • Davalı işverenin davayı kabulü önemli değildir.
  • Kapıcılar bakımından, oturulan eve bağlanan telefon, internet adresleri, o adreste alınan tüm kargo vs gibi tüm gönderilerin kayıtları yönetimin karar ve işletme defterleri ile makbuzlarda adını veya el yazısının bulunması,
  • İşveren bazı dönemleri bildirmiş ancak eksik bildirmiş ise, tam çalışmaya yönelik deliller.
  • İşyerinde yapılan iş, işyerinin adresi gibi hususlar beyan edilmelidir.
  • Hizmetin birden fazla kişiye ait olduğu iddiasında, davacı ve davalı olmalarının yanında birbiri ile ve tanıklar ile yüzleşmeleri gerekir.

3- Kazanç tespit davaları;

Burada işveren tam gün sigorta bildirmiş, ancak sigortalının aldığı tüm ücretler üzerinden bildirim yapmamıştır. Bu uygulamada ödemelerin bir kısmı bankadan yapılmakta bir kısmı elden ödenmektedir. Bankaya ödenmese bile bordro imzalatılmakta ancak bordroda daha düşük tutarlar yer almaktadır.

Günümüzde SGK (SSK) yaşlılık aylığı alan kişilerin halen 6.500TL civarında bir aylığın en üst sınır olduğunu düşündüğümüzde (sınır reel olarak her yıl artmaktadır) gerçekten asgari ücretin üzerinde ücret almasına rağmen asgari ücretten bildirim düşük emekli aylıklarına neden  olmaktadır. Kazanç tespit davalarının kazanılması halinde her bir asgari ücret dilimi kadar tutarın aylığı her yıl için 50 TL artırdığını söyleyebiliriz. Örneğin her ay 3.000TL net ücreti olan kişileri asgari kazançtan bildirim halinde aylığı 1.000 TL ise bu şekilde 10 yıl çalışmış ise aylık 1.500’e çıkmaktadır. Daha yüksek tutarlardan daha çok artacaktır. Örneğin 11.000TL alan kişi asgari ücretten gösterilmiş ise 1 yıllık kaybı 300TL dir.

Bu davaların sayısı arttığından daha katı kurallar uygulanmaktadır. Bunların içerisinde yer alan  belirli sınırı geçen iddiaların senetle ispat dediğimiz, kayıtlı belgeler ile ispatını arayan daire uygulamaları bulunmaktadır.(Yargıtay dairelerinden bir diğer aksi görüştedir). Senetle ispat uygulamasına esas alınan tutar her yıl değiştiğinden her yıllık tutarda dikkatli olunmalıdır. Örneğin senetle ispat sınırının 2.000 olduğu bir yıl olsa iddiayı 1.950 dense senet aranmaz iken 2.050 denmesi senetle ispat edilemediği için reddedilebilmektedir. Aslında daha yüksek kazançlar içinde ispat zorluğu varsa  her yılın kazancı sınır aşmayacak şekilde beyan edilebilir. (Senetle ispat için her yıl için oluşturulacak üst sınır liste halinde sonra sunulmaya çalışılacaktır.)

Kazanç tespiti davalarında her yıl için kazanç ayrı ayrı beyan edilmelidir.

İşyerlerinde ücreti tam ödeyen ancak prim ödemesini dolanan uygulamalar olabilir. Gerçekte ücret ödenmekte iken , sonradan ödemelerin bir kısmının bir kısmı sigortadan istisna olan yemek parası, aile yardımı gibi gösterilmesi veya ayni yardım gibi gösterilmesi hallerinde de bu ödemelerin gerçek nitelikleri ispatlanmalıdır.

Yüksek kazanç tespiti için meslek, vasıf, deneyim iddia ve ispatlanmalıdır.

Sigortalının kredi kartı, kira gibi harcamaları ,ödediği krediler, banka dökümleri, her ay, aynı günlerde elden yatırılan paralar, başka gelir kaynağının olmadığı ispatlanmalıdır.

