01.07.2020 TARİHİNDEN İTİBAREN AZ TEHLİKELİ İŞYERİNDE İŞ GÜVENLİĞİ UZMANI VE İŞYERİ HEKİMİ ÇALIŞTIRMAK ZORUNLUDUR

01.07.2020 TARİHİNDEN İTİBAREN AZ TEHLİKELİ İŞYERİNDE İŞ GÜVENLİĞİ UZMANI VE İŞYERİ HEKİMİ ÇALIŞTIRMAK ZORUNLUDUR

Ahmet AĞAR

Sosyal Güvenlik Müşaviri

I- GİRİŞ:

  Bilindiği gibi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile işyerleri az tehlikeli, tehlikeli ve çok tehlikeli olmak üzere üç sınıfa ayrılarak, işyerlerinin tehlike sınıflarına göre kademeli olarak iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personeli çalıştırma yükümlülüğü getirilmiş ve tehlikeli ve çok tehlikeli olan işyerlerinde bu yükümlülüklerin yerine getirilmesi uygulanmasına 2012 ve 2016 tarihlerinde geçilmiş ve devam etmektedir.

7033 sayılı Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 86. maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun’un 38. maddesinde yapılan düzenlemeye göre, 01.07.2020 tarihinden itibaren Az Tehlikeli Sınıfta yer alan Kamu ve özel sektörün bütün işyerlerinde İş Güvenliği Uzmanı ve İşyeri Hekimi çalıştırmak veya bunlardan hizmet almak zorunludur.

Çalışma hayatında çok önemli değişiklikler yapılmış olan 6331 sayılı Kanunla, çalışma ve iş hayatına yeni bazı önemli kavramlar girmiş, işverenlere ve çalışanlara da yeni bazı önemli SORUMLULUKLAR getirilmiştir. Bunlardan maksat, son birkaç yıldır Türkiye’de büyük çapta ve kitlesel olarak meydana gelen ve çok sayıda can ve mal kaybına yol açan iş kazalarını önlemek ve mümkün olan asgari düzeye indirmektir.

01.07.2020 tarihinden itibaren az tehlikeli sınıfta yer alan ve işçi sayısına bakılmaksızın tüm işyerlerinde iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekiminin bulundurulması ve bunlardan hizmet alınmasının yasal bir zorunluluk olduğu ve uygulamanın nasıl olacağı, bu makalenin konusu olacaktır.

II- AZ TEHLİKELİ İŞYERİNDE İŞVERENLERİN SORUMLULUĞU:

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu gereğince Kamu kurumları ile 50’den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan özel sektör işyeri işverenleri, 01.07.2020 tarihinden itibaren iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimini çalıştırmak veya bunlardan hizmet almak zorundadır.

Ancak, bu durumdaki işyeri işverenlerinin, kendi işyerlerinin iş güvenliği uzmanı olma imkânı da getirilmiştir. Kanun kapsamında alınması gereken sağlık raporlarının ise Kamu hizmet sunucuları veya aile hekimlerinden alınabileceği, yani işe girişlerde alınması gereken sağlık raporları ve periyodik muayeneler haricindeki bütün iş sağlığı ve güvenliği faaliyetlerinin sertifika almış olan işveren tarafından yerine getirilebileceği, 6331 sayılı Kanun ile hüküm altına alınmıştır.

10’dan az çalışanı olan ve az tehlikeli işyerleri işverenleri veya işveren vekilleri Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından açılan sertifika programlarına katılarak kendi işyerlerinin iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini yerine getirebilirler. Bakanlığın bu sertifika programına katılmak için herhangi bir mezuniyet şartı aranmaksızın 18 yaşını dolduran her işveren iş güvenliği uzmanlığı eğitimi alabilecektir.

III- İŞ GÜVENLİĞİ UZMANININ İŞYERİNDE ÇALIŞMASI GEREKEN SÜRE:

İş Güvenliği Uzmanlarının Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitim Hakkında Yönetmeliğine göre iş güvenliği uzmanları, Yönetmelikte belirtilen görevlerini yerine getirmek için aşağıda belirtilen sürelerde görev yaparlar:

  1. Az tehlikeli sınıfta yer alanlarda, çalışan başına ayda en az 10 dakika,
  2. Tehlikeli sınıfta yer alanlarda, çalışan başına ayda en az 20 dakika,
  3. Çok tehlikeli sınıfta yer alanlarda, çalışan başına ayda en az 40 dakika.

Görev yaparlar. İş güvenliği uzmanları tam gün çalıştığı işyeri dışında fazla çalışma yapamazlar.

IV- İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNUNA GÖRE İDARİ PARA CEZALARI:

6331 sayılı Kanuna göre, 50’den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde idari para cezalarının uygulanacağı suçlar ile ceza miktarları şöyledir:

1- İş güvenliği uzmanı ve veya işyeri hekimi görevlendirmeyen işverenlere,

görevlendirmediği her bir kişi için 3.516,00 TL, olmak üzere ve aykırılığın devam ettiği her ay için aynı miktarda,

2- Görevlendirdiği kişi veya hizmet aldığı kurum ve kuruluşların görevlerini yerine getirmeleri amacıyla araç, gereç, mekan ve zaman gibi bütün ihtiyaçlarını karşılamayan işverenlere, 3.516,00 TL tutarında,

3- Görevlendirdikleri kişi veya hizmet aldığı kurum ve kuruluş tarafından iş sağlığı ve güvenliği koordinasyonu sağlamayan, çalışanların sağlık ve güvenliğini etkilediği bilinen veya etkilenmesi muhtemel konular hakkında, görevlendirdikleri kişi veya hizmet aldığı kurum ve kuruluşları, başka işyerlerinde çalışmak üzere kendi işyerine gelen çalışanları ve bunların işverenlerini bilgilendirmeyen işverenlere, her bir ihlal için ayrı ayrı 3.516,00 TL tutarında,

İdari para cezası uygulanacaktır.

V- SONUÇ:

Çalışma yaşamı devam ettiği sürece, iş kazalarını ve meslek hastalıklarını tamamen ortadan kaldırmak ve yok etmek elbette mümkün değildir. Ancak, Ülkemizde meydana gelen iş kazalarının % 80’inin, verilecek iş güvenliği eğitimleri ile ve alınacak çok basit önlemlerle önlenebileceği, herkes tarafından kabul edilen ortak bir görüştür

Ülkemizde son yıllarda artarak meydana gelen iş kazaları, çalışma hayatının en önemli sorunlarından birisidir. Çalışanların maruz kaldığı iş kazaları ve bu kazalar sonucunda meydana gelen ölümler, gelişmiş ülkelere oranla oldukça fazladır. İş kazalarıyla ilgili yapılan araştırmalar, kazaların meydana gelmesinde çoğunlukla çalışanların birtakım kişisel özelliklerinin etkili olduğu, bunun yanı sıra makine, teçhizat ve çalışma ortamındaki hata ve eksikliklerin de kaza nedenleri arasında olduğunu ortaya koymuştur. İş kazalarının birinci derecede temel nedenleri, çalışanların güvensiz tutum ve davranışları ile işyerindeki güvensiz durumlardan oluşmaktadır.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu ve İş Sağlığı ve İş

Güvenliği Meclisi’nin tespitlerine göre son 3 yılda meydana gelen iş kazlarında, 2017 yılında 1633 işçi, 2018 yılında 1923 işçi ve 2019 yılında 1736 işçi hayatını kaybetmiştir.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği gereğince, çalışma ve iş hayatına yeni bazı önemli kavramlar girmiş, işverenlere ve çalışanlara da yeni bazı önemli SORUMLULUKLAR getirilmiştir. Bunlardan maksat, son birkaç yıldır Türkiye’de büyük çapta ve kitlesel olarak meydana gelen ve çok sayıda can ve mal kaybına yol açan iş kazalarını önlemek ve mümkün olan asgari düzeye indirmektir.

İş kazalarını önlemeye çalışmak tüm işverenler için hem insani bir görev ve hem de yasal bir zorunluluktur. Bu insani ve yasal zorunluluğa tam uyulduğu takdirde, işçi de işveren de top yekûn Ülkemiz de kazançlı çıkacaktır.

Ahmet AĞAR Sosyal Güvenlik Müşaviri

Büklüm Sokak No: 9/4 Kavaklıdere- ANKARA

Tel: 0312- 4199369 Fax: 0312- 4199371

e-posta: ahmetagar@ahmetagar.com

Web : www.ahmetagar.com

ŞİRKETLERİN YABANCI ORTAKLARINA ÇALIŞMA İZNİ ALMA ŞARTLARI

        ŞİRKETLERİN YABANCI ORTAKLARINA ÇALIŞMA İZNİ ALMA ŞARTLARI

                                                                                             Ahmet Ağar

                                                                                  Sosyal Güvenlik Müşaviri   

I- GİRİŞ :

Bilindiği gibi, Türkiye’de yabancı uyruklu işçi çalıştırılması ile ilgili 4817 sayılı Yabancıların Çalışma İzni Hakkında Kanun, 6735 Sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu ile yürürlükten kaldırılmıştır.

Şirketlerin yabancı ortaklarının ve yabancı uyruklu işçilerin çalışma izinleri, 6735 sayılı Kanuna ve Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliğine göre, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Uluslararası İşgücü Genel Müdürlüğü tarafından verilmektedir.

6735 sayılı Kanun hükmüne göre, şirketlerin yabancı ortakları ile yabancıların Türkiye’de hizmet akdi ile bağımlı veya kendi nam ve hesabına bağımsız çalışanların mutlaka çalışma izni almaları gerekli ve zorunludur.

Şirketlerin yabancı olan ortaklarının Ülkemizde çalışabilmeleri için “Çalışma İzin Belgesi”ni almak zorunda oldukları ve bu belgenin alınması ile ilgili yasal prosedürün neler olduğu ve müracaat şeklinin nasıl yapılması gerektiği, bu makalenin konusu olacaktır.

II- ÇALIŞMA İZNİ  OLMASI GEREKEN ŞİRKETİN YABANCI ORTAKLARI:

            6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre Türkiye’de kurulmuş olan şirketlerin yabancı ortaklarının çalışma izni almaları gerekli ve zorunludur. Buna göre;

  • Limited şirketlerin yabancı ortağı olan müdürü,
  • Anonim şirketlerin yabancı ortağı olan yönetim kurulu üyesi,
  • Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin yabancı komandite ortağı,

Olanların bakanlıktan çalışma izni almaları gerekli ve zorunludur.

6735 sayılı Uluslararası İş Gücü Kanununa göre Anonim Şirketlerin Türkiye’de ikamet etmeyen şirketin yönetim kurulu üyelerine ve Limited Şirketlerin şirket yetkilisi olmayan diğer yabancı ortaklarına çalışma izni alma zorunluluğu kaldırılmıştır.

III- ŞİRKETİN YABANCI ORTAĞINA ÇALIŞMA İZNİ ALMANIN ŞARTLARI:

1) İşveren veya vekili, PTT’den alınan e-Devlet şifresi ile e-Devlet Kapısı üzerinden http://www.calısmaizni.gov.tr sitesine girerek yabancı uyruklu şirket ortak için elektronik ortamda çalışma izni başvurusunda bulunması gerekir.

2) Yapılan son düzenlemelere göre, Uluslararası İşgücü Genel Müdürlüğünde yabancılara çalışma izni başvurularında, başvuru yapacak kişinin Elektronik İmzası ve Kayıtlı Elektronik Posta (KEP) adresinin bulunması zorunludur. Ayrıca çalışma izni alınacak olan yabancının da geçerli bir KEP adresinin olması gerekir. Bunlar olmadan yabancılar için çalışma izni başvurusu yapılamaz.

