İŞVEREN İŞÇİLER ARASINDA AYRIM YAPMASI VE İŞTEN ÇIKARILAN İŞÇİNİN HAKLARI?

İŞVEREN İŞÇİLER ARASINDA  AYRIM  YAPMASI  VE  İŞTEN ÇIKARILAN İŞÇİNİN  HAKLARI?


(4857 sayılı İş Kanununun 5. Maddesi)

(4857 sayılı İş Kanununun 18. maddesinin)

(Anayasanın 10 ve 55. Maddeleri)


Değerli okurlarımız bugün kurumsal bir firmada 11 yıllık çalışanın biri beni aradı işine son verildiğini ve hiç bir suçu veya sorunu olmadığını ve bu kararın tamamıyla düşüncesinden dolayı olduğunu bana  aktardı, doğrusu çok üzüldüm çünkü emek ve ekmek için çalışan baş tacımızdır ve bu çalışmamızda özelde ilgili arkadaşımıza da cevap niteliğindedir.


İşçiler işini yapmaz, işveren talimatına uymazsa işten çıkarılır ve tazminat ödenmez. Fakat aynı durumda olan işçilerin bir kısmı çalıştırılmaya devam edilirken diğerlerinin işine son verilmesi hukuka aykırıdır ve işçiye haksız da olsa tazminat hakkı verir.

İş Hukuku bakımından işverene, iş yerinde çalışan işçiler arasında haklı ve objektif bir neden olmadıkça farklı davranmama borcu yüklemektedir. Bu bakımdan işverenin yönetim hakkı sınırlandırılmış durumdadır.


Başka bir ifadeyle işverenin ayrım yapma yasağı, iş yerinde çalışan işçiler arasında keyfi biçimde ayrım yapılmasını  yasaklamaktadır.

Bununla birlikte, eşit davranma borcu veya hakkı, tüm işçilerin hiç bir farklılık gözetilmeksizin aynı duruma getirilmesini gerektirmemektedir. Bahsi geçen ilke, eşit durumdaki işçilerin farklı işleme tabi tutulmasını önlemeyi amaç edinmiştir.

Öte yandan anılan ilke, hakların sınırlandırılmasına değil tesisine hizmet eder.

Eşitlik İlkesi ise en temel anlamda Anayasanın 10 ve 55. maddelerinde de ifade edilmiş, 10. maddede  Herkes, dil, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir  kuralına yer verilmiştir. 55. maddenin kenar başlığı ise

Ücrette Adalet Sağlanması şeklindedir.

Bundan başka eşit davranma ilkesi, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Avrupa Ekonomik Topluluğu Andlaşması, Uluslar Arası Çalışma Örgütünün Sözleşme ve Tavsiye Kararlarında da çeşitli biçimlerde ele alınmıştır.

4857 sayılı İş Kanununun 5. maddesinin ilk fıkrasında, dil, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep gibi sebeplere dayalı ayrım yasağı getirilmiştir. Belirtilen bu hususların tamamının mutlak ayrım yasağı kapsamında ele alınması gerekir.


Eşit davranma ilkesinin uygulanabilmesi için aynı iş yerinin işçileri olma, iş yerinde topluluk bulunması, kolektif uygulamanın varlığı, zamanda birlik ve iş sözleşmesiyle çalışmak koşulları gerekmektedir. 5. madenin 2. fıkrasında ise, tam süreli – kısmi süreli işçi ile belirli süreli – belirsiz süreli işçi arasında farklı işlem yapma yasağı öngörülmüştür.


4857 sayılı İş Kanununun 5. maddesini 3. fıkrasında cinsiyet ve gebelik sebebiyle ayrım yasağı düzenlenmiş ve bu durumda olan işçiler bakımından iş sözleşmesinin sona ermesinde de işverenin eşit davranmak zorunda olduğunu özel olarak vurgulanmıştır.

4857 sayılı İş Kanununun 18. maddesinin (a) ve (b) bentlerinde sözü edilen sendikal nedenlere dayalı ayrım yasağı da mutlak ayrım yasağı kapsamında değerlendirilmiştir.

İşverenin eşit davranma borcuna aykırı davranmasının yaptırımı yine 4857 sayılı İş Kanununun 5. maddesinin 6. fıkrasında düzenlenmiştir. Anılan hükme göre işçinin dört aya kadar ücreti tutarında bir ücretten başka yoksun bırakıldığı haklarını da talep imkanı bulunmaktadır der ilgili kanun.

Yasin kanat

Sosyal  Güvenlik Uzmanı.

Paylaş