(işyerinde tam kazanç gösterip, elden bir kısmını geri alan işyerleri için hizmet tespiti değil ücret alacağına konu olabilir).

4- FİİLİ HİZMETE TABİ İŞLER

1.10.2008 öncesi EK 5 kapsamındaki işler, matbaa çalışmaları vb,, 5510 dönemi fili hizmete tabi işte çalışma iddiları  diğer deliller yanında  keşifle ispatlanır.

5- BAĞ-KUR  hizmet tespiti istemleri;

-Vergi ve odaya kayıtları ile kurum kayıtları.

-Kuruma yapılan başvurunun reddi,

-Tevkifat kayıtları

HİZMET TESPİT DAVALARI (2)

DAVACILAR     ;

1-Sigortalı

2-Sigortalının küçük olması halinde velayet ve vesayet hakkına sahip olanlar

3-Sigortalının ölümü halinde hak sahipleri.

Hak sahiplerinin tamamının dava açmasına gerek yoktur. Birisi bakımından açılan davada elde edilecek sonuçlardan davacı olmayanlarda yararlanır. Uygulamada tartışılmamakla birlikte davacının mutlaka hazır hak sahibi olması gerekmez, ileride hak sahibi olma hakkı olanlarda davacı olabilir.

Tespit davasının açılması için ölüm aylığına hak kazanılamayacak olması halinde dahi dava hakkı bulunmaktadır. Zira kazanılacak gün sayısı 1 gün dahi olsa, aylık bağlanamasa bile toptan ödeme isteme bakımından tespit istenebilir. Bir gün dahi olsa toptan ödeme hakkı doğacaktır.

Ölümde davacılara süre olarak bir imkan daha sağlanmaktadır. Örneğin dava açma süresinin dördün. Yılında ölen sigortalı tespit davası açmamış ise, hak sahiplerine yargı kararları ile  yeni bir 5 yıllık süreye tanınmaktadır. Böyle bir sürenin tanınmaması gerektiğine dair görüşlerde bulunmaktadır.

Kapıcı gibi hizmetlerde asıl çalışan işçiye zaman zaman yardım eden eşler kendi adına hizmet tespiti isteyemezler, sigortalı tescil hakkı asıl çalışana aittir.

DAVALILAR

1- İşverene dava açılır. (Başlangıç tespit davaları hariç)

a-Gerçek kişi İşveren ölmüşse mirası reddetse dahi mirasçılara dava yöneltilir.

b-Şirket ise ve şirket kapanmış, tasfiye edilmiş ise  tespit davası amacı ille dava ile ihya istenir, ihya kararından sonra tasfiye                            yetkililerine ihya edilen şirket adına davayı yöneltir.(Kısaca iki dava olur , tespit davası iş davası iken ihya istemi ticari davadır)

c- İşyeri birden fazla kez devredilmiş olsa dahi işçi alacaklarından farklı olarak, devreden ve devralan tüm işverenler davalıdır.

ç- Ortak girişim, adi ortaklık kuran her bir şirkete birlikte dava açılmalıdır.

d-Gerçek kişi ortaklıklarında bütün ortaklar mecburi davalıdır.

e-Kapıcılar bina yönetimlerine dava açabilir.

f-Geçici iş ilişkisinde gönderen ve çalıştıran davalı asıl işverendir.

g-Asıl ve alt işveren ilişkisinde de  alt işveren işçileri, sigortalıları  asıl ve alt işverene  birlikte dava açabilir.  Sadece alt işverene karşı              dava açılması yeterlidir. Asıl işverene dava açılıp alt işverene dava açılmamış ise alt işveren davaya eklenir.

2-SGK davalı olur mu?

a-Başlangıç tespit davaları yalnızca SGK’ya karşı açılabilir. İşverenin davalı gösterilmesine gerek yoktur.

b- Birden fazla güne ait tespitlerde SGK davalı değildir. İhbar olunandır.

 

3- İŞVEREN VE SGK DIŞI KİMLER ZORUNLU DAVALIDIR

Hizmetin çekişmeli olduğu hallerde hizmet üzerinde hak iddia edenler de davalı olmalıdır.