3) Şirketin yabancı uyruklu ortağı için iki şekilde çalışma izni başvurusunda bulunulur. Eğer yabancı uyruklu şirket ortağının Türkiye’de en az 6 ay süreli ikamet izni varsa buna istinaden Türkiye’de çalışma izni başvurusunda bulunulur. Türkiye’de ikamet izni yoksa ikamet ettiği ülkenin Türkiye Cumhuriyeti Dış Temsilciliği aracılığı ile yurtdışından çalışma izni başvurusunda bulunulması gerekir.

4) Çalışma izni talep edilen işyerinde en az 5 T.C. vatandaşının istihdam edilmiş olması zorunludur. Ancak, yabancı şirket ortağının çalışma izni için beş T.C. vatandaşı istihdam şartı, Bakanlıkça verilecek bir yıllık çalışma izninin son altı ayı için aranır. İlk 6 ay için 5 Türk vatandaşın çalıştırılması zorunlu değildir. Şirketin kuruluşundan itibaren 6 aydan sonra 5 Türk vatandaşı çalıştırmayan şirketin ortağı için izin uzatma başvurusu bakanlık tarafından RED edilecektir. Aynı işyerinde birden fazla yabancı için çalışma izni talebinde bulunulması durumunda, çalışma izni verilen ilk yabancıdan sonra her bir yabancı için ayrı ayrı 5 T.C. vatandaşın istihdamı aranacaktır. 

5) Çalışma izni alınacak işyerinin şirket yeni kurulmuş ise ödenmiş sermayesinin en az  100.000 TL olması gerekmektedir. Ödenmiş sermayesi 100.000 TL olmaması durumunda ise geçmiş dönem cirosunun 800.000 TL ve üzerinde olması gerekir.

6) Çalışma İzni istenen şirket ortağı yabancının, 40.000 TL’den az olmamak üzere sermaye payının en az % 20 olması zorunludur.

Yabancı ortak için birinci senenin sonunda çalışma izni uzatma başvurusunda bulunurken, önemli diğer bir şart ise, Şirketin SGK, Vergi ve Bağ-Kur prim borcunun bulunmaması veya yapılandırılmış- taksite bağlanmış olması gerekir.

IV- ÇALIŞMA İZNİ İÇİN ŞİRKETTEN VE ORTAKTAN İSTENEN BELGELER:

  1. Şirketten İstenen Belgeler:
  • Başvuru dilekçesi,
  • SGK işyeri sicil numarası,
  • Ticaret Odasından alınmış Faaliyet Belgesi,
  • Son yıla ait vergi dairesi veya yeminli mali müşavir onaylı bilanço,
  • Şirketin en son sermaye ve ortaklık yapısını gösteren Ticaret Sicil Gazetesi,
  • Şirket adına yetkili olduğuna dair belge veya vekâletname.
  1. Yabancı Ortaktan İstenen Belgeler:
  • İkamet teskeresi (en az 6 aylık olacak),
  • Kimlik bilgilerini gösteren pasaport sureti,
  • Yabancının medeni hali,
  • Yabacının yurtdışı ikamet adres,
  • Yabancının yurtiçi ikamet adresi,
  • Bir adet fotoğrafı.

Yabancı şirket ortağı için ilk başvuruda çalışma izinler bir senelik olarak verilmektedir. Birinci senenin dolmasına iki ay kala çalışma izni uzatma başvurusu yapılması gerekir.

 

V- ÇALIŞMA İZİNLERİNİN DİĞER TÜRLERİ İSE ŞUNLARDIR:

Süresiz çalışma izni: Türkiye’nin taraf olduğu ikili ya da çok taraflı sözleşmelerde aksi öngörülmedikçe Türkiye’de en az sekiz yıl kanuni ve kesintisiz ikamet eden veya toplam altı yıllık kanuni çalışması olan yabancılara, iş piyasasındaki durum ve çalışma hayatındaki gelişmeler dikkate alınmaksızın ve belirli bir işletme, meslek veya coğrafi alanla sınırlandırılmaksızın süresiz çalışma izni verilebilir.

Bağımsız çalışma izni: profesyonel meslek sahibi yabancılara, diğer kanunlarda belirlenen özel şartların sağlanması kaydıyla Bağımsız Çalışma İzni verilebilir.

Bağımsız çalışma izninin uluslararası işgücü politikası doğrultusunda değerlendirilmesinde, yabancının, eğitim düzeyi, mesleki deneyimi, bilim ve teknolojiye katkısı, Türkiye’deki faaliyetinin veya yatırımının ülke ekonomisine ve istihdama etkisi, yabancı şirket ortağı ise sermaye payı ile Uluslararası İşgücü Politikası Danışma Kurulu önerileri doğrultusunda Bakanlıkça belirlenecek diğer hususlar dikkate alınır.

Süreli çalışma izni: 6735 sayılı Kanun uyarınca Türkiye’nin taraf olduğu ikili ya da çok taraflı sözleşmelerde aksi öngörülmedikçe, süreli çalışma izni iş piyasasındaki durum, çalışma hayatındaki gelişmeler, istihdama ilişkin sektörel ve ekonomik konjonktür değişiklikleri dikkate alınarak, yabancının ikamet izninin süresi ile hizmet akdinin veya işin süresine göre, belirli bir işyeri veya işletmede ve belirli bir meslekte çalışmak üzere en çok bir yıl geçerli olmak üzere verilir.

Bir yıllık kanuni çalışma süresinden sonra, aynı işyeri veya işletme ve aynı meslekte çalışmak üzere çalışma izninin süresi üç yıla kadar uzatılabilir.

Bir yıllık kanuni çalışma süresinden sonra, aynı işyeri veya işletme ve aynı meslekte çalışmak üzere çalışma izninin süresi üç yıla kadar, üç yıllık kanuni çalışma süresinin sonunda, aynı meslekte ve dilediği işverenin yanında çalışmak üzere, çalışma izninin süresi altı yıla kadar uzatılabilmektedir.

            VI- SONUÇ

 

1) Yabancıların Türkiye’de bir işveren yanında bağımlı veya kendi nam ve hesabına bağımsız olarak çalışanlar için, 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu ve Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliğine göre Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı,  Uluslararası İşgücü Genel Müdürlüğünden mutlaka çalışma izin belgesinin alınması gerekir. Çalışma izin belgesi bulunmayan yabancı işçi çalıştıran işverenler, her bir yabancı işçi için 8.650 TL idari para cezası ödemek zorunda kalacaktır. Kendi nam ve hesabına bağımsız çalışan her bir yabancı için 4.323 TL. Bu fiilin tekrarı halinde idari para cezası bir kat artırılarak uygulanacaktır.

2) Yabancılar için çalışma izni alınmak kaydıyla, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren isteklerine bakılmaksızın 5510 Sayılı Kanunun 4/a veya 4/b maddesi kapsamında sigortalı sayılacak ve SGK’ya bildirilecektir.
 

Büklüm Sokak No: 9/4 Kavaklıdere- ANKARA

Tel: 0312- 4199369  Fax: 0312- 4199371

e-posta: ahmetagar@ahmetagar.com

Web : www.ahmetagar.com

İHALE KONUSU İŞLERİN DEVAMLI İŞYERİ İŞÇİLERİ İLE YAPILAN İŞLERDE ASGARİ İŞÇİLİK UYGULAMASI VE PRİM TEŞVİKLERİNDEN YARARLANMA

İHALE KONUSU İŞLERİN DEVAMLI İŞYERİ İŞÇİLERİ İLE YAPILAN İŞLERDE
ASGARİ İŞÇİLİK UYGULAMASI VE PRİM TEŞVİKLERİNDEN YARARLANMA

                                                                                                          Ahmet  AĞAR
Sosyal Güvenlik Müşaviri

          I- GİRİŞ:

5510 sayılı Kanunun 85. Maddesinde belirtilen kurum ve kuruluşları tarafından ihale mevzuatına göre yaptırılan her türlü işlerde, SGK tarafından yapılacak araştırma, işin kesin kabulünün ya da geçici kabulün noksansız olarak yapıldığı tarihten sonra ve işverene ödenmesi gereken Katma Değer Vergisi hariç, malzeme fiyat farkı ve akreditif bedeli dâhil toplam istihkak tutarına, işin asgari işçilik oranının %25 eksiği uygulanmak suretiyle yapılır.

İhale konusu işlerin işverene ait devamlı mahiyetteki işyerinde çalışan işçileri ile yapılması durumunda, eğer ihale sözleşmesinde veya şartnamesinde işte çalışacak kişi/gün sayısı belli değil ise asgari işçilik hesaplamasına tabi olacak ve bu hesaplama, Kurumun 2015/12 sayılı Devamlı İşyeri Sigortalıları ile Yapılan İhale Konusu İşlerde Teşvik Uygulaması Genelgesinde belirtilen şekilde yapılacaktır.

Bu makalenin konusu, ihale konusu işlerin devamlı mahiyetteki işyeri işçileri ile yapılması durumunda asgari işçilik uygulama ve sigorta primi teşviklerinden nasıl yararlanacaklarının usul ve esaslarının açıklanması olacaktır.

          II- İHALE KONUSU İŞLERİN DEVAMLI İŞYERİNDE YAPILMASINDA ASGARİ
İŞÇİLİK UYGULAMASI:

Bilindiği gibi, 5510 sayılı Kanunun asgari işçilik uygulaması ve uzlaşma başlıklı 85. maddesine göre, işveren, işin emsaline, niteliğine, kapsam ve kapasitesine göre işin yürütümü açısından gerekli olan sigortalı sayısının, çalışma süresinin veya prime esas kazanç tutarının altında bildirimde bulunduğunun tespiti halinde, yapılan işin niteliği, kullanılan teknoloji, işyerinin büyüklüğü, benzer işletmelerde çalıştırılan sigortalı sayısı, ilgili meslek ve kamu kuruluşlarının görüşü gibi unsurlar dikkate alınarak tespit edilir. Söz konusu tespitler, Kurumun denetim ve kontrolle görevlendirilmiş memurları tarafından yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

Bazı işverenler, ihale yoluyla aldığı iş için geçici bir işyeri açmadan kendisine ait devamlı mahiyetteki işyerinde çalışan işçilerle yapmaktadır. Tabii ki yapabilir, ancak bunun için belli bazı  şartların uygun olması gerekir.

İhale konusu işin mahiyet kodu 2 olan devamlı işyeri işçileri ile yapıldığının işveren tarafından beyan edildiği takdirde, SGK tarafından bu işin devamlı mahiyetteki bu işyerindeki işçileri ile yapılıp yapılamayacağı, işkolu kodunun yapılan işe uygun olduğu ve bu işin belirtilen devamlı işyerinde çalışan sigortalılar tarafından yapılmış olduğu tespit edildikten sonra, işverenin ve varsa alt işverenlerin (taşeronların) ihale konusu işin yapıldığı süre içinde Kuruma herhangi bir borcunun da bulunmaması gerekmektedir.

5510 sayılı Kanunu 85. Maddesi ve buna ilişkin çıkarılan yönetmelik hükmüne göre, ihaleli işlerin devamlı işyeri işçileri ile yapılması ve Kuruma bildirilmesi gereken asgari işçilik bildirilmiş olduğunun anlaşılması halinde, işverenlerin defter ve belgeleri incelenmeden işe ait İlişiksizlik  Belgesi verilecek iken, halen bir çok işverenin bilmediği uzun zaman önce bu konuda önemli düzenlemeler yapılmıştır.

