EYT SORUNMUZ MU VAR,YOKSA ÇALIŞMA YAŞAMI DAHAMI İYİLEŞTİRMELİ ?

Bu gün EYT Derneği ile CHP emek kollarının Türkiye Barolar Birliğinde gerçekleştirdikleri etkinliğin ikinci bölümünü dinleme şansına eriştim.

Öncelikle EYT’nin daha sağlam bilgilerle yere bastığını görmek mutluluk verici idi. Örneğin EYT sorununa 19 yıllık denilmesi ve sorunun 1999 yılında başladığını belirtmek yasal düzenlemeler ile örtüşüyor.

Ancak ülkemizin EYT sorunu mu var yoksa sosyal güvenlik sorunu mu var bunu düşünmeden edemedim.

EYT emeklilikte yaşa takılanların eski sigortalılara nazara daha geç yaşta emekli olmaları.

Aksi görüş ileri sürülse de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sosyal güvenlikten doğan hakların  ölçülü olmak suretiyle daraltılabileceğini kabul ediyor. Almanya- Fransa gibi  ülkelerin dahi emeklilik yaşının artırılması karşısında bizim hala daha geride olmamıza rağmen  EYT için erken emeklilik taleplerinin sosyal güvenlik sistemimizi bozacağını kabullenmeden çözüme razı olamayız.

EYT’nin kabulü öncelikle  var olan emeklileri mutsuz edecektir. Pasta bir tane, emekli sayısını artırmak, sosyal güvenlikte en iyi ihtimalle iyileştirmenin önüne  geçecektir. EYT 1 yıl olsa bayram ikramiyesi gelmezdi mesela veya emekli aylıkları reel olarak daha az artacaktır.

Öncelikle emekli aylıkları yeterli midir?  Şöyle bir hesap yapalım 1998 yılında 1 gün sigortası olup halen 60 yaşında olan ve 1 Ekim 2008-29 Ekim 2018 arasında 3.599 günü olup tamamı asgari kazançtan bildirim yapılan 3.600 günle SSK yaşlılık aylığı yaşlılık aylığı alan kişinin bekar olması halinde  Ek ödemeli 670 TL olurken,  bakmakla yükümlü olduğu kişi var ise 759 TL olacaktır. Bu kişinin 2008 ve öncesi günleri çoğaldıkça asgariden aylığı artmış olacaktır. Bu veri BAĞ-KUR’lular bakımından da aynı sonuçları verecektir.

O halde EYT lileri de özendirecek bir aylık tutarı asgari aylık tutarı olmalıdır. Asgari aylığa ilişkin kurallar mevcut halinden son asgari ücretin % 35, den % 40 dan az olamaz şeklinde değişirse aylık bu defa 2.029,50*0 ,35= 710*% 4 ek ödeme ile = 738,73 ocak ve temmuz zamları ile 852 TL ,% 40 kabulü halinde ise  973 TL olacaktır. Zaman zaman alt sınır aylıklarını artıran zamlar olsa da, en azı son asgari kazanç üzerinden hesabı zaman zaman müdahaleden kurtaracaktır. O halde ilk öneri bu yönde gerçekleşip daha adil bir yaklaşımla bağlanan aylık sigortalının kendisi için brüt asgari kazancın % 50 sinden az olamaz denebilmelidir.

-Emekli olup aylığını kestirmeden hem emekli aylığı alıp hem çalışın uygulaması nerede vardır. İşin doğrusu ya emekliyi ya iş yaşamını seç olmalıdır. Bu seçim 65 yaşından önce kullanılamamalıdır.

-Ölenlerin eşleri, kızları 2,3 dosyadan aylık almaya devam etmektedirler. Kimse dur dememektedir. 2. ve sonraki dosyalardan alınan aylıklardan ilk aylıktan sonrakiler zamsız ödenmeye devam edilmeli ve 10.yılın sonunda ölenlerden tek emekli aylığı alınabilmelidir. Kendi aylığı ile sadece ölen eşten aylığa izin verilmelidir. Buraya akan paralar hem EYT’nin, hem mevcut emeklilerin heba olan kaynakları değil midir? Çift aylık alanlar sosyal güvenlik kaynaklarını tüketmiyor mu?