Örneğin adı ve soyadı aynı olan iki kişinin biri adına olan günlerin diğerine hizmet olarak yüklenilmesi halinde yüklenen kişi zorunlu davalıdır.

Bazen suçtan aranan kişilerin, başkasının kimliği ile çalışmaları halinde hizmet kimlik sahibi adına olmakla birlikte, yıllar sonra takipten kurtulan suçlu bu defa ben çalışmıştım iddiasına yönelebilmektedir.  Bu dava da kimlik sahibine dava açılmalıdır.

4- BAĞKURLULAR

Sadece SGK’ya karşı dava açılır.

5-YETKİLİ MAHKEME

Tespit davaları çalışılan işyerinin bulunduğu yani işveren veya işyerinin olduğu yerde açılması gerekirken, başlangıç tespit davaları ayrıca SGK’nın merkezinin bulunduğu Ankara’da da açılabilir.

Eski içtihatlarda SSK- 4-1a sigortalılarının davacının bulunduğu yerde hizmettespit davası açılabileceğine dair içtihatların kanun değişikliği nedeni ile yeni dönemde uygulanması mümkün değildir.

HİZMET TESPİT DAVALARI (1)

Hizmet tespit davaları bir çok çalışmaya konu oldu,  uygulamacı hukukçular(avukatlar) tarafından konu en son Avukat Mahmut Beylem’in ondan önce Abbas Bilgili’nin hizmet tespit davaları isimli kitapları bulunmakta, bu arada sayın Murat Özveri’nin Yargı Kararları ve Sigortalı Hizmetlerin Tespiti başlıklı  (www.sosyalhaklar.net/2015/ bildiriler/özveri.pdfçalışması bulunmakta,  yine bir çok değerleri çalışma bulunmakla birlikte ben dostlarımı anmak istedim. Ama esas değerli bir çalışma eli kulağında umarım kısa zamanda yararlanmamıza açılır.

Konu temel hatları ile 100 başlıkta sıralanabilir. İçtihatlar ile binlerce sayfalık eserler oluşturulabilir.  Konuyu alt başlıklara ayırıp bir seri yapmak kısa özetler ve hiç içtihatlara atıf yapmamayı seçtik. İçtihatlar ilgili eserlerde ve Yargıtay emsal kararlarından taranabilir.

 

SÜRE :

DAVA AÇMA SÜRELERİ BAKIMINDAN;

SSK Bakımından;

5 yıllık süreye sadece hiç bildirim yapılmayan hizmetler tabidir.

5510 sayılı kanunun MD. 86 ve 506 sayılı Kanunun 79 maddesine göre 5 yıldır. 506 sayılı yasanın başlangıcında yer alan 5 yıl 1987 yılında 10 yıla çıkarılmış ise de 07.06.1994 tarihinden itibaren yeniden 5 yıla düşürülmüştür.

Bu süre SGK’ya hiç bildirim yapmayanlar için konulmuştur. Süre işten ayrılma tarihini takip eden yıl başından başlar örneğin 01.05.2013 yılında işten ayrılan ve hiç bildirimi yapılmayan sigortalı 2014,15,16,17 ve nihayet 2018 yılı sonuna kadar tespit davası açma hakkına sahiptir.

Herhangi bir bildirim var ise sürenin işleyişi;

SGK’ya işe giriş bildirgesi, aylık bildirge,  dönem bordosu, SGK yetkililerinin yaptıkları tespitler gibi kayıt ve belgelerden biri birkaçı varsa kural olarak dava açma süreye tabi değildir. Artık süre hiç uygulanmaz. Bunun en çok uygulanma şekli ilk işe giriş bildirgelerinin verilmiş diğer işlemlerin tamamlanmamış olması halidir.