Bu konuda yapılan son düzenlemelere göre;

İhale konusu işlerin devamlı mahiyetteki işyerinde çalışan işçiler ile yapılması halinde, ilişiksizlik belgesinin verilmesi konusunda yapılan düzenlemelerin bilinmemesi veya gerekli şartlara uygun olarak söz konusu işlerin yapılmaması durumunda, işin bitiminde SGK tarafından yapılacak asgari işçilik hesaplaması sonucunda bildirilmesi gereken işçilik tutarı kadar işçilerin sigorta primi teşviklerinden yararlanmamış olduğu tespit edilmeyen işverenlere ilişiksizlik  belgesi verilmeyecek ve eksik işçilik tutarı teşviklerinden yersiz olarak yararlandığı  gerekçesiyle borç tahakkuk edilecektir. Bu nedenle, ihale konusu işlerin daimi işyerindeki işçilerle yapılması durumunda aşağıda açıklayacağım uygulamalara dikkat edilmesi gerekli ve zorunlu olduğu kadar, işverenlerin yararlarına olacaktır.

          III- İHALE KONUSU İŞTE ÇALIŞACAK KİŞİ/GÜN SAYISININ BELLİ OLMASI:

Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 110. maddesi ve Kurumun (SGK) 2013-41 sayılı Genelgesinin 4. bölümün 4.2 bendine göre, “ İşin sözleşmesinde çalıştırılacak sigortalı sayısı belli ise, öncelikle bu sigortalıların kişi/gün sayısı üzerinden Kuruma bildirilmiş olup olmadığı araştırılır. Bu araştırma sonucunda Kuruma bildirilmeyen sigortalılar ile ilgili belgelerin verilmesi, yapılacak bir ay süreli bir tebligat ile işverenden istenir. Belgelerin verilmemesi veya eksik verilmesi hâlinde bu belgeler ünitece re’sen düzenlenir. İşin sözleşmesi ile Kuruma yapılan bildirimler arasında bir eksikliğin bulunması hâlinde söz konusu eksikliğin ihale makamınca doğrulanması durumunda bazı aylardaki kişi/gün sayısı eksikliği üzerinde durulmaz.” hükmü bulunmaktadır.

Daha önceki bu uygulamaya göre,  işverenin ihale konusu işin yapıldığı döneme ilişkin olarak Kuruma borcunun da bulunmaması halinde ilişiksizlik belgesi verilmekteydi..

 

Bu şeklideki uygulamada daha sonra yapılan düzenlemelerle önemli değişiklikler yapılmış olup, ihale konusu işlerin devamlı mahiyetteki işyerlerindeki işçilerle yapılması durumunda, işe ait  asgari işçilik hesaplaması ve ilişiksizlik belgesinin verilmesi ile ilgili en son geçerli olan uygulama şöyledir:   

 

İhale sözleşme veya şartnamesinde ihale konusu işte çalışacak kişi/gün sayısının belli olması halinde, sözleşme veya şartnamesinde belirtilen kişi/gün sayısı kadar sigorta primi teşvikinden yararlanılması mümkün olamayacağından, ilgili sosyal güvenlik müdürlüğünce öncelikle ihale konusu iş döneminde Kuruma bildirilmesi gereken kişi/gün sayısı kadar kanun numarası seçilmeksizin bildirim yapılıp yapılmadığı araştırılacak, bu işte çalıştırılması gereken kişi/gün sayısı kadar kanun numarası seçilmeksizin bildirim yapıldığının anlaşılması halinde, bu nitelikteki işyerlerinin diğer sigortalılar için kanun numarası seçilerek yararlanmış oldukları sigorta primi teşviklerinin iptali cihetine gidilmeyecektir.

Yani, işin sözleşmesinde bu işte çalışacak olanların isimleri yazılı ise bu kişiler, işin dönemi süresince sigorta primi teşviklerinden yararlanamazlar. Sözleşmede işte çalışacak kişi/gün sayısı belirtilmiş ise, ilgili sosyal güvenlik müdürlüğünce öncelikle ihale konusu iş döneminde Kuruma bildirilmesi gereken kişi/gün sayısı kadar sigorta teşvikinden yararlandırılmadığının olup olmadığı araştırılacaktır. Belirtilen kişi/gün sayısı kadar teşvikten yararlanmadığının anlaşılması halinde, kalan diğer sigortalıların yararlanmış oldukları sigorta primi teşvikleri iptal edilmeyecektir.

Buna karşın, ihale konusu işte çalıştırılması gereken kişi/gün sayısı kadar kanun numarası seçilmeksizin bildirim yapılmadığının anlaşılması halinde, yani, sigorta primi teşviklerinden yararlanılmış ise, prime esas kazancı en düşük olan sigortalıdan başlanmak suretiyle işverenlerden iptal aslı/ek nitelikte belge istenmeksizin ilgili müdürlük tarafından teşvikli olarak verilmiş olan aylık prim ve hizmet belgelerinin re’sen düzeltilerek tahakkuk edecek fark primin gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte işverene tebliğ edilecek ve tahsil edilecektir.

IV- İHALE KONUSU İŞTE ÇALIŞACAK KİŞİ/GÜN SAYISININ BELLİ OLMAMASI:

Devamlı mahiyetteki işyerindeki işçilerle yapılacak olan işe ait ihale sözleşme veya şartnamesinde işte çalışacak kişi/gün sayısının belli olmaması ve idarece ihale konusu işte kimlerin çalıştırıldığının SGK’ya  bildirilmemesi durumunda, ihale konusu işe ait işverene ödenmesi gereken Katma Değer Vergisi hariç, malzeme fiyat farkı ve akreditif bedeli dahil toplam istihkak tutarına, yapılan işin karşılığı asgari işçilik oranı uygulanmak suretiyle bulunacak tutar ile ihale konusu iş süresinde  kanun  numarası seçilmeksizin düzenlenen belgelerde kayıtlı SPEK tutarı (2 nolu belge türü ile verilen SGDP ilişkin bildirimler dahil) karşılaştırılarak asgari  işçilik oranı uygulanmak suretiyle hesaplanan tutarın, kanun numarası seçilmeksizin bildirilen SPEK tutarı toplamından düşük olması halinde, bu işverenlerin, hesaplama yapılan ihale dönemi için  sigorta primi teşviklerinden usulüne uygun yararlanmış olarak kabul edilecektir.

Buna karşın, toplam istihkak tutarına asgari işçilik oranı uygulanmak suretiyle hesaplanan tutarın, ihale konusu iş süresince kanun numarası seçilmeksizin bildirilen SPEK tutarı toplamından fazla  olması halinde ise hesaplanan tutar ile kanun numarası seçilmeksizin bildirilen SPEK tutarı farkı kadar sigorta primi teşviki İPTAL yapılacaktır. Bu durumda, ihale konusu iş süresinde bildirim yapılan en son aya ait belgelerden başlanmak üzere, işverenlerden iptal ve asıl/ek nitelikte belge istenmeksizin, ilgili müdürlük tarafından kanun numarası seçilerek düzenlenmiş olan aylık prim ve hizmet belgeleri re’sen düzeltilecek ve yersiz olarak yararlanılan sigorta primi teşvik tutarı, gecikme  cezası ve gecikme zammı ile birlikte işverenden tahsil edilecektir.

          V- SONUÇ VE ÖNERİ:

          1- İhale konusu işlerin işverene ait devamlı mahiyetteki işyerinde çalışan işçileri ile yapılması durumunda, eğer ihale sözleşmesinde veya şartnamesinde işte çalışacak kişi/gün sayısı belli değil ise asgari işçilik hesaplamasına tabi olacak ve asgari işçilik oranı uygulanmak suretiyle bulunacak tutarı kadar o işyerinde çalışan sigortalıların, sigorta primi teşvikinden yararlanmaları mümkün olmayacaktır.

2-  İhale konusu bir işin aynı işverenin devamlı mahiyetteki işyerinde çalışan sigortalıları ile yapılması veya yapıldığının beyan edilebilmesi için o işyerinin faaliyet konusunun ve SGK işyeri mahiyet kodunun ihale konusu işe uygun olması gerekir.

          İhale konusu bir işin yapımını taahhüt eden ve bu işi kendinse ait daimi mahiyetteki bir işyerindeki sigortalıları ile yapmayı düşünen işverenlerin, iş bitiminden sonra işe ait teminatın iadesi için SGK’dan ilişiksizlik belgesi talebinde bulunduğunda, sigorta primi teşviklerinden yersiz yararlanmadan dolayı herhangi bir mağduriyet yaşamaması için bunlara dikkat etmesinin çok önemli olduğunu özellikle belirtmek isterim.

 

 

Büklüm Sokak No: 9/4 Kavaklıdere- ANKARA

Tel: 0312- 4199369  Fax: 0312- 4199371

e-posta: ahmetagar@ahmetagar.com

Web : www.ahmetagar.com

 

2020 Yılında Uygulanacak Olan Asgari Ücret Desteği.

2020 Yılında Uygulanacak Olan Asgari Ücret Desteği.

         Ahmet Ağar
Sosyal Güvenlik Müşaviri   

            I- Giriş:

 

25.03.2020 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilen ve 26.03.2020 tarihli mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanan ve 01.Ocak 2020 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe giren 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 29. Maddesiyle 5510 sayılı Kanuna eklenen 80. maddesine göre özel sektör işyerlerinde 2016 yılından başlayıp, 2019 yılında sona erenasgari ücret desteği, 2020 Ocak ayından başlanmak üzere 12 ay süreyle tüm işyerleri için işçi başına aylık 75,00 TL olarak yeniden uygulanacakrtır.

 

2020 yılında yeniden uygulanacak olan asgari ücret desteği,geçmiş yıllardaki  uygulamalara göre farklı olacaktır. 2020 yılında uygulanmak üzere  yapılan bu düzenlemeye göre, 2020 yılı öncesinde tescil edilen işyerlerinde ve 2020 yılı içinde tescil edilen/edilecek olan işyerleri içinasgari ücret desteğinin ne şekilde uygulanacağı ve kimlerin nasıl yararlanabileceği, bu makalenin konusu olacaktır.

 

II- Asgari Ücret Desteğinden Kimler ve Nasıl Yararlanacaktır.

 

1- 7226 sayılı Kanun’un 29. maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen geçici 80. maddesine göre, 2020 yılı öncesi tescil edilen ve bu kanun’un 4/a maddesi kapsamında haklarında uzun vadeli sigorta kollarına tabi sigortalıları çalıştıran işverenlerin; 2019 yılının aynı ayına ilişkin Kuruma vermiş oldukları aylık prim ve hizmet belgelerinde veya muhtasarve prim hizmet beyannamesinde prime esas günlük kazancı 128 TL,(aylık 3.840,00 TL)ve altında bildirilensigortalılarıntoplam prim ödeme gün sayısını geçmemek üzere, 2020 yılında cari aya ait verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde bildirilen sigortalılara ilişkin toplamprim ödeme gün sayısının,2020 yılı Ocak ila Aralık ayları için günlük 2,50 TL ile çarpımı sonucu bulunacak tutar,bu işverenlerin SGK’ya ödeyecekleri sigorta primlerinden mahsup edilecek ve bu tutar İşsizlik Sigorta Fonundan karşılanacaktır.(30 X 2,50 = 75,00 TL X işçi sayısı)

2- 2020 yılı içinde ilk defa kurulacakolan işyerlerinde 5510 sayılı Kanunun 4/a maddesi kapsamında bildirilen /bildirilecek tüm sigortalılara ilişkinSGK’ya verilecek aylık prim ve hizmet belgelerinde prime esas günlük kazancı 98,10 TL ila 735,75 TL arasında olan tüm sigortalıların toplam prim ödeme gün sayısının,2020 yılı Ocak ila Aralık ayları için günlük 2,50 TL ile çarpımı sonucu bulunacak tutar, işverenlerin SGK’ya ödeyecekleri sigorta prim tutarından mahsup edilecek ve bu tutar İşsizlik Sigorta Fonundan karşılanacaktır.