– Sizce ölen sigortalılardan kaçının eşi ve babası ölüm aylığı koşulları gerçekleşmediği için hiçbir hak elde edememiştir. 1000-5000, elli bin çıkın yukarı çıkın, buna çözümü olan var mı, yoksa elimizi SGK kasası yerine kendi cebimize sokup her ay yardım edecek kadar zengin mi,

-EYT’den  önce engelli haklarını kullanıyor muyuz? Örneğin iki konuşmadı hasta idi işten ayrıldım demişti, sahi vergi indirimi ve engellilik hakları iyi kullanılıyor rmu? % 40 tan az engelli veya vergi indirim raporları bir işe yarar mı?, Mesela 1 gün önce, 5 yıl önce ilgilisini emekli eder mi? Kurallar neden bu kadar katıdır. % 35 engellilik bir işe yaramaz mı ? Bunu değiştirmeye talip bir irade varmıdır?

-İlk işe giriş bildirgesi verilip, 1 günü olmayanlara, 1 gün sigortalılık veren bir düzenleme kabul edilmiş olsa EYT’li sayısı 50  bin mi azalır 150 bin mi ?

-Kadınlara sigortalılık öncesi doğum borçlanma hakkı verilmesi EYT sayısını 300 bin-500 bin azaltır mı ?

EYT sayısı azalır diye mi bu konular öncelenmez, nedir hikmeti.

-EYT kaynağı sosyal güvenlik değil de işsizlik sigortası olsa, daha uygun bir uzlaşı ortamı olamaz mı,

-Sosyal güvenlik hakikaten bir asgari bir güvence veriyor mu. Bu sorunun cevabı sağlık hakkı bakımından evet olurken aylık tutarı bakımından yeterli olamıyor. Yeni sistem asgaride çok fazla geriye gidişe neden oluyor. Asgari aylı artarsa bir nebze sorun hafifliyor. Ancak yeni sistem üst aylıkta müthiş bir tutar veriyor.(35 yıl tavan için SSK yaşlılık aylığı 6.500 TL), (Ancak  eski sistemle aylık bu tutarın yarısından daha az bir aylık alınabilmekte),

-Emekli BAĞ-KUR’lu aynı durumdaki çalışan SSK emeklisi iş kazasından yararlanma hakkının zerresi size var mı?

-Çalışma yaşamından kayıt dışılığı kaldırıp atan,  hem günden hem kazançtan hiç kaçak olmasa, eksik gün derdi, eksik aylık derdi tümden kaldırılan bir evrilmeyi sahiplensek, iş alanlarını, üretimi artırsak, sosyal güvenlik sorunlarını, çalışma yaşamında bizbize işçi-işveren ürettiğiniz sorunlardan vergi ve sosyal güvenlik lehine davranarak vazgeçsek, sonra EYT yahut tüm mağduriyet oluşan sorun gruplarına dönsek, adım adım veya bütüncül bir yaklaşımla, iş ve geçim imkanları sunsak, ister kaynağı İŞ-KUR, ister sosyal yardım ama insan onurundan eksiltmeden, sosyal devlete yakışır var olanı daha üst seviyelere çıkaran çözümlerde  buluşsak daha  iyi olmaz mı?

EYT sorunu yaşayan arkadaşlara şunu sormadan edemiyorum.

-Hiç sigortasız çalışmam dediniz mi?

-Sigortam eksik dediniz mi?

-Hastayım neden erken emekli olamıyorum denediniz mi?

-Sosyal güvenlik ülkemizde sadece kendimizden gelmiyor ki, eşten, anne-babadan da geliyor, biz geç emekli oluyorsak, onların iyi emekli aylık tutarlarını nasıl kurgularız sorguladık mı? Bir sosyal güvenlik uzmanından, bilen birinden destek almayı denedik mi? Emekli zamanımız bile gelmiş geçmiş olabilir mi?

EYT’ye yine de teşekkür ediyorum. EYT ile birlikte tüm çalışma ve sosyal güvenlik yaşamı sorunları bir kez daha yeniden yeniden dile geliyor. EYT çözüm bulur veya bulmaz,artık sosyal güvenlik tartışma alanından çıkıp siyasi alanda vücut buldu. Ben Sosyal Güvenlik Uzmanıyım diyen konuşmacılardan Özgür Erdursun beye ayrıca teşekkür ederim.

Paylaş