Ancak işe giriş bildirgesinin sonradan verildiği hallerde bildirge öncesi sürenin 5 yıla tabi olup olmayacağı sorunu bulunmaktadır. Örnek 01.05.1995 te işe girmiş ancak işe girişi 01.05.1999 ta yapılmış ve işten 01.05.2000 tarihinde çıkan birisi bildirim yapılmayan 01.05.1995-30.04.1999 arası için hizmet tespit davası açtığında bu sürelerin 5 yıllık süreye tabi olduğuna ve yine tam aksi yönde tabi olmadığına dair emsal kararlar bulunduğundan şansı yaver giden alır, gitmeyen alamaz diyebiliriz. Aynı kişinin 01.05.2013 tarihinde işten ayrılması halinde 5 yıllık sürenin geçmediği, yazının kaleme alınış tarihi itibari ile 2018 yılı sonuna kadar dava açılabileceği ortaya çıkar.

İlk işe giriş bildirgesi verilmiş ancak sonra hiçbir işlem yapılmamış ise sigortalı isten bir gün başlangıç ister bildirilmeyen tüm sürenin tespitini isteyebilir.(Davalıları ve talepler farklı olur).

Sigortalı günü bildirilip kazancı düşük bildirilenler ile  fiili hizmete tabi iken normal bildirimler bakımından, tespit istemi süreye tabi değildir.

(Fiilen çalıştığı işyerinden bildirim yerine, bağlantılı diğer işyerinden bildirilen kişilerin fiili çalışmaya dayalı olmadığı gerekçesi nedeni ile iptallerinde de kanaatimiz sürenin uygulanmaması ancak hem geçersiz bildirim yapan işveren hem gerçek işverenin hasım tutularak bağın ispatı yolu seçilmelidir).

Davasız -Kurum Yetkisi;

Kayıt ve belgeye dayanmayan hallerde kurum geriye doğru 1 yıl, kayıt ve belgeye dayanan durumlarda ise bizce süresiz, SGK uygulamasında  tespit davası açılabilir süre kadar geriye doğru tescil yapabilir.

Bu durumda dava öncesi Kuruma başvuru halinde belirli bir sürenin tescili sağlanabilecektir.

Sürenin uygulanmadığı haller;

Sigortaya yetersiz bildirim yanında, işverenin kamu olması, ücret bordrosunun olması, özel işverenlerin sigortalı olduklarına dair kayıt ve belgeleri işçiye veya işyerinde ilan etmesi halinde (örnek olayda işveren sanki SGK’ya bildirge vermiş gibi kayıtları işyeri ilan tahtasına asmış, sigortalılar bildirim yapılmadığını yıllar sonra öğrenmiştir.) İşçi alacaklarının davaya konu olması süreyi kesmez (aksi yönde eski kararlar vardı).

BAĞ-KUR yönünden;

Kural olarak BAĞ-KUR’lulara hizmet tespit davası yoktur.  Ancak halen en yaygın olanı 1479 sayılı kanunun 4956 sayılı kanun ile gelen geçici 18 maddesi uygulamasına  göre Temmuz 2003 tarihinden itibaren 6 ay içinde kuruma başvuran ve borçlarını 1 yıl içinde ödeyeceğini beyan edenlerin  20.04.1982  ve 04.10.2000 arası sürelerinden BAĞ-KUR tesciline esas sürelerini n tescilini isteyebilecektir. Kısaca 04.10.2000-Temmuz 2003 arasında fiilen  tescili yapılanlar prim ödemesi yapılmaksızın , Temmuz 2003 sonrası 6 ayda geçmişe yönelik primi ödeme beyanlı tescil talebinde bulunanlar 04.10.2000 öncesini tescil talep edebilirler. Süreye tabi değildir.

SGK Kurum genelgesi ile  bir istisna daha getirmiş, daha önce bağ-kura isteğe bağlı sigortaya tabi tescil edilenler ile ,  icra ile prim tahsil edilenlerinde zorunlu tescil gibi aynı haklardan yararlanabileceklerdir.