III- Toplu İş Sözleşmesi Uygulanan İşyerlerinde Asgari Ücret Prim Desteği.

6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu hükümleri  uyarınca  toplu  iş

sözleşmesine tabi özel sektör işverenlerine ait işyerleri için asgari ücret desteği, günlük 256 TL, (aylık 7.680 TL.) ve altında bildirilen sigortalıların toplam prim ödeme gün sayısının2,50 TL ile çarpımı sonucunda bulunacak tutar, işverenlerin SGK’ya ödeyecekleri sigorta prim tutarından mahsup edilecek ve bu tutar İşsizlik Sigorta Fonundan karşılanacaktır.

 

            IV- Yer Altında Çalışan İşçilere Uygulanacak Asgari Ücret Desteği.

 

3213 sayılı Maden Kanunu’nun ek 9. maddesi uyarınca ücretleri asgari ücretin iki katından az olamayacağı “Linyit” ve “Taşkömürü” çıkarılan işyerlerinde yer altında çalışan sigortalılar için prime esas günlük kazancı 341TL(aylık 10.230,00 TL) ve altında bildirilen sigortalıların, 2019 yılının aynı ayına ilişkin SGK’ya verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde bildirilen prim ödeme gün sayısının yüzde 50’sini geçmemek üzere, 2020 yılında cari aya ait verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde bildirilen sigortalılara ait toplam prim ödeme gün sayısı dikkate alınacaktır.

V- Asgari Ücret Prim Desteğinden Yararlanamayacak Olanlar.

1- Asgari ücret Desteğinden yararlanılacak ayda, 2019 yılı Ocak ila Kasım aylarına ait aylık prim ve hizmet belgesi ile 4/a bendi kapsamında uzun vadeli sigorta kollarından en az sigortalı bildirimi yapılan aydaki sigortalı sayısının altında bildirimde bulunulması halinde asgari ücret prim desteği uygulanmayacaktır.

2- Bu düzenlemeye göre, mevcut bir işletmenin kapatılarak değişik bir unvan ya da bir iş birimi olarak açılması veya yönetim ve kontrolü elinde bulunduracak şekilde doğrudan veya dolaylı ortaklık ilişkisi bulunan şirketler arasında istihdamın kaydırılması,  şahıs işletmelerinde işletme sahibinin değiştirilmesi gibi İşsizlik Sigortası Fonu katkısından yararlanmak amacıyla muvazaalı işlem tesis ettiği anlaşılan veya sigortalıların prime esas kazançlarını 2020 yılı Ocak – Aralık dönemi için eksik bildirilen işyerlerinden İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanan tutar, gecikme cezası ve zammıyla birlikte geri alınacak, bu iş yerleri hakkında bu madde hükümleri uygulanmayacaktır.

3- İşverenlerin çalıştırdıkları sigortalılara ait 2020 yılı Ocak ila Aralık aylarına ilişkin aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içerisinde verilmemesi ve primlerinin ödenmemesi, çalıştırdıkları kişileri sigortalı olarak bildirmemeleri veya bildirilen sigortalıların fiilen çalışmadıklarının tespit edilmesi durumunda bu işyeri, asgari ücret desteğinden yararlanamayacaktır. Ayrıca yararlanılmış olan bu tutar, gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte geri alınacaktır.

4- SGK’ya prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunan işverenler bu asgari ücret desteğinden yararlanamaz. Ancak SGK’ya olan söz konusu bu borçlarını 6183 sayılı Kanunun 48. Maddesine göre taksite bağlayan işverenler, bu destekten yararlanabilecektir.

VI- SONUÇ: 

 

Emekli olup, Sosyal Güvenlik Destek Primine tabi olarak çalışanlar ile 2020 yılında kurulacak olan işyerleri hariç, 5510 sayılı Kanun’un 4/a maddesi kapsamında haklarında uzun vadeli sigorta kollarına tabi sigortalıları çalıştıran işverenlerin, 2020 yılında uygulanmak üzere, 2019 yılının aynı ayına ait Kuruma vermiş oldukları aylık prim ve hizmet belgelerinde  toplam prim ödeme gün sayısını geçmemek üzere, günlük 2,50 TL ile çarpımı sonucu bulunacak tutar, SGK’ya ödeyecekleri sigorta primlerinden mahsup edilecek ve bu tutar İşsizlik Sigorta Fonundan karşılanacaktır.

İşverenlerin bu destekten yararlanabilmeleri için, aylık prim ve hizmet belgelerini yasal süresi içinde Kuruma vermeleri ve geçmiş dönemlere ilişkin Kuruma herhangi bir borcunun bulunmaması veya taksite bağlanmış olması gerekmektedir.                                                                                 

Büklüm Sokak No: 9/4 Kavaklıdere- ANKARA

Tel: 0312- 4199369  Fax: 0312- 4199371

e-posta: ahmetagar@ahmetagar.com

Web : www.ahmetagar.com

ŞİRKET ORTAKLARININ KENDİ İŞYERİNDE 4/A KAPSAMINDA SİGORTALI OLMALARI HALİNDE EMEKLİ AYLIKLARI İPTAL EDİLECEKTİR.

ŞİRKET ORTAKLARININ KENDİ İŞYERİNDE 4/A KAPSAMINDA SİGORTALI

OLMALARI HALİNDE EMEKLİ AYLIKLARI İPTAL EDİLECEKTİR.

I – GİRİŞ :

Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu 25.12.2019 tarihli kararı ve 5510 sayılı Kanun’un 53. maddesi hükmüne göre, şirket ortakları ve 4/b ( Bağ-Kur) kapsamında sigortalı sayılanlar, kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinde, 4/a (SSK’lı) olarak bildirilemezler.

SGK tarafından yayımlanan 2019/9 sayılı genelgeye göre, ortağı olduğu işyerinden 4/a kapsamında sigortalı bildirildiği ya da sonradan ortak olduğu işyerinde 4/a kapsamındaki sigortalılığını devam ettirdiği tespit edilenlerin 4/a (SSK) kapsamındaki sigortalılıkları ve buna bağlı olarak emekli olanların emeklilikleri iptal edilmektedir.

Bu makalenin konusu, Ekim 2008 tarihinden önce kurulmuş anonim şirketlerin kurucu ortaklarından olup, 1479 sayılı mülga Bağ-Kur Kanunu’nun 24. maddesine göre Bağ-Kur’a kayıt ve tescillerini yaptıran ve halen bu şekilde (yani 4/b’li) olarak prim ödemeye devam eden anonim şirket kurucu ortakları ile şirketlerin ortakları ve yönetim kurulu üyelerinin, ileride herhangi bir hayal kırklığına uğramamaları için sigortalılık durumlarına açıklık getirmek olacaktır.

II- ANAYASA MAHKAMESİ’NİN ŞİRKET ORTAKLARI İLE İLGİLİ KARARI:

Anayasa Mahkemesi, 5510 sayılı Kanun’un 53. maddesine 5754 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle eklenen “ 4. maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sayılanlar, kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden dolayı, 4/a bendi kapsamında sigortalı bildirilemezler” biçimindeki fıkranın iptali ile ilgili talebi reddetmiştir.

Şirket ortağı olup, 4/b kapsamında çalışanlar 4/a kapsamında çalışmaya başladıklarında 4/a kapsamında sigortalı sayılırken; itiraz konusu kuralın, 4/b kapsamında sayılanların kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden dolayı 4/a kapsamında sigortalı bildirilememelerine sebep olması nedeniyle eşitlik ilkesine aykırı olduğu belirtilerek, ödenen emekli aylıkları ile sağlık giderlerinin borç çıkarılması işlemine karşı açılan dava ile ilgili olarak, Anayasa Mahkemesi, bu iddiayı reddederek, SGK tarafından yapılan bu uygulamanın kanuna aykırı olmadığına ilişkin verdiği kararda şöyle denmektedir:

5510 sayılı Kanun’un 53. maddesi, sigortalının 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statüleri ile (c) bendinde yer alan sigortalılık statüsüne aynı anda tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde ise aynı maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılır. Ancak, sigortalılık hallerinin çakışması nedeniyle Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalılığı esas alınanlar, yazılı talepte bulunmak ve Kanunun 82 nci maddesine göre belirlenen prime esas kazanç alt sınırı ve üst sınırına ilişkin hükümler saklı olmak kaydıyla, esas alınmayan sigortalılık statüsü kapsamında talep tarihinden itibaren prim ödeyebilirler. Bu şekilde ödenen primler; iş kazası ve meslek hastalığı sigortasından sağlanan haklar yönünden, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalılık statüsünde, kısa vadeli sigorta kollarından sağlanan diğer yardımlar ile uzun vadeli sigorta kollarından sağlanan yardımlar yönünden ise Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalılık statüsünde değerlendirilir. Bu fıkra hükümlerine göre ödeme talebinde bulunulduğu halde ait olduğu ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenmeyen primlerin ödenme hakkı düşer.

5510 sayılı Kanunu 4. maddesinin (b) bendi kapsamında sayılanlar, kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden dolayı, 4. maddenin (a) bendi kapsamında sigortalı bildirilemezler.

III- KENDİ NAM VE HESABINA ÇALIŞANLAR VE ŞİRKET ORTAKLARI:

1- 5510 Sayılı Kanun Gereğince Sigortalı Sayılanlar, Sayılmayanlar, Sigortalılığın Başlangıcı, Kuruma Bildirilmesi ve Sona Ermesi Hakkında Tebliğ’de getirilen bir düzenleme ile “ 01/10/2008 tarihinden önce 5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı oldukları halde, kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden, bu Kanunun 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendine tabi (SSK’lı ) olarak prim ödemesi olanların sigortalılıkları kesintiye uğrayıncaya kadar devam ettirilir.” Hükmü getirilmiştir. Ancak bunların sigortalılığı kesintiye uğradığı tarihten itibaren 5510 sayılı Kanun’un 4/b kapsamında (Bak-Kur) sigortalı olmaları zorunlu olacaktır.

2- Kendi şirketlerinde SSK’lı (4/a) olarak çalışamayacak olan anonim şirketlerin kurucu ortakları ve sermaye payına sahip yönetim kurulu üyeleri, kendilerine ait olmayan başka bir işyerinde veya şirkette, 5510 sayılı Kanunun 4/a kapsamında (SSK’lı) olarak çalışabilirler. Bu şekilde çalışmaya başladıkları tarihten itibaren, kendi şirketlerindeki Bağ-Kur’lu sigortalılığı askıya alınır. Ancak bu şekildeki sigortalılıkları kesintiye uğradığı taktirde, kendi şirketindeki statüsüne uygun olan Bağ-Kur sigortalılığı devreye girecektir.

3- Gerek 5510 sayılı Kanun’un 53. maddesi hükmüne ve gerekse, bu maddenin uygulamasına ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu karara göre, anonim şirketlerin kurucu ortakları ve sermaye payına sahip yönetim kurulu üyeleri ile Limitet Şirketlerin Tüm ortakları ve kendi nam ve hesabına çalışanların, kendilerine ait ve ortak oldukları işyerlerinde 4/a kapsamında (SSK’lı) olarak gösterilmeleri mümkün bulunmamaktadır.

Bu durumdaki kişilerin kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinde 4/a kapsamında sigortalı olduklarının tespiti halinde bu kapsamdaki sigortalılığı İPTAL edilmektedir. Bu tespitin emeklilik başvuru talebi sırasında yapılması halinde, emekliliği Hayal Olacaktır. Emekli olduktan sonra bu durumun tespit edilmesi halinde ise. Emekliliği İPTAL edilecek ve yapılmış olan tüm emekli aylıkları ile sağlık giderleri yersiz ödeme olarak geri tahsil edilecektir.

