RÜCUAN ALACAKLARDA YARGITAY HESAPLAMA İLKELERİNİ DEĞİŞTİRDİ

Eski SSK döneminde iş kazası-meslek hastalığı hallerinde kurumun bağladığı geliri işverenden istediği dava türü  rücuan alacak olarak nitelendirilmişti. 5510 sayılı kanun ile iş kazası yanında 39.madde ölüm ve malüllük hallerinde kasıt varsa kuruma rücu hakkı getirilmiştir. 5510’a göre rücu tutar ve ilkeleri  ise şöyle tablolaştırılabilir.

Gelirin Sebebi                       Sorumlu                  Rücu Oranı         Üst Sınırı

İş Kazası-Meslek Hastalığı   İşveren-Kusur Kadar         İlk  Peşin Değer   Zarar GöreninTazminatı

İş-Meslek-Kayıtsız Sigorta         İşveren                       İlk Peşin Değer         Yok

İş Kazası-Meslek H.             Üçüncü Şahıs                İlk Peşinin Yarısı         Yok

Ölüm-Malüllük Aylığı            Üçüncü Şahıs                İlk Peşinin Yarısı         Yok

Bilindiği gibi 506 sayılı dönemde bağlanan gelirlerin rücularında kesinleşmemiş olaylar için gerçek zarar hesabı gözetilmeden ilk peşin değerlerin işveren kusur karşılığı rücu edilmektedir.

Hesaplama ilkeleri ise yukarıda tabloda görüldüğü gibi, yalnızca iş kazası ve meslek hastalığı hallerinde, işverenin sorumluluğunda (md.21/1) söz konusudur. Md.21/4’te ilk peşin gelirin yarısından sorumlu üçüncü şahıs, kayıtsız sigortalı çalıştıran işveren (md.23) kusurlu olmasa da tüm zarardan  sorumluluğunda  ve 39. maddede uzun vadeli sigorta olan ölüm ve malüllüğe kasten neden olmada  hallerinde gerçek zarar hesabı yoktur. Örneğin rücu edilecek peşin değerin 100.000 olduğu bir olayda, zarar gören veya hak sahiplerinin zararı hiç bulunmasa bile rücu gerçekleşecektir.

Üst sınırda denen gerçek zarar hesabı zarar görenlerin isteyebilecekleri maddi tazminat tutarını ifade etmektedir.

Yargıtay 10.Hukuk Dairesi eski kararlarında mülga 506’ya göre oluşturulan peşin değerlerin hesaplamasında kullanılan zarar görenin-gelir alanın yaşam sürelerini gösteren PMF Fransa yaşam tablolarını kullanmakta idi.

Sosyal Güvenlik Kurumu eskiden PMF kullanırken 5510 ile CSO 1980 yaşam tablolarını kullanmaya başlamış ve 25.09.2012 tarih 2012/32 sayılı genelge ile bu defa milli yaşam tablosu olan TRH-2010 kullanılmaya başlanılmıştır.

Yaşam tablolarının kullanılması ile sigortalı ve hak sahiplerine bağlanan gelir ve aylıklar artmamaktadır. Artan SGK’nun rücu edebileceği tutarlardır. Buna göre ödenen geliri alanların daha uzun süre yaşayacakları kabul edilmektedir.

Sigortalı veya hak sahiplerinin açtıkları tazminat davalarında (Yargıtay 21.Hukuk Dairesinin görev alanına girmektedir) hesaplamalar yine PMF ömür tablosuna ve % 10 artırım, % 10 iskonto usulüne göre yapılmaktadır.

Rücuan alacak davalarına bakan Yargıtay 10 Hukuk Dairesi ise erişebildiğimiz, 13.12.2013 tarih ve E.2012/21268, K.2013/24392 (Şua İ.H. İş ve Sosyal Güvenlik Uygulama Rehberi 2.Bası sh.160) ve 27.09.2012 tarih, E.2012/10570, K.2013/17631 (yayımlanmamış) BOZMA kararlarında özetle,

-SGK uygulamalarında peşin değer hesaplamalarında % 5 iskonto usulü uygulandığından, bilinmeyen hesap dönemleri için gerçek zarar % 5 iskonto ve % 5 artırıma tabi tutulmalıdır (Eskisi % 10 artırım-% 10 iskonto idi),

-Gerçek zarar hesabına PMF yerine TRH 2010 tabloları esas alınmalıdır.

-% 60 oranını geçmeyenler için pasif dönem hesabı yapılmamalıdır.( Asgari ücretin neti üzerinden ve genelde 60 yaş sonrası için yaklaşık 10-15 yıl için yapılmakta idi)

-Ölenin gelirinin % 70’inin % 50 si eşe % 25’i çocuklara verildiğinden hesaplama dağıtımları gelir bağlama ilkelerine göre olmalıdır.

Uygulama ile  1.10.2008 tarihinden sonraki olaylar nedeni ile bağlanan gelir ve aylıklardan rücuan alacak davalarında sorumlulukları, SGK uygulamalarına yaklaştırılarak  zarar işverenlerin sorumluluklar zarar görenlerin yaşlarına göre % 10-15 orasında artmış bulunmaktadır.

Paylaş