TARIM BAĞ-KUR’lular yönünden;

Kuruma kayıt ve tescili yapılmayanlardan, tarımsal ürün satışlarında kesinti yapılan kişilerin geçmiş dönem tescilleri yapılabilir. Yeter ki tevkifat belgesinde BAĞ-KUR primi kesilmiş ve Bağ-KUR’a yatırılmış olsun, Toprak Mahsülleri Ofisi, Şeker Fabrikaları  gibi kamu nitelikli yerlere ürün satışında sorun yaşanmaz iken, özel kesime verilen ürünlerde tevkifat yapılsa bile bağ-kur’a aktarılmamış olması halinde bu hak kullandırılmamaktadır. Tevkifat SGK’ya aktarılmış ise artık süre olmaksızın tevkifat yapılan aydan aynı yılın sonuna kadar tescil mümkündür.

 

YENİ ANAYASAL SİSTEM EYT ÜZERİNDEN TEST Mİ EDİLİYOR ?

TBMM’de bu gün EYT ile ilgili ne oldu.

İyi parti tarafından Meclis Araştırması istenildi. Bu oylandı ret edildi. Şu yapılmadı EYT’ye takılan emekli olsun diye bir kanun teklifi gelmedi.

Meclis Araştırması yapılsa idi ne olacaktı. Araştırma sonucunda yasal düzenleme, etkileri varsa yönetim (Hükümet) kusurları incelenip bir sonuca varılacaktı.

Peki kabul kararı verilse idi bu arada gelebilecek kanun teklifleri görüşülebilecekmiydi ? Muhtemelen araştırma  bitsin, sonra yasal düzenleme görüşsün denilecekti. Yani olası bir kanunlaştırma işleminin önündeki belki de ilk engel dolaylı bir şekilde bu şekilde aşılmış oldu.

Yani süreç daha uzun bir evrelemeden daha kısa bir sürece dönüşmüş oldu.

Gerçekten yeni Anayasal sistem bir ölçüde EYT üzerinden test ediliyor. İyi parti araştırma isteminde bir sonuca ulaşamasa da; MHP üzerinden parti denetiminin kendiliğinden harekete geçmesi ile grup başkanı bakımından bir değişime neden oldu.

EYT bitti mi, hayır aksine yolu açıldı bence, bu defa CHP veya EYT taraftarı milletvekillerince kanun teklifi şeklinde getirilebilecek. Ama Meclis Araştırması yöntemi ile olmaz ret cevabı yerine bir yoklama çekilmiş oldu. Bu aşamada TBMM’den kanun çıkmaya yeter sayının olmadığı görüldü, yine yeniden kanun teklifi gelemez mi, tabii ki, yani taraftarları umudunu yitirmesin (kişisel fikrimiz EYT’den işsiz kalanlara emekli yerine sınırlı miktar uzun süre işsizlik sigortası desteği şeklindedir).

Varsayalım TBMM’den bir EYT kanunu çıktı, Başkanlık makamınca TBMM’ye görüşülmek üzere geri gönderilebilecektir.

Yasal düzenlemelerin hep bir mayın tarlası kısmı vardır. Örneğin genel af gibi işlem görmesi arzulanan ceza infaz koşullarının değiştirilerek tutuklu ve hükümlülerin ceza evlerinden tahliyesinden bir çok arzu edilmeyen suç faili de bırakılmış olacak, sırf bu mayınlar güçlü bir iktidar olsanız bile teklifin sahiplenilememesine neden oluyor.

EYT’nin ise mayınlı alanı ise KHK ile ihraç edilen personel. Bunların sayısı yüz binden fazla, bir kısmı yaklaşık % 15’i emekli oldu, EYT çıksa bu gruptan en az % 20’lik bir kesimde hemen emekli olabilecek durumda, maalesef sistemimizde sosyal güvenlik hakkını (emeklilik) hakkı sadece vatandaşlıktan çıkarılma halinde sınırlanabiliyor. Bunun dışında mevcut bir sınırlama yok. Hangi suç olursa olsun, faili emekli olabiliyor. İşte EYT’den yararlanacak belki de 30.000 kişi civarında kamu görevinden çıkarılan memur,işçi, sözleşmeli personel var.