IV- AYNI ANDA SSK VE BAĞ-KUR KAPSAMINDA ÇALIŞANLARIN DURUMU:

1- Bir kişinin aynı anda hem SSK (4/a) ve hem de Bağ-Kur (4/b) kapsamına tabi olacak şekilde çalışması halinde, öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde ise aynı maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılır. Ancak, sigortalılık hallerinin çakışması nedeniyle Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalılığı esas alınanlar, yazılı talepte bulunmak ve Kanunun 82 nci maddesine göre belirlenen prime esas kazanç alt sınırı ve üst sınırına ilişkin hükümler saklı olmak kaydıyla, esas alınmayan sigortalılık statüsü kapsamında talep tarihinden itibaren prim ödeyebilirler.

2- 6111 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanun’un 53. maddesinde yapılan değişikliğe göre, 01.03.2011 tarihinden itibaren sigortalının, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerine aynı anda tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde öncelikle 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalılık statüsü geçerli sayılır. Yani SSK’lı olarak kabul edilir.

V- SONUÇ :

1- 01.10.2008 tarihinden önce 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı oldukları halde, kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden, Kanunun 4/a bendine tabi (SSK’lı ) olarak Kuruma bildirilmiş ve prim ödemesi olanların sigortalılıkları kesintiye uğrayıncaya kadar bu şekildeki çalışmalarını devam ettirebileceklerdir. Ancak bunların sigortalılığı kesintiye uğradığı tarihten itibaren 5510 sayılı Kanun’un 4/b kapsamında sigortalı olmaları zorunlu olacaktır

2- Gerek 5510 sayılı Kanun’un 53. maddesi hükmüne ve gerekse, Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararına göre, anonim şirketlerin kurucu ortakları ve sermaye payına sahip yönetim kurulu üyeleri ile Limitet Şirketlerin Tüm ortakları ve kendi nam ve hesabına bağımsız çalışanların, kendilerine ait ve ortak oldukları işyerlerinde 4/a kapsamında (SSK’lı) olarak gösterilmeleri mümkün olmadığı için, kendilerine ait işyerlerinde 4/a (SSK’lı) kapsamında sigortalı olarak bildirmemelerini, ileride emekliliğe başvuru sırasında herhangi bir hayal kırklığına uğramamaları için bu kapsamda boş yere prim ödememeleri gerektiğini ve bunun kendi aleyhlerine olacağını özellikle belirtmek isterim.

Ahmet Ağar

Sosyal Güvenlik Müşaviri

Büklüm Sok. No: 9/4 Kavaklıdere- ANKARA

Tel: 0312- 4199369-4199374 Fax : 0312- 4199371

E-Mail: ahmetagar@ahmetağar.com

www.ahmetagar.com

Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerin ve YMM’lerin Başka Bir İşyerinde Hizmet Akdi İle Çalışma Yasağı Kaldırılmalıdır

Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerin ve YMM’lerin Başka Bir İşyerinde Hizmet Akdi İle Çalışma Yasağı Kaldırılmalıdır

Ahmet AĞAR

Sosyal Güvenlik Müşaviri

I- Giriş:

Bilindiği gibi, 3568 sayılı Kanun’un 45. maddesine göre; Serbest muhasebeci mali müşavirler ve yeminli mali müşavirler, aynı zamanda bir başka işyerinde hizmet akdi ile sigortalı olarak çalışamazlar, ticari faaliyette bulunamazlar.

Bu makalenin konusu, Serbest muhasebeci mali müşavirler ve yeminli mali müşavirler için telafisi güç ve imkânsız olan maddi zarara yol açmanın yanında, insan haklarına ve evrensel hukuk ilkelerine tamamen aykırı bulunan “Başka Bir İşyerinde Çalışma Yasağı”nın kaldırılması gerektiği ile ilgili açıklamalar olacaktır.

II- Meslek Mensuplarının Başka Bir İşte Çalışma Yasağı İle İlgili Mevzuat:

3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanun’un 45 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Serbest muhasebeci mali müşavirler bu unvanlarla, yeminli mali müşavirler ise bu unvan ve tasdik yetkisiyle; 2.maddede yazılı işlerin yürütülmesi amacıyla gerçek ve tüzelkişilere tabi ve onların işyerlerine bağlı olarak hizmet akdi ile çalışamazlar, ticari faaliyette bulunamazlar, meslekle ve meslek onuru ile bağdaşmayan işlerle uğraşamazlar.” hükmüne yer verilmiştir.

03.01.1990 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavirlerin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin “Hizmet akdi ve çalışamama” başlıklı 44. maddesinde “Serbest muhasebeci mali müşavirler ve yeminli mali müşavirler gerçek ve tüzel kişilere tabi ve onların işyerlerine bağlı olarak hizmet akdi ile çalışamazlar.” şeklinde düzenleme yapılmıştır.

Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Birliği (TÜRMOB) tarafından yayımlanan 2011/1 sayılı Genelgede, 6111 sayılı Kanun’un 33.maddesi ile 5510 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişikliğe (sigortalılık statülerinin aynı kişi üzerinde birleşmesi halinde, özellikle 4/a sigortalı ve 4/b Bağ – Kur’lu statülerinin çatışmasında önceliğin 4/a sigortalı statüsüne tanınacağı yönündeki değişiklik) atıf yapıldıktan sonra;

3568 sayılı Kanunun 2 nci, 45 inci maddeleri hükümleri ile Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavirlerin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik maddeleri uyarınca, 3568 sayılı yasa uyarınca ruhsat alarak bağımsız büro faaliyetinde bulunan yahut mesleki şirketlerde imza yetkili olan meslek mensuplarının aynı zamanda bir işverene bağlı olarak çalışmaları mümkün değildir.

Açıklanan nedenlerle, bağımsız büro faaliyetinde bulunan yahut mesleki şirketlerde imza yetkili olan meslek mensuplarının aynı zamanda bir başka işyerinde 5510 sayılı Yasa’nın 4.maddesinin (a) bendi kapsamında çalışmasına olanak bulunmamaktadır.” düzenlemesini getirmiştir.

III- Özel Kanunla Meslek Mensuplarına Getirilen Bu Yasak,
Genel Çalışma Hayatına Ait 5510 Sayılı Kanuna Aykırıdır:

Genel çalışma hayatını düzenleyen 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun, meslek unvanı üzerinde durmaksızın, başka kanunlarda yer alan istisnai düzenlemeleri dikkate almaksızın bir veya birkaç işveren tarafından hizmet akdi ile çalıştırılan herkesi zorunlu sigortalı (4/a statüsünde) olarak nitelendirmiştir. Meslek mensupları örneğinde olduğu gibi, vergi mükellefiyeti nedeniyle 5510 sayılı Kanun’un 4/b kapsamında zorunlu sigortalı olup da aynı zamanda da hizmet akdiyle çalışanların keza (4/a statüsü) sigortalılık hizmetlerin çakışmasında, 6111 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanunun 53. maddesinde yapılan değişiklikle ortaya konulmuştur. Söz konusu 53. maddeye göre 4/b statüsünde bulunan bir sigortalının bir başka işyerinde ya da aynı işyerinde hizmet akdiyle çalışmaya başlaması halinde sigortalılık statüsü, önceden başlayan sigortalılığa üstünlük tanımak yerine, 4/a statündeki sigortalılık hali esas alınacaktır.

Sosyal güvenlik mevzuatı düzenlemesiyle sınırlı değerlendirildiğinde, bağımsız büro faaliyetinde bulunan yahut mesleki şirketlerde imza yetkili olan meslek mensuplarının 6111 sayılı Kanunla değiştirilen 5510 sayılı Kanun 53 üncü maddesi ile aynı Kanunun 3 üncü, 4 üncü ve 92 nci maddeleri gereği “4/a” statüsünde sigortalı sayılmalarına mani bir düzenleme bulunmamaktadır. Kaldı ki, 5510 sayılı Kanun’un “sigortalı sayılmayanlar” başlıklı 6. maddesinde yer alan kapsam dışı kişiler arasında “meslek mensupları” yer almamaktadır.

Ancak, 3568 sayılı Kanun’un “Yasaklar” başlıklı 45. maddesinin birinci fıkrasında “Serbest muhasebeci mali müşavirler bu unvanlarla, yeminli mali müşavirler ise bu unvan ve tasdik yetkisiyle; 2. maddede yazılı işlerin yürütülmesi amacıyla gerçek ve tüzel kişilere tabi ve onların işyerlerine bağlı olarak hizmet akdi ile çalışamazlar, ticari faaliyette bulunamazlar, meslek ve meslek onuru ile bağdaşmayan işlerle uğraşamazlar.” Denilmektedir.

Kanun’un bu düzenlemesine göre, 3568 sayılı Kanun ile meslek mensuplarının hizmet akdine dayalı olarak, bağımlı biçimde ve 5510 sayılı Kanunun 4/a (Sigortalı) çalışamayacaklarına ilişkin kısıtlama sadece “serbest muhasebeci mali müşavir unvanı” ile sınırlandırılmıştır.

Bağımsız büro faaliyetinde bulunan ruhsat sahibi bir serbest muhasebeci mali müşavirin veya yeminli mali müşavirin ”bu unvan ve sıfatından ayrı olarak” örneğin şirketin finanstan sorumlu genel müdürü, genel müdür yardımcısı, mali işler koordinatörü gibi unvanlarla 5510 sayılı Kanun’un 4/a statüsünde bağımlı çalışmasının önünde yasal hiçbir engel bulunmadığı gibi, bu şekilde hizmet akdiyle çalışan bir kişi zorunlu olarak 4/a kapsamında sigortalı sayılacaktır.

Bilindiği gibi, 5510 sayılı Kanunun 4. maddesine göre, bir kişinin birden fazla işyerinde çalışması mümkündür.

 

 

IV- Meslek Mensuplarının Başka Bir İşyerinde Çalışma Yasağı
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına Aykırıdır:

Anayasamızın Çalışma ve sözleşme hürriyeti başlıklı 48.maddesi “ Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir..” hükmüne amirdir. Maddenin açıklamasından da anlaşılacağı üzere, çalışma hakkı herkes için Anayasal bir haktır. Bu hakkın özel bir kanunla ve yönetmeliklerle engellenmesi olamaz, olmamalıdır.

Meslek mensuplarının çok önemli sorunlarının yanında bir de başka bir İşte çalışamamasının sorunu vardır. Avukatlar, doktorlar, mimarlar, mühendisler ve Şirket ortakları başka bir işyerinde 4/a kapsamında sigortalı olarak çalışırken Mali Müşavirlerin ve YMM’lerin çalışamamaları, eşitlik ilkesine, evrensel hukuk normlarına ve insan haklarına tamamen aykırıdır.

V- Başka Bir İşyerinde Çalışan Meslek Mensuplarına Verilen Disiplin Cezaları Geçersizdir:

Yukarıda açıklandığı gibi 3568 sayılı Kanunun 45. maddesine göre meslek mensupları bu unvan ve tasdik yetkileri ile çalışamazlar.

Nitekim, T.C Ankara 9. İdare Mahkemesi 2013/1385 Esas no ve 2015/504 sayılı Kararında; “Bakılan uyuşmazlıkta; her ne kadar davacının 24.09.2001 – 30.09.2011 tarihleri arasında bir işverene hizmet akdiyle bağlı ve SSK’lı olarak çalıştığı ve meslek ruhsatını alarak çalışanlar listesine kaydolduktan sonra da hizmet akdi ile çalışmaya devam ettiği hususları sabit ise de, dava konusu işlemin dayanağını teşkil eden yukarıda açıklanan kanun ve yönetmelik hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, serbest muhasebeci mali müşavirlerin bu unvan ve tasdik yetkilerine ilişkin olarak gerçek ve tüzel kişilere tabi hizmet akdiyle çalışmalarının yasaklandığı, bir başka anlatımla, serbest muhasebeci mali müşavir unvanını kullanmadan bir başka gerçek veya tüzel kişiye tabi olarak hizmet akdiyle çalışmasının önünde yasal yönden bir engel bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.” denilerek TÜRMOB Disiplin Kurulu’nca verilen cezayı iptal etmiştir.

VI- Sonuç:

Tüm vergilerin tahakkuk ve bildirimlerini, SGK’nın tüm sigorta primlerinin bildirimlerini yapan serbest muhasebeci ve mali müşavirler, ikinci sınıf vatandaş muamelesine tabi tutulamazlar. SMMM ve YMM’lerin Ülkemize ve özellikle vergi ve sigorta primlerinin tahakkuk ve tahsilatı için yaptıkları mesleki faaliyetlerinden dolayı taltif ve takdir edilmeleri ve yeşil pasaport verilmesi gerekenlerin başında gelmektedirler.

Çalışmak herkes için Anayasal bir hak olması nedeniyle, SMMM ve YMM’ler için özel olarak çıkarılan ve Anayasamıza aykırı olan 3568 sayılı Kanun ile meslek mensuplarının başka bir işyerinde 4/a kapsamında sigortalı olarak çalışmalarının önündeki bu yasal engelin mutlaka kaldırılması gerekmektedir. Meslek mensupları için çok önemli olan bu sorunun biran önce halledilmesi için TÜRMOB Yönetimi tarafından gerekli çalışmaların yapılacağına inanıyorum.

Büklüm Sok. No: 9/4 Kavaklıdere- ANKARA

Tel: 0312- 4199369-4199374 Fax : 0312- 4199371

e-posta : ahmetagar@ahmetagar.com

Yurtdışı Borçlanması İle Emekli Olma Şartlarında Yapılan Çok Önemli Değişiklikler.

Yurtdışı Borçlanması İle Emekli Olma Şartlarında Yapılan Çok Önemli Değişiklikler.

Ahmet AĞAR
Sosyal Güvenli Müşaviri

I- GİRİŞ:

Bilindiği üzere, 19.07.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak 1 Ağustos 2019 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 7186 sayılı Gelir Vergisi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla ile 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Borçlanması Hakkındaki Kanunda, yurtdışı borçlanması ile ilgili çok önemli ve köklü yeni değişiklikler yapılmıştır.

7168 sayılı Kanunla yapılan bu yeni düzenlemeye göre, yurtdışı çalışma sürelerinin ve yurtdışında ev kadını olarak geçen sürelerinin borçlanması, birçok kişi için artık önemini ve cazibesini yitirmiş ve dezavantaj durumuna gelmiş olduğu ve 1 Ağustos 2019 tarihinden sonra yapılacak yurtdışı borçlanması ile ilgili yapılan yeni değişikliklerin neler olduğu, bu makalenin konusu olacaktır.

II- Yurtdışı Borçlanması Kimler Yapabilir.

3201 sayılı Kanuna göre, Türk vatandaşları ile doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin on sekiz yaşını doldurduktan sonra Türk vatandaşı olarak yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri, bu Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri hâlinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilir. Hükmü bulunmakta olup, yurtdışında çalışan ve ev kadını olarak bulunan vatandaşlarımız, yurtdışında geçen bu hizmetlerini borçlanabilirler.

III- Yurtdışı Borçlanması İçin Ödenecek Prim Tutarı.

7186 sayılı Kanunun 9. maddesiyle 3201 sayılı Kanunun 4. maddesinde yapılan yeni düzenlemeye göre, 1 Ağustos 2019 tarihinden itibaren yurtdışında çalışan vatandaşlarımızın yapacakları yurtdışı hizmet borçlanma başvurularında, Kanun uyarınca hesaplanacak bir günlük borçlanma tutarı, başvuru tarihinde geçerli olan günlük prime esas kazancın alt ve üst sınırları arasında kalmak kaydıyla başvuru sahibince seçilen günlük kazancın yüzde 45’i oranında sigorta primini ödeyecektir. Daha önce bu oran yüzde 32 olarak uygulanmaktaydı.

2019 yılı sonuna kadar yürürlükte olan asgari ücrete göre prime esas kazancın bir günlük alt sınırı 85,28 TL, bir günlük üst sınırı ise 639,60 TL’ dir. Yapılan bu yeni düzenlemeye göre, 2019 yılında yapılacak yurtdışı borçlanması için ödenecek olan sigorta primi şöyle olacaktır:

  1. Bir günlük kazancın alt sınırı: 85,28 X % 45 = 38,38 X 30 gün için = 1.151,40 TL,

  2. Bir günlük kazancın üst sınırı: 639,60 X % 45= 287,82 X 30 gün için= 8.634,60 TL

Sigorta Priminin ödenmesi gerekecektir. Borçlanacak olan kişi, prime esas kazancın alt ve üst sınırı arasında olmak üzere dilediği bir günlük kazancı seçebilir ve seçeceği bu bir günlük kazancı % 45 ile çarpılıp çıkan rakam, borçlanılacak toplam gün sayısı ile çarpılmak suretiyle ödenmesi gereken borç miktarı tespit edilerek, tebliği tarihinden itibaren ödenmek üzere, borçlanma talebinde bulunan kişiye tebliğ edilecektir.

IV- 1.8.2019 Tarihinden Sonra yurtdışı Borçlanmaları Bağ-Kur’a Sayılacaktır.

Yurtdışı borçlanması ile ilgili 7186 sayılı Kanunla değişiklik yapılmadan önceki uygulamaya göre, yurtdışı borçlanmasıyla kazanılan günler, Türkiye’de son olarak tabi olunan sigortalık statüsüne, Türkiye’de sigortası olmayanların da 5510 sayılı Kanunun 4/-b (Bağ-Kur) sigortalılık statüsüne sayılmaktaydı. Daha önce Türkiye’de sigortası olmayan vatandaşların, borçlanma yapmadan önce Türkiye’de sigortalı bir işte çalışarak SSK’ya prim ödedikten sonra yurtdışı çalışma sürelerini borçlanıp, borçlanmayla kazandıkları günlerin SSK’ya (4/a) sayılmasını sağlayarak daha uygun şartlarla SSK’dan emekli olabiliyorlardı.

SGK’nın 15.08.2019 tarih ve 2019/16 sayılı genelgesinde, 1.8.2019 tarihinden itibaren yurtdışı sürelerini borçlanma talebinde bulunanların borçlanma işlemleri talep tarihindeki en son sigortalılık statüsüne bakılmaksızın 4/1-(b) (Bağ-Kur) kapsamında sonuçlandırılacağı belirtilmiştir. Böylece, 7186 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonucu 1.8.2019 tarihinden itibaren yurtdışı borçlanma talebinde bulunanların, borçlanmayla kazanacakları hizmet süreleri artık Bağ-Kur’a sayılacaktır. Bu da, yurtdışında çalışan birçok vatandaşın artık SSK şartlarıyla erken emekli olması imkânsız olmamakla birlikte çok zor olacaktır. Çünkü yapacakları yurtdışı borçlanma süreleri Bağ-Kur’a sayılacağından ya daha fazla prim gün sayısı ile ve daha az emekli maaşıyla Bağ-Kur’dan emekli olacaklar, ya da borçlanmadan sonra Türkiye’de sigortalı bir işte girerek en az 1261 gün daha prim ödeyerek 4/a (SSK) kapsamında emekli olabilecekler.

V- Yurtdışındaki Başlangıç Süresi Türkiye’de Sigorta Başlangıcı Sayılmayacaktır.

Daha önceki mevzuata göre, yurtdışına gidip Almanya, Arnavutluk, Avusturya, Azerbaycan, Belçika, Bosna Hersek, Çekya, Fransa, Gürcistan, Hollanda, İsviçre, Kanada-Kebek, Kuzey Kıbrıs TC, Lüksemburg, Makedonya, Slovakya, Kore ve İtalya ülkelerinde çalışan Türk vatandaşlarının, bu ülkelerde ilk defa çalışmaya başladıkları tarih, Türkiye’de ilk işe giriş tarihi olarak kabul edilmekteydi ve emeklilik süresi için bu tarih baz alınırdı.

7186 sayılı Kanunun 10. maddesiyle, 3201 sayılı Kanunun 5. maddesine eklenen yeni fıkraya göre, Türkiye’deki sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki sürelerin borçlandırılması hâlinde bu süreler 5510 sayılı Kanunun 41. maddesinde yer alan hükümler esas alınarak Türkiye’deki sigortalılık başlangıç tarihinden, Türkiye’de sigortalılık yok ise borçlanma tutarının tamamen ödendiği tarihten geriye götürülen süreye ait ilgili aylara mal edilir. Şeklinde yeni düzenleme yapıldığından dolayı, bundan sonra yurtdışında ilk defa çalışmaya başlanılan tarih, Türkiye’de ilk işe giriş tarihi olarak kabul edilmeyecektir.

VI- Sonuç Olarak.

7168 sayılı Kanunla yapılan bu yeni değişikliklere göre, 1 Ağustos 2019 tarihinden sonra yurtdışındaki çalışma sürelerinin ve ev kadını olarak geçen sürelerinin hizmet borçlanması yapılarak Türkiye’de emekli olmak, birçok kişi için artık çok zor olacağından, yani şartları uygun olmayanlar için yurtdışı hizmet borçlanması yapılarak Türkiye’de emekli olmanın bir avantajı ve cazibesinin kalmadığını belirtir, yurtdışında hayatlarını idame ettirmek için çok zor şartlarda çalışan ve memleket hasretini çeken tüm vatandaşlarımıza kolaylıklar dilerim.

Büklüm Sokak No: 9/4 Kavaklıdere- ANKARA

Tel: 0312- 4199369 Fax: 0312- 4199371

e-posta: ahmetagar@ahmetagar.com

Web : www.ahmetagar.com

Mesleki Yeterlilik Belgesi Olmayan Tehlikeli ve Çok Tehlikeli İşlerde Çalıştırılamayacak.

Mesleki Yeterlilik Belgesi Olmayan Tehlikeli ve Çok Tehlikeli İşlerde Çalıştırılamayacak.

I- GİRİŞ:

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından 11.11.2018 tarihinde yayımlanan, Mesleki Yeterlilik Kurumu Mesleki Yeterlilik Belgesi Zorunluluğu Getiren Mesleklere İlişkin Tebliğe ile tehlikeli ve çok tehlikeli işlerden olduğu belirlenen yeni 36 meslekte daha çalışacak işçilerin, Mesleki Yeterlilik Belgesine sahip olması zorunluluğu getirilmiştir. 11.11.2019 tarihinden itibaren Mesleki Yeterlilik Belgesi olmayan işçilerin, ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılmayacağı ile ilgili getiren yasaklamanın hangi işlerde uygulanacağı ve hangi meslek gruplarını kapsayacağı bu makalenin konusu olacaktır.

II- Mesleki Yeterlilik Belgesi Alma Zorunluluğu Kapsamında Olan İşyerleri:

1- Özellikle inşaat ve diğer tehlikeli ve çok tehlikeli işyerlerinde sıkça meydana gelen ve her yıl ortalama 1.135 işçinin, son 10 yılda toplan 11.345 işçinin hayatına mal olan iş kazalarını ve işçi ölümlerini önlemek amacıyla ilk defa, 5544 sayılı Mesleki Yeterlilik Kurumu Kanunu’nda, yapılan bir düzlemeyle, 25.05.2016 tarihinden itibaren Mesleki Yeterlilik Belgesi olmayan işçilerin, tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde çalışan işçilerin Mesleki Yeterlilik Belgesine sahip olması zorunluluğu getirilmiş ve bu kategoride olan 48 meslek grubu tespit edilerek yayımlanmıştı.

2- Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından 11.11.2018 tarihinde yayımlanan, Mesleki Yeterlilik Belgesi Zorunluluğuna İlişkin Tebliğe ile tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan 36 meslekte daha Mesleki Yeterlilik Belgesi zorunluluğu getirilmiş olup, söz konusu tebliğ ile yeni tespit edilen ve aşağıda yazılı bulunan bu 36 meslekte, 11.11.2019 tarihinden itibaren Mesleki Yeterlilik Belgesi olmayan işçiler çalıştırılamayacaktır. (Ek: 1)

Ancak, 05.06.1986 tarih ve 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’na göre ustalık belgesi almış olanlar ile Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı mesleki ve teknik eğitim okullarından ve üniversitelerin mesleki ve teknik eğitim veren okul ve bölümlerinden mezun olup, diplomalarında veya ustalık belgelerinde belirtilen bölüm, alan ve dallarda çalıştırılanlar için mesleki yeterlilik belgesi şartı aranmayacaktır.

Mesleki Yeterlilik Belgesine sahip olan ve 6111 sayılı Kanun kapsamında teşvikten yararlanma şartlarını taşıyan sigortalıların, sigorta primlerinin işveren hisselerine ait tutarı İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanacaktır.

III- İdari Para Cezası:

Bu konudaki denetimler iş müfettişlerince yapılacaktır. Bu Tebliğ hükümlerine aykırı olarak Tehlikeli ve çok tehlikeli mesleklerde, Mesleki Yeterlilik Kurumu’nun Mesleki Yeterlilik Belgesi olmayan işçilerin çalıştırılması durumunda işveren veya işveren vekillerine Çalışma ve İş Kurumu il müdürü tarafından her bir çalışan işçi için 500,00 TL idari para cezası uygulanacaktır. Söz konusu Tebliğ hükümlerine göre verilecek olan idari para cezaları tebligattan itibaren bir ay içinde ödenmesi gerekir.

IV- Mesleki Yeterlilik Belgesi Nerden ve Nasıl Alınacak:

Belge almak isteyenler, www.myk.gov.tr sitesine girerek, “belge zorunluluğu kapsamındaki meslekler” bölümünü seçerek, listede bulunan sınava girilecek mesleğin karşısındaki yetkilendirilmiş kuruluşlardan herhangi birine müracaat edilebilecektir.

5544 sayılı Kanuna göre Mesleki Yeterlilik Kurumunun, bireylerin mesleki yeterliliklerinin tespitine ilişkin sınav, ölçme ve değerlendirme işlemleri, Kurumun başvurusunu onayladığı yetkilendirilmiş kurumlar tarafından yapılacak ve ulusal mesleki yeterliliklere göre yapılan sınav, ölçme ve değerlendirme sonucunda başarılı olanlara Mesleki Yeterlilik Belgesi verilecektir.

V- Mesleki Yeterlilik Belgesi Sınav Ücreti Fondan Karşılanacaktır:

Tehlikeli ve çok tehlikeli mesleklerde, Mesleki Yeterlilik Kurumu tarafından yetkilendirilen sınav ve belgelendirme kuruluşlarının gerçekleştireceği sınavlarda başarılı olan kişilerin, 31.12.2019 tarihine kadar belge masrafı ile sınav ücretinin yarısı İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanacaktır. Fondan karşılanacak sınav ücreti, brüt asgari ücretin yarısını geçmemek üzere meslekler itibarıyla Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca belirlenecektir. Fondan karşılanan bu desteklerden kişiler bir defa yararlanabilecektir.

VI- SONUÇ:

Sonuç olarak, 5544 sayılı Kanunda yapılan düzenlemeye göre, tehlikeli ve çok tehlikeli mesleklerde, Mesleki Yeterlilik Kurumu tarafından yetkilendirilmiş sınav ve belgelendirme kuruluşlarından “Mesleki Yeterlilik Belgesi” almaları zorunluluğu getirilmiş olup, belgesi olmayan kişilerin bu işlerde çalıştırılması yasaklanmıştır. Buna göre, eski ismi olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından çıkarılan ve üç tebliğ ile aşağıda yazılı bulunan 36 meslek dâhil toplam 84 meslekte, Mesleki Yeterlilik Belgesi zorunluluğu getirilmiştir.

Bakanlık tarafından son çıkarılmış olan tebliğ ile yeni tespit edilen ve aşağıda yazılı bulunan bu 36 meslekte, 11.11.2019 tarihinden itibaren Mesleki Yeterlilik Belgesi olmayan işçiler çalıştırılamayacaktır

Mesleki Yeterlilik Belgesi olmayan işçilerin, söz konusu mesleklerde çalıştıran işveren veya işveren vekillerine, Çalışma ve İş Kurumu’nun ilgili il müdürlükleri tarafından her bir çalışan işçi için 500,00 TL idari para cezası uygulanacaktır.

Ahmet AĞAR

Sosyal Güvenlik Müşaviri

  Tehlikeli ve Çok Tehlikeli İşlerde Çalıştırılacak Olanlar İçin

Mesleki Yeterlilik Belgesi Zorunluluğu Getirilen Yeni 36 Mesleğin Listesi:

Sıra

Ulusal Yeterlilik Kodu

Yeterlilik Adı

Seviyesi

1.

12UY0075-3

Elektrik Pano Montajcısı

Seviye 3

2.

15UY0211-4

Elektrik Dağıtım Şebekesi İşletme Bakım Görevlisi

Seviye 4

3.

15UY0214-5

Elektrik Dağıtımı Scada Operatörü

Seviye 5

4.

12UY0075-4

Elektrik Pano Montajcısı

Seviye 4

5.

12UY0075-5

Elektrik Pano Montajcısı

Seviye 5

6.

12UY0081-3

Frezeci

Seviye 3

7.

12UY0081-4

Frezeci

Seviye 4

8.

16UY0253-2

İnşaat İşçisi

Seviye 2

9.

13UY0121-5

İşletme Elektrik Bakımcısı

Seviye 5

10.

15UY0205-3

Köprülü Vinç Operatörü

Seviye 3

11.

13UY0170-3

Liman Kuru Yük Operasyon Elemanı (Puantör)

Seviye 3

12.

12UY0063-3

Liman Pompa Ve Tank Saha Operatörü

Seviye 3

13.

17UY0268-3

Liman Rtg Operatörü

Seviye 3

14.

17UY0269-3

Liman Ssg Operatörü

Seviye 3

15.

12UY0061-3

Mobil Vinç Operatörü(Mhc, Sahil Ve Gemi Vinci)

Seviye 3

16.

14UY0202-3

Nc/Cnc Tezgah İşçisi

Seviye 3

17.

14UY0202-4

Nc/Cnc Tezgah İşçisi

Seviye 4

18.

15UY0236-3

Orman Üretim İşçisi

Seviye 3

19.

15UY0237-3

Orman Yetiştirme Ve Bakım İşçisi

Seviye 3

20.

12UY0076-4

Otomasyon Sistemleri Montajcısı

Seviye 4

21.

11UY0019-4

Otomotiv Elektrikçisi

Seviye 4

22.

14UY0191-4

Otomotiv Gövde Onarımcısı

Seviye 4

23.

14UY0191-5

Otomotiv Gövde Onarımcısı

Seviye 5

24.

13UY0144-3

Otomotiv Ön Düzen Ve Balansçısı

Seviye 3

25.

12UY0069-3

Plastik Enjeksiyon Üretim Elemanı

Seviye 3

26.

12UY0069-4

Plastik Enjeksiyon Üretim Elemanı

Seviye 4

27.

13UY0142-3

Plastik Profil Üretim Operatörü (Ekstrüzyon)

Seviye 3

28.

13UY0143-3

Plastik Şişirme Film Üretim Operatörü (Ekstrüzyon)

Seviye 3

29.

15UY0227-3

Tornacı

Seviye 3

30.

15UY0227-4

Tornacı

Seviye 4

31.

15UY0213-4

Röle Görevlisi

Seviye 4

32.

15UY0220-4

Liman Operasyon Planlamacısı

Seviye 4

33.

13UY0137-4

Bitim İşleri Operatörü

Seviye 4

34.

13UY0138-4

Boyama Operatörü

Seviye 4

35.

11UY0039-4

Ön İplik Operatörü

Seviye 4

36.

13UY0139-4

Ön Terbiye Operatörü

Seviye 4

Büklüm Sokak No: 9/4 Kavaklıdere- ANKARA Tel: 0312- 4199369 Fax: 0312- 4199371

e-posta: ahmetagar@ahmetagar.com

Web : www.ahmetagar.com

İşverenlerin Kısa Çalışma Ve Kısa Çalışma Ödeneğinden Yararlanma Şartları

İşverenlerin Kısa Çalışma Ve Kısa Çalışma Ödeneğinden Yararlanma Şartları

Ahmet Ağar
Sosyal Güvenlik Müşaviri

I- GİRİŞ:

Bilindiği gibi, 13.02.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanununla 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa eklenen Ek 2. maddesiyle yapılan yeni bir düzenlemeyle, genel ekonomik, sektörel veya bölgesel bir kriz ya da zorlayıcı sebeplerle işyerinde faaliyetin tamamen veya kısmen geçici olarak durdurulması hallerinde, işçi çıkarılmaması ve işverene destek olunması amacıyla, işyerinde üç ayı aşmamak üzere Kısa Çalışma yapılabilecek ve bu sürede Kısa Çalışma Ödeneği verilebilecektir.

Bu makalenin konusu, gerek işverenin sevk ve idaresi dışında meydana gelen ekonomik kriz ve gerekse, işyerinde meydana gelen yangın, su baskını ve deprem gibi zorlayıcı nedenlerle işverenlerin işçi çıkarmadan işlerine devam edebilmeleri için getirilmiş olan Kısa Çalışma ve Kısa Çalışma Ödeneğinden kimlerin nasıl ve ne şekilde yararlanacakları ile ilgili açıklamalar olacaktır.

II- İşyerinde Kısa Çalışma Ve Kısa Çalışma Ödeneği İle İlgili Uygulama:

4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa göre, genel ekonomik, sektörel veya bölgesel kriz ile zorlayıcı sebeplerle işyerindeki haftalık çalışma sürelerinin geçici olarak önemli ölçüde azaltılması veya işyerinde faaliyetin tamamen veya kısmen geçici olarak durdurulması hallerinde, işyerinde üç ayı aşmamak üzere kısa çalışma yapılabilir.

09.11.2018 tarihli resmi gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve Kısa Çalışma ve Kısa Çalışma Ödeneği Hakkında Yönetmelikte yapılan yeni düzenlemeye göre, İşverenlerin kendi sevk ve idaresinden kaynaklanmayan, önceden kestirilemeyen, bunun sonucu olarak bertaraf edilmesine imkân bulunmayan, geçici olarak çalışma süresinin azalması veya faaliyetin tamamen veya kısmen durdurulması ile sonuçlanan dışsal etkilerden kaynaklanan dönemselik durumları ya da yangın, su baskını, heyelan, salgın hastalık, seferberlik gibi benzeri durumlarda, işyerinde Kısa Çalışma yapılabilecektir.

III- Kısa Çalışma ve Kısa Çalışma Ödeneğine Başvurma:

Yukarıda yazılı bulunan durumların meydana gelmesi halinde, 5510 sayılı Kanuna göre sigortalı çalıştıran işverenler, genel ekonomik, sektörel veya bölgesel kriz ile zorlayıcı sebeplerin işyerine etkilerini ve zorlayıcı sebebin ne olduğunu, varsa iddiasını kanıtlayan somut belgeleri ile birlikte kısa çalışma talebini, derhal Türkiye İş Kurumuna, varsa toplu iş sözleşmesi tarafı sendikaya bir yazı ile bildirmelidir.