Kanaatimizce kırmızı çizgi olmalı ve bir sınırlama ile bu grup dışlanabilmelidir. Olası bir EYT halinde “Kamu hizmetlerinde çalışmış olan sigortalı/iştirakçilerin kanunun çıktığı tarihte  kamu görevinde olmaları halinde bu hükümden yararlanabilir.” istisnası ile  mayınlardan birini etkisiz hale getirmiş olacaktır.

ŞEHİR EFSANESİ SÜRÜYOR MU? ÇALIŞTIKÇA AYLIKLAR AZALIR MI ?

Çalıştıkça aylıklar düşer şeklindeki şehir efsanesi alıp başını gitmişti.  Bunun değiştiğini, artık bilgi yenilemek gerektiğini tekrar edelim.

Bu değişimin temelinde özellikle 2016 asgari kazanç-ücretin % 29 civarında artması yer alıyor. Her biri iki alt örnek taşıyan üç örnekle teyit edelim.

(Hesaplamalarda sigortalının bakmakla yükümlü olduğu kişisi olduğu varsayılmıştır)

             1. Örnek 

-Tam 25 yıldır sigortalı-tamamı asgari kazanç 1.11.2018 de hazır aylığı ek ödeme dahil 1.387,67 TL.,  Aynı  kişinin  son bir yıldır SSK’lı işte çalışmadığını varsaydığımız 24 tam yıl ile ek ödeme dahil aylığı ise 1.359,59TL  son bir yıldır en azdan olsa da prim yatırmayan kişi  28,08 TL aylığını daha az alacak.

           2- Örnek

              –Sigortalımızın bu defa 5.400 gün yani 15 tam yıl ile emekli olsun ve biz hizmetlerini tam eşit şekilde aylık bağlama dönemlerine göre  1.800 gün 2000 öncesi, 1800 gün 2000-2004 ve 1800 günde son 5 yıla vererek yapılan hesaplamada  ek ödeme dahil 1.304,15 TL aylık alınabilirken,

Aynı kişinin son bir yıldır asgariden prim yatırmaması halinde 14 yıl 5.040 ile aylığı ek ödeme dahil  1.343,13 TL  olmakla bu defa  az günü olan kişilerin emekli aylıkları özellikle 2000 öncesi günlerinin fazla olması halinde azalabilmektedir. Örnekte  1.343,13- 1.304,15= 38,98 TL daha az olabilmektedir.

            3. Örnek

-Sigortalımızın bu defa 21 yılı yani 7.560 günü olsun, yeni yukarı örnekler gibi dönemlerine eşit dağıtalım (2000-2008 aralığı için baştan, 2008 sonrası için sondan) yaşlılık aylığı tutarı  1.337,31 TL olmaktadır.

Aynı sigortalının sondan bir yıl eksik günü olması halinde ise  sigortalımız bu defa 20 yıl sigorta ile emekli olsun ve yine dönemlerine bir önceki sistemle eşit dağıtalım  ile  ek ödeme dahil 1.320,55TL olduğundan,

1.337,31-1320,55 =  16.76 TL daha çok primi olan daha çok emekli aylığı almaktadır.

Sonuç olarak  7200 günden sonra kayıplar ortadan kalkmakta, aksine artış meydana gelmektedir.

Sistemin uzun süreli çalışmayı özendirdiği doğrulanmış olmaktadır.

(Bütün koşullarda aylık ve kurgusal aylık -içinde borçlanma veya hizmet dışlaması olan seçenekler manul olarak hesaplanmadan varılacak sonuçlar ezbere olmaktdır. Yapıp doğrulamak gerekmesi bir uzmana ihtiyaç göstermektedir.)

EYT SORUNMUZ MU VAR,YOKSA ÇALIŞMA YAŞAMI DAHAMI İYİLEŞTİRMELİ ?

Bu gün EYT Derneği ile CHP emek kollarının Türkiye Barolar Birliğinde gerçekleştirdikleri etkinliğin ikinci bölümünü dinleme şansına eriştim.