IV- İşverenin Kısa Çalışma Talebinin Değerlendirlmesi:

1- Konuya ilişkin yönetmelik hükümleri gereğince, işverenin kısa çalışma talebi, öncelikle Türkiye İş Kurumu tarafından sebep ve şekil yönünden değerlendirilerek genel ekonomik, sektörel veya bölgesel krizin varlığı, işçi ve işveren sendikaları konfederasyonlarının iddia etmesi ya da bu yönde kuvvetli emarelerin bulunması halinde, Kurum Yönetim Kurulunca karara bağlanır.

2- İşverenin kısa çalışma talebi, eğer yukarıdaki 1. maddede belirtilen genel ekonomik, sektörel veya bölgesel kriz ile zorlayıcı sebeplerle bağlı olmadığı halde, bunun nakit darlığı, ödeme güçlüğü, pazar daralması ve stok artışı gibi sebeplere dayalı olarak yapıldığı tespit edilen başvurular Kurum tarafından reddedilecektir.

3- Kısa çalışma talepleri, iş müfettişlerince uygunluk tespiti yapılması amacıyla Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının ilgili birimine ivedilikle gönderilir. Uygunluk tespiti sonucu ilgili Kurum birimine gönderilir. Zorlayıcı sebeplerle yapılan uygunluk tespiti sonuçları Kurum tarafından işverene bildirilir.

İşveren bu durumu, işyerinde çalışan işçilerin görebileceği bir yere ilan eder ve varsa toplu iş sözleşmesine taraf işçi sendikasına bildirir. İlan yoluyla işçilere duyuru yapılamadığı durumlarda, kısa çalışmaya tabi işçilere yazılı bildirim yapılması gerekir.

V- Kısa Çalışma Ödeneğine Hak Kazanma Şartları:

1- Kısa çalışma ödneğine hak kazanılabilmesi için, işverenin Türkiye İş Kurumuna yapmış olduğu başvurunun uygun bulunmuş olması,

2- Kısa çalışmanın başladığı tarihte, 4447 sayılı Kanunun 50. maddesinde öngörüldüğü gibi, kısa çalışmanın başladığı tarihten önceki son 120 gün içinde işsizlik sigortası dahil prim ödeyerek sürekli çalışmış olması ve son üç yıl için en az 600 gün süreyle sigorta primini ödemiş olması,

Gerekmektedir.

VI- İşçiye Yapılacak Kısa çalışma Ödeneğinin Miktarı:

Günlük kısa çalışma ödeneğinin miktarı, aylık asgari ücretin brüt tutarının % 150’ini geçmemek üzere, sigortalının son iki aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancının % 60’ıdır. İlgili yönetmelikte belirlenen kısa çaılışma ödeneği en fazla üç ayı geçmemek üzere kısa çalışma süresi kadar olacaktır.

Kısa çalışma ödeneği, işyerinde uygulanan haftalık çalışma süresini tamamlayacak şekilde, çalışılmayan süreler için aylık olarak hesaplanır. Kısa çalışma ödeneği, işçinin kendisine aylık olarak her ayın sonunda ödenir. İşçinin kısa çalışma ödeneği aldığı sürenin genel sağlık sigortası primi, İşsizlik Sigortası Fonu tarafından SGK’ya aktarılır.

Kısa çalışma süresinde işçiler genel sağlık sigortası kapsamında oldukları için sağlık hizmetlerinden yararlanabilecektir.

VII- Sonuç:

İşverenin kendi sevk ve idaresinden kaynaklanmayan, genel ekonomik, sektörel veya bölgesel kriz ile önceden kestirilemeyen, bunun sonucu olarak bertaraf edilmesine imkân bulunmayan, geçici olarak çalışma süresinin azaltılması veya faaliyetin tamamen veya kısmen durdurulması ile sonuçlanan dışsal etkilerden kaynaklanan dönemsel durumları ya da deprem, yangın, su baskını, heyelan, salgın hastalık, seferberlik gibi durumlarda, işyerinde üç ayı geçmemek üzere kısa çalışma yapılabilecek ve bu süre zarfında işçilere kısa çalışma ödeneği İşsizlik Sigortası Fonundan ödenecektir.

En büyük temennim, hiçbir işverenin Kısa Çalışma talebinde bulunmak zorunda kalmamasıdır.

Büklüm Sokak No: 9/4 Kavaklıdere- ANKARA
Tel: 0312- 4199369 Fax: 0312- 4199371
e-posta: ahmetagar@ahmetagar.com
Web : www.ahmetagar.com

Belirli Süreli İş Sözleşmesi İle Çalışanların Kıdem Tazminatı Hakkı

Belirli Süreli İş Sözleşmesi İle Çalışanların Kıdem Tazminatı Hakkı

         Ahmet AĞAR
Sosyal Güvenlik Müşaviri     

            I- Giriş:

 

Bilindiği gibi, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 120. maddesindeki hükme göre, yürürlükte bulunan 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesinde kıdem tazminatı ödenmesini gerektiren haller düzenlenmiş olup, belirli süreli iş sözleşmesinin kararlaştırılan sürenin dolmasıyla sona ermesi halinde, kıdem tazminatı ödenmesini gerektiren haller arasında sayılmamıştır.

 

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2014 tarihinde vermiş olduğu kararında, belirli süreli iş sözleşmesi, sözleşmenin sonunda herhangi bir fesih bildirimine gerek olmaksızın kendiliğinden sona ereceğinden; işveren tarafından yapılmış bir fesih sözkonusu olmadığı için, işçinin kıdem tazminatına hak kazanmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir.

 

Belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışanların, sözleşmenin bitimi ile hizmet akdinin kendiliğinden sona ermesinde hangi hallerde kıdem tazminatının ödeneceği veya ödenmeyeceği, bu makalenin konusunu oluşturacaktır.

 

II- Hizmet Akdiyle Çalışanlar İçin Yapılabilecek İş Sözleşmeleri:

İş Kanununa göre İş sözleşmesi, işçi ile işveren arasında yapılan bir hizmet akdidir. Buna göre İşçi, bağımlı olarak iş görmeyi, diğer taraf olan işveren de yapılacak olan bu çalışmaya karşılık ücret ödemeyi taahhüt etmiştir. İş sözleşmesi, özel bir şekle tabi değildir.

Sözleşme Türleri Şunlardır:

            1- Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi: İş ilişkisinin belli bir süreye bağlı olarak yapılmadığı hallerde yani, sözleşmenin hangi tarihte son bulacağı belirtilmemiş ise bu sözleşme, Belirsiz Süreli İş Sözleşmesidir.

            2- Belirli Süreli İş Sözleşmesi: Belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren ile işçi arasında yazılı şekilde yapılan iş sözleşmesi, Belirli Süreli İş Sözleşmesidir.

Örneğin, işçi yalnızca bir baraj yapımı veya bir bina inşaatı için çalışacaksa iş ilişkisinin süresi de bu işlerin tamamlanma süresi ile sınırlı olacaktır. Bu tür sözleşmeler, belirli süreli iş sözleşmeleridir.

3- Kısmi Süreli (Tart-Time) İş Sözleşmesi: İşçinin normal haftalık 45 saat çalışma süresinin, tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlenmesi durumunda sözleşme Kısmi Süreli İş Sözleşmesidir. Kısmi süreli iş sözleşmesinde, çalışma süresi tam çalışma süresinin üçte ikisini geçemez.

4- Çağrı Üzerine Çalışma İş Sözleşmesi: Yazılı sözleşme ile işçinin yapmayı  üstlendiği işle ilgili olarak kendisine ihtiyaç duyulması halinde iş görme ediniminin yerine getirileceğinin kararlaştırıldığı iş ilişkisi, çağrı üzerine çalışmaya dayalı Kısmi Süreli İş Sözleşmesidir. Sözleşmede hafta, ay veya yıl gibi bir zaman dilimi içinde işçinin ne kadar süreyle çalışacağını taraflar belirlemedikleri takdirde, haftalık çalışma süresi 24 saat olarak kararlaştırılmış sayılır. Çağrı üzerine çalıştırılmak için belirlenen sürede işçi çalıştırılsın veya çalıştırılmasın belirlenmiş olan ücrete hak kazanır. Sözleşmede aksi kararlaştırılmamış ise, işçinin çalışacağı zamanlardan en az 4 gün önce işveren çağrıyı yapmak zorundadır.

5- Deneme Süresine Tabi İş Sözleşmesi:

Taraflarca iş sözleşmesine bir deneme kaydı konulduğunda, bunun süresi en çok 2 ay olabilir. Ancak deneme süresi toplu iş sözleşmeleriyle 4 aya kadar uzatılabilir. Deneme süresi içinde taraflar iş sözleşmesini bildirim süresine gerek olmaksızın ve tazminatsız feshedebilir. İşçinin çalıştığı günler için ücreti ve varsa diğer hakları ödenir.

III- İş Kanununa Göre Kıdem Tazminatının Ödenmesi Gereken Durumlar:

İşçiye kıdem tazminatının ödenmesinin gerekli ve zorunlu olduğu durumlar, 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre;

1- İşveren tarafından 4857 sayılı Kanunun 17’nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında,

2- İşçi tarafından 4857 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi uyarınca,

3- Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyla,

4- Bağlı bulundukları kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla,

Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet akdinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır.

5- Ayrıca, 5510 sayılı Kanuna göre, emeklilik için öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları  veya yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılanlara da kıdem tazminatı ödenmektedir.

IV- Belirli Süreli iş Sözleşmesinin Kendiliğinden Sona Ermesi:

 

Yukarıda yazılı bulunan ve 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesinde kıdem tazminatının ödenmesini gerektiren durumlar arasında, belirli süreli iş sözleşmesinin,  iş bitimi nedeniyle ve belirtilen sürenin sonunda kendiliğinde sona ermesi halinde, kıdem tazminatının ödeneceğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır.

 

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.05.2014 tarih ve 2014/710 Karar sayılı Kararında;

 

Belirli süreli iş sözleşmesinin sürenin bitimi ile sona ermesi durumunda; sözleşmenin sürenin bitimi ile kendiliğinden sona ermesi hali 14.maddede sayılan sona erme biçimlerinden olmadığından, diğer bir ifade ile belirli süreli iş sözleşmesi sözleşmenin sonunda herhangi bir fesih bildirimine gerek olmaksızın kendiliğinden sona ereceğinden; işveren tarafından yapılmış bir fesih sözkonusu olmadığı için, işçinin kıdem tazminatına hak kazanması mümkün değildir.”  Şeklkinde hüküm belirtilmiştir.

 

V- Sonuç:

 

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun vermiş olduğu karara göre, İşçinin kıdem tazminatı albilmesi açısından belirsiz süreli iş sözleşmesi yapması yararına olacaktır. Çünkü belirli süreli iş sözleşmesinde süre sona erdiğinde, aksine bir işyeri uygulaması ya da iş veya toplu iş sözleşmesi yoksa, işçi kıdem tazminatına hak kazanamamaktadır.

Ayrıca,  Söz konusu Hukuk Genel Kurulu kararına göre, iş sözleşmesinin belirli süreli olan işçinin, iş güvencesinden yararlanmasının mümkün bulunmadığı nedeniyle, işe iade davasını açma hakkı da bulunmamaktadır.

İşçinin kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için hizmet akdinin, belirsiz süreli iş sözleşmesi kapsamında yapılmış olması gerekir.

                                  

                                  

Büklüm Sokak No: 9/4 Kavaklıdere- ANKARA

Tel: 0312- 4199369  Fax: 0312- 4199371

e-posta: ahmetagar@ahmetagar.com

Web : www.ahmetagar.com