Öncelikle EYT’nin daha sağlam bilgilerle yere bastığını görmek mutluluk verici idi. Örneğin EYT sorununa 19 yıllık denilmesi ve sorunun 1999 yılında başladığını belirtmek yasal düzenlemeler ile örtüşüyor.

Ancak ülkemizin EYT sorunu mu var yoksa sosyal güvenlik sorunu mu var bunu düşünmeden edemedim.

EYT emeklilikte yaşa takılanların eski sigortalılara nazara daha geç yaşta emekli olmaları.

Aksi görüş ileri sürülse de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sosyal güvenlikten doğan hakların  ölçülü olmak suretiyle daraltılabileceğini kabul ediyor. Almanya- Fransa gibi  ülkelerin dahi emeklilik yaşının artırılması karşısında bizim hala daha geride olmamıza rağmen  EYT için erken emeklilik taleplerinin sosyal güvenlik sistemimizi bozacağını kabullenmeden çözüme razı olamayız.

EYT’nin kabulü öncelikle  var olan emeklileri mutsuz edecektir. Pasta bir tane, emekli sayısını artırmak, sosyal güvenlikte en iyi ihtimalle iyileştirmenin önüne  geçecektir. EYT 1 yıl olsa bayram ikramiyesi gelmezdi mesela veya emekli aylıkları reel olarak daha az artacaktır.

Öncelikle emekli aylıkları yeterli midir?  Şöyle bir hesap yapalım 1998 yılında 1 gün sigortası olup halen 60 yaşında olan ve 1 Ekim 2008-29 Ekim 2018 arasında 3.599 günü olup tamamı asgari kazançtan bildirim yapılan 3.600 günle SSK yaşlılık aylığı yaşlılık aylığı alan kişinin bekar olması halinde  Ek ödemeli 670 TL olurken,  bakmakla yükümlü olduğu kişi var ise 759 TL olacaktır. Bu kişinin 2008 ve öncesi günleri çoğaldıkça asgariden aylığı artmış olacaktır. Bu veri BAĞ-KUR’lular bakımından da aynı sonuçları verecektir.

O halde EYT lileri de özendirecek bir aylık tutarı asgari aylık tutarı olmalıdır. Asgari aylığa ilişkin kurallar mevcut halinden son asgari ücretin % 35, den % 40 dan az olamaz şeklinde değişirse aylık bu defa 2.029,50*0 ,35= 710*% 4 ek ödeme ile = 738,73 ocak ve temmuz zamları ile 852 TL ,% 40 kabulü halinde ise  973 TL olacaktır. Zaman zaman alt sınır aylıklarını artıran zamlar olsa da, en azı son asgari kazanç üzerinden hesabı zaman zaman müdahaleden kurtaracaktır. O halde ilk öneri bu yönde gerçekleşip daha adil bir yaklaşımla bağlanan aylık sigortalının kendisi için brüt asgari kazancın % 50 sinden az olamaz denebilmelidir.

-Emekli olup aylığını kestirmeden hem emekli aylığı alıp hem çalışın uygulaması nerede vardır. İşin doğrusu ya emekliyi ya iş yaşamını seç olmalıdır. Bu seçim 65 yaşından önce kullanılamamalıdır.

-Ölenlerin eşleri, kızları 2,3 dosyadan aylık almaya devam etmektedirler. Kimse dur dememektedir. 2. ve sonraki dosyalardan alınan aylıklardan ilk aylıktan sonrakiler zamsız ödenmeye devam edilmeli ve 10.yılın sonunda ölenlerden tek emekli aylığı alınabilmelidir. Kendi aylığı ile sadece ölen eşten aylığa izin verilmelidir. Buraya akan paralar hem EYT’nin, hem mevcut emeklilerin heba olan kaynakları değil midir? Çift aylık alanlar sosyal güvenlik kaynaklarını tüketmiyor mu?

– Sizce ölen sigortalılardan kaçının eşi ve babası ölüm aylığı koşulları gerçekleşmediği için hiçbir hak elde edememiştir. 1000-5000, elli bin çıkın yukarı çıkın, buna çözümü olan var mı, yoksa elimizi SGK kasası yerine kendi cebimize sokup her ay yardım edecek kadar zengin mi,

-EYT’den  önce engelli haklarını kullanıyor muyuz? Örneğin iki konuşmadı hasta idi işten ayrıldım demişti, sahi vergi indirimi ve engellilik hakları iyi kullanılıyor rmu? % 40 tan az engelli veya vergi indirim raporları bir işe yarar mı?, Mesela 1 gün önce, 5 yıl önce ilgilisini emekli eder mi? Kurallar neden bu kadar katıdır. % 35 engellilik bir işe yaramaz mı ? Bunu değiştirmeye talip bir irade varmıdır?

-İlk işe giriş bildirgesi verilip, 1 günü olmayanlara, 1 gün sigortalılık veren bir düzenleme kabul edilmiş olsa EYT’li sayısı 50  bin mi azalır 150 bin mi ?

-Kadınlara sigortalılık öncesi doğum borçlanma hakkı verilmesi EYT sayısını 300 bin-500 bin azaltır mı ?

EYT sayısı azalır diye mi bu konular öncelenmez, nedir hikmeti.

-EYT kaynağı sosyal güvenlik değil de işsizlik sigortası olsa, daha uygun bir uzlaşı ortamı olamaz mı,

-Sosyal güvenlik hakikaten bir asgari bir güvence veriyor mu. Bu sorunun cevabı sağlık hakkı bakımından evet olurken aylık tutarı bakımından yeterli olamıyor. Yeni sistem asgaride çok fazla geriye gidişe neden oluyor. Asgari aylı artarsa bir nebze sorun hafifliyor. Ancak yeni sistem üst aylıkta müthiş bir tutar veriyor.(35 yıl tavan için SSK yaşlılık aylığı 6.500 TL), (Ancak  eski sistemle aylık bu tutarın yarısından daha az bir aylık alınabilmekte),

-Emekli BAĞ-KUR’lu aynı durumdaki çalışan SSK emeklisi iş kazasından yararlanma hakkının zerresi size var mı?

-Çalışma yaşamından kayıt dışılığı kaldırıp atan,  hem günden hem kazançtan hiç kaçak olmasa, eksik gün derdi, eksik aylık derdi tümden kaldırılan bir evrilmeyi sahiplensek, iş alanlarını, üretimi artırsak, sosyal güvenlik sorunlarını, çalışma yaşamında bizbize işçi-işveren ürettiğiniz sorunlardan vergi ve sosyal güvenlik lehine davranarak vazgeçsek, sonra EYT yahut tüm mağduriyet oluşan sorun gruplarına dönsek, adım adım veya bütüncül bir yaklaşımla, iş ve geçim imkanları sunsak, ister kaynağı İŞ-KUR, ister sosyal yardım ama insan onurundan eksiltmeden, sosyal devlete yakışır var olanı daha üst seviyelere çıkaran çözümlerde  buluşsak daha  iyi olmaz mı?

EYT sorunu yaşayan arkadaşlara şunu sormadan edemiyorum.

-Hiç sigortasız çalışmam dediniz mi?

-Sigortam eksik dediniz mi?

-Hastayım neden erken emekli olamıyorum denediniz mi?

-Sosyal güvenlik ülkemizde sadece kendimizden gelmiyor ki, eşten, anne-babadan da geliyor, biz geç emekli oluyorsak, onların iyi emekli aylık tutarlarını nasıl kurgularız sorguladık mı? Bir sosyal güvenlik uzmanından, bilen birinden destek almayı denedik mi? Emekli zamanımız bile gelmiş geçmiş olabilir mi?

EYT’ye yine de teşekkür ediyorum. EYT ile birlikte tüm çalışma ve sosyal güvenlik yaşamı sorunları bir kez daha yeniden yeniden dile geliyor. EYT çözüm bulur veya bulmaz,artık sosyal güvenlik tartışma alanından çıkıp siyasi alanda vücut buldu. Ben Sosyal Güvenlik Uzmanıyım diyen konuşmacılardan Özgür Erdursun beye ayrıca teşekkür ederim.